Davacı davalılardan işverene ait işyerinde 15.8.1995-30.6.2002 tarihleri arası çalıştığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava, Davacının davalı işveren nezdinde 15.8.1995-30.6.2002 tarihleri arasında kesintisiz geçtiği iddia olunan çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının 15.8.1995-30.6.2002 tarihleri arasında sürekli çalıştığının tesbitine karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Davacıya ait 1.7.1998 tarihli işe giriş bildirgesinin davalı Kuruma süresi içerisinde verildiğine dair uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli kabul edilemez. Sigortalılıktan söz edebilmek için, çalışmanın varlığı, Yargıtay uygulamasında 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira, sigortalılığın başlangıcına yönelik her dava sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Aksine düşünce, özellikle yaşlılık aylığının kabulü için öngörülen sigortalılık süresi yönünden çalışanlar ile çalışmayanlar arasında adaletsiz ve haksız bir durum yaratır. Bu nedenle, işe giriş bildirgesinin verildiği ancak yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten davacının davalı işverene karşı işçilik alacaklarının tahsili istemi ile açtığı alacak davasında Ankara 7.İş Mahkemesince davacının bu işyerinde 15.8.1995-30.6.2002 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığı kabul edilmiş ve verilen karar temyiz edilmemek suretiyle kesinleşmiş ise de alacak davasına ilişkin olan bu hüküm kesin delil niteliği taşımayıp güçlü delil niteliğinde olup, davalı apartmanın işletme defterinde 1995-1.7.1998 tarihleri arasında H.O ve H.A. adlı şahıslara temizlik ücreti altında ödemeler yapıldığı, davalı işverence bildirgenin verildiği 1.7.1998 tarihi ile çıkışının bildirildiği 30.6.2002 tarihi arasında 1998 yılı 2.dönemde 20 gün, 3.dönemde 38 gün, 1999 yılı 1.dönemde 40 gün, 2.dönemde 40 gün, 2000 yılı 1., 2. ve 3. dönemde 40" ar gün, 2002 yılı 1.dönemde 40, 2.dönemde 20 gün çalışmalarının bildirildiği görülmektedir.
Yapılacak iş; davacının çalıştığını iddia ettiği dönemde apartmada kiracı olarak ikamet eden kişiler ile işyerine o tarihte komşu olan diğer apartmanlarda oturan kişileri tesbit edip temizlik ücreti ödenen H.O ve H.A."ın davalı apartmanda ne sıfatla çalıştıkları, çalışma süreleri, hangi işi yaptıkları, davacının çalıştığını iddia ettiği dönemde çalışmanın niteliği itibariyle gerçek bir çalışma olup olmadığı, çalıştığı tarihler çalışmasının part-time esasına göre olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, davacı isticvab edilerek davacı ile apartman yönetimi arasında yapılan ancak içeriği mahkemece yeteri kadar aydınlatılamayan 5.7.1998 tarihli sözleşme ile ilgili beyanını almak, apartmanın bağlı bulunduğu muhtarlıktan davacının bu apartmandan ikamet bildirimini hangi tarihte verdiğini sormak gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı kardelen Apt. Yön. iadesine, 3.7.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.