2. Hukuk Dairesi 2014/1878 E. , 2014/2963 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Bursa 7. Aile Mahkemesi
TARİHİ :23.10.2013
NUMARASI :Esas no:2012/635 Karar no:2013/802
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı, Bulgaristan"dan 25.07.1989 tarihinde “göçmen” olarak gelmiş, Bakanlar Kurulu"nun 30.4.1990 tarihli 1990/393 sayılı kararıyla Türk vatandaşlığına alınmıştır. Aynı tarihte yine “göçmen"’ olarak Türkiye"ye gelen ve Bakanlar Kurulu’nun aynı tarihli kararıyla Türk vatandaşlığına alınan 8.12.1968 doğumlu “ Sevinç” isimli kadınla farklı yerlerdeki nüfus kayıtları, (Sevinç"in kaydı, davacının kayıtlı olduğu haneye taşınmak suretiyle) birleştirilmiş; davacıya Buca Nüfus Müdürlüğünce 25.1.1996 tarihinde “uluslararası evlenme cüzdanı” tanzim edilerek verilmiştir.
Davacı ile, “eşi” olarak bu haneye kaydı aktarılan Sevinç Nalbant"ın Bulgaristan"da o ülke kanunlarına uygun şekilde gerçekleşmiş bir evliliklerinin bulunmadığı, “göçmen” belgesindeki “evli” olduklarına ilişkin bilginin beyana dayanılarak yazıldığı, davacı vekilinin 14.12.2009 tarihli oturumdaki beyanından ve Nilüfer İlçesi Nüfus Müdürlüğü"nün 23.10.2009 tarihli yazısından anlaşılmaktadır. Buna göre, davacının, evli olduğuna ilişkin Bulgaristan makamlarınca verilmiş resmi bir belge de sunulmadığına göre, Bulgaristan’da o ülke yasalarına uygun olarak geçerli biçimde oluşmuş bir evliliğinin bulunmadığı tartışmasızdır. Esasen mahkemenin kabulü de bu yöndedir. Ne var ki; davacıya Buca Nüfus Müdürlüğünce 25.1.1996 tarihinde Uluslararası Evlenme Cüzdanı tanzim edilip verilmiş ve “eşi” olduğundan bahisle bir başka yere tescil edilmiş olan Sevinç isimli kadın"ın kaydı, bu ikisinin birlikte başvurusu üzerine davacının kayıtlı olduğu haneye 1992 tarihinde taşınmıştır. Bu taşınma işlemine esas alınan 31.8.1992 tarihli “yer değiştirme tutanağında” imzalar kısmında iki ayrı imza mevcuttur. Sevinç"in kaydının, davacının hanesine taşınmasına ilişkin başvurunun yapıldığı tarihte, “Bir Evlenme Akdine Dayanmayan Birleşmelerin Evlilik ve Evlilik Dışında Doğan Çocukların Düzgün Nesepli Olarak Tesciline İlişkin” 3716 sayılı Kanun, yürürlüktedir. (R.G. 16.5.1991 tarih ve 20873 sayı) Bu kanun, aralarında bir evlenme akti olmaksızın birleşip karı koca gibi yaşayanların evlenmelerine yasal bir engel bulunmadığı takdirde bu beraberliklerinin “evlilik” olarak ve bu beraberlikten doğan çocukların da düzgün nesepli olarak tesciline imkan vermektedir. Anılan yasaya göre, bir evlenme akdine dayanmayan birleşmelerin “evlilik” olarak tescili için; evlenmelerine kanuni bir engelin bulunmaması, bu beraberliklerinden dünyaya gelmiş çocuklarının bulunması, her ikisinin de birbirleriyle evlenmek istediklerini yazılı olarak beyan etmeleri şarttır. (3716 s. K. m. 6) Bu Kanun, yayımı tarihinden itibaren beş yıl sonra yürürlükten kalkmıştır. (3716 s. K. m. 14) Ancak, başka yerde kayıtlı olan Sevinç"in kaydının davacının kayıtlı olduğu haneye “evli” oldukları gerekçe gösterilerek taşınmasına esas alınan 31.8.1992 tarihli belgedeki
imzalar davacı ile Sevinç’e ait ise, davacıya Kanunun yürürlükte olduğu dönemde Uluslar arası aile cüzdanı” tanzim edilip verildiği de gözetildiğinde; bu belgenin 3716 sayılı Af Kanununa göre fiili birleşmenin evlilik olarak tescili isteğini de içerdiğinin kabulü gerekir. O halde, davada husumetin davacının hanesinde “eşi” olarak kayıtlı olan Sevinç Nalbant"a yöneltilmesi, göstermesi halinde onun delillerinin de toplanması; 31.8.1992 tarihli “yer değiştirme” belgesindeki imzaların davacı ve Sevinç"e ait olup olmadığının tespiti, imzalar bu ikisine ait ise, bu başvurunun yapıldığı tarihte evlenmelerine kanuni bir engelin bulunup bulunmadığının araştırılması, evlenmelerine kanuni bir engel bulunmadığının saptanması halinde, bu belge esas alınarak 3716 sayılı Yasaya göre tescil isteğinin nüfus idaresince yerine getirilmesinin mümkün olup olmadığının Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden sorulması, idarece 31.8.1992 tarihli başvuru, 3716 sayılı Yasaya uygun bir başvuru niteliğinde görülüp, “fiili birleşmenin evlilik olarak tescilinin” sağlanması halinde, dava konusuz hale geleceğinden bu halde davanın reddedilmesi; sözü edilen başvuru idarece, bu nitelikte görülmez ve tescil isteği bu Yasaya göre yerine getirilmez ise, aynı Yasanın 22"nci maddesi gereğince, davanın; “tescil isteğinin reddine kararına karşı itiraz" niteliğinde olduğu kabul edilerek buna göre çözümlenmesi gerekir. Bu yönler gözetilmeden eksik hasım ve eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 17.02.2014 (Pzt.)