23. Hukuk Dairesi 2018/2478 E. , 2020/2689 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki kooperatif genel kurur kararının iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın esastan reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı, davalı kooperatifin ortağı olduğunu, 23.10.2016 tarihli genel kurulda alınan 3 ve 4 no.lu kararların aleyhe hükümler içerdiğinden usul ve yasaya aykırı olduklarını ileri sürerek, 23.10.2016 tarihli genel kurulda alınan 3 ve 4 no.lu kararların iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, dava konusu genel kurulun 3. maddesi ile alınan kararın kooperatif giderlerine katılım payına ilişkin bir karar olduğu, ek ödeme yükümü yahut kişisel sorumluluğu ağırlaştırıcı niteliği bulunmadığı, mevcudun yarıdan 1 fazlasının olumlu oyu ile anılabilecek bir karar olduğu, bu sebeplerle yokluğunun ya da iptalinin söz konusu olamayacağı, 4. madde ile alınan kararın ise anasözleşme uyarınca alınması gerekli teknik heyet raporuna dayanmadığı, afaki ve hayali olduğu, iptalinin gerektiği ayrıca davacının bu maddenin lehine olması halinde dahi iptaline muvafat ettiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, davacının istinaf başvurusu, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince esastan reddedilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu"nun 23. maddesi uyarınca ortaklar, hak ve yükümlülüklerde eşit konumdadır. Yönetim kurulu bu ilkenin dışına çıkmak istediği takdirde, bu hususu, genel kurul gündemine alarak, genel kurulun tartışmasına açıkça sunması gerekmekte veya genel kurulun yapılan uygulamayı açıkça ya da zımnen benimsemesi icap etmektedir. Bu nedenle, sabit ve peşin bedel ödemek suretiyle ortaklığa alınmadaki bu usule uyulmamışsa, böyle bir ortağın (devam eden inşaatların finansmanına katılımı için) üyelik aidat yükümlülüğü devam eder. Açıklanan usule uyulmuşsa, ortaklığa alınmadaki bu farklılık, ortaklığa alındıktan sonra üyelik aidatı istenmesini mümkün kılmaz ise de, kooperatifin amacına ulaşıncaya kadar yapılan genel yönetim ve alt yapı giderlerinden
ortağın sorumluluğu devam eder. Genel kurulca açık yetki verilmedikçe ya da benimsenmedikçe, 1163 sayılı Kanun"un 23. maddesine aykırı şekilde yönetim kurulunun diğer ortaklardan farklı statüde ortaklığa kabul kararı vermesine veya akçalı konularda bir ortağı farklı statüde konumlandırmasına geçerli hukuki sonuç bağlanamaz. Davacıya üyeliği devreden kişinin peşin bedelli ortak olduğunun belirlenmesi halinde, davacının da peşin bedelli ortak olarak kabul edileceği tartışmasızdır.
Somut olayda, davalı kooperatifin 30.06.2010 tarihli genel kurul gündeminin7. maddesinde A blok 1-2-21-22 ve B blok 1-2-21-22 no"lu dairelerin satışı için yönetim kuruluna araştırma yetki verilmesi, 8. maddede ise adı geçen dairelerin asgari fiyatlarının tespit edilerek bu fiyatlardan aşağı olmamak üzere satılması hususunda yine yönetim kuruluna yetki verilmesi kararlaştırılmıştır. Bu yetki çerçevesinde davalı kooperatif yönetim kurulu tarafından B blok 1 no.lu dairenin davacıya satışı gerçekleştirilmiştir. Genel kurulca alt sınırı belirlenmek suretiyle tespit edilen satış fiyatı üzerinden ve yine genel kurulun verdiği yetki neticesinde, yönetim kurulunun belirli bir taşınmazı davacıya satması ile kurulan ortaklık ilişkisinin davacı bakımından peşin bedelli ortaklık olacağı tartışmasızdır. Açıklanan nedenlerle iptali istenen 23.10.2016 tarihli genel kurulun 3. maddesinin davacı açısından iptali gerekmektedir. Aynı şekilde peşin bedelli ortak olduğu tartışmasız olan davacı bakımından, kredi çektirmek yahut şerefiye bedeli tayin etmek suretiyle bedel tahsili yoluna gidilmesi de mümkün değildir.
Mahkemece, yazılı nedenlerle 23.10.2016 tarihli genel kurulda alınan 3 ve 4 no.lu kararların iptaline hükmedilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı gerekçeye dayalı olarak davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının talep halinde temyiz edene iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 09.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.