
Esas No: 2010/1889
Karar No: 2010/2367
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2010/1889 Esas 2010/2367 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : SİNCAN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/01/2009
NUMARASI : 2008/207-2009/31
Taraflar arasında görülen davada;Davacı, kayden maliki bulunduğu 8 nolu bağımsız bölümü gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile davalıya sattığını, davalı koşullarını yerine getirmediğinden anılan sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiklerini ileri sürüp, elatmanın önlenmesine 2.860.00.-YTL. ecrimisilin ve taşınmaz teslim edilinceye kadar aylık 600.00.-YTL ecrimisilin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, yargılamaya katılmadığı gibi davaya cevap da vermemiştir.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazı davacının aralarında yaptıkları protokol ile davalıya satmayı vaat edip zilyetliğini devrettiği, davalı sözleşme gereğince ödemesi gereken taksitleri ödemediğinden davacının sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiği, taraflar arasında kullanım bedelinin aylık 600.00.-YTL olarak belirlendiği, taşınmazın halen boş olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi. ..ın raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, bağımsız bölüme elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; mahkemece, taraflar arasında düzenlenen 08.05.2007 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin 6. maddesi hükmü gözetilerek kullanım bedeli isteği yönünden davanın kabul edilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalının temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Davacının temyiz itirazlarına gelince; bilindiği üzere elatma haksız eylem niteliği taşır. Bu tür davalar haksız eylemi gerçekleştiren aleyhine açılır. Taşınmaz kullanılmıyor olsa dahi, malikin kullanımına engel olmak da, bir haksız eylemdir.
Somut olayda, dava konusu taşınmazın dava açıldığı tarih itibariyle davalının kullanımında olduğu tartışmasız olup, uyuşmazlık yargılama sırasında yerin boşaltılıp boşaltılmadığı yönündedir. Mahkemece, bu hususta bir araştırma yapılmadan, 16.12.2008 tarihli inşaat bilirkişi ek raporundaki dava konusu yerin ‘boş’ olduğu yolundaki ibareye dayanılarak davanın elatmanın önlenmesi isteği yönünden konusuz kaldığı kabul edilerek karar verilmesine yer olmadığı doğrultusunda hüküm tesis edildiği görülmektedir.
Ne varki, çekişmeli yer davalı tarafından boşaltılmış olsa bile, anahtarı davacıya teslim edilmemiş ise müdahalenin devam ettiği kabul edilmelidir. Nitekim, istikrar kazanan Yargıtay uygulamaları ve bilimsel görüşler de bu yöndedir.
Hal böyle olunca; dava konusu taşınmazın boşaltılıp, anahtarının davacıya teslim edilip edilmediğinin duraksamaya yer bırakmayacak şekilde araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
Davacının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK."nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 04.3.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.