12. Ceza Dairesi 2015/16077 E. , 2016/13606 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle Yaralama
Hüküm : TCK"nın 89/4, 62/1, 50, 52/2-4, 53/6. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK"nın 61/1 ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle TCK"nın 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen cezanın alt ve üst sınırları arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, katılanların dosya kapsamında sadece ön raporlarının olduğu, katılan ...’daki yaralanmanın niteliği dikkate alındığında katılanların kat’i sağlık raporlarının alınmadığı olayda, asli kusurlu olduğu mahkemece de kabul edilen sanık hakkında, temel cezanın asgari hadden uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığın olay günü sevk ve idaresindeki aracı ile gündüz vakti, tek yönlü iki şeritli, 7 mt genişliğindeki ve U dönüşü yapılamaz levhalarının mevcut olduğu yolda seyir halindeyken, U dönüşünün yasak olmasına rağmen, yolun sağında bulunan cebe girmeden, yolun önce sağına gelip sonra solundan U dönüşü yapmak suretiyle kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği olayda; sanık hakkında bilinçli taksir koşullarının oluştuğu gözetilmeksizin tayin olunan cezasının TCK"nın 22/3. maddesi uyarınca arttırılmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi sayılmamıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.05.2013 tarih 2013/11-87-245 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, vekalet ücreti kişisel hakka ilişkin olup, kişisel hakka ilişkin kanuna aykırılıkların Yargıtay tarafından bozma konusu yapılabilmesi için, hükmün karşı hak sahibi tarafından temyiz edilmiş olması gerekir. Bu nedenle, kendilerini vekil ile temsil ettiren katılanlar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, temyiz edenin sıfatına göre, bozma sebebi olarak kabul edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında tayin edilen hapis cezasının gün para cezasına çevrilmesi sırasında, adli para cezasının tespitine esas tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle TCK"nın 52/3. maddesine aykırı hareket edilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususlarda aynı Kanun"un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hükmün dördüncü paragrafındaki “TCK"nın 50 ve 52/2. maddesi gereğince sanığa verilen 5 ay hapis cezasının sanığın ekonomik ve sosyal durumu dikkate alınarak günlüğü takdiren 20 TL"den paraya çevrilmesine ve sanığın 3.000 TL ADLI PARA CEZASI İLE MAHKUMİYETİNE, ” ibaresinin, “sanık hakkında hükmedilen 5 ay hapis cezasının TCK"nın 50/4. maddesi atfıyla aynı Kanun"un 50/1-a maddesi gereğince 150 gün karşılığı adli para cezasına çevrilmesine, TCK"nın 52/2. maddesi gereğince bir gün karşılığı takdiren 20,00 TL olarak belirlenerek, sonuç olarak sanığın 3.000 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRLMASINA,” şeklinde değiştirilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.