12. Ceza Dairesi 2020/2495 E. , 2021/1451 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 2863 sayılı Kanunun 65/1, TCK’nın 43/1, 62, 52/2-3, 53. maddeleri gereğince mahkumiyet
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii ve mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Gerekçeli karar başlığında ikinci suç tarihinin 04.06.2013 olarak belirtilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım yanlışı, kısa kararda yargılama giderinin miktarı ile dökümünün gösterilmemesi ise mahallinde düzeltilmesi mümkün eksiklik olarak kabul edilmiştir.
23/11/2012 tarihinde Uzungöl Belediyesi görevlileri tarafından düzenlenen yapı tatil zaptı, kolluk görevlileri tarafından düzenlenen 19/02/2013 tarihli tutanak ve eki belgelerden, sanık tarafından, Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 04/12/1998 gün, 3332 sayılı kararı ile 3. derece doğal sit alanı olarak tescil edilen sınırlar dahilinde kalmakta olan Trabzon İli, Çaykara İlçesi, Uzulgöl Beldesi, Yenimahalle Mahallesi, 143 ada 4 parsel sayılı taşınmaz üzerine betonarme nitelikte bir yapı inşa ettirilmekte olduğunun tespit edildiği, bu tespitle ilgili olarak Çaykara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen iddianamenin 04/03/2013 tarihinde kabul edildiği, bu tarihten sonra mahkeme tarafından mahallinde yapılan 04/06/2013 tarihli keşifte, dosyada bulunan fotoğraflar ile karşılaştırıldığında, kolluk tarafından düzenlenen en son tutanaktan sonra inşaata devam edildiğinin görüldüğü, bunun üzerine sonradan tespit edilen eylemle ilgili sanık hakkında Cumhuriyet başsavcılığına suç ihbarında bulunularak, açılan davanın 20/01/2014 tarihinde bu dosya ile birleştirildiği görülmekle birlikte, aynı taşınmaz üzerinde, iddianamenin kabulü tarihine kadar gerçekleşen her bir inşai ve fiziki müdahalenin, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değerlendirilebileceği, iddianamenin kabulü tarihinde ise hukuki kesintinin gerçekleşmesi nedeniyle bu tarihten sonra yapılacak olan her müdahalenin ayrı bir davaya konu olacağı; mahallinde yapılan keşifte en son tutanaktan sonra inşaata devam edildiği anlaşılmakla birlikte, kolluk görevlileri tarafından düzenlenen 19/02/2013 tarihli tespit tutanağı ile 04/03/2013 tarihli iddianamenin kabulü tarihi arasında geçen süre dikkate alındığında, bu durum sanığın lehine değerlendirilip, dava konusu uygulamaların bu süre içerisinde tamamlandığı kabul edilerek, sanığın atılı suçu TCK"nın 43. maddesi dikkate alınarak müteselsilen işlediği kanaatine varıldığı, ayrıca her ne kadar bozmadan sonraki yargılama aşamasında sanık müdafii suça konu yer ile ilgili yapı kayıt belgesi sunmuş ise de; 2863 sayılı Kanunun 9. maddesinde, Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşai ve fiziki müdahalede bulunulmayacağının düzenlendiği, anılan düzenlemeye aykırı olarak, izin alınmaksızın inşai ve fiziki müdahalede bulunulmasının ise, aynı Kanunun 65. maddesi ile yaptırım altına alındığı, buna karşılık, 3194 sayılı İmar Kanununa 11/05/2018 tarih ve 7143 sayılı Kanunun 16. maddesi ile eklenen geçici 16. maddede, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla yapı kayıt belgesi verilebileceği hükme bağlanmış olup, 2863 sayılı Kanuna tezahürü bulunmayan bahse konu düzenlemenin, anılan Kanunun 65. maddesinde tanımlanan inşai ve fiziki müdahale suçlarının unsurlarını etkilemeyeceği, zira, yapı kayıt belgesi verilmesinin, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınmasını sağlamakla birlikte, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında, kültür varlıkları yönünden koruma bölge kurullarından, tabiat varlıkları ve doğal sit alanları yönünden Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinden izin alınmaksızın gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleleri hukuka uygun hale getirmeyeceği anlaşılmakla;
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, mahalli Cumhuriyet savcısının kısa kararda yargılama giderlerinin dökümünün açıkça gösterilmeyerek infazı kabil olmayacak şekilde karar verildiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK"nın 52/4. maddesi gereğince ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrileceği ihtarının yapılmamış olması,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hüküm fıkrasının 5 nolu bendindeki “ödenmeyen adli para cezası içi ilgili kanun maddelerinin uygulanmasına” cümlesinin çıkartılarak yerine “TCK’nın 52/4. maddesi uyarınca ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrileceğinin ihtaratına"" cümlesinin eklenmesi ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, sair yönleri usul ve Kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA; 11.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.