16. Hukuk Dairesi 2016/2784 E. , 2016/7175 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : UYGULAMA KADASTROSU
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Uygulama kadastrosu sonunda ... Köyü çalışma alanında bulunan ve tapuda davacı ... ve paydaşları adına kayıtlı bulunan eski 672 parsel sayılı 27.375,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 147 ada 13 parsel numarasıyla ve 25.334,86 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 676 parsel sayılı 20.875,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 147 ada 10 parsel numarasıyla ve 26.385,01 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ... uygulama kadastrosu sırasında taşınmazın sınırlarında değişiklik yapıldığı gibi yüzölçümünün de eksildiğini, eksikliğin çekişmeli 147 ada 10 parsel içinde kaldığını öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli ve yetkili ... Sulh Hukuk Mahkemesi"ne gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın uygulama kadastrosu sırasında yapılan ölçü, tersimat ve hesaplamalardan doğan fenni hataların düzeltilmesine ilişkin olup uyuşmazlığın 3402 sayılı Kadastro Kanunu"nun 41. maddesi kapsamında Sulh Hukuk Mahkemesinde çözümlenmesi gerektiği kabul edilmek suretiyle görevsizlik kararı verilmiş ise de varılan sonuç yasal düzenlemelere, dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Davacı dava dilekçesinde taşınmazların bulunduğu bölgede yapılan uygulama kadastrosu sırasında taşınmazın sınırlarında değişiklik yapıldığı gibi yüzölçümünün de eksildiğini öne sürerek dava açmış, dosya kapsamına alınan bilgi ve belgelerden de davacı adına olan eski 672 yeni 147 ada 13, davalı adına olan eski 676 yeni 147 ada 10 parseller hakkında uygulama tutanağı düzenlendiği anlaşılmıştır. Davacının açıklanan talebi ile taşınmazlar hakkında düzenlenen uygulama tutanakları gözetildiğinde uyuşmazlığın uygulama kadastrosuna itiraz niteliğinde olduğu görülmektedir. Kural olarak uygulama kadastrosuna itiraz davalarının askı ilan süresi içinde açılması halinde Kadastro Mahkemesinde, askı ilan süresinden sonra açılması halinde ise Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi zorunlu olup söz konusu açıklamadan da anlaşılacağı üzere somut olayda Sulh Hukuk Mahkemesi görevli değildir. Ne var ki, çekişmeli taşınmazlara ait uygulama tutanak örneklerinde tespitin 04.04.2013 tarihinde kesinleştiği bildirilmesine rağmen, aynı uygulama tutanak örnekleri üzerinde taşınmazların Kadastro Mahkemesinin 2013/14 Esas sırasında davalı olduğu yönünde şerh verildiği anlaşılmış olup bu hali ile taşınmazlara ilişkin tespitlerin dava tarihi itibariyle kesinleşip kesinleşmediği tam olarak belirlenememiş, Dairemizin geri çevirme kararı üzerine getirtilen 2013/14 Esas sayılı dosyanın yapılan incelenmesinde de çekişmeli taşınmazların söz konusu dosyada dava konusu olup olmadığı tereddütsüz belirlenememiştir. Bu hale göre; öncelikle Kadastro Mahkemesinin 2013/14 Esas sayılı dava dosyası aslı getirtilerek incelenmeli, yapılacak inceleme ve gerektiğinde mahkemesinden alınacak görüş doğrultusunda bu dosyada davalı olan taşınmazların söz konusu dosyada da çekişme konusu olup olmadığı tereddütsüz belirlenmeli, sonrasında taşınmazlara yönelik askı ilan süresi içinde dava açıldığı, taşınmazların Kadastro Mahkemesinin 2013/14 Esas sayılı dosyasında davalı olduğu ve böylelikle tespitin kesinleşmediği belirlendiği takdirde somut olayda görevli mahkemenin Kadastro Mahkemesi olacağı, taşınmazlara yönelik askı ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesinde açılan bir dava olmadığı, Kadastro Mahkemesinin 2013/14 Esas sırasında kayıtlı davanın da taşınmazlara yönelik olmadığı ve bu hali ile taşınmazların tespitlerinin askı ilan süresi sonunda itirazsız kesinleştiği belirlendiği takdirde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olacağı gözetilerek mahkemece yargılamaya devam edilerek işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 30.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.