Davacı davalılardan işverene ait işyerinde 15.9.1997-16.8.1999 tarihleri arasındaki çalışma günlerinin tesbiti ile işçilik haklarından doğan alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1-Hüküm, iş mahkemesinden verilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesi hükmüne göre ise, iş mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir.
Olayda hüküm 28.07.2005 tarihinde temyiz eden davacının yüzüne karşı tefhim edilmiş, temyiz ise 22.09.2005 tarihinde vukubulmuştur. Şu duruma göre, davada 8 günlük temyiz süresi fazlası ile geçmiştir. Öte yandan, iş mahkemesince verilen kararların katılma yoluyla temyizine ilişkin yasada hüküm de bulunmamaktadır. Bu halde, H.U.M.K.’nun 434/2. maddesine göre karar süresinde temyiz edilmemiş olduğundan, 01.06.1990 gün ve E:1989/03, K:1990/04 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da göz önünde tutularak davacının temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle REDDİNE,
2-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
3-Dava, 15.09.1997-16.08.1999 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kurum’a kayıt ve tescil edilmeyen çalışmaların tesbiti ile işçilik alacağı istemine ilişkindir. Mahkemece, hizmet tesbiti ve işçilik alacağına ilişkin davaların kabulüne karar verilmiştir. Hizmet tesbiti isteminin kabulüne ilişkin karar yerinde ise de, işçilik alacakları isteminin kabulüne ilişkin karar, usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Gerçekten, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında, 25.12.2003 tarihli celsede, dosyanın kıdem ve ihbar tazminatları talepleri yönünden tefrikine karar verilmiş, tefrik edilen işçilik alacaklarına ilişkin dava, aynı mahkemenin 2004/13 esas sayılı numarasını almış ve 27.10.2004 tarihinde, işçilik alacaklarına ilişkin davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Mahkemece, tefrik kararı dikkate alınmadan ve yeniden bir birleştirme kararı da verilmeden, bilirkişiden işçilik alacakları miktarlarının hesaplanmasına yönelik 07.03.2005 tarihli rapor alınmış ve davacı vekili tarafından bu rapor doğrultusunda işçilik alacakları miktarları yönünden 22.04.2005 tarihli dilekçe ile dava ıslah edilmiştir.
H.U.M.K.’nun 83. ve devam maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya istem sonucunu değiştirebilmesi imkanını sağlamaktadır. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir davanın açılması olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur. Öte yandan, harca tabi davalarda her dava açılırken davalıdan başvurma harcı ile nispi harca tabi davalarda nispi karar ve ilam harcının dörtte biri peşin olarak alınır. Gerekli harçlar alındıktan sonra dava dilekçesi esas defterine kaydedilir ve dava, dava dilekçesinin esas defterine kayıt edildiği tarihte açılmış sayılır. İnceleme konusu olan olayda, işçilik alacakları miktarları yönünden ıslaha ilişkin dilekçenin nispi harç yatırılmak suretiyle mahkemeye verildiği ve ancak başvuru harcının yatırılmadığı anlaşılmaktadır. Dilekçenin bu haliyle bir ek dava dilekçesi olarak kabulü dahi mümkün değildir. Daha önce tefrik kararı verilen ve dolayısıyla dava konusu olmayan bir istemin ıslah ile dava kapsamına alınması da mümkün olmadığından, işçilik alacaklarına ilişkin davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine,17.10.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.