
Esas No: 2008/11750
Karar No: 2009/1099
Karar Tarihi: 29.01.2009
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2008/11750 Esas 2009/1099 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : KARTAL 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/07/2008
NUMARASI : 2005/334-2008/262
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı,kayden paydaşı bulunduğu 14 nolu bağımsız bölümdeki ½ payını eşi A. Binice’nin hilesi ile Y.D.e,onun da taşınmazı eşi A.’a,ondan da davalıya satış yoluyla temlik ettiğini,boşanma aşamasında olan eşinin kendisinden mal kaçırmayı,hak ve alacağına kavuşmasını engellemeyi amaçladığını,temliklerin gerçek olmadığını ileri sürüp, tapu kaydının iptali ile taşınmazın kendisi ve eşi A.adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı,dava konusu taşınmaz payını bedelini ödeyerek satın aldığını,iyi niyetli bulunduğunu belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece,çekişme konusu taşınmaz payının davalıya temlikinin muvazaalı olduğu,davalının ödeme savunmasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar,davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi . . raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava,inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece,davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden,toplanan delillerden;çekişme konusu 14 nolu bağımsız bölümün ½’ şer payla malikleri olan davacı ve eşi A.Binice tarafından 15.04.2005 tarihli akitle Y. D.’e,ondan 20.06.2005 tarihli akitle yeniden A. B.’ye,ondan da 29.06.2005 tarihli akitle davalıya satış yoluyla temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı,anılan temlikin inançlı işlem sonucu yapıldığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Bilindiği gibi, 5.2.1947 tarih ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince inançlı işleme dayalı davalarda, iddianın ispatı bakımından yazılı belgenin bulunması veya inançlı işleme taraf olan kişinin kabul beyanının olması veya diğer delillerle desteklenen yazılı delil başlangıcının bulunması gerekmektedir.
Eldeki davada ise yazılı delil bulunmamaktadır. Her ne kadar,taşınmazı devralan Y. D. tanık olarak verdiği beyanında,dava konusu taşınmazı bedelsiz devraldığını,bir bedel ödemediğini belirtmişse de,anılan beyan sadece kişinin kendisini bağlamakta olup, davalı M.yönünden inançlı işlemin varlığı konusunda delil olarak kabulü mümkün değildir. Bu nedenle ilk işlemin inançlı olduğu ispat edilemediğinden, kayıt maliki davalı M. yönünden TMK.nun 1023.maddesi anlamında iyi niyet araştırması yapılmasına da gerek bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle ayrıca davacı N.hem kendi payı hemde davada taraf olmayan kişi adına da tapu iptal ve tescil isteminde bulunmuş ise de bu kişinin payı yönünden davacının taraf ehliyeti bulunmadığından davanın reddinin gerekeceği tartışmasızdır.
Hal böyle olunca;davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.01.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.