Abaküs Yazılım
8. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/7242
Karar No: 2020/7467
Karar Tarihi: 23.11.2020

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2018/7242 Esas 2020/7467 Karar Sayılı İlamı

8. Hukuk Dairesi         2018/7242 E.  ,  2020/7467 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

    Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün asıl ve birleşen dava davalısı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

    K A R A R

    Asıl davada davacı vekili, 409 ada 2 parselde, 5. ... İşhanı, 3. kat, No:18, 31.15m² sahalı taşınmaz malikinin vekil edeni olduğunu, tasfiye olmuş ... Gümrük Müşavirliği Ltd. Şti"nin ortakları davalıların, hiçbir akdi ve kanuni sebebe dayanmaksızın mezkur taşınmazı, 01.07.2013 tarihinden 14.02.2014 tarihine kadar işgal etmek suretiyle kullandıklarını, söz konusu alacak amme alacağı olduğu için davanın tasfiye olan ... Gümrük Müşavirliği Ltd. Şti."nin ortaklarına açılmak zorunda olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 01.07.2013-14.02.2014 tarihleri arasında teraküm eden 3.341,43 TL işgal tazminatının işgalin başlangıcından itibaren işleyen yasal kademeli faizin davalılar ... ve ..."dan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
    Birleşen davada davacı vekili, 409 ada 2 parselde, 5. ... İşhanı, 3. kat, No:18, 31,15m² sahalı taşınmaz malikinin müvekkili idare olduğunu, ... Gümrük Müşavirliği Ltd. Şti."nin ortakları davalıların, hiçbir akdi ve kanuni sebebe dayanmaksızın mezkur taşınmazı 01.01.2012 tarihinden, 31.12.2013 tarihine kadar işgal etmek suretiyle kullandığını, söz konusu alacak amme alacağı olduğu için bu davanın, tasfiye olan ... Gümrük Müşavirliği Ltd. Şti."nin ortaklarına açılmak zorunda olduğunu, mahallinde yapılan tahkikatta işgalin halen devam ettiğinin tespit edildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 01.01.2012-30.06.2013 tarihleri arasında teraküm eden 7.260 TL işgal tazminatının işgalin başlangıcından itibaren işleyecek yasal kademeli faizin birlikte davalılar ... ve ..."dan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
    Davalı ... vekili, vekil edeninin tasfiye olmuş ... Gümrük Müşavirliği Ltd. Şti."nin ortaklarından olmadığını, vekil edeninin taraf sıfatına haiz olmadığını, vekil edenin 01.01.2012 ile 31.12.2013 ve 01.07.2013 ile 14.02.2014 tarihleri arasında dava konusu taşınmazı işgal etmek suretiyle kullanmasının veya işgalde bulunmak suretiyle tecavüzünün söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
    Davalı ..., ... Gümrük Ltd. Şti."nde ortaklığı olmadığını, ortaklığı olmadığı gibi bu adres ve şirketle herhangi bir ilgi ve alakasının da olmadığını, taşınmazın bulunduğu adreste bu güne kadar hiçbir ticari faaliyette bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece; asıl ve birleştirilen dosya davalarının kısmen kabul kısmen reddi ile toplam 10.243,42 TL"den; 4.680 TL"nin 01.0.2013"den, 4.929,48 TL"nin 01.01.2014"den, 633,94 TL"nin 15.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı ... tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
    Asıl ve birleşen dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
    Davalı ... yönünden temyiz istemlerinin incelenmesinde;
    Öncelikle 6100 sayılı HMK"nin delillerin ibrazına ilişkin hükümlerini ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağına ilişkin hükümlerini değerlendirmek gereklidir. HMK"nin 119/1 (f) hükmü uyarınca, iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin, dava dilekçesinde belirtilmesi gerekir. Delillerin bildirilmesi hakkındaki bu düzenleme, Kanunumuzda kabul edilen somutlaştırma yükünün de bir gereğidir. Dava dilekçesinin davalıya tebliğinde, davalının iki hafta içinde davaya cevap verebileceği ihtarının gerektiği HMK"nin 122. maddesinde düzenlendikten sonra, aynı süreye “cevap dilekçesini verme süresi” başlıklı 127. maddesinde tekrar yer verilerek “Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır...” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Bu aşamada vurgulamak gerekir ki; HMK"nin 122. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere cevap süresi, Kanun tarafından düzenlenmiş kesin bir süre haline getirilmiştir.
    Bu hakkını kullanmayan, yani süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılacaktır (HMK mad. 128).
    Tarafların ikinci dilekçelerini verme usulleri de ayrıntılı olarak düzenlenmiş olup, davacının, cevap dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevaba cevap dilekçesini; davalının da davacının cevabının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde ikinci cevap dilekçesini verebileceği belirlenmiştir (HMK mad. 136).
    HMK"nin “Cevap dilekçesinin içeriği” başlığını taşıyan 129. maddenin 1. fıkrasının (e) bendinde savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin cevap dilekçesinde bulunması gerektiği belirtilmiştir.
    Hemen belirtilmelidir ki, hem dava dilekçesinde hem de cevap dilekçesinde gösterilen ve tarafın elinde bulunan belgelerin dilekçeye eklenerek mahkemeye sunulması, başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer alması zorunludur (HMK mad. 121, 129/2).
    Dilekçelerin teatisi aşamaları bu şekilde net sürelere bağlı olarak düzenledikten sonra, Yasa koyucu, “delil” bildirmenin “süreye” bağlı olduğunu tekrar vurgulayan 145. maddeye yer vermiştir. Anılan hüküm; “Taraflar, Kanun"da belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir.” şeklindedir.
    Yukarıda belirtilen hükümlerden de anlaşılacağı üzere gerek davacı gerekse davalı bakımından delil gösterme ile delil sunma ayrı ayrı ele alınmış; dava ve cevap dilekçelerinde iddia edilen vakıaların hangi delillerle ispatlanacağının belirtilmesi zorunluluğundan söz edildikten sonra, eldeki belgelerin dilekçelere eklenmesi, elde bulunmayan belgeler için ise nereden getirtileceği konusunda bilgi verilmesi gerektiği açıkça öngörülmüştür.
    Yasa koyucu, tarafların, Kanun"da belirtilen süreden sonra delil gösteremeyecek olmalarını emredici bir düzenlemeyle (Mad. 145) benimsedikten sonra, bunun istisnalarını da belirtmiştir. Buna göre, ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilecektir.
    Bu aşamada bir diğer istisnai hükmün açıklanması gereklidir. O da “iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi” başlıklı 141. madde hükmü olup, Yasa hükmü; “(1) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. (2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır.” şeklindedir.
    Anılan maddenin gerekçesinde belirtildiği üzere; tarafların karşılıklı dilekçelerini verdikleri aşamada, herhangi bir sınırlamaya bağlı olmadan uyuşmazlığın genel çerçevesi içinde iddia ve savunmalarını değiştirebilecekleri kabul edilmiştir. Şüphesiz bu imkan, sadece cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi için söz konusudur. İkişer dilekçeden sonra, hangi ad altında olursa olsun verilecek dilekçeler, sınırlama ve yasak kapsamında kabul edilmelidir. Ön inceleme aşamasında, ancak karşı tarafın açık muvafakati (veya ön inceleme duruşmasına taraflardan birisinin mazeretsiz gelmemesi) durumunda iddia veya savunmaların genişletilmesi yahut değiştirilmesi kabul edilmiştir.
    Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesine göre; ""İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir."", TMK"nin 6. maddesine göre ise; ""Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan herbiri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür."" şeklindedir. Bilindiği üzere her dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilir.
    Somut olayda, davacı tarafından, dava konusu taşınmaza, davalı şirket tarafından herhangi bir hakka dayanılmaksızın kullanıldığı iddiası ile ecrimisil talebinde bulunulduğu, davalılara dava açılması sebebinin ecrimisil alacağının amme alacağı olduğu için davanın tasfiye olan ... Gümrük Müşavirliği Ltd. Şti."nin ortaklarına açılmak zorunda kalındığı şeklinde açıklandığı, davalı taraf, gerek cevap dilekçesinde gerekse de yargılama sürecinde, taşınmazı kiralayan tasfiye olmuş ... Gümrük Müşavirliği Ltd. Şti."nin ortaklarından olmadığını, ecrimisil talep dönemi olan 01.01.2012 ile 14.02.2014 tarihleri arasında dava konusu taşınmazı işgal etmediğini savunduğu, davacı dava dilekçesinde tapu kaydı, kroki, keşif, bilirkişi, hesap tablosu, tebliğ alındısı, zabıt varakası, tefe-tüfe oranları, kira endeksleri delillerine dayandığı, asıl davaya ilişkin ... Genel Müdürlüğü ... 1. Bölge Müdürlüğünün talebe konu 5527 sayılı ve 20.02.2014 tarihli ek dava talep yazısının ... Gümrük Müşavirliği Ltd. Şti. Hakkında düzenlendiği, birleşen davaya ilişkin ... Genel Müdürlüğü ... 1. Bölge Müdürlüğünün talebe konu 2177 sayılı ve 09.05.2013 tarihli ecrimisil ihbarnamesinin ... Gümrük Müşavirliği Ltd. Şti. Hakkında düzenlendiği, davacı tarafça davalıların çekişmeli taşınmazı kullandığına ilişkin tespitin ve buna ilişkin tutanağının bulunmadığı, davacı vekilinin dayandığı deliller arasında tanık delili bulunmamakla toplanan diğer deliller dikkate alındığında davalı ... Demirlalay"ın talep dönemi içersinde dava konusu taşınmazı haksız olarak kullandığına dair dosyada yeterli delil bulunmadığı anlaşılmakla, davacı iddiasını yöntemince ispat edebilmiş değildir.
    Bu durumda mahkemece, davalı ... yönünden ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ..."ın temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK"nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK"nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK"un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 23.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.






    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi