3. Hukuk Dairesi 2017/11785 E. , 2017/9978 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ..SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle daha önceden belirlenen 20.12.2016 duruşma günü için tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. ...geldi. Karşı taraf davalı vekili Av....i. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra nevakısın giderilmesi bakımından dosya mahalline geri çevrilmiş, bu kez yeniden gelmekle; belli gün ve saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava konusu taşınmazın %72 hissesinin müvekkiline, % 28 payının dava dışı ...ait olduğunu, müvekilinin sadece kendi payı ile ilgili davalı ile kira sözleşmesi düzenlediğini, davalının, taşınmazın paylı olduğunu bilmesine rağmen dava dışı diğer malikle sözleşme yapmadan taşınmazın tamamını kullandığını ve diğer paydaşa ödeme yapmadığını, bunun üzerine diğer paydaş...."in açtığı davada müvekkili ve davalı aleyhine ecrimisile hükmedildiğini, dava dışı paydaş...."in bu ilamı icraya koyarak müvekkilinden 308.890,01 TL tahsil ettiğini, işgalci davalı olduğundan iç ilişki de sorumluluğunun tamamının davalıya ait olduğunu, aksi ihtimalde dahi davacının sorumluluğunun ancak tahsil ettiği kira bedeline göre olacağını, başından itibaren müvekkilinin sadece kendi payı için sözleşme düzenlendiğini bilmesine rağmen diğer paydaş ile sözleşme yapmayan davalının kusurlu olduğunu, kusuru ile aleyhine dava açılmasına sebebiyet verdiğinden müvekkilinin uğradığı tüm zararları tazmin etmesi gerektiğini belirterek müvekkili ve davalı aleyhine hükmedilen ecrimisilden, iç ilişkide tüm sorumluluğun davalıya ait olduğunun tespitini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 308.890,01 TL"nin ödeme tarihinden itibaren ticari avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkilini yanılttığını ve taşınmazın %72 payına sahip olduğunu sözleşme aşamasında beyan etmediğini, taşınmazın tamamının davalıya kiralandığını, kira bedellerinin eksiksiz ödendiğini, davacının, taşınmazın tamamına ait kira bedelini tahsil ettiği halde diğer paydaşa, payına düşen kısmı ödemediğini, bu sebeple davacının, kötü niyetli davranışları ile ecrimisile neden olduğunu, müvekkilinin iyi niyetli ve bedelini eksiksiz ödediği kira sözleşmesine dayalı olarak taşınmazı kullandığından, ayrıca her ne kadar matbu olarak sözleşmede belirtilse tapu kaydı hiçbir zaman sunulmadığından, davacı tarafından malik olduğu ifade edilerek kiralama yapıldığından ve diğer paydaş tarafından kiralamaya muvafakat edilmediği şeklinde ihtarda bulunulmadığından ecrimisilin yasal şartlarının oluşmadığını, müvekkilinin işgalci konumunda olmayıp davacı ile yapılan sözleşme doğrultusunda ve tamamen yasal sınırlar çerçevesinde, ilgili taşınmazı emsal bedellerini de ödemek suretiyle kullandığını, kusuru bulunmadığından iç ilişkide ecrimisil bedelinin tamamından davacının sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının iç ilişkide davacı ile yapmış olduğu kira sözleşmesine güvenerek bir hukuki ilişki içine girdiği ve bu kira sözleşmesinin geçerli olduğu, davalının müşterek mülkiyet ilişkisini bildiği gerekçesiyle kusurlu olduğu iddiasında bulunulamayacağı, davacının bu konuda davalıyı bilgilendirmesi gerektiği, kiralananın mahiyeti gereği kısmen kiralanmasının da mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında dava konusu taşınmazın kiralanmasına ilişkin düzenlenen sözleşmeler konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz, paylı mülkiyete konu olup, kira sözleşmesinin tarafı olmayan dava dışı paydaş.... tarafından, davacı kiraya veren ve davalı kiracı hakkında açılan davada, Bakırköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/10 Esas sayılı kararı ile, ecrimisil isteminin kısmen kabulü ile, toplam 1.270.231,00 TL ecrimisil bedellerinin tahakkuk tarihi olan her bir dönem sonundan itibaren reeskont faizi ile birlikte her iki davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmelerinde, kiraya verenin sadece kendi payını kiraya verdiğine ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durumda taşınmazın tamamının davacı tarafından kiraya verildiğinin kabulü gerekir. Davacı kiraya veren kira sözleşmesini düzenlerken sadece kendi payını kiraya vermeyerek, taşınmazın tamamını kiralamakla kusurlu davranmıştır. Ancak sözleşmenin 3. maddesinde, reklamın konulacağı yere ilişkin tapu fotokopisinin ilişikte olduğu, 9. maddesinde ise tapu kaydının sözleşmenin ayrılmaz parçası olduğu belirtilmiştir. Sözü edilen maddelerin sözleşmede yer alması taşınmazın paylı mülkiyete tabi olduğu ve kiraya veren dışında bir başka paydaşın bulunduğunun davalı tarafından bilindiğini göstermektedir. Bu durumda somut olayda tarafların her ikisi de kusurludur. Davalı tarafından taşınmazın tamamı kullanılmış olmakla, Bakırköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/10 Esas sayılı kesinleşen kararı ile davalının haksız işgalci durumunda olduğu kabul edilmiştir. TBK"nun 167/1. maddesinde "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar." düzenlemesi yer almaktadır.
Söz konusu hüküm gereğince tarafların hükmedilen ecrimisil bedelinden eşit paylarda sorumlu olduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 1.350 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.06.2017 günü oybirliğiyle karar verildi.