1. Hukuk Dairesi 2010/9499 E. , 2010/13173 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : SİNCAN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/05/2008
NUMARASI : 2007/202-2008/195
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, kayden M.. B.."a ait 7 parsel sayılı taşınmaza davalıya ait komşu 6 parseldeki binanın taşkın olduğunu ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunmuştur.
Davalı, imar affından yararlanarak taşınmazı satın aldığını binanın 1973 yılında yapıldığını, ruhsat işlemleri tamamlandığında binanın yıkılacağını bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kayden davacılara ait taşınmaza davalının haksız elattığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; davacı M. adına kayıtlı bulunan 7 parsel sayılı taşınmaza komşu davalıya ait 6 parsel sayılı taşınmazda bulunan yapının bir bölümünün davacı taşınmazına taşkın olduğu ve çekişmeli parsellerin imar uygulaması sonucu oluştuğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, Yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz"ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus M.K.nun 684. maddesinde açıkca vurgulanmıştır. Ne varki, yürürlükten kalkmış olan 6785 sayılı yasanın l605 sayılı yasa ile değişik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3l94 sayılı imar yasasının l8. maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır.
Öte yandan, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü özel yasa ile kısıtlanmıştır.
298l sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik l0/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.
Gerçekten, bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz. İşte bu nedenle yukarıda değinildiği gibi yasa koyucu imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duymuştur.
Somut olaya gelince, mahkemece taşkın olan bölümün bulunduğu kadastral parselde davalının imar öncesi mülkiyet hakkı, veya kişisel bir hakkı bulunup bulunmadığı belirlenmediği gibi taşkınlığın imar uygulaması sonucumu oluştuğu araştırılmamıştır.
Hal böyle olunca, öncelikle taşkınlığın imar uygulaması sonucu oluşup oluşmadığı ve davalının taşınmazda imar öncesi mülkiyet ya da kişisel hakkı bulunup bulunmadığının belirlenmesi ondan sonra imar öncesi hakkı var ise (koşulları oluşmuş ise) yukarıdaki ilkeler doğrultusunda kaim bedeli saptanması 3194 sayılı yasanın 18. maddesi gözetilerek mahkeme veznesine depo ettirilmesi ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken eksik tahkikatla yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davalının bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 09.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.