8. Hukuk Dairesi 2018/5949 E. , 2020/7457 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekillerinin 830 ada 17, 19 ve 20 numaralı parsellerde hissedar olup bu parseller üzerine sıralı 11 adet dükkan yaptıklarını, davalının 830 ada 20 nolu parselde kalan 284 numaralı dükkanı işgal ettiğini, belediyenin 14.04.2004 tarihinde İmar düzenlemesi yaptığını, 830 ada 17, 19 ve 20 numaralı parsellerin 2040 ada 1 ve 2 numaralı parseller olduğunu, 3194 sayılı İmar Kanununun 18.maddesi gereği müvekkillerinin 284 numaralı dükkanın bedeli kendilerine ödeninceye kadar kullanma hakkına sahip olduklarını, şimdilik 10.000 TL ecrimisil bedelinin 17.04.2004 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, dava konusu dükkanı 2004 yılında ... adlı kişiden devraldığını ve masraf yaparak dükkanı yeniden inşa ettiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu dükkanın imar uygulaması nedeniyle park ve imar yolu alanı içinde kaldığı ve davacıların bu yerde hisseleri olduğunu kanıtlayamadıkları gerekçesiyle dava reddedilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından, davacıların paydaş olduğu 830 ada 17, 19 ve 20 nolu parsellerin ... Belediyesi’nin 14.07.2004 tarihli encümen kararına göre imar uygulamasına tabi tutulduğu , parsellerin 2040 ada 1 ve 2 nolu parsel numaralarını aldığı, dava konusu 284 nolu dükkanın 830 ada 20 nolu parsel içerisindeyken imar uygulamasından sonra park alanı ve imar yolu içerisinde kaldığı , dükkana yönelik olarak belediye tarafından davacılara bir bedel ödenmediği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, taraflar arasındaki çekişmenin 3194 sayılı Yasanın 18.maddesi hükmünün gözetilmek suretiyle çözüme kavuşturulacağı açıktır.
Ne var ki, Mahkemece bu hususta yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Bilindiği üzere; yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz"ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus Medeni Kanun"un 684. maddesinde açıkca vurgulanmıştır. Ne varki, yürürlükten kalkmış olan 6785 sayılı Yasanın l605 sayılı Yasa ile değişik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3l94 sayılı İmar Yasasının l8. maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır.
Somut olaya gelince, dava konusu dükkanın yer aldığı eski 830 ada 20 nolu parselde davacıların paydaş oldukları ve dava konusu dükkanın davacılara ait olduğu hususunda çelişki bulunmamaktadır. Yukarıda da belirtildiği üzere imar uygulaması sonucunda taşkın yapı olarak kalan veyahut 3. kişinin arsasında kalan muhdesatlar (yapılar) yönünden bedeli ödenmedikçe maliklerin kullanımına engel olunamaz. Dava konusu taşınmazın davalı tarafından kullanıldığı da hem davalı beyanından hem de keşfen sabittir. Davalının kullanımı haklı bir sebebe dayanmadığından kullandığı döneme ilişkin olarak ecrimisil ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Mahkemece davalının kullandığı dönemler tespit edilerek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken davanın yanılgılı gerekçelerle reddi doğru olmamıştır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyizinin yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK"nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK"un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK"un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, taraflarca HUMK"un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 23.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.