20. Hukuk Dairesi 2014/10349 E. , 2015/882 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda kurulan 18.07.2014 günlü hükmün Yargıtay"ca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili Av. ... tarafından istenilmekle, tayin olunan 24.02.2015 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden davacılar vekili Av. ... ile diğer taraftan Orman Yönetimi vekili Av. ... ve ..."nü temsilen Hazine vekili Av. ... geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü;
K A R A R
Davacılar vekili 13.11.2012 hâkim havale tarihli dilekçe ile vekil edenlerin murisi ..."dan intikal eden ve ... sınırları içinde bulunan 4135 m² yüzölçümlü 5 Nisan 337 tarih 5 sıra, 13785 m² yüzölçümlü 5 Nisan 337 tarih 6 sıra, 192990 m² yüzölçümlü 5 Nisan 337 tarih 7 sıra sayılı tapu kayıtları ve 38, 39 ve 40 tahrir numaralı vergi kayıtlarına dayanarak, 418 ada 1, 419 ada 1, 420 ada 1, 421 ada 1, 422 ada 1, 423 ada 1, 424 ada 1 ve 428 ada 1 parsel sayılı taşınmazların, orman tahdit sınırları dışında kalan bölümlerinin tespit edilerek ifraz edilmesini ve vekil edenleri adına tapu siciline tescilini istemiştir.
Davalı vekilleri, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, şehir kadastrosuna itiraz, orman sınırı dışında kalan taşınmaz bölümlerinin tespiti ile 2613 sayılı Kanuna göre oluşan tapu kayıtlarının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde dava tarihinden önce 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre 1939 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosu; daha sonra 1981 yılında 1744 sayılı Kanuna göre yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulaması ile 1987 yılında 3302 sayılı Kanuna göre yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile 2013 yılında 6292 sayılı Kanunun 11/10. maddesi uyarınca yapılıp 25.12.2013 ilâ 23.01.2014 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşen kesinleşmiş ve tapuya tescil edilmiş orman haritalarında düzeltmeyi gerektiren tutanak, pafta ve zemin uyumsuzlukları düzeltme çalışması bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına göre, her ne kadar mahkemece, çekişmeli taşınmazın Devlet ormanı içinde kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı tarafın, orman sınırı içinde kalan taşınmazlara ilişkin davasının olmadığı, talebinin orman tahdidi sınırları dışında kalan taşınmazların tesbiti ile 2613 sayılı Kanuna göre oluşan tapu kayıtlarının iptali ve dayanılan 5 Nisan 337 tarih 5, 6 ve 7 sıra tapu kayıtları ile 38, 39 ve 40 tahrir numaralı vergi kayıtları uyarınca adlarına tescili istemine ilişin olduğu, 3402 sayılı Kanunun geçici 4. maddesi uyarınca 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunu ile diğer kanunlar gereğince özel kadastrosu yapılan ve tutanakları kesinleşmiş bulunan taşınmazlar için 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş ise, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde hak sahiplerinin
dava açabileceğinin düzenlendiği, 2613 sayılı Kanuna göre yapılan kadastro çalışmasının 1954 yılında yapılıp kesinleştiği, 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gibi anılan Kanunun geçici 4. maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin de çoktan geçtiği anlaşıldığından, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar vermek gerekirken, yanlış gerekçe ile karar verilmesi doğru değil ise de, bu hususun bozmayı gerektirmediğinden sonucu itibariyle doğru olan hükmün dava açılması için öngörülen hak düşürücü sürelerin dolduğu gerekçesiyle ONANMASINA, temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması nedeniyle 1.100.00.-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... ve Orman Yönetiine verilmesine, taraflarca 6100 sayılı HMK"nun geçici 3. maddesi atfıyla HUMK"nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK"nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilâmının tebliğinden itibaren ilâma karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 24/02/2015 günü oy birliği ile karar verildi.