
Esas No: 2019/877
Karar No: 2020/3578
Karar Tarihi: 08.12.2020
Danıştay 13. Daire 2019/877 Esas 2020/3578 Karar Sayılı İlamı
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/877
Karar No : 2020/3578
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Kurumu
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : Otogaz bayilik lisansına sahip davacıya ait otogaz istasyonunda otogaz dispenserinden LPG mutfak tüpüne dolum yapıldığından bahisle 250.000,00-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kurul) 14/12/2008 tarih ve 1880/40 sayılı kararının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Mutfak tüpüne dolum yapılmasının söz konusu olmadığı, tutanakta mutfak tüpü doldurulduğunun görüldüğünün yazıldığı, ancak polisler tarafından yapılan aramada tüp dolumuna yarayan aparat bulunmadığı ve aparat olmadan pompadan direkt dolum yapılamayacağı, denetimin yasal olmadığı, denetimde Kurum yetkililerinin bulunmadığı ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI :
5307 sayılı Kanun'un 12. maddesinin verdiği yetki çerçevesinde yapılan denetimlerde, davacının işlettiği otogaz istasyonunda, Kanun'un 7. maddesine aykırı olarak mutfak tüpü dolumu yapıldığının tespit edildiği, bu tespite dayanılarak verilen idarî para cezasında Kanun'a aykırılık bulunmadığı belirtilerek, davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NUN DÜŞÜNCESİ :
Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ :
Dava; otogaz bayilik lisansı olan davacının, otogaz istasyonunda mutfak tüplerine dolum yaptığının tespit edildiğinden bahisle idarî para cezası verilmesine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 14/12/2008 günlü, 1880/40 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Danıştay Onüçüncü Dairesinin 12/06/2012 günlü, E:2009/1343, K:2012/1697 sayılı kararıyla; davacıya ait tesiste, 5307 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca yapılan denetimler sonucu düzenlenen ve söz konusu idarî para cezasına esas alınan 28/08/2008 tarihli tutanakta, gece 22:30 civarında piknik tüpüne gaz basıldığının görülmesi üzerine olay yerine gelindiği, iş yeri çalışanı ...'nın pompa ile tüp doldurmaya başladığının görüldüğü, ... adlı tüp sahibi şahsın aracının içerisinde 2 adet daha tüp olduğu ve ağırlıklarından onların da dolu olduğunun anlaşıldığı hususlarının tespit edildiği ve söz konusu tutanak esas alınarak idarî para cezası tesis edildiğinin anlaşıldığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Denetim Dairesi Başkanlığı tarafından davacıya yazılan 09/10/2008 günlü, 6253 sayılı savunma isteme yazısının incelenmesinden, savunmanın LPG otogaz istasyonunda otogaz dispenserinden LPG tüpüne dolum yapmakta kullanılan dolum aparatlarının tespit edildiğinden bahisle istenildiği, oysa 28/08/2008 tarihli tutanakta LPG tüpü dolumuna yarayan aparat bulunduğuna ilişkin herhangi bir tespitin yapılmadığı anlaşıldığından, davacıya kendini gereği gibi savunma imkanı tanınmaksızın idarî para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle dava konusu Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 14/12/2008 günlü, 1880/40 sayılı kararının iptaline karar verildiği, davalı idarenin temyiz talebi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 29/12/2016 tarih ve E: 2013/201, K:2016/3990 sayılı kararı ile; dava konusu işleme esas alınan 28/08/2008 tarihli tutanakta, davacıya ait tesis önünden geçen ekip tarafından petrol gaz pompası önünde bulunan otomobil yanında küçük piknik tüpü tabir edilen tüpe gaz basıldığının görülmesi üzerine olay yerine gelindiği, işyeri çalışanı olduğu anlaşılan kişinin pompa ile tüpe gaz doldurmaya başladığının görüldüğü, bir diğer kişinin başında beklediğinin görüldüğü, tüp sahibi olduğu, araç içerisinde 2 adet daha mavi renkli üzerinde İpragaz ibareli tüpün bulunduğunun görüldüğü, bu tüplerin de ağırlıklarından dolu olduklarının anlaşıldığı hususlarının tespit edildiği, davacının davalı idareye gönderdiği savunmada tüplerle gelen şahsın personelden doldurmasını isteyip ısrar ettiği, personelin tüp dolumunun yasak olduğunu, zaten doldurmak için aparat bulundurmadıklarını, tüpleri alıp götürmesini söylediğini, o sırada polislerin geldiğini, kendisinin istasyonda tüp doldurmadığını, aparat bulundurmadığını ifade ettiği anlaşılmış olup, her ne kadar davalı idarenin davacıya gönderdiği 09/10/2008 tarihli ve 6253 sayılı savunma isteme yazısı ile davacının otogaz istasyonunda otogaz dispenserinden LPG tüpüne dolum yapmakta kullanılan dolum aparatlarının tespit edildiğinden bahisle savunması istenilmişse de davacının idareye verdiği yukarıda belirtilen savunmasında tüp dolumu yaptığı ithamına ilişkin olarak da savunmada bulunduğu açıkça görülmekle, dava konusu olayda davacının savunma hakkının kısıtlandığından bahsedilemeyeceğinden, dava konusu işlemin davacıya kendini gereği gibi savunma imkanı tanınmaksızın tesis edildiği gerekçesiyle iptali yönündeki Daire kararının BOZULDUĞU anlaşılmaktadır.
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 38. maddesinde, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun, idari dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinin 1. fıkrasında da, Danıştay Dava Dairelerinin nihai kararlarının Danıştay’da temyiz edilebileceği, 49. maddesinin dördüncü fıkrasında ise; Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50’nci madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı öngörülmüştür.
2577 sayılı Yasanın 49. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan düzenleme ile; Danıştay Dava Dairelerine, ilk derecede bakılan davalarla ilgili Dava Daireleri Kurulunun bozma kararlarına karşı eski kararlarında ısrar edebilme yetkisi tanınmadığı açıktır.
Bu durumda; otogaz bayilik lisansı olan davacının, otogaz istasyonunda mutfak tüplerine dolum yaptığının tespit edildiği açık olup davacıya bu nedenle idarî para cezası verilmesine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 14/12/2008 günlü, 1880/40 sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Dairemizin 12/06/2012 tarih ve E:2009/1343, K:2012/1697 sayılı dava konusu işlemin iptali yolundaki kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 29/12/2016 tarih ve E:2013/201, K:2016/3990 sayılı kararıyla bozulması üzerine işin gereği yeniden görüşüldü:
MADDİ OLAY:
Davacıya ait LPG otogaz istasyonunda 28/08/2008 tarihinde yapılan denetim sonucunda düzenlenen ve idarî para cezasına esas alınan tutanakta, istasyonda bulunan mutfak tüpüne dolum yapıldığının belirtildiği, bunun üzerine mutfak tüpüne dolum yapmak ve tüp dolum aparatı bulundurmak fiillerinden dolayı davacının yazılı savunmasının alınmasına karar verildiği, Kurul'un dava konusu kararıyla yazılı savunma yeterli görülmeyerek LPG tüpüne dolum yapıldığından bahisle davacıya 250.000,00-TL idari para cezası verilmesi üzerine anılan Kurul kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
HUKUKİ SÜREÇ:
Dairemizin 12/06/2012 tarih ve E:2009/1343, K:2012/1697 sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, anılan kararın davalı idare tarafından temyiz edildiği, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 29/12/2016 tarih ve E:2013/201, K:2016/3990 sayılı kararı ile;
"Dosyanın incelenmesinden, dava konusu işleme esas alınan 28/08/2008 tarihli tutanakta, davacıya ait tesis önünden geçen ekip tarafından petrol gaz pompası önünde bulunan otomobil yanında küçük piknik tüpü tabir edilen tüpe gaz basıldığının görülmesi üzerine olay yerine gelindiği, işyeri çalışanı olduğu anlaşılan kişinin pompa ile tüpe gaz doldurmaya başladığının görüldüğü, bir diğer kişinin başında beklediğinin görüldüğü, tüp sahibi olduğu, araç içerisinde 2 adet daha mavi renkli üzerinde İpragaz ibareli tüpün bulunduğunun görüldüğü, bu tüplerin de ağırlıklarından dolu olduklarının anlaşıldığı hususlarının tespit edildiği, davacının davalı idareye gönderdiği savunmada tüplerle gelen şahsın personelden doldurmasını isteyip ısrar ettiği, personelin tüp dolumunun yasak olduğunu, zaten doldurmak için aparat bulundurmadıklarını, tüpleri alıp götürmesini söylediğini, o sırada polislerin geldiğini, kendisinin istasyonda tüp doldurmadığını, aparat bulundurmadığını ifade ettiği anlaşılmış olup, her ne kadar davalı idarenin davacıya gönderdiği 09/10/2008 tarihli ve 6253 sayılı savunma isteme yazısı ile davacının otogaz istasyonunda otogaz dispenserinden LPG tüpüne dolum yapmakta kullanılan dolum aparatlarının tespit edildiğinden bahisle savunması istenilmişse de davacının idareye verdiği yukarıda belirtilen savunmasında tüp dolumu yaptığı ithamına ilişkin olarak da savunmada bulunduğu açıkça görülmekle, dava konusu olayda davacının savunma hakkının kısıtlandığından bahsedilemeyeceğinden, dava konusu işlemin davacıya kendini gereği gibi savunma imkanı tanınmaksızın tesis edildiği gerekçesiyle iptaline ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin 12/06/2012 günlü, E:2009/1343, K:2012/1697 sayılı kararının bozulması gerekmektedir." gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihaî kararlarının Danıştay'da temyiz edilebileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, İdarî Dava Daireleri Kurulu'nun, idarî dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği; 2577 sayılı Kanun'un 49/4. ve 50. maddelerinde, Danıştay dava dairelerine ısrar imkânı tanınmayıp, Danıştay İdarî ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu kurala bağlanmıştır.
Öte yandan, 5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrasının (4) numaralı bendinde, otogaz bayilerinin, "Otogaz istasyonlarında LPG tüpü dolumu ve satışı yapmamak, LPG tüpü dolumuna yarayan hiçbir alet, makine ve teçhizatı istasyon dâhilinde bulundurmamak" ile yükümlü oldukları, dava konusu işleme ilişkin fiil tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 16. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendinde, bu Kanun'un 5, 6 ve 7. madde hükümlerinin ihlâli halinde sorumlulara ikiyüzellibin Türk Lirası idarî para cezası verileceği belirtilmiştir.
7164 sayılı Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 35. maddesi ile 5307 sayılı Kanun'un 16. maddesi yeniden düzenlenmiş ve maddenin ikinci fıkrasının (ç) bendi ile 7. maddenin ikinci fıkrasının (4) numaralı bendinin ihlâli hâlinde otogaz bayilik lisansı sahiplerine yüzbin Türk Lirasından az olmamak ve beşyüzbin Türk Lirasını geçmemek üzere fiilin işlendiği tarihten bir önceki yılda ilgili lisansa konu LPG piyasası faaliyetine ilişkin net satış hasılatının binde onu oranında idarî para cezası uygulanacağı kurala bağlanmıştır.
7164 sayılı Kanun'un 37. maddesi ile 5307 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 8. maddesinin ikinci fıkrasında, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Kurul kararına bağlanmış, ancak tahsilatı tamamlanmamış olan idarî para cezaları, işlenen fiil için bu Kanunla birlikte daha düşük bir idarî para cezası uygulanmasının öngörülmesi hâlinde, ilgili vergi dairesince 16. maddenin ilgili bentlerinde belirlenmiş olan asgarî maktu hadden tahsil edilir. Kısmen veya tamamen tahsil edilen idarî para cezaları iade edilmez." kuralına yer verilmiştir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesinde, "Kabahat" deyiminin, Kanun'un karşılığında idarî yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlamına geldiği; 3. maddesinde, bu Kanun'un, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde, diğer genel hükümlerinin, idarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; "Zaman Bakımından Uygulama" başlıklı 5. maddesinde, 26/09/2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı, kabahatler karşılığında öngörülen idarî yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından ise derhâl uygulama kuralının geçerli olduğu; bu maddenin atıf yaptığı 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrasında da, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağı kurala bağlanmıştır.
Kanun koyucu tarafından, Kurulca karara bağlanmış, ancak tahsilatı tamamlanmamış idarî para cezalarının, işlenen fiil için 5307 sayılı Kanun'un 7164 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 16. maddesinde daha düşük bir idarî para cezası uygulanması öngörülmüş ise asgarî maktu hadden tahsil edilmesi vergi dairesine bir görev olarak verilmiştir. İlgili vergi dairesinin kanunen üstlendiği bu görevi yerine getirmesi açısından önemli olan husus, idarî para cezasının keşinleşmesi değil, tahsilatının tamamlanmamış olmasıdır. Dolayısıyla söz konusu düzenleme, tamamen tahsilat aşamasına özgü bir kural niteliğindedir. İdarî para cezasının iptali istemiyle dava açılsın veya açılmasın, bu kuralın tahsilatı tamamlanmamış idarî para cezalarına uygulanması vergi dairesi açısından bir zorunluluktur.
İlgili vergi dairesi, dava açılıp açılmadığına bakılmaksızın tahsilatı tamamlanmamış idarî para cezasının miktarında lehe bir değişiklik varsa bunu tespit etmekle ve uygulamakla yükümlü bulunduğundan, tahsilat aşamasına özgü olan anılan kuralın, idarî para cezasının iptali istemiyle açılan davalarda dikkate alınmasına gerek bulunmamaktadır.
Her ne kadar 2577 sayılı Kanun'un 49/4. ve 50. maddelerinde, Danıştay dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarınca bozulması hâlinde, Danıştay dava dairelerine ısrar imkânı tanınmamış ise de; gerek AİHS'nin 7. maddesinin birinci fıkrası, gerekse Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrası ile 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrası dikkate alındığında, idarî yaptırımlar bakımından ceza verilmesinin dayanağı kuralın yürürlükten kaldırılması veya lehe düzenleme yapılması yoluyla ortaya çıkan yeni hukukî durumun dikkate alınması gerekmektedir.
Bu itibarla, idarî para cezasının miktarında lehe olan değişikliğin tahsilat aşamasında vergi dairesince dikkate alınacak olması sebebiyle, İdari Dava Daireleri Kurulu kararında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin ve davalı idare tarafından temyiz aşamasında yapılan …-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 08/12/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
İdari para cezalarında, ceza verilmesinin dayanağı kuralın yürürlükten kaldırılması veya lehe düzenleme yapılması hâlinde, uyuşmazlığın ortaya çıkan yeni hukukî durum dikkate alınarak sonuçlandırılacağı açık olduğundan, yargı organlarınca, yeni yasal düzenlemenin ilgililerin lehine olup olmadığı araştırılarak karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, lehe kanunun varlığının tespitinin yargı organlarınca yapılması gerektiği, vergi dairesinin böyle bir yetkisinin ve görevinin bulunmadığı, idari para cezalarına ilişkin düzenlemeler incelendiğinde özellikle alt ve üst sınırın belirlendiği ve nispî oranda cezalandırılmanın öngörüldüğü düzenlemede yargı organlarınca gerekli araştırma yapılarak lehe kanunun var olup olmadığı tespit edildikten sonra lehe kanunun varlığı hâlinde idari para cezasının iptaline karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.