
Esas No: 2014/7475
Karar No: 2014/7475
Karar Tarihi: 17/7/2018
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
SEYHAN İLĞAZ BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2014/7475) |
|
Karar Tarihi: 17/7/2018 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Serdar
ÖZGÜLDÜR |
Üyeler |
: |
Hicabi DURSUN |
|
|
Hasan Tahsin
GÖKCAN |
|
|
Kadir ÖZKAYA |
|
|
Yusuf Şevki
HAKYEMEZ |
Raportör |
: |
Volkan
ÇAKMAK |
Başvurucu |
: |
Seyhan İLĞAZ |
Vekili |
: |
Av. Ahmet
BİLGİN |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, devlet memurluğundan çıkarma disiplin cezasının
iptali istemiyle açılan davada tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin
iddialarının açık bir şekilde karşılanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının
ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 28/5/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön
incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm
tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve
esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına
(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili
olaylar özetle şöyledir:
8. Bir askerî kurumda sivil memur olarak görev yapmakta iken
başvurucunun 23/5/2012 tarihinde kendisinden sorumlu yedek subaya hakarette
bulunduğu ve onu tehdit ettiği iddiası ile hakkında disiplin soruşturması
başlatılmıştır. Soruşturma sonucu başvurucunun eyleminin kademe ilerlemesinin
durdurulması cezasını gerektirdiği sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte başka
bir hakaret ve silahla tehdit olayı nedeniyle 6/6/2012 tarihli işlemle
başvurucuya üç yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası
verildiğinden olayda tekerrür hükümleri uygulanarak bir derece ağır ceza olan
memuriyetten çıkarma disiplin cezası uygulanması gerektiği sonucuna
varılmıştır. Başvurucu, söz konusu istemle Millî Savunma Bakanlığı Yüksek
Disiplin Kuruluna (YDK) sevk edilmiştir.
9. Başvurucu 25/9/2012 tarihinde yazılı savunma vermiş, ayrıca
YDK önünde sözlü savunma yapmak istediğini de belirtmiştir. YDK, başvurucunun
da önceden haberdar olduğu 16/10/2012 tarihinde toplanmıştır. Ancak başvurucu,
hastalanması nedeniyle sözlü savunma yapamayacağını belirtmiş ve buna ilişkin
14/10/2012 tarihli doktor raporunu YDK"ya faks ile
iletmiştir. YDK, başvurucunun yokluğunda 16/10/2012 tarihinde toplanarak
başvurucunun devlet memurluğundan çıkarılmasına karar verilmiştir.
10. Başvurucu, diğer iddialarının yanında özellikle YDK önünde
sözlü savunma yapamamasının hukuka aykırı olduğu ve tekerrür hükümlerinin
uygulanmasında hata yapıldığı iddialarıyla Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM)
nezdinde iptal davası açmıştır. Başvurucu, davasında 23/5/2012 tarihinde
gerçekleşen fiil için 6/6/2012 tarihinde verilen disiplin cezasının dikkate
alınamayacağını; bu nedenle tekerrür uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu
ileri sürmüştür.
11. AYİM İkinci Dairesi 27/11/2013 tarihli kararıyla davayı
reddetmiştir.
12. Ret gerekçesinde konuya ilişkin mevzuat hükümlerine yer
verilmesinin ardından disiplin hukukundaki tekerrür uygulaması şartlarının ceza
hukukundan farklı olduğu ve önemli olan noktanın cezanın tebliği veya
uygulanması değil suçun işlenmesi olduğu vurgulanmıştır. Devlet memurluğundan
çıkarma cezası verilmeden önce başvurucunun yazılı savunmasının alındığının
altı çizilmiştir. Sonuç olarak 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları
Kanunu"nun 125. maddesi uyarınca davaya konu disiplin cezası verilmesine sebep
olan fiilin özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde işlenmesi
nedeniyle tekerrür hükmü uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine
varılarak ret gerekçesi oluşturulmuştur.
13. Ret kararı oyçokluğu ile alınmıştır.
14. Karara katılmayan iki üye davaya konu eylemin tarihinin
(23/5/2012) başvurucunun ilk kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının
uygulandığı (6/6/2012) tarihten önce olması nedeniyle olayda tekerrür
hükümlerinin uygulanamayacağını, dolayısıyla memurluktan çıkarma cezasının
hukuka aykırı olduğu görüşünü savunmuşlardır.
15. Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Dairenin
16/4/2014 tarihli kararıyla Başkan ve aynı üyelerin oylarıyla ve oyçokluğuyla
reddedilmiştir.
16. Başvurucu nihai kararı 9/5/2014 tarihinde tebellüğ etmesinin
ardından 28/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. İlgili Mevzuat
17. 657 sayılı Kanun"un "Disiplin
cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller"
kenar başlıklı 125. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Devlet memurlarına
verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve
haller şunlardır:
...
D - Kademe ilerlemesinin durdurulması : Fiilin ağırlık derecesine göre
memurun, bulunduğu kademede ilerlemesinin 1 - 3 yıl durdurulmasıdır.
Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını
gerektiren fiil ve haller şunlardır:
...
l) Amirine, maiyetindekilere, iş arkadaşları
veya iş sahiplerine hakarette bulunmak veya
bunları tehdit etmek,
...
E - Devlet memurluğundan çıkarma : Bir daha Devlet memurluğuna atanmamak
üzere
memurluktan çıkarmaktır.
...
Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir
fiil veya halin cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde
tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren
fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında
bir derece ağır ceza verilir.”
18. 657 sayılı Kanun’un "Disiplin
cezalarının bir süre sonra özlük dosyasından silinmesi" kenar
başlıklı 133. maddesinin ilk fıkrası şöyledir:
"Disiplin cezaları memurun özlük
dosyasına işlenir. Devlet memurluğundan çıkarma cezasından başka bir disiplin
cezasına çarptırılmış olan memur uyarma ve kınama cezalarının uygulanmasından 5
sene, diğer cezaların uygulanmasından 10 sene sonra atamaya yetkili amire
başvurarak, verilmiş olan cezalarının özlük dosyasından silinmesini
isteyebilir. "
19. 4/4/1983 tarihli ve 18008 sayılı Resmî Gazete"de
yayımlanan Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin
Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliği"nin 13., 14. ve 15. maddeleri 657
sayılı Kanun"un yukarıda alıntısı yapılan 125. ve 133. maddeleri ile koşut
hükümler içermektedir.
B. Yargı Kararları
20. Danıştay Sekizinci Dairesi 30/3/2005 tarihli ve E.2004/2830,
K.2005/1465 sayılı kararı ile tekerrür hükümleri uygulanarak tesis edilen
ilişik kesme işleminin iptaline dair Ankara 7. İdare Mahkemesinin 6/6/2002
tarihli ve E.2001/1108, K.2002/715 sayılı kararını onanmıştır. İptal hükmünün
gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
"... olayda, davacının tekerrüre esas alınan eylemleri olan 13-17
Kasım 2000 tarihleri arasında göreve gelmeme, 13.9.2000 tarihli E-mail ve
7.11.2000 tarihli bir Gazete"de yayınlanan yazının,
20.12.2000, 21.2.2001 ve 2.5.2001 günlü Disiplin Kurulu kararıyla disiplin
cezalarına konu edildiği, davacıya disiplin cezası verildikten sonra işlenmiş
ve tekerrüre esas alınmış bir disiplin suçu bulunmadığından, anılan eylemlerin
birbirleri açısındantekerrür ettiğinden söz
edilemeyeceği, dolayısıyla, bu disiplin cezalarının verilip usulüne uygun
olarak davacıya tebliğ edilmesinden sonra, davacının işleyeceği yeni disiplin
suçlarında bu cezalara dayanılarak tekerrür hükümlerinin uygulanmasının mümkün
olduğu, bu durumda, koşulları oluşmadığı halde, disiplin suçunun tekerrür
ettiğinden bahisle görevinden çekilmiş sayma cezası verilmesinde ve davacının
üniversitedeki görevinden iiişiğinin kesilmesinde
hukuka uyarlık bulunmadığı ..."
21. Danıştay Onikinci Dairesi
24/10/2017 tarihli ve E.2016/7135, K.2017/5009 sayılı kararıyla, tekerrür
hükümleri uygulanarak tesis edilen devlet memurluğundan çıkarma işleminin
iptali için açılan davayı reddeden Ankara 4. İdare Mahkemesinin 5/9/2014
tarihli ve E.2013/1708, K.2014/1132 sayılı kararını bozmuştur. Bozma
gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
"... davacının eski görev yeri olan Basın Yayın ve Halkla İlişkiler
Başkanlığı"ndaki görevinden 04.04.2013 tarihinde ayrıldığı ve 12.04.2013
tarihine kadar görevlendirildiği Milletvekili Hizmetleri Başkanlığı emrindeki
yeni görevine başlamadığı hususu tutulan tutanaklarla sabit olmakla birlikte,
tekerrüre esas alınan ilk disiplin cezasının, ikinci disiplin cezasına ilişkin
eylem tarihi olan 04.04.2013-12.04.2013 tarihlerinden sonra, 16.04.2014 tarihli
ve 118883 sayılı yazıyla davacıya tebliğ edildiği, dolayısıyla ilk disiplin
cezasının, ikinci disiplin cezası açısından tekerrüre esas alınması imkanı
bulunmadığından davacının tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle Devlet
memurluğundan çıkarma, statüsü gereği cezanın sözleşme feshi olarak
uygulanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi
yolundaki idare mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. "
22. Danıştay Onaltıncı Dairesi
24/5/2016 tarihli ve E.2015/318, K.2016/3646 sayılı kararıyla, tekerrür
hükümleri uygulanarak tesis edilen devlet memurluğundan çıkarma işleminin
iptali için açılan davayı reddeden Manisa 2. İdare Mahkemesinin 17/11/2014
tarihli veE.2014/312, K.2014/804 sayılı kararını bozmuştur. Bozma gerekçesinin
ilgili kısımları şöyledir:
"... aynı fiil nedeniyle tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için
davacının ikinci fiilinin, birinci disiplin cezası tesis edilerek davacıya
tebliğ edildikten sonraki bir tarihte gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Oysa
uyuşmazlıkta, farklı tarihlerde işlendiği ileri sürülen aynı fiil nedeniyle iki
soruşturmanın aynı anda devam ettiği ve davacının ikinci fiilinin, birinci
fiili nedeniyle disiplin cezası verilmeden ve davacıya henüz tebliğ edilmeden
önce gerçekleştiği görüldüğünden, tekerrür hükümlerinin uygulanmasının şartları
oluşmamıştır. Bu durumda, davacı hakkında şartları oluşmadığı halde, tekerrür
hükümleri uygulanarak verilen Devlet memurluğundan çıkarma cezasında hukuka
uyarlık, davayı reddeden İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet
bulunmamaktadır."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 17/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
ve Bakanlık Görüşü
24. Başvurucu, memuriyetten çıkarma disiplin cezası tesis
edilirken tekkerrür hükümlerinin uygulanmasında
hataya düşüldüğünü, Mahkemenin bu iddiaya yönelik olarak tatmin edici,
açıklayıcı bir gerekçe sunmadığını, YDK toplantısına sağlık mazereti nedeniyle
katılamayacağını faks ile bildirmesine rağmen idari işlemin tesisi sırasında
savunmasının alınmadığını; davanın reddedilmesini sağlayan üç oydan ikisinin
subay üyeler tarafından verildiğini, AYİM"in
yapısındaki subay üyeler nedeniyle bağımsız ve tarafsız bir mahkemede
yargılanmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri
sürmüştür.
25. Bakanlık görüşünde AYİM"in
yapısına ilişkin iddiaların daha önceAnayasa
Mahkemesi tarafından incelenerek bu tür şikâyetlerin incelenmesinde gözönüne alınacak kriterlerin belirlendiği ifade edildikten
sonra başvurucunun tekerrüre ilişkin şikayetinin yerel mahkemece yapılan
delillerin değerlendirilmesine ilişkin olduğu, derece mahkemesinin delilleri
takdirinde açıkça keyfîlik bulunup bulunmadığının
değerlendirilmesinin Anayasa Mahkemesinin yetkisinde olduğu belirtilmiş ve
savunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konusunun Anayasa"da güvence
altına alınmış ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi(Sözleşme) kapsamında olan
temel hak ve özgürlüklerin koruma alanı dışında kalıp kalmadığı hususunun da
takdirinin Anayasa Mahkemesine ait olduğu ifade edilmiştir.
26. Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevaben başvuru formunda yer
alan iddialarını (bkz. § 24 ) yinelemiştir.
B. Değerlendirme
27. Anayasa’nın “Hak arama
hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes,
meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı
veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
28. Anayasa Mahkemesi tekerrür uygulamasına ilişkin olarak norm
denetiminde verdiği kararda, hukuka aykırı bir eylemin tekerrürü halinde
verilecek cezanın artırılmasının daha önce verilen cezanın ıslah edici olmadığı
ve failin suç işleme konusundaki ısrarının daha ağır bir cezayı gerektirdiği
düşüncesinden doğduğunu belirtmiştir. Faile tekerrür nedeniyle daha ağır bir
ceza verilebilmesi için hukuka aykırı bir eylemi failin birden çok kere
gerçekleştirmiş olmasının tek başına yeterli olmadığı, failin tekerrüre esas alınan
eylemi nedeniyle daha önce cezalandırılmış olmasına rağmen bu tarihten sonra
aynı eylemde tekrar bulunmuş olması gerektiği vurgulanmıştır. Belirli bir
kesinlik içinde yasada hangi eyleme hangi hukuksal yaptırımın bağlandığının
bireyler tarafından bilinmesi ve eylemlerin sonuçlarının öngörülebilmesi
gerektiğinden, hukuka aykırı bir eylemde bulunduğu tarih itibarıyla hakkında
daha önce verilen bir ceza bulunmayan kişinin daha sonraki bir tarihte almış
olduğu bir ceza esas alınarak ve tekerrür hükümleri uygulanarak cezasının
artırılmasının hukuk devleti ilkesine uygun olmadığı ifade edilmiştir (AYM,
E.2009/51, K.2010/73, 20/5/2010).
29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan
hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini
kendisi takdir eder (Tahir Canan,
B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucunun temel iddiası,
tekerrür hükümlerinin uygulanmasında hataya düşülerek işlem tesis edilmesine
karşın mahkemenin bu iddiaya yönelik olarak tatmin edici, açıklayıcı bir
gerekçe sunmadığı iddiasına ilişkindir. Bu hâle göre başvurucunun iddialarının
adil yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkını
güvencelerinden olan gerekçeli karar hakkı yönünden incelenmesi gerektiği
değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik
Yönünden
30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine
karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan adil
yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna
karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
31. Anayasa"nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil
yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından
açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa"nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine
ilişkin gerekçede, Türkiye"nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de
güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği
vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme"nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki
hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da
dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararında vurgulanmıştır.
Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının
gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868,
19/4/2017, § 75).
32. Anayasa"nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli
olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma
yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa
kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde
bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,
§ 76).
33. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde
yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Bu hak, tarafların
muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip
incelenmediğini bilmeleri ve demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen
yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de
gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri
[GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
34. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği,
davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut
bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,
başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde
davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile
yanıt verilmesi gerekir. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili
olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili
ve yeterli bir yanıt vermemesi hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, §§ 35, 39).
35. Makul gerekçe; davaya konu olay ve olguların mahkemece nasıl
nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere
dayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hüküm arasındaki
bağlantıyı gösterecek nitelikte olmalıdır (İbrahim
Ataş, B. No: 2013/1235, 18/6/2013, § 24).
b. İlkelerin Olaya
Uygulanması
36. Somut olayda başvurucunun 23/5/2012 tarihinde gerçekleşen ve
kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektirdiği sonucuna varılan fiili
nedeniyle daha önce aynı nitelikte bir eylemde bulunduğu hususu da dikkate
alınarak bir üst ceza olan devlet memurluğundan çıkarma disiplin cezası
uygulamasına gidilmiştir. Başvurucunun tekerrüre temel olan ilk eylemi
nedeniyle tesis edilen kademe ilerlemesinin durdurulması disiplin cezası
6/6/2012 tarihlidir. Bir başka ifadeyle başvurucunun tekerrür nedeniyle devlet
memurluğundan çıkarılmasına neden olan ikinci eylemini gerçekleştirdiği tarihte
üst ceza uygulamasına sebep olan ilk eylemine ilişkin disiplin cezası tesis
edilmiş değildir. Başvurucu AYİM nezdinde iptal davası açarken tekerrüre dair
uygulamanın açıkça hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
37. AYİM tekerrür uygulamasına ilişkin yorumunda disiplin
hukukundaki tekerrür şartlarının ceza hukukuna göre farklılık arz ettiğini ve
önemli olan noktanın cezanın tebliği veya uygulanması değil eylemin
gerçekleşmesi olduğunu ifade ederek devlet memurluğundan çıkarma işlemini
hukuka uygun bulmuştur.
38. Yukarıda alıntısı yapılan 657 sayılı Kanun hükümleri
uyarınca disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiilin disiplin cezasının
özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır
ceza uygulanacağı açıktır. Disiplin cezasının özlük dosyasından silinmesine
ilişkin süre de disiplin cezasının uygulanması ile başlamaktadır. Yasa açıkça
tekerrür olarak addedilecek fiilin ilk eyleme dair disiplin cezası
uygulamasından sonra işlemeye başlayan süre zarfında gerçekleşmesini öngörmektedir.
İlgili hukuk kısmında alıntısı yapılan Danıştay kararlarında da iki eylemin
tekerrür oluşturabilmesi için ilk eyleme yönelik disiplin cezasının tesis
edilip muhatabına tebliğ edilmesinden sonra ikinci eylemin gerçekleşmiş olması
gerektiği ifade edilmektedir. Anayasa Mahkemesi de norm denetiminde, hukuka
aykırı bir eylemde bulunduğu tarih itibarıyla hakkında daha önce verilen bir
ceza bulunmayan kişinin daha sonraki bir tarihte almış olduğu bir ceza esas
alınarak ve tekerrür hükümleri uygulanarak cezasının artırılmasının hukuk
devleti ilkesine uygun olmadığını belirlemiştir. Bu bağlamda gerek yasa
lafzının gerekse yerleşik yargısal yaklaşımın tekerrür uygulaması ile ceza
artırımı için kişinin tekerrür oluşturan eylemi gerçekleştirdiği sırada daha
önceki eylemi nedeniyle disiplin cezası almış ve bunun tarafında tebliğ edilmiş
olmasını şart koştuğu görülmektedir.
39. Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme,
yasa kurallarını yorumlama, kararda tam olarak hangi unsurların bulunması
gerektiğine karar verme yetkisi kural olarak yargılamayı yapan mahkemeye ait
olmakla birlikte mahkemenin esasa etkili iddialara ilişkin olarak ilgili ve
yeterli bir gerekçe sunması hakkaniyete uygun yargılanmanın gerçekleşmesi adına
bir zorunluluktur. Bu bağlamda mahkemenin tekerrür hükümlerinin uygulanmasına
dair hukuki değerlendirmesinde yerleşik uygulamadan neden ayrıldığı noktasında
açıkladığı, önemli olan hususun eylemin
gerçekleşmesi olduğu yönündeki gerekçenin devlet memurluğundan
çıkarma işleminin sonuçları dikkate alındığında yetersiz kaldığı görülmektedir.
40. Buna göre başvurucunun yargısal süreçte dile getirdiği,
davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki tekerrür uygulamasına yönelik
iddiaların makul, ilgili ve yeterli bir gerekçe ile karşılanmadığı
anlaşıldığından hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar
hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.
41. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.
maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete
uygun yargılanma hakkının güvencelerinden olan gerekçeli karar hakkının ihlal
edildiğine karar verilmesi gerekir.
42. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun
yargılanma hakkının güvencelerinden olan gerekçeli karar hakkının ihlal
edildiği sonucuna varıldığından başvurucunun adil yargılanma hakkına ilişkin
diğer iddialarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
3. 6216 Sayılı Kanun"un
50. Maddesi Yönünden
43. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun"un 50. maddesinin (1) ve (2)
numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun
hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı
verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması
gerekenlere hükmedilir…
(2)
Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını
ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye
gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde
başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması
yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa
Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan
kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
44. Anayasa Mahkemesinin
Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal
sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi
hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.
45. Mehmet Doğan
kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle
ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin
mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin
(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemsi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)
bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için
yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye
gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan,
§§ 57, 58).
46. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi
amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul
kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak
yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın kaldırılması
hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Zira
ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği
hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden
Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa Mahkemesinin ihlal
kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken
işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan,
§ 59).
47. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilerek
ihlalin giderilmesi ve uğradığı zararın tazminine karar verilmesi talebinde
bulunmuştur.
48. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun davanın sonucunu
değiştirebilecek nitelikteki tekerrür uygulamasına yönelik iddialarının makul,
ilgili ve yeterli bir gerekçe ile karşılanmadığını değerlendirerek hakkaniyete
uygun yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği
sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından
kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
49.
Bu durumda hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar
hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama
yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama
ise 6216 sayılı Kanun"un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve
sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece
mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme
kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal sonucuna uygun yeni bir karar
verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama
yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
50. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli
karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden
yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu sonucuna varıldığından tazminat
talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
51. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.980
TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.186,10 TL yargılama giderinin başvurucuya
ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun
yargılanma hakkının güvencelerinden olan gerekçeli karar hakkının ihlal
edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa"nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete
uygun yargılanma hakkının güvencelerinden olan gerekçeli karar hakkının İHLAL
EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin hakkaniyete
uygun yargılanma hakkının güvencelerinden olan gerekçeli karar hakkının
ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak
üzere -Anayasa"nın geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b)
alt bendi gereğince- yetkili idari yargı merciine GÖNDERİLMESİNE (Karar AYİM
İkinci Dairesinin 27/11/2013 tarihli ve E.2012/1288, K.2013/1506 sayılı
kararına ait dava dosyası ile ilgilidir.),
D. Tazminata ilişkin talebin REDDİNE,
E. 206,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam
2.186,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,
ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine
kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
17/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.