
Esas No: 2016/28719
Karar No: 2016/28719
Karar Tarihi: 17/7/2018
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
FATMA MADEN BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2016/28719) |
|
Karar Tarihi: 17/7/2018 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Serdar
ÖZGÜLDÜR |
Üyeler |
: |
Hicabi DURSUN |
|
|
Hasan Tahsin
GÖKCAN |
|
|
Kadir ÖZKAYA |
|
|
Yusuf Şevki
HAKYEMEZ |
Raportör |
: |
Aydın ŞİMŞEK |
Başvurucu |
: |
Fatma MADEN |
Vekili |
: |
Av. Samir
İSMAYİLOV |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması
nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, savunma yapma imkânının
kısıtlanması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına
ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 26/9/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön
incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm
tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve
esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına
(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal
Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler
çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
9. Akdeniz Üniversitesi Rektörlük Yazı İşleri Müdürlüğünde büro
personeli olarak görev yapmakta olan başvurucu, Fetullahçı
Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile bağlantılı suçlardan
yürütülen bir soruşturma kapsamında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca
29/7/2016 tarihinde gözaltına
alınmış ve 15/8/2016 tarihine kadar gözaltında tutulmuştur.
10. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı 15/8/2016 tarihinde,
başvurucuyu silahlı terör örgütü (FETÖ/PDY) üyesi olma suçundan tutuklanması
istemiyle Antalya 5. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Hâkimlik aynı tarihte
başvurucunun müsnet suçtan tutuklanmasına karar
vermiştir.
11. Başvurucu 19/8/2016 tarihinde tutuklama kararına itiraz
etmiş, Antalya 1. Sulh Ceza Hâkimliği 19/8/2016 tarihinde itirazın kesin olarak
reddine karar vermiştir.
12. Başvurucu, anılan kararı 21/9/2016 tarihinde öğrendiğini
bildirmiştir.
13. Başvurucu 26/9/2016 tarihinde bireysel başvuruda
bulunmuştur.
14. Öte yandan Antalya 3. Sulh Ceza Hâkimliği 29/7/2016 tarihinde,
başvurucu hakkındaki soruşturma dosyasına ilişkin olarak müdafinin dosya
içeriğini incelemesinin ve belgelerden örnek almasının kısıtlanmasına karar
vermiştir.
15. Başvurucunun tahliye talebinde bulunması üzerine Antalya
Cumhuriyet Başsavcılığı 17/10/2016tarihinde, -adli kontrol tedbirleri
uygulanarak- tahliyesine karar verilmesi istemiyle Antalya 2. Sulh Ceza
Hâkimliğine başvurmuştur. Hâkimlik 18/10/2016 tarihinde başvurucunun
tahliyesine ve -yurt dışına çıkmasının yasaklanması ve ikametgâhının bulunduğu
yerdeki karakola haftada bir kez başvurması yükümlülükleri uygulanarak- adli
kontrol altına alınmasına karar vermiştir. Başvurucu aynı gün serbest
bırakılmıştır.
16. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 12/4/2017 tarihli
iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu
işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde
kamu davası açılmıştır. İddianamede, başvurucu dışında dokuz şüpheli hakkında
da aynı suçtan cezalandırma talebinde bulunulmuştur.
17. İddianamede, eşi adına olan Bank Asyadaki
hesabın bakiyesinde FETÖ/PDY yöneticilerinin çağrısı üzerine artış yaşanmasına,
çocuklarının FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu belirtilen okullarda öğrenim
görmesine ve evinde yapılan aramada üzerinde GEÇERSİZ
ibaresi olan 1 dolarlık banknotun bulunmasına dayanılarak başvurucunun FETÖ/PDY
ile organik bağının bulunduğu ileri sürülmüştür.
18. Antalya 8. Ağır Ceza Mahkemesi 14/4/2017 tarihinde
iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/266 sayılı dosya üzerinden
kovuşturma aşaması başlamıştır.
19. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda 8/3/2018 tarihinde "silahlı terör örgütüne üye olma suçunu
işlediklerini gösterir, mahkumiyete yetecek derecede vicdani kanaat sağlayacak
bir delilin dosya içeriğinde mevcut olmadığı" gerekçesiyle
başvurucunun beraatine karar verilmiştir. Mahkeme
ayrıca "beraat eden sanıkların
gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği süreler yönünden, beraat kararının
kesinleştiğinin sanıklara tebliğ edildiği tarihten itibaren 3 ay içinde ve her
halde kararın kesinleştiği tarihten itibaren 1 yıl içinde oturdukları yere en
yakın ağır ceza mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvuruda bulunmak
suretiyle tazminat haklarının bulunduğunun ihtarına" da
hükmetmiştir.
20. Karar, istinaf yolu tüketilmeksizin 16/3/2018 tarihinde
kesinleşmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
21. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun "Tazminat istemi" kenar başlıklı
141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü ile (2) numaralı fıkrası
şöyledir:
" (1) Suç soruşturması veya kovuşturması
sırasında;
...
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında
yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
...
e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya
tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlü
zararlarını, Devletten isteyebilirler.
(2)
Birinci fıkranın (e) ve (f) bentlerinde belirtilen kararları veren merciler,
ilgiliye tazminat hakları bulunduğunu bildirirler ve bu husus verilen karara
geçirilir.
..."
22. 5271 sayılı Kanun"un "Tazminat
isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)
numaralı fıkrası şöyledir:
"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin
ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde
karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat
isteminde bulunulabilir."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 17/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adil Yargılanma
Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
ve Bakanlık Görüşü
24. Başvurucu; soruşturma dosyasının incelenmesi talebinin
kısıtlama kararı gerekçe gösterilerek kabul edilmemesi, tutukluluk sürecinde
avukatlarıyla yaptığı görüşmelerin kayıt altına alınması ve bu görüşmeler
sırasında yanlarında ceza infaz kurumunda görevli bir personelin bulunması
nedenleriyle savunma hakkının kısıtlandığını belirterek adil yargılanma
hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
25. Bakanlık görüşünde, başvurucuya yöneltilen suçlamalara
ilişkin olarak yeterince bilgilendirme yapıldığı ve ifade tutanaklarına
erişimin sağlandığı belirtilmiştir. Bakanlık ayrıca kamu davası açıldıktan
sonra başvurucunun dosyanın tümüne vâkıf olmasının önünde bir engel kalmadığını
belirtmiştir.
2. Değerlendirme
26. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun"un "Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar" kenar
başlıklı 46. maddesinde kimlerin bireysel başvuru yapabileceği sayılmıştır.
Anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına göre bir kişinin Anayasa Mahkemesine
bireysel başvuruda bulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte bulunması
gerekmektedir. Bu ön koşullar başvurucunun kamu gücünün eylem veya işleminden
ya da ihmalinden dolayı güncel bir hakkının
ihlal edildiği iddiasında bulunması, iddia edilen ihlalden kişinin kişisel olarak ve doğrudan etkilenmiş
olması ve bunların sonucunda başvurucunun
mağdur olduğunu iddia etmesidir (Fetih
Ahmet Özer, B. No: 2013/6179, 20/3/2014, § 24).
27. Bir başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilebilmesi
için başvurucunun mağdur olduğunu ileri sürmesi yeterli olmayıp iddia edilen
ihlalden doğrudan etkilendiğini, bir başka ifadeyle mağduriyetini kanıtlaması
gerekir. Bu itibarla mağdur olduğu zannı veya şüphesi mağdurluk statüsünün
kabulü için yeterli değildir (Ayşe Hülya
Potur, B. No: 2013/8479, 6/2/2014, § 24).
28. Diğer yandan bir şüpheli hakkında yürütülen ceza
soruşturmasının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonuçlanması veya
açılmış olan davanın ertelenmesi, düşürülmesi ya da sanığın beraatine
hükmedilmesi hâlinde -makul sürede yargılanma hakkına ilişkin iddialara halel
gelmemek şartıyla- bu kişilerin adil yargılanma hakkının ihlali nedeniyle
mağdur olduklarının kabulü mümkün değildir. Ancak bu durum, soruşturma veya
kovuşturmaların yukarıda belirtilen sonuçlarının adil yargılanma hakkı
dışındaki haklara etkisinin incelenmesine engel teşkil etmez (Mustafa Kamil Uzuner ve
Mustafa Kadir Gül, B. No: 2013/3371, 9/3/2016, § 52).
29. Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında açılan kamu davası
beraat kararıyla sonuçlandığından başvurucunun adil yargılanma hakkı
bağlamındaki iddiaları yönünden mağdur sıfatı bulunmamaktadır.
30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle
kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kişi Hürriyeti ve
Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Gözaltına Almanın
Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
ve Bakanlık Görüşü
31. Başvurucu, haksız yere on sekiz gün boyunca gözaltında
tutulmasının psikolojik bir işkence olduğunu ve yaşam hakkının ihlal edildiğini
ileri sürmüştür.
32. Bakanlık görüşünde; 5271 sayılı Kanun"un 141. maddesinde
öngörülmüş olan tazminat davası açılmadan bireysel başvuruda bulunulduğu,
ayrıca başvurucunun -gözaltında iken- serbest bırakılmasına yönelik olarak sulh
ceza hâkiminden talepte bulunmadığı belirtilmiştir. Bakanlık, bireysel
başvurunun gözaltı süreci sona erdikten sonra otuz günlük başvuru süresi içinde
yapılmadığına da dikkat çekmiştir. Öte yandan Bakanlık başvurucunun gözaltında
tutulduğu sürenin olağanüstü hâl koşullarında gerekli ve orantılı olduğu
görüşündedir.
b. Değerlendirme
33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan
hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini
kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla
başvurucun suç isnadına bağlı olarak gözaltına alınmasına ve gözaltında tutulma
süresinin uzunluğuna ilişkin iddialarının Anayasa"nın 19. maddesinde güvence
altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
34. Anayasa"nın Anayasa Mahkemesinin "görev ve yetkileri"ni düzenleyen 148.
maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi şöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun
yollarının tüketilmiş olması şarttır."
35. 6216 sayılı Kanun"un "Bireysel
başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı
fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,
eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının
tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
36. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru
yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının
tüketilmiş olması gerekir. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen
hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek
ikincil nitelikte bir kanun yoludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,
26/3/2013, §§ 16, 17).
37. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresinin
aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu ya da
gözaltında tutulma süresinin uzun olduğu iddialarına ilişkin olarak bireysel
başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili
Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun"un 141. maddesinde
öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk
yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar
ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,
14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri
[GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193,
15/10/2015, §§ 34-47; Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,
16/11/2017, §§ 92-100; Neslihan Aksakal,
B. No: 2016/42456, 26/12/2017, §§ 29-38; Mehmet
Hasan Altan (2) [GK],
B. No: 2016/23672, 11/1/2018, §§ 81-91).
38. Somut olayda başvurucu hakkında verilen gözaltı kararının ve
gözaltına tutulmanın hukuka uygun olup olmadığı, gözaltı süresinin makullüğü
5271 sayılı Kanun"un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu
madde kapsamında açılacak dava yoluyla gözaltına ilişkin bir hukuka aykırılık
tespit edildiğinde başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre
5271 sayılı Kanun"un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun
durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu
olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin
bireysel başvurunun ikincillik niteliği
ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır (Neslihan
Aksakal, §§ 36, 37; Mehmet Hasan
Altan (2), §§ 90, 91).
39. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun gözaltında tutulmasıyla
ilgili olarak yargısal başvuru yollarını tüketmeden bireysel başvuru yaptığı
anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru
yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna
karar verilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın Hukuki
Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
ve Bakanlık Görüşü
40. Başvurucu; FETÖ/PDY ile bir ilgisinin olmadığını, bu
yapılanmaya yönelik bir hizmetinin veya desteğinin bulunmadığını, suça konu
edilen 1 dolarlık banknotun üzerinde GEÇERSİZDİR
ibaresi olan ve kardeşinin düğünü için çocukları tarafından hatıra amaçlı
saklanan sahte bir para olduğunu, çocuklarını ev-iş güzergâhında bulunması
dolayısıyla suça konu edilen okullara -bunların FETÖ/PDY ile bağlantılarının
olduğunu bilmeden- gönderdiğini, eşi adına olan Bank Asyadaki
hesabın çocuklarının okul ödemeleri için açıldığını, bu hesaba bağlı olarak
adına çıkarılan ek kartı düşük miktardaki rutin harcamalarında kullandığını
belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
41. Başvurucu ayrıca tutukluluğa yönelik itirazının
incelenmeksizin, gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini iddia etmiştir. Öte
yandan başvurucu; hakkında tutuklama kararı veren hâkimin, tutuklanmasını talep
eden Cumhuriyet savcısının eşi olduğunu belirtmiştir. Son olarak kendisiyle
birlikte sorguya sevk edilen iki şüphelinin tutuklanmadığını belirten
başvurucuya göre bu durum eşitlik ilkesine aykırıdır.
42. Bakanlık görüşünde öncelikle 5271 sayılı Kanun"un 141.
maddesinde öngörülmüş olan tazminat davası açılmadan bireysel başvuruda
bulunulduğu belirtilmiştir. Bakanlık ayrıca başvurucunun tutuklanmasını talep
eden Cumhuriyet savcısı ile tutuklama kararı veren hâkimin eş olduklarının
tespit edilemediğini, kaldı ki bunun başvurucunun temel hak ve özgürlüklerini
ne şekilde ihlal etiğinin de ortaya konulamadığını ifade etmiştir.
43. Bakanlık, darbe teşebbüsü sonrasındaki olağanüstü durumun
özellikleri ve tutuklamaya ilişkin karar veren sulh ceza hâkimliklerinin
delilleri inceleme ve değerlendirme konusundaki konumları gözönünde
bulundurulduğunda başvurucunun tutuklanmasına ilişkin sürecin temelsiz ve keyfî
olmadığını vurgulamıştır. Bakanlığa göre somut olayda soruşturma makamları ile
delilleri değerlendirme konusunda daha iyi konumda olan derece mahkemelerinin
takdirinden ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
b. Değerlendirme
44. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek
için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet
Yeşilyurt, §§ 16, 17). Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının
ulaşılabilir olması yanında telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiğinde
başvurucunun şikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanıması gerekir.
Dolayısıyla mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp
uygulamada da etkili olduğunun gösterilmesi ya da en azından etkili olmadığının
kanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras,
B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).
45. 5271 sayılı Kanun"un tazminat isteminin düzenlendiği 141.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendinde yer alan, kanuna uygun olarak
yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına
veya beraatlerine karar verilen kişilerin maddi ve
manevi her türlü zararlarını devletten isteyebileceklerine ilişkin hükmün bu
hususta bir başvuru mekanizması öngördüğü görülmektedir. Anılan bent uyarınca,
haklarında yakalama veya tutuklama tedbiri uygulanan kişilerle ilgili olarak
soruşturmanın sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ya da
kovuşturmanın sonunda beraate hükmedildiği durumlarda
anılan tedbirlerin kanuna uygun olup olmadığından bağımsız olarak tazminat
imkânı tanınmıştır. Nitekim böylesi durumlarda kişiler hakkındaki yakalama veya
tutuklama tedbirlerinin kanuna uygun olmasının tazminat istemine engel teşkil
etmediği anılan hükmün içeriğinden açıkça anlaşılmaktadır.
46. Diğer taraftan aynı fıkranın (a) bendinde kanunlarda
belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına
karar verilen kişilerin maddi ve manevi her türlü zararlarını devletten
isteyebilecekleri düzenlenmiştir.
47. Bu kapsamda haklarındaki soruşturma süreci kovuşturmaya yer
olmadığı kararıyla veya kovuşturma süreci beraat kararıyla sonuçlanan kişilerin
-5271 sayılı Kanun"un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi uyarınca-
yakalama veya tutuklama tedbirlerinin kanuna uygun olup olmadığından bağımsız
olarak tazminat isteminde bulunmaları mümkün olduğu gibi -
anılan fıkranın (a) bendi uyarınca-bu tedbirlerin kanuna aykırı olduğu
iddiasıyla tazminat talep etme imkânları da mevcuttur.
48. Anayasa Mahkemesi tutuklamanın hukuki olmadığı, tutukluluğun
kanunda öngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığı iddialarıyla ilgili
olarak 5271 sayılı Kanun"da öngörülen tazminat davası açma yolunun bireysel
başvuru öncesinde tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğuna karar
vermiştir (Birçok karar arasından bkz. Hamit
Kaya, B. No: 2012/338, 2/7/2013, §§ 34-50; Erkam Abdurrahman Ak, B.
No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan
Gerçek, B. No:
2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45; Ömer Köse,
B. No: 2014/12036, 16/11/2016, §§ 28-38). Mahkeme tutuklandıktan sonra beraat
eden veya haklarında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen kişiler yönünden
de bu yolun bireysel başvuru öncesinde tüketilmesi gerektiğini ifade etmiştir (Hüseyin Hançer, B. No: 2013/8319,
7/1/2016, §§ 37-41; Bilal Canpolat,
B. No: 2014/983, 18/5/2016,§§ 37-43; Kamil Erdoğan, B. No: 2017/4023,
19/4/2018, §§ 38-42).
49. Somut olayda, hakkındaki tutuklama tedbirinin hukuki
olmadığını ileri süren başvurucu hakkında 8/3/2018 tarihinde beraat kararı
verilmiş ve hüküm 16/3/2018 tarihinde kesinleşmiştir. Buna göre başvurucu
hükmün kesinleştiği tarihten itibaren 5271 sayılı Kanun"un 141. maddesinin (1)
numaralı fıkrasının (a) ve (e) bentleri uyarınca tazminat talebinde bulunma
imkânına sahiptir. Nitekim başvurucunun yargılandığı Antalya 8. Ağır Ceza
Mahkemesince de hükümle birlikte başvurucuya bu imkânın hatırlatıldığı
görülmektedir. Buna göre 5271 sayılı Kanun"un 141. maddesinde belirtilen dava
yolunun başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk
yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun
incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil
niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
50. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun bu bölümdeki iddialarına
ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı
anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru
yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna
karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle
KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Gözaltının hukuka aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve
güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL
EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve
güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL
EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
17/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.