
Esas No: 2021/13286
Karar No: 2022/1483
Karar Tarihi: 24.02.2022
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2021/13286 Esas 2022/1483 Karar Sayılı İlamı
1. Ceza Dairesi 2021/13286 E. , 2022/1483 K."İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜMLER : 1)... 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.06.2018 gün ve 2016/286 Esas ve 2018/322 sayılı kararı ile; sanık hakkında kasten öldürme suçundan TCK’nin 81/1, 62, 53. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına dair karar.
2)... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 23/11/2018 tarih ve 2018/1523 Esas ve 2018/1594 sayılı kararı ile; “istinaf başvurularının esastan reddine dair karar.
İTİRAZ EDEN :Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Dairemizin 11/12/2019 tarih, 2019/3701 Esas ve 2019/5511 karar sayılı temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına ilişkin ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 08/11/2021 tarih, 2021/114873 sayılı itiraznamesi ile;
Sanık ... hakkında maktul ...’a yönelik kasten öldürme suçundan TCK'nin 81/1, 62, 53. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına dair ... 19. Ağır Ceza Mahkemesince kurulan hükme yönelik olarak sanık müdafii ile katılanlar vekili tarafından yapılan istinaf başvurularının esastan reddine dair ... Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesinin 23/11/2018 tarih ve 2018/1523 Esas ve 2018/1594 sayılı kararının, sanık müdafii ile katılanlar vekilinin temyizi üzerine, Dairemizin 11/12/2019 tarih, 2019/3701 Esas ve 2019/5511 karar sayılı ilamı ile temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verildiği,
Dairemizin onama yönündeki kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 08/11/2021 tarihinde; “Olay tarihi olan 15/06/2016 tarihinde saat 22:30- 23:00 sıralarında 10-15 kişilik bir grubun kavga ettiği, bu kavga sırasında 18 yaşındaki ...’ın batın sol kadrandan aldığı 3 cm lik kesici delici alet yaralanması nedeniyle iç organ ve büyük damar yaralanmasına bağlı olarak kaldırıldığı hastanede 16/06/2016 tarihinde saat 5.00 sıralarında hayatını kaybettiği anlaşılmıştır.
Olay öncesinde iftar sonrası kafede oturan gençler arasında sözlü tartışma yaşandığı, her iki grubun da arkadaşlarını kendilerine destek vermesi için çağırdıkları, işletme sahibinin müdahalesi ile kafede herhangi bir kavga yaşanmadığı, grupların yatıştırıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Olay günü, sanık ...’un babası adına kayıtlı motorsikletini yıkatmak amacıyla aynı zamanda arkadaşı olan Yiğit’in işlettiği oto yıkamacıda oturduğu sırada yanlarından az önce ayrılan ...’den gelen telefonla kafede tartışma yaşandığını öğrenip, yaklaşık 300 metre uzaklıktaki kafeye gittiği, gittiğinde tartışma filan kalmadığını görüp, motorsikletini almak üzere ayrıldığı oto yıkamacıya arkadaşlarının da içinde bulunduğu grupla yürüdüğü sırada maktul ... tarafından “Hayırdır lan kardeşimize vurmuşsunuz” diyerek oto yıkamacının önünde durdurulduğu, ...’ın yanında bulunan arkadaşlarının da “Siz kimsiniz ki kuzenlerime vurmuşsunuz” dediği, küfrettiği; ...’un da kavga çıkmasını önlemek amacıyla “Sıkıntı yok gelin konuşalım. Arkadaşlarımızı da çağıralım, konuşup, anlaşalım” dediği sırada ...’la yürümekte olan ve kafede ilk tartışmada da bulunan ...in ...’a yönelerek ‘Hayırdır lan, g… mü kalktı, azdan az gider, çoktan çok gider’ dediği, ...’ın iri yarı,...in ufak tefek olduğu,... ile ... arasında yaşanan ağız dalaşının hemen ardından ...’ın bulunduğu grubun ...i dövmeye başlaması üzerine her iki grup üyelerinin(10-15 kişi) birbirlerine vurmaya başladığı, yapılan incelemede olay yerinin karanlık olmasından dolayı kamera kayıtlarından olay anını net olarak tespit edilmesinin mümkün olmadığı, kavga sırasında ...’ın yukarıda belirtildiği şekilde sol kadrandan, ...’un arkadaşı...’in kolundan yaralandığı ancak grupların birbirinden hemen ayrıldığı, tartışmanın 2 dakika kadar sürdüğü, ...’un arkadaşı olan...’in yaralandığını fark etmeleri üzerine arkadaşları ile birlikte hastaneye gittikleri, ...’ın hastaneye nasıl kaldırıldığının araştırılmadığı, kavganın gerçekleştiği oto yıkamacının sahibi ve aynı zamanda ...’un da arkadaşı olan Yiğit’in polisi araması üzerine kavgadan haberdar olan polisin, ...'un motorsiklet kayıt bilgilerinden yola çıkarak ...’a ulaştıkları, ...’un gece evinden alınıp ifadeye götürüldüğünde kot pantolonunda kan lekelerinin bulunması üzerine yapılan araştırmada kan lekelerinin maktul ...’a ait olduğunun tespit edildiği görülmüştür. Adli emanete alınmasına karar verilen pantolon üzerinde ayrıntılı araştırma yapılmamıştır. Olay sırasında kavgaya karışan diğer şüpheliler üzerinde ve kavganın gerçekleştiği oto yıkamacıda da detaylı araştırma yapılmamıştır. Duruşmada dinlenilen tanıkların(maktulün abisi ... dahil) hepsi ...’un kavgayı ayırmaya çalıştığını, elinde bıçak görmediklerini ifade etmiştir. Tanık ...’ın 16/06/2016 tarihinde kollukta alınan beyanında... ile ...’ın ... bıçağı vururken,...’i de yaraladığını duyduğunu beyan ettiği, ancak bu beyanın... ve ... tarafından doğrulanmadığı, ...’ın bıçakla ... tarafından yaralandığını gören tanık bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yaş küçüklüğü nedeniyle evrakı tefrik edilerek, hakkında suç delillerini gizlemek suçundan dava açılan ...’un da olay anına ilişkin doğrudan bilgisinin olmadığı dosya kapsamından sabittir.
... ve arkadaşları kollukta alınan ilk ifadesinden başlamak üzere suçlamayı reddetmiştir. Yaraladığı iddia edilen...’de karşı taraftan birinin de bıçaklı olduğunu, kendisini kimin yaraladığını bilmediği, olayın sıcağı ile yaralandığını bile sonradan fark ettiğini belirtmiştir. ...’un tekvando da Türkiye çapında derecesi bulunmaktadır. Elinde bıçak gören, bıçakla ...’ı yaraladığını gören görgü tanığı bulunmamaktadır.
Ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de, insan haklarına dayalı, demokratik rejimle yönetilen ülkelerin hukuk sistemlerinde bulunması gereken, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" şeklinde, Latincede ise "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi açısından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlak surette sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ya da gerçekleştiriliş şekli hususunda herhangi bir şüphe belirmesi hâlinde uygulanabilecektir. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate veya herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.
Sanık ...’un üzerine atılı suçu işleyip işlemediği şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulamamıştır. Kabule göre ise de, ...’un ...’ın ölümüne neden olduğu değerlendirilse dahi ...’un kusur durumunun, kastının yoğunluğunun tartışılmaması, haksız tahrikin, kastı aşan öldürmenin, kavgaya karışan diğerlerinin kusur durumlarının değerlendirilmemesi, ...’ın hastaneye nasıl kaldırıldığının gecikme yaşanılıp yaşanmadığının dahi araştırılmaması eksiklik olarak değerlendirilmiştir. Mahkemece yapılan değerlendirmede kavga olayında yer alan ancak tanık olarak dinlenilen ...’nin kollukta müdafi huzurunda alınan ilk beyanında “kavganın ... ve yanındaki arkadaşlarının...e vurması ile başladığını, herkesin birbirine vurduğunu, şahıslardan 3 tanesinin kavgayı bırakıp kaçtığını; 2 tanesinin oto yıkamaya girdiğini,... ve...in de arkalarından oto yıkamaya girdiğini gördüğünü, diğer taraftaki çocukların kaçması ile toplandıkları sırada ...’un, knedisine...’in bıçaklandığını söylediğini, kimin yaptığını bilmediğini belirttiği' görülmüştür...., ...’un polis tarafından alındığını ...’un abisinden gelen telefondan öğrendiğini; ...’ın öldüğünü ise karakolda öğrendiklerini, kimsenin elinde bıçak görmediğini belirtmiştir.
Dosya içeriğine göre; maktul ...’ı sanık ...’in kasten öldürdüğüne ilişkin mahkumiyetine yeter, kesin bir delil bulunmamaktadır. ...’un ...’ı bıçakla yaraladığı kabul edilse dahi, tek bir bıçak darbesi alan ...’a yönelik darbenin öldürmek kastı ile mi yaralandığı belli değildir. ... lehine haksız tahrik hükümlerinin tartışılması gerektiği hususu, hazırlık soruşturması yürüten, tanık ifadeleri alan, delilleri toplayarak fezlekeyi hazırlayan Cumhuriyet Savcısı tarafından kavgayı başlatanın ilk eylemin ...’tan geldiğinin ve ... lehine haksız tahrik uygulanmasının gerektiği belirtilerek, görevli makama iletilmesinden de anlaşılmaktadır.
Tüm bu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; yüklenen eylemin sanık ... tarafından işlendiğinin sabit olmaması; ... tarafından işlendiği kabul edilse dahi ... lehine haksız tahrik, meşru müdafaa gibi hususların tartışılmaması” gerekçe gösterilmek suretiyle itiraz yoluna başvurulduğu anlaşılmakla,
05.07.2012 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun'un 99. maddesiyle 5271 sayılı CMK'nin 308. maddesine eklenen 2 ve 3. bentler ile aynı Kanun'un 101. maddesi gereğince dosyanın itirazen incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan incelemede;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Dairemizce verilen temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına ilişkin kararı usul ve yasaya uygun olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçeleri yerinde görülmediğinden, İTİRAZIN REDDİNE, dosyanın itiraz konusunda karar verilmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi amacıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24/02/2022 gününde oy birliği ile karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.