Abaküs Yazılım
19. Ceza Dairesi
Esas No: 2020/1933
Karar No: 2021/6777
Karar Tarihi: 16.06.2021

Yargıtay 19. Ceza Dairesi 2020/1933 Esas 2021/6777 Karar Sayılı İlamı

19. Ceza Dairesi         2020/1933 E.  ,  2021/6777 K.

    "İçtihat Metni"



    2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 61/1-B maddesine aykırı davranmak eyleminden dolayı kabahatli ... hakkında düzenlenen ... Emniyet Müdürlüğü Trafik Düzenleme ve Denetleme Büro Amirliğinin 30/06/2019 tarihli ve MA 41233389 sıra nolu trafik idarî para cezası karar tutanağı ile uygulanan 108,00 Türk Lirasına karşı yapılan başvurunun, görevde bulunan hakim savcılar hakkında 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu"nun 93. maddesine göre işlem yapılması gerektiğinden başvurunun usulden reddine dair Karşıyaka 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/10/2019 tarihli ve 2019/3014 değişik iş sayılı kararını takiben, adı geçen kabahatli hakkında tanzim edilen 30/06/2019 tarihli Trafik Kural İhlâli Tespit Tutanağına istinaden ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen idarî yaptırım uygulanmasına yönelik 13/01/2020 tarihli ve 2019/5 kabahat sayılı talepname üzerine, karar verilmesine yer olmadığına ilişkin ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/01/2020 tarihli ve 2020/46 değişik iş sayılı kararına yönelik itirazın reddine dair ... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/01/2020 tarihli ve 2020/57 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 18.02.2020 gün ve 2567 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekinde bulunan dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.02.2020 gün ve KYB-2020-24838 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.
    Anılan ihbarnamede;
    ... 3. Ağır Ceza Mahkemesince, özetle Karşıyaka 2. Sulh Ceza Hakimliğince idari yaptırım tutanağına karşı yapılan itirazın reddedildiği, bu kararın kesinleştiği, iptal edilmemiş idari yaptırım tutanağı mevcut olduğu sürece yeniden aynı eylemle ilgili olarak idari yaptırım kararı verilemeyeceği gerekçeleriyle talepname hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar verilmiş ise de,
    Benzer bir olay nedeniyle verilen Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 09/07/2013 tarihli ve 2013/5794 esas, 2013/16526 karar sayılı ilâmı ile Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 14/05/2015 tarihli ve 2015/2556-1529 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, idarî para cezasını gerektiren eylemin 2802 sayılı Kanun’un 93. maddesi kapsamında kişisel suç olduğunun anlaşılması halinde, anılan Kanun’un “kişisel suçlarda soruşturma ve kovuşturma” kenar başlıklı 93/1. maddesinde yer alan “Hâkim ve savcıların kişisel suçları hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığı ve aynı yer ağır ceza mahkemesine aittir.” şeklindeki düzenleme ile 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 24. maddesinde yer alan “Kovuşturma konusu fiilin kabahat oluşturduğunun anlaşılması hâlinde mahkeme tarafından idarî yaptırım kararı verilir.” şeklindeki düzenleme ile benzer bir konuda,
    Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 13/10/2019 tarihli ve 2019/31490 esas, 2019/12160 sayılı ilamında yer alan, "01.03.1926 tarihli (Mülga) 765 sayılı Türk Ceza Kanunu 1. maddesi; "Kanun"un sarih olarak suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilmez. Kanunda yazılı cezalardan başka bir ceza ile de kimse cezalandırılamaz. Suçlar; cürüm veya kabahattir..." 24.02.1983 tarihli 2802 sayılı Kanun"un en son 02.01.2017 tarihinde 680 sayılı KHK ile (yetki yönünden) değişen "Kişisel suçlarda soruşturma ve kovuşturma" başlıklı 93. maddesi; "... Hâkim ve savcıların kişisel suçları hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığı ve aynı yer ağır ceza mahkemesine aittir. Adalet Bakanlığı merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarındaki hakim ve savcıların kişisel suçları hakkında soruşturma ve kovuşturma ... Cumhuriyet Başsavcısı ve ağır ceza mahkemesine aittir..." 30.03.2005 tarihli 5326 sayılı Kabahatler Kanunu"nun "Başvurunun incelenmesi" başlıklı 28. maddesi;
    "...Başvuru üzerine mahkemece yapılan ön inceleme sonucunda;
    a) Yetkili olmadığının anlaşılması halinde dosyanın yetkili sulh ceza mahkemesine gönderilmesine,
    b) Başvurunun süresi içinde yapılmadığının, başvuru konusu idarî yaptırım kararının sulh ceza mahkemesinde incelenebilecek kararlardan olmadığının veya başvuranın buna hakkı bulunmadığının anlaşılması halinde, bu nedenlerle başvurunun reddine,
    c) (a) ve (b) bentlerinde sayılan nedenlerin bulunmaması halinde başvurunun usulden kabulüne, Karar verilir..." "Genel kanun niteliği" 3. maddesi;
    "...Bu Kanunun;
    a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde,
    b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır..." hükümlerini amirdir.
    Hakim ve savcılar da diğer bireyler gibi suç veya kabahat işleyebilirler. Keza hakim ve savcıların, tüm bireyler gibi işleyebileceği suç veya kabahatler dolayısıyla kanun ve hukuk gereği cezalandırılmaları, hukuk devleti olmanın bir gereğidir. Ancak, hakim ve savcıların, diğer kamu görevlileri ve bazı meslek sahipleri gibi statülerinden kaynaklı olarak, işledikleri kabahat veya suçlar yönünden tabi oldukları özel soruşturma ve kovuşturma usulleri vardır ve haklarında mevcut özel kanun hükümlerinin uygulanması da hukuk devletinin bir başka gereğidir. Kabahatler karşısında uygulanan idari para cezalarına karşı başvurulara bakmakla görevli Sulh Ceza Hakimliklerinin uygulamakla yükümlü olduğu 5326 sayılı Kabahatler Kanunu"nun 28. maddesi, özel kanunlarda hüküm olmayan hallerde bu hakimlikleri usulen görevli ve yetkili kılmaktadır. Dolayısıyla, başvuruyu incelemeye yetkili merci tarafından yapılacak ilk iş, başvuran kişi, uygulanan idari yaptırım veya dosyanın özelliğinden kaynaklı olarak diğer yasalarda özel bir hüküm olup olmadığının tespiti ve buna göre gecikmeksizin başvurunun usulden kabul veya reddine karar vermektir.
    5326 sayılı Kabahatler Kanunundan önce de yürürlükte bulunan 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu"nda "görev suçu" - "kişisel suç" ayrımına gidildiği, o tarihte yürürlükte bulunan 765 sayılı (mülga) TCK"da "suç" kavramının ve tanımının "cürüm ve kabahatler"den oluştuğu, 2802 sayılı Kanun"da kastedilen "kişisel suç" deyiminin, hakimlerin görevleri sırasında veya görevleriyle ilgili işledikleri suçlar dışındaki tüm "cürüm ve kabahatleri" kapsadığı, 5326 sayılı Kanun ile kabahate konu fiillerin değil kabahat fiili karşılığında öngörülen yaptırımların değiştiği, keza 2802 sayılı Kanunda eskiden suç kapsamında olan ve kabahatten ayrı bir kavram olan cürümlere özgü bir soruşturma ve kovuşturma usulü getirilmediği gibi, bu hususta cürüm ve kabahat ayrımına da gidilmediği, dolayısıyla 2802 sayılı Kanun"da bu tanımla eski yasadaki tüm suçlar yönünden, cürüm ve kabahat ayrımı yapılmaksızın ve her iki eylemi de içine alacak şekilde, hakimlerin işlediği iddia edilen kahabatlerin de "kişisel suç" tanımı içinde değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla;" şeklindeki açıklamalar ile sözü edilen mevzuat ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; kolluk tarafından hakim ve savcı hakkında idari yaptırım karar tutanağı düzenlenmesinin akabinde, Sulh Ceza Hakimliğinden bu konuda bir talepte bulunulduğunda, usulden ret kararı verilmesi isabetli olup, ortada ister idari yaptırım tespit tutanağı ister idari para cezasına ilişkin idari yaptırım karar tutanağı olsun, hâkim ve savcıların kişisel suç kapsamında değerlendirilen ve idarî para cezasını gerektiren eylemleri için idarî yaptırım uygulanmasını engelleyen herhangi bir hüküm bulunmadığı, son soruşturma mercii olarak ilgili hakim ve savcının görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığınca talepte bulunulması üzerine aynı yer ağır ceza mahkemesince eğer tespit tutanağı var ise, idari yaptırım uygulanmasına veya uygulanmasına yer olmadığına, idari para cezası var ise bu kez idari para cezası iptal edilerek kabahatli hakim ve savcının kabahat eyleminin sübut bulması halinde idari yaptırım kararını kendisinin verebileceği, aksi kanaatte ise idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığına dair karar verebileceği, bu bağlamda, Karşıyaka 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin başvurunun usulden reddine dair kararında bir isabetsizlik bulunmadığı ve son soruşturma mercii olarak ... 3. Ağır Ceza Mahkemesince idari yaptırım hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, mercii ... 4. Ağır Ceza Mahkemesince itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla,
    Gereği görüşülüp düşünüldü:
    Dairemizin istikrar kazanmış emsal kararlarında da belirtildiği üzere; hakim ve savcıların kabahat oluşturan eylemlerinin, 2802 sayılı Kanun kapsamında "kişisel suç" olarak değerlendirildiği, hakim ve savcıların kabahat oluşturan eylemleri nedeniyle uygulanması gereken idari yaptırım kararlarının, 5236 sayılı Kabahatler Kanunu"nun 22. maddesi gereği, kabahatin ve idari yaptırımın düzenlendiği ilgili Kanunda yetkili olduğu yazılı "idari makam veya mercilerce" değil, 2802 sayılı Kanun"un 93. maddesinde yazılı kişisel suçlar hakkında karar vermeye yetkili adli makam ve mercilerce uygulanması gerektiği,
    Hakim ve savcıların kabahat oluşturan eylemleri nedeniyle, idari makam veya mercilerce düzenlenen idari yaptırım kararlarının, idari işlemlerin yetki unsuru açısından hukuken geçersiz (yok hükmünde) olacağı, ancak yetkisiz idari makam veya mercilerce uygulanan söz konusu tutanakların kabahat oluşturduğu iddia edilen bir olayı tespit eder mahiyette olduklarından şekli anlamda geçerliliği olan bu tutanakların, hukuken sonuç doğurmaması için her halde ve öncelikle adli yargı mercilerince iptaline karar verilmesi gerekeceği, şayet tutanakla tespit edilen olay hakkında idari yaptırım uygulanması gerekiyorsa, yargı mensubunun statüsüne göre belirlenecek yetkili adli makamlar tarafından ve Kanun"da yazılı koşullarda, kabahatli hakim ve savcılar hakkında da idari yaptırım kararının verilmesi gerekeceği,
    Ancak, 5236 sayılı Kabahatler Kanunu"nun "Soruşturma zamanaşımı" başlıklı 20/2. maddesine 6111 sayılı Kanunla eklenen son cümlesinin;
    "...(Ek cümle: 13/2/2011-6111/22 md.) Ancak, 89 uncu maddesi hariç olmak üzere 1111 sayılı Askerlik Kanunu, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, 2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun, 3376 sayılı Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanun, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ve 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda belirtilen ve idari para cezasını gerektiren fiilin işlendiği tarihi takip eden takvim yılının son günü bitimine kadar idari para cezası verilerek tebliğ edilmediği takdirde idari yaptırım kararı verilemez, verilmiş olanlar düşer." hükmünü içerdiği,
    Kanun yararına bozmaya konu somut uyuşmazlıkta;
    2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunda belirtilen ve idari para cezasını gerektiren fiilin işlendiği tarih olan 30.06.2019 gününü takip eden takvim yılının son günü olan 31.12.2020 bitimine kadar idari para cezası verilerek tebliğ edilmediğinden, kabahatli hakkında görevli ve yetkili adli makamlarca da idari yaptırım kararı verilmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla zamanaşımı geçtiğinden mahallinde yapılabilecek bir işlem de bulunmadığı anlaşılmakla,
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, kanun yararına bozma talebinin kabulüyle, ... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/01/2020 tarihli ve 2020/57 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK"nin 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma gereği; kabahatli hakkında idari kolluk tarafından uygulanan ve şekli anlamda halen icrailiği bulunan, 30.06.2019 tarihli, MA - 41233389 seri - sıra numaralı 108,00 TL idari yaptırım kararının tüm hukuki sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasına, 16.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.









    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi