21. Hukuk Dairesi 2018/643 E. , 2019/809 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
Asıl ve birleşen dava dosyaları bakımından davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici sebeplere, temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsamına ve nedenlerine göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Dava, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi zararların giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece 18/12/2014 tarihli kararda maddi tazminat talebinin reddine, 1.500,00TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı lehine maddi tazminatın reddi sebebiyle 100,00TL vekalet ücretine hükmedilmiştir.Dairemizin 29/02/2016 tarih 2015/8940 esas 2016/3087 karar sayılı ilamında, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile ve manevi tazminatın az olması gerekçesiyle bozmaya karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyan mahkemece 21/03/2017 tarihli kararda bu defa maddi tazminat talebinin reddine, 4.000,00TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, maddi tazminatın reddi sebebiyle davalı lehine 1.980,00TL vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Uyuşmazlık konusu, usulü kazanılmış hak noktasında toplanmaktadır.
Usulü kazanılmış hak kavramı, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.( HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Somut olayda, mahkemece verilen ilk kararın sadece davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 29/02/2016 tarihli ilamıyla, temyiz itirazlarının sair yönleri reddedilmek suretiyle, manevi tazminat yönüyle kararın bozulması ve mahkemece bozma ilamına uyulması üzerine maddi tazminat ve fer"isi niteliğindeki vekalet ücretinin kesinleştiği, böylelikle kesinleşen bu kısımlar yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığı hükmünün kurulması gerektiği halde, usulü kazanılmış hakka aykırı olarak maddi tazminata ve davalı lehine yeniden ve daha yüksek bir rakam ile vekalet ücretinin belirlendiği, sonraki kararın bu yönüyle usuli kazanılmış hakka aykırı olduğu açıktır.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan hüküm kurulması usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmelidir ve hüküm bozulmalıdır.Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6100 Sayılı HMK"nun 370/2 maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, mahkemece verilen 21/03/2107 tarih 2016/209 Esas 2017/161 Karar sayılı kararın hüküm fıkrasındaki "A" bendinin tümüyle silinmesiyle yerine; "A-Asıl davadaki Maddi Tazminat taleplerinin, bozma ilamı dışında kalarak, 18/12/2014 tarih 2009/732 Esas 2014/2604 Karar sayılı hüküm kesinleşmesi nedeniyle bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına," rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine, 11/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.