Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2010/8055
Karar No: 2010/12965
Karar Tarihi: 07.12.2010

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2010/8055 Esas 2010/12965 Karar Sayılı İlamı

1. Hukuk Dairesi         2010/8055 E.  ,  2010/12965 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : İZMİR 8. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
    TARİHİ : 30/12/2009
    NUMARASI : 2007/18-2009/599

    Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
    Davacı, miras bırakanın mal kaçırmak amacıyla 3 parça taşınmazı damadı davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, satışın gerçek olmadığını ileri sürüp muvazaa nedeniyle tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
    Davalı, dava konusu taşınmazları bedelini ödeyerek satın aldığını, iddiaların doğru olmadığını, icra takibine maruz kalan murisin satış ihtiyacında bulunduğunu belirtip davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece, çekişme konusu taşınmazların davalıya temlikinin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Karar, davalı tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 07.12.2010 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat Ahmet M. K. ile temyiz edilen vekili Avukat R. Y. geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi
     tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:                           
    Asıl dava ve birleşen dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup, mahkemece, miras bırakanın davalı Yılmaz’a satış suretiyle yapmış olduğu temliklerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu benimsenerek asıl davanın ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. 
    Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
    Bu durumda  yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay  sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. 
    Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmeside büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
    Somut olaya gelince; davacının kök miras bırakanı T..’nın borçlu ve dava dışı R.. Z..’nun da alacaklı olduğu 01.09.2003 vade tarihli, 50.000.000.000 TL, 25.09.2003 vade tarihli 50.000.000.000.TL, 20.10.2003 vade tarihli 40.000.000.000.TL bedelli üç adet bono üzerinden borcun ödenmemesi sebebiyle 10.11.2003 tarihinde girişilen icra takibi neticesinde, miras bırakan T..’ya ait evin çilingir marifetiyle açılarak menkul mallarının 15.12.2003 tarihinde haczedildiği, buna istinaden miras bırakan T.., senet alacaklısı R.. vekili Av. Ç.. Y..z olduğu halde bonolardan kaynaklanan borcu tekeffül eden davalı Y.. ile dava dışı M.. H..’nın yer aldığı 22.12.2003 tarihli protokol başlıklı belge düzenlendiği, bu belgenin içeriğine göre, miras bırakan Tunca’nın borcunun 130.000.000.000.TL lik kısmını belirli bir süre içinde davalı Y.. tarafından ödeneceği, buna karşılık da muris T..’nın çekişmeye konu üç adet taşınmazın mülkiyetinin davalı Y..’a temlik edileceği, borcun bakiyesinin de, dava dışı M.. H.. tarafından belirli bir süre içinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir.
    Gerçekten de, protokol de öngörüldüğü şekilde muris T..’ya ait borcun belirlenen süre içinde 130.000.000.000.-TL olarak davalı Y..’a teb’an babası Ü.. K.. tarafından alacaklı vekili Av. Ç. Y. ‘ın T. İş Bankasındaki hesabına  23.12.2003 tarihinde yatırıldığı ve alacaklı vekili tarafından borçlu T..’nın anılan miktar üzerinden borcunun bulunmadığına dair düzenlenen ibranamenin icra dosyasına konulduğu, bu işlemden bir gün sonra miras bırakanın maliki bulunduğu çekişmeli taşınmazların sicil kaydını satış göstermek suretiyle davalı Y..’a intikalini sağladığı dosya kapsamı ile sabittir.
    Yukarıda açıklanan ilkeler, belirlenen olgular ve somut olayın işleyiş tarzı birlikte değerlendirildiğinde, miras bırakan T..’nın davalıya yapmış olduğu temliklerin bedeli karşılığı olduğu sabit olup, aksi de kanıtlanmış değildir. Öyle ise, miras bırakanın temlikteki iradesinin mirasçıdan mal kaçırma amacıyla muvazaalı işlem yapmak olduğu söylenemez. Esasen, söz konusu borçtan dolayı ödenen meblağ ile taşınmazların gerçek değerleri arasında da aşırı bir fiyat farkı bulunmadığından muvazaanın objektif unsurunun gerçekleşmediği de açıktır.
    Hal böyle olunca; asıl davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 03.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 825.000.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 07.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar  verildi. 



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi