Ceza Genel Kurulu 2018/69 E. , 2018/273 K.
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 5. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Günü : 19.04.2013
Sayısı : 1141-258
Mühür bozma suçundan sanık ..."nin, TCK"nun 203/1. maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 18.06.2008 gün ve 100-437 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 25.09.2012 gün ve 9890-9338 sayı ile;
“... Sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
TCK"nın 203. maddesinde mühür bozma eylemi için hapis cezası ile adli para cezası seçenek yaptırım olarak öngörüldüğü hâlde, sanık hakkında neden hapis cezası yaptırımının tercih edildiğinin denetime olanak verecek bir şekilde gerekçeleri gösterilmek suretiyle açıklanmaması,
TCK"nın 61. maddesinde belirtilen ölçütlere başvurularak, temel cezanın belirlenmesi gerekirken, özelliğinin ne olduğu da tam olarak açıklanmaksızın bu ölçütlerden suçun işleniş şekli ölçütüne ve yine sanığın umursamaz tutum ve davranışları şeklindeki yasal olmayan bir ölçüte göre cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi,
Mahkûmiyet kararı verildiği hâlde, sanık hakkında TCK´nın 53. maddesinin uygulanmasına karar verilmemiş olması” isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesi ise 19.04.2013 gün ve 1141-258 sayı ile; sanık hakkında TCK"nun 53. maddesinde düzenlenen hak yoksunluğuna hükmetmiş, diğer bozma nedenleri açısından önceki hükümde direnmiştir.
Bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.01.2014 gün ve 261945 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesiyle dosya, kararına direnilen daireye gönderilmiş, 6763 sayılı Kanunun 36. maddesiyle değişik CMK"nun 307. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesince 31.01.2018 gün ve 10373-317 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;
Mahkûmiyet kararı verilmesine rağmen TCK’nun 53. maddesinin uygulanmamasına ilişkin Özel Daire bozma nedenine açıkça direnildiğine dair bir karar mevcut olmayıp, yeni kurulan hükümde de TCK"nun 53. maddesi uygulandığından diğer iki bozma nedenine direnildiği gözetilerek,
1- Sanık hakkında altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası gerektiren mühür bozma suçundan hüküm kurulurken temel hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak 1 yıl hapis cezası olarak belirlenmesinde gösterilen gerekçenin yasal ve yeterli olup olmadığının,
2- Sanık hakkında hapis cezası tercih edilirken yasal ve yeterli gerekçe gösterilip gösterilmediğinin,
Belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
... görevlilerince düzenlenen 07.03.2006 tarihli tutanakta; sanığın işletmekte olduğu ekmek fırınının imalat ruhsatı olmaması gerekçesiyle mühürlenerek faaliyetten men edildiğinin, 14.09.2006 günlü tutanakta ise; mührün bozularak faaliyetin sürdürüldüğünün tespit edildiğinin belirtildiği,
Sanığın sabıka kaydının bulunmadığı,
Sanığın aşamalardaki beyanlarında suçlamaları kabul etmediği,
Yerel mahkeme hükmünün gerekçe kısmında, hapis cezasının tercih edilmesine ve temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesine ilişkin bir açıklamanın bulunmadığı, hüküm fıkrasında ise; “sanığın eylemine uyan 5237 sayılı yeni Türk Ceza Yasasının 203/1. maddesi gereğince suçun işleniş şekli ve özelliği, sanığın umursamaz tavır ve davranışı göz önüne alınarak takdiren ve teşdiden 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına” şeklindeki gerekçeyle seçimlik cezalardan hapis cezası tercih edilerek ve alt sınırdan uzaklaşılarak temel cezanın belirlendiği,
Anlaşılmaktadır.
Temel cezanın belirlenmesine ilişkin ilkeler 5237 sayılı TCK’nun 61. maddesinin birinci fıkrasında;
“(1) Hâkim, somut olayda,
a) Suçun işleniş biçimini,
b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,
c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,
d) Suçun konusunun önem ve değerini,
e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,
f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,
g) Failin güttüğü amaç ve saiki,
Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler” şeklinde düzenlenmiştir.
5237 sayılı TCK’nun “Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasındaki, “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” biçimindeki hüküm ile de, işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında “orantı” bulunması gerektiği vurgulanmıştır.
Kanun koyucu, cezaların kişiselleştirilmesinin sağlanması bakımından hâkime, olayın özelliği ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir şekilde gerekçesini göstererek iki sınır arasında temel cezayı belirleme yetki ve görevi yüklemiştir. Hâkimin temel cezayı belirlerken dayandığı gerekçe, TCK’nun 61/1. maddesine uygun olarak, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saiki ile ilgili dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde kanuni ve yeterli olmalıdır.
Öte yandan, mühür bozma suçu 5237 sayılı TCK"nun 203. maddesinde; "(1) Kanun veya yetkili makamların emri uyarınca bir şeyin saklanmasını veya varlığının aynen korunmasını sağlamak için konulan mührü kaldıran veya konuluş amacına aykırı hareket eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır" şeklinde düzenlenmiş, hapis ve adli para cezası seçimlik ceza olarak öngörülmüştür.
TCK"nun 58. maddesinin üçüncü fıkrasında; “Tekerrür hâlinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur” ile 50. maddesinin ikinci fıkrasında; "Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hâllerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına çevrilmez" şeklinde hükümler bulunmakta ise de, 5237 sayılı TCK"nda, hapis ve adli para cezasının seçimlik ceza olarak birlikte öngörüldüğü durumlarda temel cezanın hangi kıstaslara göre belirleneceği konusunda herhangi bir açık düzenleme bulunmamaktadır.
Yukarıda temel cezanın belirlenmesine ilişkin ilkeler anlatılırken ayrıntılı olarak yer verilen TCK’nun 61. maddesine ilişkin açıklamalar dikkate alındığında, TCK"nda hapis ve adli para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü durumlarda temel cezanın nasıl belirlenmesi gerektiğine ilişkin mükerrir sanıklar dışında ayrıca bir düzenleme yer almadığından, bu ahvalde temel ceza, TCK"nun 61. maddesinde gösterilen kıstaslara göre belirlenmelidir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konuları birlikte değerlendirildiğinde;
Sanığın işletmekte olduğu ekmek fırınının, imalat ruhsatı bulunmadığı gerekçesiyle ... görevlilerince 07.03.2006 tarihinde mühürlenerek faaliyetten men edildiği, 14.09.2006 tarihinde anılan iş yerinde yapılan denetimde ise mührün bozularak faaliyetin sürdürüldüğünün tespit edildiği olayda;
İş yeri mühürlendikten altı ay sonra belediye görevlilerince yapılan denetimde mührü bozarak iş yerindeki faaliyetini devam ettirdiği tespit edilen sanığın eyleminin, yüklenen suç yönünden ayırt edici bir özelliğinin bulunmaması nedeniyle yerel mahkemece temel ceza belirlenirken gösterilen “suçun işleniş şekli ve özelliği" biçimindeki gerekçenin oluşa ve dosya kapsamına uygun olmadığı, "umursamaz tavır ve davranışı" şeklindeki gerekçenin de TCK"nun 61. maddesinin 1. fıkrasında sayılmaması nedeniyle yasal nitelik taşımadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde; yerel mahkemece temel cezanın dosya içeriğine uygun, adalet, hak ve nesafet kuralları ve orantılılık ilkesiyle bağdaşacak şekilde belirlenmediği ve TCK"nun 61. maddesinde yer alan ve olay ile uyumlu olmayan bir ibarenin gerekçe olarak gösterilmesinin, temel cezanın belirlenmesinde kanun koyucunun aradığı anlamda yasal ve yeterli bir gerekçe olmadığı, yine seçimlik cezalardan biri tercih edilirken gösterilen gerekçenin, Ceza Genel Kurulunun 08.10.2013 tarih ve 1393-412 sayılı kararında da belirtildiği gibi, TCK’nun 61. maddesindeki kıstaslara göre dosya kapsamı ile uyumlu olması hâlinde kanuna uygun ve yeterli olduğu kabul edilebilir ise de, yerel mahkemenin temel cezada alt sınırdan ayrılma gerekçesinin dosya içeriği ile uyumlu, yasal ve yeterli olmaması nedeniyle seçimlik cezalardan hapis cezasını tercih etme gerekçesinin de sonuç itibarıyla yasal ve yeterli olmadığı kabul edilmelidir.
Öte yandan, hükümden sonra 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 140-85 sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi karşısında, sanık hakkında belirtilen maddenin uygulanması bakımından, mahkemece yeniden değerlendirme yapılmasında da zorunluluk bulunmaktadır.
Bu itibarla, isabetli bulunmayan yerel mahkemenin direnme kararına konu hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.04.2013 gün ve 1141-258 sayılı direnme kararına konu hükmünün, sanık hakkında mühür bozma suçundan hüküm kurulurken temel cezanın belirlenmesi sırasında alt sınırdan uzaklaşma ve seçimlik cezalardan hapis cezasının tercih edilme gerekçesinin yasal ve yeterli olmaması ve hükümden sonra 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi"nin 08.10.2015 gün ve 140-85 sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi karşısında, sanık hakkında belirtilen maddenin uygulanması bakımından, mahkemece yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması nedenlerinden BOZULMASINA,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.06.2018 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.