Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2017/507
Karar No: 2018/352

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/507 Esas 2018/352 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2017/507 E.  ,  2018/352 K.

    "İçtihat Metni"



    Kararı veren
    Yargıtay Dairesi : Ceza Genel Kurulu
    Mahkemesi :Ceza Dairesi
    Sayısı : 6-6

    "...Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı ....ve ölen diğer 5 kişinin içinde bulunduğu helikopterin Kahramanmaraş İli Göksün İlçesi yakınlarında düştüğünün haber alınmasıyla kara olay yeri koordinatörü olan Kahramanmaraş Valisi ...’ın sözlü talimatı ile Vali Yardımcısı ... Başkanlığında İl Kriz Merkezinin oluşturulduğu, arama kurtarma çalışmalarının Türk Arama Kurtarma Yönetmeliği’ne istinaden hazırlanan 2002/4 sayılı Ulusal Arama Kurtarma Planı Tebliği hükümlerine göre yürütülüp gecikmeksizin çalışmalara başlandığı,
    Helikopterin uçuş güzergâhı üzerinde bulunan bölgelerdeki sivil ve askeri tüm unsurların teyakkuza geçirildiği, arama kurtarma için gerekli tüm unsurların hazırlanması ve kazazedelere zamanında tıbbi müdahale yapılabilmesi için sağlık tesisi, ambulans ve görevlilerin hazır halde bulunmaları talimatının verildiği, İl Sivil Savunma Müdürlüğü"ne bağlı arama kurtarma ekiplerinin hazırlandığı, İl Kriz Merkezinin 24 saat esasına göre yürüttüğü çalışmalarını enkaz bulununcaya kadar sürdürdüğü, olayın öğrenilmesini müteakip İl Valisi, Jandarma Komutanı ve İl Emniyet Müdürü’nün muhtemel olay yeri Göksün’a hareket ettikleri, burada oluşturulan fiili kriz merkezinde toplanan bilgiler değerlendirilip arama kurtarma çalışmalarının koordine edildiği, sivil savunma ekiplerinin aynı gün saat 15.50’den itibaren muhtemel enkaz yeri Göksün’a sevk edildikleri, ilaveten komşu il ve ilçelerden gelen takviye sivil savunma birlikleri, Jandarma ve Emniyet ile AKUT gibi sivil toplum örgütü unsurlarının da çalışmalara katıldıkları, arazi yapısındaki olumsuzluk ve bölgedeki kötü hava şartlarına rağmen özverili ve gayretli çalışmalarda bulundukları, bütün Jandarma unsurlarının saat 16.05’den itibaren Valilik tarafından Göksun’a yönlendirildiği, muhtemel enkaz yerlerinde gecikmeksizin çalışmalara başladığı, kolluk kuvvetlerinin ilerleyen saatlerde yöreyi bilen vatandaşlar, geçici köy korucuları, UMKE (Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri) ve KADAK (Arama Kurtarma Telsiz ve Radyo Amatörleri)’dan destek alarak üç ayrı grup halinde çalışmaları sürdürdükleri, bölgenin havadan taranması için ilgili kuramlardan talepte bulunulduğu, Emniyet Genel Müdürlüğü, 10. Tanker Üs. Komutanlığı ve Malatya 2. Ordu Komutanlığı ile Diyarbakır’dan gelen hava araçlarının mümkün olduğu ölçüde arama kurtarma çalışmalarına katıldıkları, gönüllü çalışmalara katılan sivil vatandaşların havanın kararması, don tehlikesi, sis ve kar yağışı gibi olumsuzluklar nedeniyle arzu edilen katkıyı sağlayamadıkları, çalışmaların profesyonellik gerektirmesi ve o an itibarıyla teknik ve fiziksel yetersizlikleri nedeniyle doğabilecek muhtemel kayıpların önlenmesi için çalışmalara katılmak isteyen vatandaşların uyarıldıkları,
    Yozgat İl Jandarma Komutanlığı yetkilisinin saat 16.10-16.15 itibarı ile pilotun telefon numarasından yer tespiti yapılıp yapılamayacağı hususunu TİB’de görev yapan JGK temsilcisi ...’a sorduğu, TİB"de yapılan inceleme sonucu 16.25’te alınan son konum bilgisi ile sonrasında ulaşılan bilgilerin süratle JGK Teknik İstihbarat Daire Başkanlığına oradan da Kahramanmaraş İl Jandarma Komutanlığı’na iletildiği, yine Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığının 16.30 itibarı talep ettiği bilgilerin de daha önce Jandarma Genel Komutanlığı için üretilen bilgilerden yararlanılarak anılan birime iletildiği, oranın da bilgileri derhal Kahramanmaraş İl Emniyet Müdürlüğü’ne ulaştırdığı belirlenmiştir.
    Dosya kapsamına göre yukarıda açıklandığı şekilde yürütüldüğü anlaşılan arama kurtarma çalışmalarında görev alan şüpheliler Vali ,,,,,, Vali Yardımcısı ..., İl Jandarma Komutanı ..., İ1 Emniyet Müdürü ... ile İl Sivil Savunma Müdürü ...’un gerek kriz merkezi görevlisi olarak, gerekse alanda yapılan arama ve kurtarma faaliyetlerinin koordinatörü olarak uhdelerindeki görevlerini yaptıkları, yine şüpheliler Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı Şube Müdürü ..., anılan Kurumun TİB temsilcisi ..., Jandarma Genel Komutanlığı Bilgi Sistemleri Teknisyeni ... ile JGK TİB temsilcisi ...’ın helikopterde yolculuk edenlerin telefon numaralarından alan ve konum bilgisi belirleme sürecinde görev gereklerine uygun davrandıkları, iddia edildiği gibi arama kurtarma çalışmaları ve alan ve konum belirleme sürecinde ihmali davranış sergileyerek TCK"nun 257. maddesi kapsamında görevi kötüye kullanma suçunu işlediklerine dair haklarında kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil bulunmadığı anlaşılmakla haklarında CMK"nun 172/1. maddesi uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına..." karar verilmiştir.
    Şikâyetçiler ..., ..., ... vekillerinin kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz etmeleri üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesince 18.10.2016 tarih ve 6-6 sayı ile;
    "...Helikopter kazasının olduğu arazinin coğrafi yapısı, iklim şartları, meteorolojik göstergeler dikkate alındığında arama ve kurtarma çalışmasına katılan hava araçları başarılı olamamıştır.
    Karadan arama ve kurtarma faaliyetine ilk 24 saat için 1339 görevli er ve korucu çalışmalara katılmış, ilk 24 saat içinde 10 farklı noktada arama faaliyetine başlanmıştır. Arama faaliyetine bölgeyi bilen 897 adet geçici köy korucusu ve bazı köylü vatandaşları katılmışlardır.
    Kaza kırımına uğrayan hava araçlarının kara aramasında ise; kaza yerinin net koordinatlarını bilmek gerekir. Somut olayda kaza kırımına uğrayan helikopterin arama ve kurtarma faaliyetlerinin ne başlangıç ne de sonraki aşamalarında GSM operatörlerinden hareket ile "TİB"den net bir enkaz koordinat noktası bildirilmemiştir. "TİB" bu yönde çalışma yürütmüş ise de salt GSM operatörlerinden hareketle bunun kısa sürede tespitinin mümkün olamayacağı; süreci uzatacağı açığa çıkmıştır. Bu süreç içinde Jandarma Genel Kom. Yetkilisinin, Jandarma Gen. Kom. (TİB) temsilcisi şüpheli ..."dan alınan bilgiyi şüpheli ...."ya ilettiği, onun da coğrafi harita üzerinden işaretleyip durumu Jan. Gen. Kom. Daire Başkanlığı ve Kahramanmaraş İl Jandarma Komutanlığına ilettiği;
    Emniyet Genel Müd. İstihbarat Daire Başkanlığında Şube Müdürü ..."nin, helikopter kaza kırımının Jandarma bölgesi olmasına karşın Em. Gen. Müd. (TİB) temsilcisi ..."a iletip onun da Jandarma Genel Komutanlığının ürettiği bilgilerden yararlanıp yetkili birim ve Kahramanmaraş İl Emn. Müd. ulaştırdığı, bu bağlamda tüm sivil ve kamu görevlileri ile şüphelilerin A.K. faaliyetlerini koordineli olarak sürdürdükleri,
    27.03.2009 günü saat 14:30 sularında Döngel köyü muhtarı ile 17 sivil vatandaşın helikopter enkazı ile donmuş halde cesetleri bulup durumu jandarmaya bildirmesi, gelen bilgiler ışığında kaza mahalline ulaşılmak için 9 kişilik DAK timi oluşturulduğu, anılan görevlilerin 21:30"da bölgeye yöneldiği, kurtarma helikopterinden birinin aynı kaza yerinde kaza kırımına uğradığı,
    28.03.2009 günü saat 05:30"da kaza mahalline ulaşıldığında ...., ...., ..., ..., ...."nın cesetlerine, kaza mahallinde bulunup alındığı,.... ile ilgili arama çalışmalarına devam edilip, kaza mahallinden 400 metre doğudaki bir noktada adı geçenin cesedine 30.03.2009 günü itibarile ulaşılıp, bölgeden alındığı,
    Kaza yeri Kahramanmaraş ili Merkez Sisne obası ile Göksu Kızılöz kasabası arasındaki Keş Dağları Karayakup Tepesi 375872 N, 364016 E koordinatlarında, deniz seviyesinden 6500 FT yüksek dağlık bir alan olduğu anlaşılmıştır.
    Kazada ölen şahıslar ile ilgili usulüne uygun Adli Muayene ve Otopsi tutanakları düzenlenmiştir.
    İstanbul Adli Tıp I. İhtisas Kurulunun Raporuna göre de; "....."nın kaza nedeniyle muhtelif vücut travmasına bağlı yaralanmaları sonucu kazadan sonra 30–60 dakika sonra hayatlarını kaybettikleri,...."in ise ayağı kırılıp ve muhtelif beden travmalarına rağmen donma sonucu kazadan 4 – 6 saat sonra hayatını kaybettiğini" belirlediği,
    TC-HEK tescil işaretli hava aracında yapılan inceleme ve düzenlenen bilirkişi raporlarında helikopterde kaza öncesi aktif olup kaza anında çarpma sonucu ELT cihazının kırılan seyyar antenin yeterli sinyal üretemediği,
    ELT cihazından yapılan yetersiz acil durum sinyallerinin bu nedenle COSPAS/SARSAT uydularınca algılanamadığı bu nedenle de uydu aracılığı acil durum sinyallerinin Denizlik Müsteşarlığı bünyesinde kurulan Ana Arama Kurtarma Merkezine (AAKM) iletemediği,
    Helikopterde bulunan;
    Garmin GNS 430, Argus CE ve Sky Map IIIC isimli 3 GPS cihazı olduğu; bu cihazların irtifa, sürat vs. hava bilgilerini saklamadığı, uçağın pozisyon bilgisini sakladığı, GPS cihazlarının düşmeyi ispata yarayacak bilgi içermediği, uçuş bilgilerini içeren cihazlar olduğu,
    Helikopterde CUR, FDR (kara kutu diye bilinen aletin) olmadığı,
    Helikopterde takılı Garmin marka CNSN30 model GPS cihazının kaza sonrası hasar görüp renkli ekranın çalışamaz hale geldiği yeni ekran takılıp güç verilip çalıştırıldığında ulaşılan tek bilginin cihazın yedek bataryasının arızalandığına ilişkin mesajı oluşturduğu, helikopterin geçtiği güzergahlar ile ilgili bir bilgiye rastlanılamadığı,
    Helikopterde "snow deplector kit" ve/veya "snow deflector kit" "particie deflector kit" aparatlarının olmadığı,
    TC-HEK tescil işaretli hava aracının pilotu ..."nin ise; planlanan yolcu sayısından fazla yolcu ve izin verilen maksimum kalkış ağırlığından fazla ağırlık ile kalkış yapıp, meteorolojik koşullar gereğince sorgulanmadan, uluslararası havacılık kurallarına göre helikopterin düştüğü zaman ve yerdeki hava koşullarına göre de pilotun belirlenen seyrüsefer güzergahı için "snow deplector kit" ve/veya "snow deflector kit" "particie deflektör kit" yardımcı aparatlarının birlikteliğini de sağlaması gerektiğini düşünmeden meteorolojik koşullara göre görüş mesafesinin 1000 metre standardına karşın VFR sistemi ile uçuşunda devam ettiği, helikopterin bilgi transponde açık olsa da görerek uçuş şartlarına göre helikopterin düşük irtifa nedeniyle radarlar tarafından sürekli takibene imkan da sağlamadığı, hava aracının pilot tarafından herhangi bir yer istasyonu veya uçuşta bulunan seyrüsefer cihazına bir arıza veya tehlike durumunun da rapor etmediği dosyaya yansıyan belgeler ve bilirkişi raporlarından anlaşılmaktadır.
    Bu bağlamda dosya bir bütün halinde değerlendirildiğinde,
    AK faaliyetlerinin asıl amacı insan hayatını kurtarmaktır. TC– HEK tescil işaretli hava aracının 29.03.2009 tarihinde düşmesi (kırıma uğraması) sonrasında Kahramanmaraş, Kayseri, Yozgat resmi makamları kaza yeri ile ilgili net bir bilgiye sahip değillerdir.
    Kaza yerinin Maraş ili sınırlarında kaldığına ilişkin bilgilerin alınması ile Kahramanmaraş Valisi ...."ın yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun kriz merkezini oluşturup kriz merkezinde görevli vali yardımcısı ..., ..., ..., ... ile koordineli çalışmaya başladıkları, Emniyet Genel Müd. İstihbarat Müd. ..., Emniyet Genel Müd. TİB Temsilcisi ..., Jandarma Genel Kom. TİB Temsilcisi ... ve Jandarma Genel Komutanlığı Bilgi Sistemleri Teknisyeni ...."nun telefon sinyalleri ile baz istasyon verileri bilgilerini değerlendirip ilgili makamlara aktardığı, bu haliyle de şüphelilerin kusurlu ve/veya görevlerini gereği gibi yapmadıklarına dair kesin, inandırıcı delil elde olunamadığı, kaza sonrası oluşan bilgi kirliliğinin yarattığı sonuçlardan da şüphelilerin sorumlu tutulamayacağı, hal böyle olunca; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığı kararında bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmesi üzerine şüpheliler hakkındaki kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kesinleşmiştir.
    Bu karara yönelik Adalet Bakanlığının 09.04.2017 tarihli ve 523 sayılı kanun yararına bozma talebi ve bu talep üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 17.04.2017 tarihli ve 23747 sayılı ihbarnamede;
    "...5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 160. maddesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür" şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu,
    Bu kapsamda,
    1- 25.03.2009 tarihinde ....ve beraberindekilerin ölümüyle sonuçlanan helikopter kazası sonrasında yürütülen arama ve kurtarma çalışmalarının belli bir plan ve strateji dahilinde yürütülemediği, kazanın olduğu bölgenin saptanması, arama ve taramada telefon sinyalleri dikkate alınarak oluşturulacak bir harita üzerinde görev yerlerinin paylaştırılması ve takip edilmesi yönünde organize ve planlı bir çalışma yapılmadığı iddialarına ilişkin olmak üzere Devlet Denetleme Kurulunun 21.01.2011 tarihli ve 2011/1 sayılı raporuna istinaden hazırlanan Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığının 01.12.2014 tarihli ve 073 sayılı raporunda "...Arama kurtarma faaliyetlerine ilişkin olarak hazırlanan ve gönderilen raporlarda, ilk gün Vali, İl Emniyet Müdürü ve İl Jandarma Komutanının Göksun"a hareket saatlerinin 1 saat geri alınarak yazılması ile özellikle olaya nasıl ve ne şekilde müdahale edildiğinin ve eldeki verilerin ne şekilde değerlendirildiğinin tespitine yönelik önemli bilgiler ihtiva ettiği değerlendirilen İl Jandarma Komutanlığı ceride kayıtlarının değiştirilerek yeniden yazılmasının "olaya müdahalede ihmal ve gecikme olduğu" iddiasına yönelik şüpheleri arttırdığı..." ve 26.12.2013 tarihli Elektrik Mühendisi ve Telekomünikasyon Uzmanı raporunda "...Soruşturma dosyasındaki belge bilgilerin, kazanın bildirildiği zaman ve geçen süreçte bir arada bulunmadığı gerçeği de göz önüne alınarak, yaptığım değerlendirmeler bu aşamadaki görüşlerim olmakla birlikte, sadece kaza sonrası GSM şebekesi üzerinden kaza yeri tespiti çalışmaları açısından, GSM teknolojilerine çözümler üretecek teknik bir koordinatörün/koordinasyonun olmadığı, bu nedenle arama kurtarma çalışmalarının uzadığı kanaatindeyim..." şeklindeki rapor ve tespitleri,
    2- 15 Temmuz başarısız darbe girişiminden sonra iş bu soruşturma dosyasında yer alan şüphelilerden Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü ..."nin FETÖ/PDY mensubu olmaktan tutuklu bulunması, bunun yanı sıra ....ve beraberindekilerin bulunduğu helikopterin kasten düşürüldüğü ve düştükten sonra ise arama kurtarma çalışmalarının kasten sekteye uğratıldığı iddialarına yönelik Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının 20.06.2016 tarihli ve 2014/5021 soruşturma, 2016/5992 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararma konu soruşturma dosyasında yer alan şüphelilerden ...."ın FETÖ/PDY mensubu olmaktan tutuklu olması ile ismi geçen şüphelilerden .... ve Aydın Özsıcak"ın sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik suikast timinin 15 Temmuz da gerçekleştirdikleri Marmaris baskınında yakalanmaları,
    Hususları ile yukarıda belirtilen Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının 20.06.2016 tarihli ve 2014/5021 soruşturma, 2016/5992 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararma konu soruşturma dosyası ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/27477 soruşturma dosyası, yine Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığında ve Genelkurmay Askeri Savcılığında yürütülmekte olduğu bildirilen soruşturma dosyalarındaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği düşünüldüğünden, şüphelilerin ihmali davranışları ile görevlerini kötüye kullandıkları iddialarına ilişkin eksik soruşturmaya dayalı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle merciince ortada 5271 sayılı Kanuna uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanunun 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapılmasını sağlamak maksadıyla, itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği" şeklindeki gerekçeleriyle Yargıtay 6. Ceza Dairesinin itirazın reddi kararın kanun yararına bozulmasını talep etmiştir.
    Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Yargıtay Ceza Genel Kurulunca, kanun yararına bozma istemine bağlı olarak çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; şüpheliler hakkında eksik araştırma ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilip verilmediğinin belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    BBP Genel Başkanı ....’nun, 25.03.2009 tarihinde Esas Havacılık Turizm ve Ticaret Anonim Şirketinden kiralanan TC-HEK tescil işaretli BELL 206L-4 tipi helikopter ile Kahramanmaraş Çağlayancerit ilçesine geldiği, partisi tarafından düzenlenen mitingin bitmesinin ardından saat 14.35 sıralarında ...., ...,.... ve ... ile birlikte ..."nin kullandığı helikoptere binip Kayseri Erkilet Havalimanında yakıt ikmali yaptıktan sonra Yozgat/Yerköy ilçesinde düzenlenecek olan mitinge katılmak üzere havalandıkları, saat 15.26"da...."in, helikopterin düştüğünü Kahramanmaraş Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü 112 Acil Servisine bildirmesiyle kazanın öğrenildiği, düşen helikopterin bulunması için arama kurtarma çalışmalarına başlandığı, söz konusu helikopterin 27.03.2009 tarihinde saat 14.28’de Döngel Köyü Muhtarı ile birlikte toplam on yedi vatandaş tarafından Keş Dağı Kanlıçukur mevkiinde deniz seviyesinden 6500 fit yükseklikte bulunduğu ve enkazın bulunduğunun jandarmaya haber verildiği, arama kurtarma ekiplerinin 28.03.2009 tarihinde enkazın bulunduğu bölgeye ulaşabildikleri ve önce ...., ..., ... ve ..."nin, kısa bir süre sonra da enkazının yedi metre uzağında ...."nun naaşlarını buldukları,...."e ait naaşa ise 30.03.2009 tarihinde helikopter enkazının yaklaşık 400 metre doğusunda ulaşılması üzerine arama kurtarma çalışmalarının sona erdirildiği,
    Adli Tıp Adana Grup Başkanlığınca düzenlenen 10.04.2009 tarihli raporlara göre;
    a) ...."nun, genel beden travmasına bağlı etraf kemikleri, göğüs kemiği, çok sayıda kaburga kırıkları ile birlikte iç organ yaralanmasından gelişen göğüs ve batın içi kanama,
    b) ..."nin, genel beden travmasına bağlı kafatası, yüz kemikleri, göğüs kemiği, çok sayıda kaburga, etraf kemikleri kırığı ile birlikte iç organ yaralanmasından gelişen göğüs içi ve beyin kanaması,
    c) ..."nın, genel beden travmasına bağlı etraf kemikleri, göğüs kemiği, çok sayıda kaburga ile kafatası kırıkları ile birlikte iç organ yaralanmasından gelişen göğüs ve batın içi kanama ile beyin kanaması,
    d) ...."ın, genel beden travmasına bağlı üst çene, çok sayıda kaburga, göğüs kemiği ve etraf kemikleri kırığı ile birlikte iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama,
    e) ..."nın, genel beden travmasına bağlı köprücük, kaburga kemiği kırıkları ile birlikte beyin kanaması, iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama,
    f)...."in, otopside saptanan alt eksremite çene ve kaburga kırığı ile sağ sürrenal bez çevresinde sınırlı hematom saptandığına ilişkin bulgular ile histopatalojik değerlendirme göz önüne alındığında donma,
    Sonucu öldüklerinin tespit edildiği,
    Adli Tıp Adana Grup Başkanlığınca düzenlenen 27.04.2009 tarihli ek rapor ile adli muayene ve otopsi tutanaklarına göre;.... haricindeki beş kişinin helikopterin düşmesini izleyen ilk 30 ilâ 60 dakika içinde,...."in ise travma anından sonraki 4 ilâ 6 saat içinde öldükleri,.... haricindeki olgularda çok ağır travmatik yaralanmaların, donarak öldüğü kararı verilen....’te ise ölümüne müessir olmamakla birlikte sol bacaktaki çift kemikte, çene ve kaburgada kırıkların mevcut olduğu, ölüm nedenleri ile ilgili hiçbir tereddüt bulunmadığı,
    Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünün yazısına göre; bölgenin 25.03.2009 tarihinde akşam saatlerinden itibaren yeni bir yağışlı havanın etkisine gireceği, yağışların yüksek kesimlerde ve kuzey ilçelerde karla karışık yağmur ve kar şeklinde olacağı, rüzgarın güneyli yönlerden orta kuvvette yer yer kuvvetle esmesinin beklendiği, görüş mesafesinin 300 ilâ 500 metre arasında olduğu,
    Ulaştırma Bakanlığı tarafından düzenlenen nihai kaza raporuna göre; TC-HEK tescil işaretli BELL 206L-4 tipindeki hava aracının 25.03.2009 tarihinde Çağlancerit-Kayseri Erkilet meydanı VFR (görerek uçuş) uçuşu sırasında Kahramanmaraş merkez dağlık alana çarparak düşmesine ait muhtemel kaza nedeninin, helikopter pilotunun Çağlancerit ile Kayseri Erkilet istikametindeki meteorolojik bilgileri incelemeden kalkış yapması, Türkiye uçuş kurallarında yer alan "helikopterler için yer görüş değeri kontrollü sahalar dışında iki kilometreden az olmayacaktır" hususuna riayet etmemesi, görüş mesafesi 300 ilâ 500 metre olan yoğun kar yağışlı kontrolsüz sahada VFR uçuşa ısrarla devam edip, oryantasyon (vertigo/his yanılması) kaybına uğraması nedeniyle bulunduğu coğrafya ve arazi yapısını doğru değerlendirmeyerek hava aracının dağlık alanda araziyle temas etmesini engelleyememesi olduğu,
    Şüpheli ... imzası ile Adana Valiliğine gönderilen 25.03.2009 tarihli yazıya göre; düşen helikopteri aramak için yirmi kişilik bir ekibin görevlendirilmesinin talep edildiği, Sivas, Kayseri, Niğde, Nevşehir, Malatya ve Aksaray Valiliklerine gönderilen 26.03.2009 tarihli yazıda ise, Tedaş ve Telekom Müdürlüklerindeki kar üstü araçları, var ise kar üstü motorlarının kullanıcıları ile birlikte Göksun"a gönderilmesinin istendiği,
    Kahramanmaraş İl Jandarma Komutanlığı ceride kayıtlarına göre; 155. sayfada saat 15.00"de ...."nun mitinginin sona erdiği ve helikopter ile havalandığı, saat 15.33"te 112"den alınan ihbarda ...."nun helikopterinin düştüğü, saat 15.35"te helikopterin düştüğünün Jandarma Bölge Komutanlığı Harekat Merkezine ve Jandarma Genel Komutanlığına bildirildiği; 156. sayfada saat 15.37"de yaralı yolcunun telefon numarasının alındığı, saat 15.45"te ilçe jandarma komutanlıklarına bölgelerinde arama ve araştırma yapmaları için talimat verildiği, saat 16.55"te 369114-379472 koordinatlarından sinyal alındığı, saat 17.00"de Malatya 2. Ordu Komutanlığından helikopter havalandığı, saat 17.25"te Adana Jandarma Bölge Komutanının harekat merkezini arayarak il jandarma komutan yardımcısı ...."den olay ile ilgili bilgi aldığı, saat 17.25"te il jandarma komutanının Göksun"a çıkış yaptığı, saat 17.47"de Malatya"dan gelen helikopterin Göksun"a yönlendirildiği, saat 18.01"de Çoğulhan Jandarma Komando Bölüğünden üç timin arama faaliyeti için Göksun"a, saat 18.05"te ise Vali M. ...."ın Göksun"a gitmek üzere çıkış yaptığı; 157. sayfada saat 18.55"te 2. Orduya ait helikopterin Çardak"a geldiği, saat 19.12"de Göksun Sisne Obasından helikopterin geçiş yaptığına ilişkin ihbar yapıldığı, saat 20.05"te enkazın Tüllüce ve Ardalı Tepe arasında olduğuna yönelik koordinat alındığı, saat 23.05"te Adana Jandarma Bölge Komutanının il jandarma komutanlığına giriş yaptığı,
    Ceride kayıtlarını düzenleyen .... ve Hasan Çoban"ın 155. sayfada imzalarının bulunduğu, ancak 156. sayfada adı geçenlerin imzalarının olmadığı, 157. sayfada ise sadece ...."ın imzasının yer aldığı,
    Adana Jandarma Bölge Komutanlığı ceride kayıtlarına göre; 150. sayfada saat 16.45"te ....ile birlikte beş kişilik helikopterin düştüğünün bildirildiği, saat 21.30"da jandarma bölge komutanının arama çalışmaları için Kahramanmaraş"a hareket ettiği; 151. sayfada saat 15.45"te ....ile birlikte beş kişilik helikopterin düştüğünün bildirildiği, saat 16.25"te helikopterin düştüğü muhtemel bölgenin Kızılöz ile Sisne Yaylası arasındaki dağlık bölge olabileceği, saat 18.05"te Kahramanmaraş İl Jandarma Komutanlığınca helikopterin Hacoömer köyünde düşmüş olabileceğinin bildirildiği, saat 21.30"da jandarma bölge komutanının arama çalışmaları için Kahramanmaraş"a hareket ettiği,
    İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığınca 13.08.2010 tarih ve 150 sayı ile, arama kurtarma çalışmaları ile ilgili sorumluluk gerektiren herhangi bir fiil veya hâl bulunmadığı, dolayısıyla bir görevlinin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğinden ön inceleme yapılmasına gerek olmadığı gerekçesi ile şikâyetin işleme konulmamasına karar verildiği, söz konusu karara karşı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan itirazı değerlendiren Danıştay 1. Dairesince 02.12.2010 tarih 1511-1890 sayı ile; “...Şikâyet konusu eylemlerin somut olduğu, olay belirtildiği, iddiaların da ciddi bulgu ve belgelere dayandığı anlaşıldığından ön inceleme raporu düzenlenmesi, illiyet bağı kurulanların "İçişleri Bakanlığı görevlileri veya yetkilileri" şeklinde değil, ismen ve görev yerleri itibarıyla belirlenmesi ve yetkili merci tarafından ön inceleme raporu da göz önünde bulundurmak suretiyle soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin bir karar tesis edilmesi...” gerekçesiyle şikâyetin işleme konulmaması kararının kaldırılmasına karar verildiği,
    İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığınca 03.05.2011 tarih ve 228 sayı ile, şüpheliler Kahramanmaraş Valisi ..., Vali Yardımcısı ..., İl Jandarma Komutanı ..., İl Emniyet Müdürü ..., İl Sivil Savunma Müdürü ..., Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü ..., Emniyet Genel Müdürlüğü TİB temsilcisi ..., Jandarma Genel Komutanlığı TİB temsilcisi ... ve Jandarma Genel Komutanlığı Bilgi Sistemleri Teknisyeni ... hakkındaki soruşturma izni verilmemesine karar verildiği, söz konusu karara şikâyetçiler ... ve ... vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Danıştay 1. Dairesince 02.02.2012 tarih ve 1578-258 sayı ile; "İsnat edilen eylemin haklarında soruşturma yapılmasını gerektirecek nitelikte bulunduğu" gerekçesiyle soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararın kaldırılmasına karar verilmesi üzerine adı geçen şüpheliler hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturmaya başlandığı,
    Helikopter kazasının öğrenilmesinden sonra oluşturulan il kriz merkezinde görev alan şüpheliler ..., ..., ..., ... ve ..."un, arama ve kurtarma çalışmalarını yönetmeliklere uygun olarak yapmadıkları, kaza mahalline makul süre içerisinde hava aracı sevk edilmesini istemedikleri, kriz merkezini yönetmeliklere aykırı oluşturdukları ve helikopterin düştüğü yere ilişkin yapılan ihbarları yeterince değerlendirmeye almadıkları, diğer şüpheliler ..., ..., ... ve ... hakkında ise, GSM hatlarından alınan sinyal bilgileri ile bu sinyalleri alan baz istasyon bilgilerinin çakıştırılması neticesinde oluşturulacak harita için talepte bulunmadıkları ve oluşturulan haritaları ilgili birimlerine zamanında ulaştırmadıkları iddiaları ile görevi kötüye kullanma suçundan soruşturma yapıldığı,
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 19.07.2016 tarih ve 35-2 sayı ile; şüpheliler hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediğinden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, söz konusu karara şikâyetçiler ..., ..., ...., ...., ..., ...., ...., ...., ...., .... ve ...vekilleri tarafından itiraz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesince 18.10.2016 tarih ve 6-6 sayı ile, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı usul ve yasaya uygun olduğundan itirazın reddine karar verildiği, Adalet Bakanlığınca 09.04.2017 tarih ve 523 sayı ile Yargıtay 6. Ceza Dairesinin itirazın reddi kararının kanun yararına bozulmasının talep edildiği,
    Kanun yararına bozma talebinde bahsi geçen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/27477 soruşturma sayılı dosyasındaki şüphelilerin İçişleri Bakanlığı, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) ve Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü (DHMİGM) yetkilileri oldukları,
    İÇİŞLERİ BAKANLIĞININ 29.04.2011 TARİHLİ ÖN İNCELEME RAPORUNA GÖRE;
    a) İçişleri Bakanlığının, kolluk kuvvetlerinin arama kurtarma faaliyetlerindeki ihmal ve savsaklamaları önleyemediği, bu ihmali davranışların ilgililerin ölümüne neden olduğu konusunun ön incelemesi sonucunda; Türk hava sahasında hava arama ve kurtarma hizmetlerinin ilgili kuruluşlarla koordineli bir şekilde mevzuata ve uluslararası standartlara uygun olarak yapılmasını sağlamanın Ulaştırma Bakanlığının görevi olduğu, İçişleri Bakanlığı ile kolluk kuvvetlerinin ise arama kurtarma yapmaktan ziyade güvenlik tedbirlerinin alınması, mal ve mülk emniyeti ile enkazın mevcut hâliyle korunması görevlerini yerine getirdikleri, bu kapsamda meydana gelen helikopter kazasında İçişleri Bakanlığı ile kolluk kuvvetlerinin görevlerini usulüne uygun olarak yerine getirmeye çalıştığı, bunun aksine şikâyetçinin iddiasını doğrulayacak herhangi bir bilgi ve belgeye ulaşılamadığından ..., ... ve ... haklarında soruşturma izni verilmemesi,
    b) Arama Kurtarma çalışmalarının yönetmeliklere göre yapılmadığı, bu nedenle üç kişinin ölümüne neden olunduğu iddiasına ilişkin olarak; olayın öğrenilmesinden itibaren kara olay yeri koordinatörü olan Kahramanmaraş Valisinin talimatları doğrultusunda, Türk Arama ve Kurtarma Yönetmeliği uyarınca gecikmeksizin çalışmalara başlanılıp arama kurtarma faaliyetlerinin gerçekleştirildiği, bu kapsamda ilin tüm imkânlarına ilave olarak komşu illerden takviye arama kurtarma ekipleri talep edildiği, bölgenin havadan taranması için silahlı kuvvetlerin ve Emniyet Genel Müdürlüğünün hava unsurlarının çalışmalara dâhil edildiği, karadan ise sivil savunma, jandarma, emniyet ve konusunda uzman sivil toplum örgütlerinin tüm imkân ve kabiliyetleri seferber edilerek bir an önce enkazın bulunmasına çalışıldığı, ancak kazanın meydana geldiği bölgenin hem dağlık ve engebeli bir yapıya sahip olması, hem de mevcut hava koşullarının olumsuzluğundan dolayı arama kurtarma çalışmalarının kısa sürede sonuçlandırılamadığı, arama kurtarma faaliyetlerinde eksiklik, yetersizlik ve ihmal olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belgeye ulaşılamadığı, bu nedenle ..., ..., ... ve ... haklarında soruşturma izni verilmemesi gerektiği.
    c) Kaza mahalline ilk üç saat içerisinde hava aracı sevk edilmediği, sevk edildiğinde ise havanın kararması gerekçesiyle sahada sis olmamasına rağmen hava aracı gönderilmediği iddiasına ilişkin olarak; Kahramanmaraş Valiliğince kaza bölgesinin havadan taranması için 25.03.2009 tarihinde saat 16.30 sıralarında Emniyet Genel Müdürlüğü ve Malatya 2. Ordu Komutanlığından helikopter talep edildiği, aynı saatte Emniyet Genel Müdürlüğü Havacılık Dairesi Başkanlığınca iddia edildiği gibi 3 saat sonra değil 45 dakika sonra bir helikopterin bölgeye sevk edildiği, helikopterde görevli ekibin bölgenin VFR şartlarına meteorolojik olarak uygun olmadığı gerekçesiyle saat 18.45’te Nevşehir Tuzköy Havalimanına dönüş yaptığı, 10. Tanker Üs Komutanlığına ait Arama/Kurtarma helikopterinin 25.03.2009 tarihinde saat 17.03’de bölgeye hareket ettiği, ancak yoğun sis ve kar yağışı nedeni ile Kahramanmaraş"ın kuzeyine geçemeden saat 18.40"da İncirlik’e dönüş yaptığı, 25.03.2009 tarihinde saat 17.00"de Malatya 2. Ordu Komutanlığından iki helikopterin havalanıp saat 18.55 sıralarında Göksün İlçesi Çardak bölgesine geldiği, Hacıömer ve Temurağa köyleri ile Çardak-Ericek Beldesi civarlarında havadan arama çalışmaları yapıldığı, ancak havanın kararması, dağlık kesimin sisle kaplı ve kar yağışlı olması nedenleriyle saat 19.55’e kadar çalışmalarda kullanılabildiği, saat 17.26’da Diyarbakır’dan bir uçağın, saat 18.44’de de Merzifon’dan bir helikopterinin bölgeye sevk edildikleri, olay bölgesine gönderilen uçak ve helikopterlerin kar yağışı ve sis gibi olumsuz hava koşullarına rağmen görev yaptıkları, sadece yakıt ikmali için bölgeden ayrıldıkları, havadan yapılan arama kurtarma çalışmalarına meteorolojik şartların kötüleşmesi üzerine saat 22.20’de ara verildiği, olay mahallinde yoğun sis, tipi ve kar olduğundan ..., ... ve ... haklarında soruşturma izni verilmemesi gerektiği,
    d) Emniyet genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığının ilk yarım saat içinde telefon sinyalleri ile sinyal alan baz istasyonlarının çakıştırılması sonucu elde edilecek harita için talepte bulunmadıkları iddiasına ilişkin olarak; TİB"de görev yapan Jandarma Genel Komutanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü temsilcilerinin, helikopter kazasını saat 16.20"de kuruma bildirdikleri, temsilcilerin bildirdiği 506 ..., 533 ... ve 532 ... numaralı GSM hatları ile ilgili yer tespit sorgulamaları yapılarak saat 16.25"te sonucun temsilcilere iletildiği, Afet ve Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından da söz konusu koordinatların Göksün Kaymakamlığına bildirildiği, TİB tarafından tespit edilen ve ilgililere bildirilen koordinatların sadece baz istasyonu koordinatları olmayıp, hedefin sinyal aldığı anten bakışının başlangıç ve bitiş açısı ile gelen sinyalin baz istasyonuna olan uzaklığının başlangıç ve bitiş mesafe değerlerini de içerdiği, iletilen bilgilerin bizzat bu işi yapan birimler tarafından yorumlamaya muhtaç bilgiler olduğu, bunların aksine şikâyetçinin iddialarını doğrulayacak herhangi bir bilgi ve belgeye ulaşılamadığından ..., ..., ... ve ... haklarında soruşturma izni verilmemesi gerektiği,
    e) Kriz merkezinin usulüne uygun oluşturulmadığı, kazadan 24 saat sonra oluşturulan kriz merkezinin yönetmeliğe aykırı oluşturulduğu iddiasına ilişkin olarak; saat 15.50 sıralarında helikopter kazasının öğrenilmesiyle birlikte Kahramanmaraş Valisinin sözlü talimatı ile Vali Yardımcısı ... başkanlığında il kriz merkezinin oluşturulduğu, helikopterin uçuş güzergâhı üzerinde bulunan bölgelerdeki sivil ve askeri tüm unsurlara haber verilerek arama kurtarma çalışmalarına başlanıldığı, arama ve kurtarma çalışmaları için sağlık tesislerinin, ambulansların ve görevlilerin hazır hâlde bekletilmesi talimatının verildiği, il sivil savunma müdürlüğüne bağlı arama kurtarma ekiplerinin hazırlandığı, enkaz bulununcaya kadar il kriz merkezinin 24 saat esaslı çalışmalarını yürüttüğü, ayrıca kazanın öğrenilmesinden itibaren vali, jandarma komutanı ve emniyet müdürünün muhtemel olay yeri olduğu tahmin edilen Göksun"a hareket etmeleri, kazayla ilgili bilgilerin burada toplanması ve bu bilgilerin değerlendirilerek arama kurtarma faaliyetlerinin buradan yönlendirilmesinden dolayı fiilen Göksun"da da kriz merkezine benzer bir yapılanmanın oluşturulduğu, arama kurtarmadaki asıl çalışmaların buradan yönetildiği, aynı gün olay yerine gelen İçişleri Bakanı ....’ın arama kurtarma çalışmalarının komuta ve kontrolünü bizzat yürüttüğü, bunların aksine şikâyetçinin iddialarını doğrulayacak herhangi bir bilgi ve belgeye ulaşılamadığından ..., ... ve ... haklarında soruşturma izni verilmemesi gerektiği,
    f) Kolluk kuvvetlerinin ilk 24 saatlik sürede dağın zirvesine yönelik çalışma yapmadıkları, arazideki vatandaşlara yer yer engel olmaya çalıştıkları iddiasına ilişkin olarak; saat 16.05"ten itibaren valilik tarafından sivil savunma ve jandarmanın bütün arama kurtarma unsurlarının Göksun"a yönlendirildiği, ekiplerin helikopterin düşmüş olabileceği yerlerde çalışmalara başladığı, kolluk kuvvetlerinin ilerleyen saatlerde yöreyi bilen vatandaşlardan, geçici köy korucularından, gönüllü sağlık personellerinden oluşan Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) ile Kahramanmaraş Dağcılık ve Arama Kurtarma Ekiplerinden (KADAK) destek alarak üç ayrı grup hâlinde arama kurtarma çalışmalarını sürdürdüğü, resmi olarak yürütülen bu faaliyetlere vatandaşların da katılmak istedikleri, ancak gerek havanın kararması, gerekse sis ve kar yağışı gibi olumsuzluklardan dolayı arzu edilen katkıyı sağlayamadıkları, hem arama kurtarma faaliyetlerinin profesyonel bir çalışma gerektirmesi, hem de halkın teknik ve fiziksel yönden yetersizliklerinden doğabilecek muhtemel kayıpları önlemek amacıyla bölgede görev yapan sivil ekiplerin ve kolluk kuvvetlerinin arama kurtarma yapmak isteyen vatandaşları kendi can güvenlikleri için ikaz ettikleri, bunun aksine şikâyetçinin iddialarını doğrulayacak herhangi bir bilgi ve belgeye ulaşılamadığından ..., ... ve ... hakkında soruşturma izni verilmemesi gerektiği,
    DEVLET DENETLEME KURULU RAPORUNA GÖRE;
    Arama kurtarma faaliyetlerine ilişkin bilgiler; TC-HEK işaretli helikopterin düştüğünün, helikopterde bulunan İHA muhabiri....’in 112"yi 15.26.59’da araması ile öğrenilmiş olduğu, son görüşmenin saat 17.23.33’te gerçekleştirildiği, yapılan görüşmelerden net bir yer tespiti yapılamadığı ve kazanın oluş şekline ilişkin de hiçbir bilgi edinilemediği, sadece olay yerinin karlı, sisli ve tipi etkisinde bir dağ başı olduğunun öğrenildiği, 112 görevlilerince kazanın, saat 15.30.13"de 155"e, saat 15.33.04"de ise 156"ya iletilip....’in kullandığı GSM hattı numarasının bildirildiği, ayrıca 155"den yer tespitinin yapılmasının istendiği, 112 arandığında, arayan kişinin bulunduğu ilin merkezindeki komuta kontrol merkezi ile irtibat sağlandığı, cep telefonlarının 112"yi araması için telefonun şarjının olmasının yeterli olduğu, sim kartın takılı olmasının gerekmediği, yakında hangi servis sağlayıcının baz istasyonu varsa o istasyon üzerinden bağlantı sağlanabildiği, buna göre,....’in 112 çağrısı, Kahramanmaraş 112 merkezine düştüğünden kazanın Kahramanmaraş sınırları içinde gerçekleştiğinin daha ilk andan itibaren bilinmesi gerektiği, 155 merkezindeki personelin, 112 görevlilerinden yer tespitinin yapılması için telefon görüşmesinin sürdürülmesini istedikleri, 112 görevlilerinin de mümkün olduğu ölçüde görüşmeyi uzatmaları nedeniyle...."e ait telefonunun şarjının bittiği ve irtibatın kaybedildiği, 155 görevlilerinin....’e ait telefon numarasını yer tespitinin yapılması için amirlerine ilettikleri ve amirlerini ikna etmeye çalıştıkları, 155 görevlilerinin helikopter şirketine ulaşılması hâlinde daha hızlı yer tespiti yapılabileceğine inandıkları için şirkete ulaşmaya çalışıp ilk dakikalarda yer tespiti çalışması yapmadıkları,
    ELT (Acil Durum Vericisi) cihazı ve COSPAS-SARSAT uydu sistemi ile ilgili çalışmalar; helikopterde mevcut ELT cihazına ait antenin kırılması nedeniyle cihazın ürettiği acil durum sinyallerinin COSPAS-SARSAT uydularına iletilemediği, bu nedenle, kaza yerinin belirlenmesi için cep telefonu sinyallerinden yer tespiti ile helikopter güzergahındaki görgü şahitlerinin bilgilerinin değerlendirilmesi ve uydu üzerinden konum belirlenmesi yöntemleri dışında başkaca bir yöntemin kullanılma olanağının kalmadığı, herhangi bir kaza anında cihazın yaydığı sinyallerin COSPAS-SARSAT uyduları tarafından tespit edilip ilgili ülkenin ana arama kurtarma koordinasyon merkezine bildirildiği, ELT cihazına ait portatif bir antenin de mevcut olduğu, kaza sonrasında.... tarafından bu antenin cihaza monte edilmesi durumunda acil durum sinyalinin COSPAS-SARSAT uydularına iletebilmesinin mümkün olabileceği,
    Helikopterin yerinin cep telefonu sinyallerinden tespiti ile ilgili çalışmalar; koordinat tespiti yapılması amacıyla İl Jandarma Komutanlığı tarafından elde edilen telefon numaralarının Adana Jandarma Bölge Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığına iletildiği, İl Emniyet Müdürü ..."in de İstihbarat Şube Müdürü İsmail Duman"a koordinatlar üzerinde çalışma yapılması talimatı verdiği, saat 16.11"de Yozgat İl Jandarma Komutanlığı Asayiş Şube Müdürünün, TİB Jandarma Genel Komutanlığı temsilcisi ..."ı arayıp pilota ait telefonun numarasını yer tespitinin yapılması için ilettiği, yer tespit sorgulamalarının saat 16.20-16.25 arasında yapılarak son konum bilgisinin elde edildiği, elde edilen verilerin Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezine, Jandarma Genel Komutanlığına ve Emniyet Genel Müdürlüğüne şifahi olarak bildirildiği, TİB yetkililerince, haritalarda yer alan X ve Y değerlerinin olay yerini göstermediği, helikopterin 1 kilometre eninde ve 30 kilometre boyunda bir bölgenin içinde olduğu, ancak tam nokta tespiti yapılamadığı, verilen koordinatların çalışma yapılarak yorumlanması gerektiğini belirtip söz konusu kurum yetkililerini telefonla uyardıkları, ..."ın aldığı bilgileri Jandarma Genel Komutanlığına ve Yozgat İl Jandarma Komutanlığına ilettiği, ... aldığı bilgileri saat 16.27"de ilettiğini söylemiş ise de, Jandarma Genel Komutanlığınca TBMM Araştırma Komisyonuna yazılan 16.04.2010 tarihli yazıda bilgilerin saat 17.15’te Jandarma Genel Komutanlığına bildirildiğinin belirtildiği, Kahramanmaraş İl Jandarma Komutanlığı ceride kayıtlarında da konum bilgilerinin saat 16.55’te İl Jandarma Komutanlığına bildirildiğinin tespit edildiği, konum bilgilerini değerlendirecek olan ..."nun ... tarafından aranarak karargaha çağrıldığı, saat 17.00 sıralarında ..."nun alınan bilgileri haritaya işlediği ve görüş analizi de yaparak saat 17.30’da Kahramanmaraş İl Jandarma Komutanlığına harita olarak gönderdiği, ancak Jandarma Genel Komutanlığınca haritanın saat 18.00’de iletildiğinin bildirildiği, İl Jandarma Komutanlığının bu bilgileri değerlendirip 1 kilometre eninde 30 kilometre boyundaki alanı harita üzerine çizerek oluşturduğu yaylı haritanın en geç saat 17.15 itibarıyla çizilmiş olduğunun değerlendirildiği, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından da yer tespiti talimatı verildiği, Teknik Takip Şube Müdür Yardımcısı ....’in, ..."ı telefonla arayıp ilgili telefonların son konum bilgilerini talep ettiği, ...’ın da konu ile ilgili TİB yetkililerine başvurduğu, ancak aynı telefonların konum bilgilerinin kendisinden önce Jandarma Genel Komutanlığı temsilcisine verildiğini öğrendiği, TİB yetkililerince son konum bilgilerinin adı geçene verildiği, TİB’den alınan bilgilerin, Çardak Karakolunda bulunan İstihbarat Şube Müdürü İsmail Duman"a saat 19.30 sıralarında ulaştırıldığı, TİB bilgisinin Kahramanmaraş Emniyet Genel Müdürlüğüne ne zaman ulaştığı, bu bilginin tam olarak ne zaman İl Valisine aktarıldığı İl Emniyet Müdürlüğünce hazırlanan bilgi notundan anlaşılmadığı, saat 17.01"de Başbakanlık Kriz merkezinden aradığını söyleyen bir görevlinin 156"ya helikopterin Hacıömer köyü civarına düştüğünü bildirdiği, saat 17.20 sıralarında Göksün Kaymakamının bu bilgiyi İl Valisi ile paylaştığı ve Valinin de Göksun’a doğru yola çıktığı, saat 18.10’dan itibaren Sağlık Bakanlığı Kriz merkezinin Tüllücetepe"den sinyal alındığı yönünde bilgi vererek sağlık ekiplerini bu bölgeye yönlendirdiği, 156 kayıtlarından jandarma birliklerinin Tüllücetepe bilgisinin yanlış olduğunu bildikleri ve bu yüzden o bölgeye karakoldan küçük bir ekip gönderdiklerinin anlaşıldığı, TİB"in telefonların aynı yerde kurulu bulunan baz istasyonlarından hizmet aldığını görmesi üzerine, daha net yer tespiti yapılması amacı ile hizmet alınan baz istasyonlarının operatörlere kapattırıldığı, ancak başkaca bir baz istasyonundan hizmet alınamadığı, sonraki saatlerde de sekiz telefon numarasının taramasının yapıldığı, bunlardan konum bilgisi elde edilen üç tanesinin baz ve yay bilgilerinin aynı çıktığı, elde edilen bilgilerin ilgili yerlere iletildiği, saat 22.00 sıralarında BBP yetkililerinin yolculardan birisine ait 505 ... numaralı telefonun açık olduğunu iletmeleri üzerine söz konusu numaranın saat 22.25 sıralarında yer tespiti için TİB"e bildirildiği, TİB"den alınan bilgiler doğrultusunda oluşturulan haritadaki bilgilerin Jandarma Genel Komutanlığına iletildiği, alınan bilgilerin değerlendirmeyi müteakip görüş açısı çalışması da yapılarak saat 23.30’da İl Jandarma Komutanlığına bildirildiği, yapılan çalışmalarda tüm GSM hatlarının Tüllüce mevkiindeki baz istasyonlarından hizmet aldığı, jandarma teknik personelince Turkcell Tüllücetepe baz istasyonu görüş açısı üzerinden şüpheli üç tepe tespit edildiği, buna göre 25.03.2009 tarihinde saat 24.00 sıralarında TİB, Turkcell, Avea verileri, Kızılöz ve Sisne köylülerinden alınan bilgiler doğrultusunda enkazın Karayakup Tepesinde olduğu ve aranacak alanın sadece 1 kilometrekareye indirildiği, nitekim İl Jandarma Komutanlığında, Adana Jandarma Bölge Komutanı .... başkanlığında saat 23.30 civarında yapılan toplantıda da enkazın bu bölgede olduğu hususunda bir görüş birliğine varıldığının anlaşıldığı, Turkcell"in kazanın meydana geldiği gün saat 20.00 civarında Kahramanmaraş Jandarma Komutanlığı ile irtibata geçip mobil istasyon desteği de dâhil olmak üzere gerekli tüm çalışmaları yapmaya hazır olduklarının bildirdiği, 26.03.2009 tarihinde İl Jandarma Komutanlığı tarafından Göksun-Kurucaova ve Sisne yerleşim merkezleri için acil mobil istasyon talebinde bulunulduğu, jandarmaya mobil baz istasyonu için en uygun yerin kaza mahallinin 4 kilometre güneybatısında kalan Kızılöz köyü üstündeki tepeler olduğunun belirtilerek gerekli çalışmalara başlandığı, mobil istasyonunun ilgili bölgeye gönderildiği ve kurulabileceği yerin tespit edildiği, bölgedeki tüm greyder ve iş makineleri arama kurtarma çalışmalarında kullanıldığından Göksun Devlet Su İşleri Müdürlüğüne ait greyderin saat 17.00 sıralarında olay yerine ulaştığı, radyo link transmisyon görüşü sağlanabilecek olan noktadan hava karardığı ve sisle beraber kar yağışı ve tipi başladığı için bağlantının sağlanamadığı, çalışmaların saat 04.00"e kadar devam ettiği, ancak olumsuz hava koşulları sebebi ile sonuç alınamadığı, bu çalışmalara paralel olarak transmisyon bağlantısının sağlanamama ihtimaline karşı saat 20.00 civarında uydu mobil istasyon talebinde de bulunulduğu, 26.03.2009 tarihinde saat 22.00’de İstanbul’dan yola çıkan uydu mobil aracının ulaşım koşullarının da kötü olmasının etkisi ile ancak 27.03.2009 tarihinde saat 14.00"de Kızılöz köyüne ulaşabildiği ve Elmalı mevkiinde saat 17.00 "de aktif edildiği, yağan kar sebebi ile daha önce açılmış olan yol da kapandığı için transmisyon çalışmaları devam eden diğer mobil aracın mahsur kaldığı ve bu operasyonda kullanılamadığı, Avea"dan herhangi bir kurumca seyyar baz istasyonu talep edilmediği, Vodafone"nun uydu bağlantılı mobil baz istasyonunu 27.03.2009 tarihinde bölgeye sevk ettiği,
    Karadan gerçekleştirilen arama kurtarma çalışmaları; Kahramanmaraş Valiliği Kriz Merkezinin, Valilikçe hazırlanan raporlarda belirtildiği üzere saat 15.50’de değil en erken 16.30 civarında faaliyete geçtiğinin değerlendirildiği, kriz merkezinde, bir vali yardımcısının sürekli görevlendirildiği, kaza sonrasında arama kurtarma dâhil tüm faaliyetlerin Kahramanmaraş Valiliğince oluşturulan Acil Durum Yönetimi Merkezince yönetildiği ve yönlendirildiği, Valilik kriz merkezinin bilinen ve beklenen komuta, kontrol ve koordinasyon faaliyeti icrası yerine, haberleşme merkezi gibi çalıştığı, özellikle İl Jandarma Komutanlığı, Göksun Kaymakamlığı ve sivil savunma ekipleri üzerinden arama faaliyetlerine ilişkin bilgi temin edip Ankara’daki merkezlere gönderme görevini ifa ettiği, esas komuta, kontrol ve koordinasyon merkezinin ise İl Valisinin arazide bulunması nedeniyle seyyar olarak, Çardak Karakolu, Sisne Mahallesi, Göksün Kaymakamlığı ve son olarak da Göksun İlçe Jandarma Komutanlığına taşındığı, ayrıca, 25.03.2009 tarihinde Adana Jandarma Bölge Komutanının Kahramanmaraş’a ulaşmasıyla, arama kurtarma ekiplerinin fiili komutasının Bölge Komutanı .... tarafından yürütüldüğü,
    25.03.2009 tarihinde yürütülen faaliyetler; helikopterin düştüğü yerin tespit edilmesi amacıyla il emniyet müdürlüğü görevlileri tarafından saat 15.52’de MED-AİR havacılık şirketi ile telefon bağlantısı kurularak helikopter ile irtibatlarının olup olmadığı ve radar ile yer tespiti yapıp yapmadıklarının sorulduğu, saat 15.45"te UMKE"ye ekiplerin toplanması talimatı verildiği, saat 16.11"de İl Jandarma Komutanlığınca karakollar ile köylere haber verilmesi ve bilgi toplanması talimatı verildiği, bu talimatın bazı karakollara saat 16.30 civarında iletildiğinin görüldüğü, sıralı jandarma ve emniyet birimlerince yer tespiti amacıyla TİB’e ve temsilcilerine bir talepte bulunulmadığı, saat 16.20’de İl Emniyet Müdürlüğü tarafından MED-AİR havacılık şirketinin aranarak ayrıntılı bilgilerinin olup olmadığı, helikopterde yer belirlemek için bir sistemin bulunup bulunmadığı ve kaza ile ilgili olarak herhangi bir kuruluşa bilgi verilip verilmediğinin sorulduğu, firma yetkilisinden Ankara Esenboğa Hava Limanı Uçuş Bilgi Birimi, Arama Kurtarma Birimi ve askeri yetkililere bilgi verildiği cevabının alındığı, 156"ya saat 16.32"de helikopterin Ilıca’dan geçerek Göksun Çardak istikametine gittiği, saat 16.37"de Ağabeyli Karakolu önünden Engizeklere doğru devam ettiği bilgilerinin geldiği, saat 16.30"da Başbakanlık Güvenlik İşleri Genel Müdürü Alpaslan Kavaklıoğlu"nun olayı Başbakanlık Müsteşarı ...."ya söylediği, ...."nın da ilk olarak saat 16.30 sıralarında Vali ..."ı aradığı, görüşmede Valinin henüz kazadan haberdar olmadığının anlaşıldığı, olayın Vali tarafından öğrenilmesi ile Valilik bünyesinde bir kriz merkezi oluşturularak çalışmalara başlandığı, düşen helikopter ile ilgili bilgilerin İl Jandarma Komutanı tarafından valiye arz edildiği, kazanın meydana geldiği mevki nokta olarak belirlenemediği için helikopterin uçuş güzergâhı üzerinde bulunan bölgelerdeki sivil ve askeri tüm unsurların teyakkuza geçirilmesi amacıyla çalışma başlatıldığı, bu çerçevede ilçe kaymakamları telefonla aranarak bilgilendirildikleri, gelen ve gelecek ihbarların değerlendirilmesi, kazanın kendi bölgelerinde olup olmadığının tespit edilmesi amacıyla kolluk güçleri aracılığıyla muhtarlar ve vatandaşlar ile bağlantıya geçilmesi, kendi bölgelerinde yapılabilecek arama ve kurtarma çalışmaları için tüm unsurların hazırlanması ve kazazedelere tıbbi müdahalenin zamanında yapılabilmesi için tüm sağlık tesisler, araçlar ve görevlilerinin hazır hâlde bekletilmesi talimatlarının verildiği, aynı saatlerde İl Jandarma Komutanı tarafından da il ve ilçe jandarma komutanlıkları aranarak düşen helikopter ile ilgili olarak arama çalışmalarına başlanması, ihtiyaç duyulması hâlinde kullanılmak üzere Çoğulhan, Pazarcık ve Nurhak Jandarma Asayiş Komando Bölük Komutanlıklarına da arama kurtarma faaliyeti için hazırlık yapmaları talimatı verildiği, buna göre helikopterin karadan arama kurtarma faaliyetlerinin saat 16.30 sıralarında başladığının kabul edilmesi gerektiği, saat 16.44"de İl Jandarma Komutanlığına cep telefonu sinyallerinden elde edilen TİB verilerinin ham bilgi olarak ulaştığı, saat 16.55"te TİB verilerinin Jandarma Genel Komutanlığından İl Jandarma Komutanlığına iletildiği,
    Kaza yeri ile ilgili ilk ve doğru tespitin, Kahramanmaraş İl Jandarma Komutanlığınca saat 17.00 sıralarında hazırlanan bilgi notunda “Helikopterin düştüğü yerle ilgili Kızılöz köyü ile Sisne Mahallesi arasındaki dağlık bölgede düştüğü bilgileri alınması üzerine ekli çizelgede belirtilen birlikler bölgeye sevk edilmiştir" şeklinde belirtildiği, bu saatlerde Göksun İlçe Jandarma Karakolundan Sisne köyünde ikamet eden...."ın arandığı, adı geçenin helikopterin köylerinin yanından geçerek Kızılöz köyüne doğru gittiğini ifade ettiğinin anlaşıldığı, Göksun Kaymakamlığınca kazanın meydana geldiği bölgenin ulaşım yönünden zor bir bölge olabileceği ve olumsuz hava şartları da dikkate alınarak arazi araçlarının kriz merkezinde hazır bekletilmesi talimatının verildiği, Göksun İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından saat 17.05"te geçici köy korucuları ile takviye edilmiş jandarma unsurları gruplandırılarak; Soğukpınar ile Mehmetbey köyü, Kınıkkoz ile Ericek köyü, Kınıkkoz ile Kızılöz köyü ve Kızılöz ile Elmalı köyü aralarındaki dağlık ve ormanlık alanların aranması için toplam dört ekip görevlendirilip ilgili bölgelere gönderildikleri,
    Haciömer köyü civarının aranması (saat l7.00-18.30); TİB"den gelen koordinat bilgileri üzerine Göksun ve Ilıca istikametlerine yönlendirilen sivil savunma müdürlüğüne bağlı ekiplere Hacıömer köyüne intikal etmeleri talimatı verildiği, saat 17.25"te İl Jandarma Komutanının Göksun istikametine doğru hareket ettiği, ancak İl Sivil Savunma Müdürlüğü raporunda ve TBMM Araştırma Komisyonunda yapılan açıklamalarda, İl Jandarma Komutanının saat 16.25"te hareket ettiği bildirilmekle birlikte jandarma ceridesinde, İl Jandarma Komutanınca hazırlanan taslak görev sonuç raporunda hareket saatinin 17.25 olarak geçtiği, buna göre, görev sonuç raporundaki hareket saatinin sonradan değiştirildiğinin düşünüldüğü, 156 kayıtlarında da hareket saatinin saat 17.30 olarak belirtildiği, cep telefonu sinyallerinden helikopterin yeri ile ilgili yapılan çalışmalar çerçevesinde saat 17.00-17.30 arasında Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Dairesi Başkanlığından İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şubesine neredeyse nokta olarak enkaz bölgesinin bildirildiğinin görüldüğü, kaza yerine ilişkin bu koordinat bilgisinin ulaşması üzerine Vali tarafından kaza bölgesinin havadan taranması için kurumlar ile telefon görüşmeleri yapılarak Emniyet Genel Müdürlüğü ile 2. Ordu Komutanlığından helikopter talep edildiği, Vali ile İl Emniyet Müdürünün saat 17.45 sıralarında Göksun ilçesine doğru hareket ettikleri, İl Sivil Savunma raporunda harekat saati 16.35 olarak belirtilmesine rağmen, İl Jandarma Komutanının hareketinden on dakika sonra hareket edildiği bildirildiğinden hareket saatinin 17.35 olduğunun değerlendirildiği,
    İl sivil savunma müdürlüğünce görevlendirilen üçüncü ekibin Hacıömer köyü bölgesine yönlendirildiği, aynı saatlerde jandarma görevlilerince Hacıömer köyü Kuzutepe bölgesi, Tüllücetepe civarları ve Kızılöz köyünün güney bölgelerinin aranması için hareket edildiği, saat 17.50 sıralarında Hacıömer köyü bölgesinde arama faaliyetleri yürütüldüğü, Göksun Orman İşletmesine ait ekiplerin Hacıömer ile Karaömer köyleri civarındaki ormanlık alanlarda, Kınıkkoz köyü civarında saat 21.00’e kadar çalışma yaptıkları, Çoğulhan Jandarma Asayiş Komando Bölük Komutanlığı birliklerinin Sisne bölgesine intikal ettikleri sırada Hacıömer köyüne yönlendirildikleri, adı geçen birliğin bir süre bu bölgedeki arama çalışmalarına katıldıktan sonra saat 20.30’dan itibaren yeniden Sisne köyüne hareket ettikleri,
    Tüllücetepe Bölgesi Araması (18.45 - 20:00); saat 18.10"da Sağlık Bakanlığı Kriz Merkezinden Göksun Kaymakamlığı Kriz Merkezine Çardak Mevkii ve Tüllüce Tepesi bölgesinden sinyal alındığı, dolayısıyla helikopterin düştüğü yerin bu bölge olabileceği bilgisinin iletilmesi üzerine Hacıömer köyüne yönlendirilen İl Sivil Savunma Müdürlüğüne bağlı ekipler ile UMKE"lerinin saat 18.33’de Tüllüce baz istasyonu civarına yönlendirildikleri, buradaki ilk aramaların projektörler yardımıyla çok hızlı bir şekilde icra edildiği, gönderilen iki ekibin Tüllücetepe’ye ulaştığı, ancak aramalar sona erdiğinden Çardak Karakoluna geri döndükleri, çalışmaların tamamlanmasını müteakip sivil savunma müdürlüğü ekipleri ile askeri birliklerin Kızılöz köyü"ne yönlendirildikleri,
    Çardak Jandarma Karakolu Toplantısı; bölgede devam eden arama çalışmalarını yerinde sevk ve idare etmek üzere daha önceden Göksun ilçesine doğru hareket eden İl Jandarma Komutanının saat 18.35, Valinin ise saat 19.15 sıralarında Çardak Jandarma Karakol Komutanlığına ulaştıkları, Çardak Jandarma Karakol Komutanlığında bildirilen koordinatlar çerçevesinde, Hacıömer köyü ve Tüllüce Tepe bölgesinde yapılan arama çalışmalarının tamamlanmasını müteakip saat 20.00 sıralarında Vali başkanlığında, İl Jandarma Komutanı, İl Emniyet Müdürü, Göksun Kaymakamı ve diğer yetkililerin katılımı ile bir durum değerlendirmesi yapıldığı, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığından gelen ve TİB"den 16.30’da alınan cep telefonu kestirme bilgilerinin Çardak Karakolunda saat 19.30 sıralarında İsmail Duman"a ulaştırıldığı, değerlendirme toplantısında İl Jandarma Komutanının, gelen teknik bilgiler doğrultusunda Hacıömer, Temurağa ve Tüllüce Tepe bölgelerinde yapılan aramalardan bir sonuca ulaşılamadığını ve yeni gelen teknik bilgilerin değerlendirildiğini ifade ettiği, toplantı devam ederken, Göksun Kaymakamlığı Kriz Merkezine gelen ihbarın değerlendirmeye alındığı, ihbarı yapanların Kozcağız köyü, Sisne Mahallesi ve Kızılöz köyü bölgesinde kırmızı bir helikopterin alçaktan uçuş yaptığını bildirmeleri üzerine daha önceden jandarma ve sivil savunma ekipleri tarafından aranmaya başlanan bölgedeki arama ve kurtarma çalışmalarının yoğunlaştırılmasına karar verildiği, toplantı ile ilgili doküman ve ifadelerden gerek Emniyet Genel Müdürlüğü gerekse Jandarma Genel Komutanlığına TİB tarafından verilen pilot ve...."e ait GSM hatlarının konum bilgilerinin Vali ile paylaşılmadığının anlaşıldığı, saat 21.30 sıralarında Vali, İl Jandarma Komutanı, İl Emniyet Müdürü ve sağlık ekiplerinin Çardak Karakolundan Kızılöz köyüne hareket ettikleri,
    Kızılöz, Kınıkkoz, Sisne ve Şahinkayası Bölgelerinin Aranması (17.30-02.00); Kızılöz-Sisne bölgesindeki aramaların, Kızılöz, Kınıkkoz ve Yeşilköy, Yeşilköy ve Sisne, Kızılöz ve Sisne ile Şahinkayası-Sisne arası olmak üzere gerçekleştirildiği, ekiplerin saat 20.00 civarında Kızılöz ve Sisne Bölgesine ulaştıkları, saat 21.30"da İlçe Jandarma Komutanının Sisne köyüne gidip görgü tanıkları ile görüştüğü ve saat 22.10"da Sisne ve Kızılöz köyleri arasındaki arazide arama kurtarma çalışmalarına başlandığı, görevlendirilen ekiplerin saat 22.00’ye kadar arama yapılacak alanların tespitini beklediklerinin anlaşıldığı, Sisne köyündeki görgü tanıklarının helikopterin Kızılöz-Yeşilköy istikametinde gittiği, Sisne Yaylası denilen tepelere ve Taşçının Evi denilen yere bakılması yönünde telkinlerde bulunduğu anlaşıldığından aramaların bu bölgelerde yapıldığı, bu süreçte Jandarma Genel Komutanlığınca İl Jandarma Komutanlığına saat 17.00-18.00 arasında verilen Karayakup bölgesinden cep telefonlarından sinyal alındığına ilişkin bilginin arama kurtarma ekiplerine ulaştırılmadığının anlaşıldığı, Sisne bölgesinde yoğunlaştırılan arama çalışmalarını yerinde sevk ve idare etmek üzere Vali, İl Jandarma Komutanı ve İl Emniyet Müdürünün saat 23.20 sıralarında Sisne bölgesine intikal ettikleri, Sisne köyünde helikopteri gören görgü tanıkları dinlenip harita üzerinde değerlendirmelerde bulunulduğu, Sisne ve Kızılöz"lü görgü tanıklarının ifadesine ve...."in verdiği bilgilere göre Sisne köyünün kuzey batısındaki Doyalak yaylasına doğru arama yapılması gerektiğine karar verildiği, kar yağışı, yükseklerdeki aşırı kar ve sis, ekiplerin yeterli teçhizata sahip olmaması ve o sıralarda Genelkurmay Başkanlığından gelen Kurucaova-Güneyoluk Tepeden sinyal alındığı bilgisi nedeniyle bu yönde arama çalışmalarına başlanamadığı, Sisne’deki çalışmalar sırasında İl Jandarma Komutanının Kurucaova köyü koordinatının net olabileceği ve aramaların bu yöne kaydırılması gerektiği bilgisini verdiği, bunun üzerine ekiplerin Kurucaova köyüne hareket etmelerinin istendiği, bu gelişmelerden sonra Vali, İl Jandarma Komutanı ve diğer yetkililer ile yol boyunca arama çalışması yapan resmi ekiplerin önemli bir bölümünün Göksun’a geri döndükleri, arazide arama çalışmasına devam eden ve iletişim kurulamayan az sayıdaki bazı birliklerin Kınıkkoz-Kızılöz, Sisne-Şahinkayası bölgesindeki aramalarını gece saat 02.30’a kadar sürdürdükleri, 25.03.2009 tarihinde resmi ve özel ekiplerce yapılan aramalarda ekiplerinin yeterli teçhizata sahip olmaması ve kötü hava koşulları nedeniyle büyük ölçüde yol kenarları ve dağ eteklerinden ulaşılabilen alanların tarandığı, yapılan aramaların daha çok Kızılöz-Sisne yolunun doğusunda yoğunlaştığı, enkazın bulunduğu yolun batısındaki Karayakup Tepesine arazi yapısı, kar ve tipi nedeniyle çıkılamadığı, dağ eteklerinin aranması ile yetinildiği,
    Kurucaova Araması; Adana Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral ...."nın il jandarma komutanlığına gelip görevli askeri birliklerin sevk ve idaresini ele aldığı, ardından takviye kuvvet olarak, Adıyaman ve Hatay Jandarma Özel Harekat Taburları ile Gölbaşı ve Nurdağı Jandarma Asayiş Komando Bölük Komutanlıklarına sabah bölgeye intikal etmeleri için emir verdiği, Kızılöz köyü ile Sisne Obası arasında kalan bölgede arama çalışmalarının yoğunlaştırıldığı saat 23.20 sıralarında Genelkurmay Başkanlığı Harekat Merkezinden, İl Jandarma Komutanlığına Kurucaova köyü Güneyoluk Tepe bölgesinden sinyal alındığının bildirilmesi üzerine ekiplerin bölgeye intikal ettirilip saat 23.25 itibarıyla bölgede arama çalışmalarına başlanıldığı, saat 24.00 sıralarında İl Jandarma Komutanının, Genelkurmay Başkanlığından bildirilen Kurucaova koordinatının net olabileceği ve aramaların bu yöne kaydırılması gerektiği bilgisini vermesi üzerine tüm ekiplerin Kurucaova köyüne hareket etmesinin istendiği,
    Kurucaova- Güneyoluk Tepesi Araması; 25.03.2009 tarihli bilgi notunda "Genelkurmay Başkanlığı harekat merkezinden alınan bilgiye göre Güneyoluk Tepe bölgesinden helikopter sinyal bilgisinin alındığının öğrenilmesi üzerine" aramaların saat 23.00 civarında bu bölgeye kaydırıldığı, Genelkurmay Başkanlığının yazısında Güneyoluk Tepe (Kurucaova-Kaman dağı) ile ilgili koordinatlarının saat 22.30 sıralarında Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezinden alındığı ve saat 22.34’de Kahramanmaraş İl Jandarma Komutanlığına iletildiğinin bildirildiği, ancak Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezinden alınan yazıda ise bu konuda bir bilgi bulunmadığı,
    Türkiye Telsiz ve Radyo Amatörleri Cemiyeti (TRAC) Başkanı Aziz Şaşa ve arkadaşlarının kazanın duyulması ve yerinin belirlenememesi üzerine, ELT cihazının sinyal yayımında bir problem olabileceğini değerlendirip, Gaziantep’teki üyeleri Efe Özçağlar"ı, ELT cihazının sinyal verip vermediği, veriyor ise yerini tahmin etmesini isteyerek Kurucaova’daki 2000 metre yükseklikteki Telekom yerleşkesine yönlendirdikleri, TRAC üyesi Hüseyin Murat Odabaş"ın saat 20:30 civarında Efe Özçağlar"ı, bölgede en iyi dinleme yapması muhtemel Telekom yerleşkesine yönlendirmek amacıyla, "aprs.fi” adlı yabancı web sitesine girip Otomatik Pozisyon Belirleme Sistemi (APRS) denilen bir sistem içerisine Telekom yerleşkesi koordinatları karşısına önce; saat 20.38’de “Kurucaova Muhtemel Kaza Yeri” şeklinde not düştüğü, saat 22:50’de "Kurucaova" ibaresi yerine "TC-??K", "Muhtemel Kaza Yeri" ibaresi yerine "Muhtemel Kaza Lokasyonu", saat 23.23’de "TC-??K" ibaresi yerine "TCHEK" yazdığı, "Muhtemel Kaza Lokasyonu" ibaresini değiştirmediği, "aprs.fi" adlı web sitesinin herhangi bir resmi niteliği bulunmadığı, buradan çeşitli deniz araçlarının yol haritasının ve etaplarının görüldüğü, APRS sisteminin internete iletilen gerçek zamanlı bilgileri yayımladığı ve gösterdiği, ulaştırılan bu bilgilerin herhangi bir yerden izlenebildiği, Bandırma Liman İşletmesi Müdürlüğünde Başpuantör olarak görev yapan Ender Uygun"un internette gemileri takip amacıyla kullandığı “aprs.fı” adlı web sitesine girip Kahramanmaraş haritası üzerinde basında çıkan arama bölgelerini dolaşırken saat 21.00 civarında Kurucaova mevkii üzerinde "muhtemel kaza yeri" diye belirtilen amatör telsizcilerce konulan işareti gördüğü ve saat 21.18"de ekran görüntüsünü resim olarak bilgisayarına kaydettiği, helikopterin bulunamaması ve Sisne civarında arama yapıldığına ilişkin haberler üzerine, aramanın yanlış yerde yapıldığı inancına kapılıp saat 22.00 sıralarında Emniyet Genel Müdürlüğünü aradığı, kendisine Başbakanlık Kriz Merkezinin telefon numarasının verildiği, adı geçenin Başbakanlık Kriz Merkezini arayıp konuyu anlattığı ve Web sitesinin adresini verdiği, Başbakanlık Acil Durum ve Kriz Yönetimi Genel Müdürlüğü Haberleşme Merkezinde verilen web sitesine o anda girilemediği, bunun üzerine Ender Uygun"un resim olarak kaydettiği görüntüyü e-posta olarak kendisine verilen adrese gönderdiği, Başbakanlık Acil Durum ve Kriz Yönetimi Genel Müdürlüğünün elde ettiği bilgileri ve söz konusu koordinatları saat 22.30"da Genelkurmay Başkanlığı Harekat Merkezine bildirdiği, bir süre sonra Ender Uygun’un, Genelkurmay Harekât Merkezinden arandığı ve birkaç kez daha telefon görüşmesi yapıldığı, daha sonra Genel Kurmay Harekat Merkezinin söz konusu internet sitesine girdiği ve Ender Uygun’un izlediği görüntülere ulaştığı, Genelkurmay Harekat Merkezince de koordinatlarının saat 22.34’te Kahramanmaraş İl Jandarma Komutanlığına iletildiği, saat 22.58’de Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün, Denizcilik Müsteşarlığı Ana Arama Kurtarma Merkezini arayıp helikopterin mevkisinin tespit edildiğini ilettiği, saat 23.19"da bazı ekiplerin Kurucaova Güneyoluk tepesine yönlendirildiği, saat 23.30 sıralarında televizyonlarda enkazın Kurucaova"da olduğu ve bulunmak üzere olduğu yönünde bilgiler verilmeye başlandığı, saat 23.54"te tüm ambulans ve diğer UMKE araçlarına Kurucaova’nın 4 kilometre kuzeyine gitmesi talimatı verildiği, saat 00.10 sıralarında medyada yer almaya başlayan haberlerin yarattığı şüphe üzerine Başbakanlık Türkiye Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğünce Aziz Şaşa"ya ulaşıldığı, Aziz Şaşa"nın APRS çalışmasının teknik ayrıntısı hakkında bilgi verdiği, görüşme esnasında Efe Özçağlar"ın APRS ortamında hareketlerinin izlenebildiği internet adresinin Bandırma’daki bir amatör telsizciden alındığı yönündeki bilginin paylaşıldığı, bunun üzerine Bandırma"dan kaza yerinin saptanmasının teknik olarak mümkün görülmediği yönündeki değerlendirmenin iletildiği, ancak Aziz Şaşa ve Hüseyin Murat Odabaş tarafından “aprs.fı” web adresinde yer alan "TCHEK" ve "Muhtemel Kaza Lokasyonu" ibarelerinin sabah saatlerine kadar siteden kaldırılmadığı, saat 00.30"da İl Jandarma Komutanının emriyle merkez komando timlerinin Kızılöz"den Kurucaova’ya yönlendirildiği, saat 01.56"da Genelkurmay Başkanlığı Harekat Merkezinin, Denizcilik Müsteşarlığını arayarak jandarma birliğinin ve AKUT görevlilerinin helikopterin enkazının bulunduğu tahmin edilen mevkiye ulaştıklarını, ancak enkazın bulunmadığını, bölgede yoğun kar yağışından dolayı görüşün kısıtlı olduğunu, ekiplerin 2400 rakımda arama kurtarma faaliyetlerini yürüttüğünü bildirdiği, saat 02.17 sıralarında ..."ün "Oradan sinyal geliyor mu" diye sorduğu Yarbay ....’nin "Genelkurmay bildirdi, oradan helikopter sinyali geliyor diye, ama cep telefonu sinyalleri başka yerden geliyor" şeklinde cevap verdiği, saat 03.05"te paletli kar aracının Kurucaova’daki zirveye ulaştığı, projektörler ile arama kurtarma çalışmalarına başlandığı, saat 03.33"te 156"da görevli personelin i1 sivil savunma müdürüne Kurucaova’daki bilginin sağlam olduğunu söyleyip, sivil savunma ekiplerinin Kurucaova’ya yönlendirilmesini istediği, Efe Özçağlar"ın saat 06.00 sıralarında Telekom yerleşkesinin yanına geldiği, ancak yaptığı taramalarda ELT cihazından sinyal alamadığı, Efe Özçağlar"ın bölgede bulunduğu süre içinde, kendisiyle birlikte arama kurtarma faaliyetlerini yürüten AKUT, jandarma ve diğer ekiplere Güneyoluk Tepesinde enkazın bulunmadığı, yalnızca dinleme yapmak üzere oraya ulaşmaya çalıştığı yönünde bir açıklama yapmadığı, Kurucaova Bölgesinde Güneyoluk Tepe dışında da çok sayıda yerin 26.03.2009 tarihinde sabah saatlerinden itibaren askeri birlikler ve sivil savunma ekipleri ile özel gruplarca arandığı, 27.03.2009 tarihinde de bazı askeri birlikler ile sivil savunma ekiplerinin Kurucaova"da aramalara devam ettiği,
    26 Mart 2009 tarihinde yürütülen faaliyetler; saat 02.30’da Göksun"a gelen İçişleri Bakanı ...."ın arama çalışmalarını yakından izlemeye başladığı, sabah saatlerinden itibaren yeniden başlatılan arama faaliyetlerine Kızılöz, Elmalı ve Kurucaova köylerinden olmak üzere üç bölgeden başlanıldığı, Kızılöz ve Elmalı bölgelerindeki arama çalışmalarının ...., Kurucaova"daki arama çalışmalarının da .... tarafından planlanıp yönetildiği, Orman Bölge Müdürü Halil Çoşkun"un, 25.03.2009 akşamı Kızılöz ve Sisne köylüleri ile görüşüp aldığı bilgiler çerçevesinde helikopterin Karayakup bölgesinde düştüğü sonucuna ulaştığını, İlçe Jandarma Komutanlığında saat 02.00 sıralarında yapılan toplantıda bu görüşlerini açıkladığını, sabah saatlerinde de Kızılöz köyünde bu bilgileri ....’e ilettiğini, arama kurtarmaya katılan komutanlarla arazide yaptığı görüşmelerde 26.03.2009 tarihinde Karayakup Dağı üst bölgeleri ve zirvelerine askeri birliklerin çıktığının kendisine söylendiğini bildirdiği, Orman Bölge Müdürü Halil Çoşkun"un, 26.03.2009 tarihinde saat 10.06"da TRT 2 kanalına telefonla bağlandığı ve “Helikopterin düşmüş olduğu mevkii çok kuvvetle muhtemel net durumda, yani bu Sisne Mezrasıyla Karayakup Tepesi, tepe 2235 rakımlı, bu tepenin civarında olduğunu ben deneyimlerimle düşünüyorum" şeklinde açıklamalar yaptığı,
    Kızılöz Bölgesindeki Aramalar; bölgede arama kurtarma çalışmalarının yapıldığı, Kayseri Sivil Savunma ekibinin Sisne ve Kızılöz"deki görgü tanıklıkları ile yaptığı görüşmelerde enkazın Keş Dağı, Karayakup ve Doyalak Yaylasında olabileceğini değerlendirerek konuyu ....’e bildirdiği, ancak adı geçenin o bölgenin arandığını söyleyip ekibe Sisne ile Kınıkkoz arasında bir bölgenin aranması görevini verdiği,
    Elmalı köyü Bölgesinde Yürütülen Aramalar; Adıyaman Jandarma Özel Harekat Tabur Komutanlığının Keş Dağı eteklerinde, Sivas Sivil Savunma ekiplerinin Adıyaman Jandarma Özel Harekat birlikleri ve Elbistan Dağcı Grubu ile birlikte Elmalı köyü bölgesinde arama çalışmalarında bulundukları, Orman Bölge Müdürlüğünce oluşturulan ekiplerin Kahramanmaraş-Göksun yolundan (Keş Dağı ile Kaman dağı arasındaki vadi) giderek Keş Dağına, oradan da Karayakup Dağına çıkmaları için görevlendirildiği, eski yolda çok kar olması nedeniyle ilerleyemedikleri, bunun üzerine Keş Dağına Elmalı tarafından çıkılması talimatının verildiği, Elmalı köyüne gelen ekibe, özel kuvvet ekiplerinin "Biz bu bölgeyi tarıyoruz, siz Kızılöz köyüne gidin" denildiği ve ekibin Kızılöz köyüne yönlendirildiği,
    Kurucaova köyü Bölgesinde Yürütülen Aramalar; saat 07.50’de Kurucaova mevki merkezinde UMKE, AKUT ve jandarma timleriyle bir toplantı yapıldığı, birliklerin araziye çıkmalarından önce Yarbay ...."nin Kurucaova’daki ekiplere; "En kritik yer burası, en muhtemel yer de burası” dediği, Kurucaova köyü, Subatan Çukuru, Güneyoluk Tepe, Saraycıkbeli, Kaman Dağı ve Eğerbeli mevkilerinde arama kurtarma çalışmalarının gerçekleştirildiğini, ancak havanın sisli ve kar yağışlı olması ve görüş mesafesinin çok düşük olması nedeniyle tüm bölgelerde akşam saatlerinden itibaren çalışmalara ara verildiği, gece herhangi bir çalışmanın gerçekleştirilmediği, saat 16.38 itibarıyla tüm birliklerin döndüğü, arazide birlik ve ekip kalmadığının rapor edildiği, Sivas Sivil Savunma ekibinin, her ekipten seçme beş kişilik timlerin oluşturulması ve en çok şüphelenilen dağların zirvesine bırakılması fikrinin, bu ekiplerin sıkıntıya düşmesi hâlinde helikopterlerle geri alınamayacağı düşüncesi ile kabul görmediği, Turkcell"den arayan Barbaros isimli kişinin saat 12.23"te 156"yı arayıp, aldığı bilgilere göre telefon konuşmalarının Tüllüce baz istasyonundan sinyal aldığını, istasyona 20 kilometre mesafedeki yerin arandığını, kapsama haritalarına göre enkazın Keş Dağında olabileceğini, en doğru aramaların Ahmetcik ve Kızılöz’den çıkarak vadiye doğru yapılanlar olduğunu, Kurucaova"da, Tüllüce"den sinyal alınamayacağını, ekiplerin Keş Dağı civarına kaydırılması gerektiğini ilettiği,
    27.03.2009 tarihinde yürütülen faaliyetler; kriz Merkezinde yapılan değerlendirmeler sonucunda hazırlanan faaliyet planı kapsamında 27.03.2009 tarihinde saat 05.00’ten itibaren Sisne, Elmalı, Kurucaova köyünün batısı ve llıca-Hacıbudak bölgelerinde arama çalışmalarını gerçekleştirdiği, 26.03.2009 tarihinde Tuğgeneral .... tarafından Göksün İlçe Jandarma Komutanlığında oluşturulan kriz merkezinde 27.03.2009 tarihinde yapılacak aramaların ve ekiplerin arama yapacakları bölgelerin belirlendiği, arama yapılacak bölgeler arasında Sisne-Kızılöz arası ile Elmalı güneyi Keş Dağı ve Karayakup bölgelerinin yer almadığı, ancak Acil Durum Yönetimi ekibinin talebi, BBP"li yöneticilerin ısrarı ile Keş Dağı, Karayakup bölgesi, Yolak Sırtı ve Kurudere mevkilerinin planlamaya dâhil edildiği,
    Sisne-Kızılöz Arasındaki Aramalar; resmi raporlarda 27.03.2009 tarihinde Sisne-Kızılöz arasındaki bölgede herhangi bir arama faaliyeti planlanmadığı gözükmekle birlikte “Kahramanmaraş İl Jandarma Komutanlığı 27 Mart 2009 Günü İcra Edilen Arama Faaliyetleri Görevlendirme Çizelgesi" adlı belgede Göksun, Ekinözü ve Nurhak İlçe Jandarma Komutanlıklarının bu bölgede görevlendirildiğinin görüldüğü, ancak faaliyet sonrası raporlarda Göksun ve Ekinözü İlçe Jandarma Komutanlıklarının 27.03.2009 tarihinde Kızılöz-Sisne arasında bir arama faaliyetinde bulunduklarına ilişkin kayda rastlanmadığı, buna göre, Kızılöz-Sisne arasında .... tarafından 27.03.2009 tarihinde bazı planlamalar yapıldığı, ancak Bölge Komutanı .... tarafından yapılan planlamada bu bölge için askeri birlik görevlendirilmediği, çizelgede yer alan planlamanın iptal edildiği, buna rağmen Kayseri, Hatay ve Kahramanmaraş Sivil Savunma Müdürlüğü ekiplerinin kendilerine bildirilen bölge yerine, görgü tanıklarının ifadeleri doğrultusunda Sisne Mahallesinin güney batı yönündeki Kumçukuru, Keçiyolağı ve Doyalak mevkilerine yönelerek arama çalışmalarında bulunduğu, saat 16.00"da yoğun tipi, sis ve soğuk nedeniyle bazı personelin donma tehlikesi geçirmesi üzerine daha yukarılara çıkılamadığı, Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı ekiplerine 27.03.2009 tarihi için bir görev verilmediği, ekiplerin kendi inisiyatifleriyle Kızılöz-Sisne arasındaki bölgede aşağı rakımlarda arama faaliyetini saat 14.30’a kadar sürdürdüğü, Sisne"nin güneyindeki aramaların saat 15.00 sıralarında sonlandırıldığı, Elmalı köyü Güneyi ve Keş Dağı aramalarında dağa çıkılamadığı, dağın eteklerine gidebildiği, Kahramanmaraş-Göksun yolunun batısında kalan bölgelerde arama çalışmalarının yapıldığı,
    Enkazın Köylülerce Bulunması; helikopter enkazının saat 14.28’de Döngel köyü Muhtarı ile birlikte toplam 17 kişi tarafından bulunduğu ve Döngel Köyü Muhtarı tarafından İl Jandarma Harekat Merkezine bildirildiği, Döngel Köyü Muhtarı Yılmaz Tilki"nin yaptığı telefon görüşmesi sonucunda helikopterin Göksun"a doğru gittiğini, ilerideki köyleri (Kızılöz, Yeşilköy, Ahmetçik) aradığında ise helikopterin kendi köylerinden geçmediğini söylemeleri üzerine helikopterin Keş Dağına çarpmış olabileceğini tahmin ettiği ve harita üzerinde çalışma yaptığı, bu bilgiyi Tekir Jandarma Karakolunda Yarbay ....’ye iletip helikopteri gören köylü ile söz konusu komutanı görüştürdüğü, Yarbay ....’nin "aranmadık bir metrekare yer bırakmadık, başka şüphelendiğin yer varsa harita üzerinde göster" demesi üzerine Keş Dağını gösterdiği, ancak adı geçen komutanın o bölgenin arandığını söylediği, Yılmaz Tilki’nin askeri yetkililerin verdiği bilgileri yeterince dikkate almadıklarını düşündüğünden, bir ekip kurarak arama yapmaya karar verdiği, Döngel köyünde sabah aramaya çıkılacağı, gönüllü olarak gelmek isteyenlerin hazır olmasının duyurulduğu, 27.03.2009 tarihinde erken saatlerde toplam on altı kişilik bir ekip oluşturduğu ve araçlarla Kızılöz köyüne geçtikleri, gönüllü ekibin hiçbirisinin geçici köy korucusu olmadığı, bazılarının zaman zaman bu bölgelerde avcılık yaptıkları, bu nedenle bölgeyi ve karda yürümeyi bildikleri, Kızılöz köyünden Keş Dağına doğru saat 08.30 sıralarında hareket ettikleri, Keş Dağının doğu yamacından ve Kanlıçukur"dan geçerek Yeşilgöz’den aşağıya inmeyi planladıkları, Karayakup sırtlarına çıktıklarında gitmeyi planladıkları istikamette çok kar olduğunu gördükleri ve belirledikleri yönde ilerlemeyeceklerini anladıkları, sürekli kar yağdığı, yükseklere çıktıkça tipi ve aşırı soğukla karşılaştıkları, bunun üzerine Sisne Bölgesine doğru giderek daha kısa yoldan aşağı inmeyi hedefledikleri, Karayakup sırtlarında bakınırken sisin kısa bir süreliğine açılmasıyla enkazı gördükleri, enkaza ulaştıklarında helikopter sesi duydukları, ancak göremedikleri, hemen yetkili birimleri arayıp helikopterin bulunduğunu söyledikleri, arama ekiplerinin bulabilmesi ve enkazın görünmesi için etrafını temizledikleri, enkaz başında yaklaşık iki saat kadar bekledikleri, herhangi bir ekibin yardıma gelmemesi ve aşırı tipi nedeniyle saat 16.30’da dönüşe geçtikleri, köylülerin saat 21.26’da Kızılöz köyüne götürüldüğü, enkazı bulanların aramaya çıktığının resmi görevlilerce bilinmediği, helikopter enkazının bulunması ile diğer bölgelerde arama faaliyetinde bulunan birliklere operasyon çıkış bölgesine dönmeleri emrinin verildiği, enkazın bulunduğu yerin esas olarak Kızılöz köylülerinin kullandıkları bir alan olduğu, Döngel köylülerinin Karayakup Tepesinin batı tarafında bulunan yerleri ve daha güneyde bulunan Döngel Yaylasını daha iyi tanıdıkları, yoğun sis ve tipi nedeniyle etrafın gözükmemesinin de enkaz yerinin tarif edilmesini güçleştirdiği, enkaza ulaşan köylülerin enkazın bulunduğu yeri doğru olarak tarif edemedikleri, enkaz bölgesinin kuş uçumu Kızılöz’den 4 kilometre, Sisne mahallesinden 6 kilometre uzaklıkta olduğu, Kızılöz köyünde yapılan değerlendirmeler sonucunda arama faaliyetlerinde bulunan tüm askeri ve sivil ekiplerin toplanma merkezlerine çağrılması, helikopterin enkazına teknik beceri sahibi ve yeterli donanımı bulunan askeri birlikler ile sivil savunma ekiplerinin gönderilmesinin kararlaştırıldığı, ekiplerinin enkaz mahalline doğru saat 20.40"ta intikale başladıkları, ekiplerin yoğun kar bulunan alanda enkaz bölgesine ulaşmaya çalıştıkları, ancak 27.03.2009 tarihinde ulaşamadıkları,
    28-29-30 Mart 2009 tarihinde yürütülen faaliyetler; helikopterin bulunması üzerine enkaz bölgesine yönlendirilen ekiplerin saat 05.41’e kadar enkaza ulaşamadığı, özel kuvvetlere ait iki helikopterin havanın müsait olması ile birlikte saat 08.10"dan itibaren Kızılöz köyü güneyinde çalışmalara başladığı, saat 10.00 sıralarında ayak izleri takip edilerek saat 10.10 sıralarında düşen helikopterin yerinin tespit edildiği, helikopterlerden birinin olay bölgesine intikal ettirilen özel kuvvetler komutanlığına bağlı DAK Timinden bir unsuru Karayakup Tepe bölgesinden alarak olay bölgesine bıraktığı, ikinci unsuru bırakmak istediği sırada kuyruk bölgesinden kırıma uğrayıp yan yattığı, DAK timinin enkaz bölgesine indirilmesi ve ekiplerin bulunduğu alanda şartların daha da zorlaşması üzerine geriye kalanlara geri dönmeleri talimatı verildiği, enkaz bölgesinde bulunan personel ile arama çalışmalarına başlanıldığı, çalışmalar sonucu ilk etapta dört cesedin bulunduğu ve helikopter ile saat 13.40 sıralarında Kızılöz köyüne getirildiği, ekiplerin dağılarak kayıp iki cesedi aramaya başladıkları, kısa bir süre sonra enkazının yedi metre uzağında ....’nun cesedine ulaşıldığı ve helikopter ile Kızılöz köyüne getirildiği, enkaz bölgesindeki ekiplerin....’in bulunması için arama çalışmalarına devam ettikleri, ancak havanın bozulmasıyla birlikte Kızılöz köyüne dönmek zorunda kaldıkları, 29.03.2009 tarihinde...."in bulunmasına yönelik arama çalışmalara saat 07.00’den itibaren başlanıldığı, gün boyunca helikopterin bulunduğu enkazın 300 metre kuzey doğusundaki alanda ve enkazın bulunduğu yerden güney doğuya uzanan vadi boyunca arama faaliyeti icra edildiği, havanın kararması ve hava şartlarının bozulması nedeniyle saat 22.00"de Kızılöz köyüne geri döndükleri, Emniyet Genel Müdürlüğünden arama çalışmalarında faydalanılmak üzere arama köpeği talep edildiği, 30.03.2009 tarihinde arama çalışmalarına dört arama köpeğinin de katıldığı, arama tarama çalışmaları sonrasında...."in enkazının yaklaşık olarak 400 metre doğusunda bulunması üzerine arama çalışmalarına son verildiği,
    Havadan yapılan arama- kurtarma çalışmaları; Başbakanlık Müsteşarı ....’nın saat 16.45 sıralarında Genelkurmay yetkilileri ile havadan arama amacıyla bölgeye uçak ve helikopter gönderilmesi hususunu görüştüğü, bu çerçevede, helikopterin düştüğü ve yardım talep edildiğinin saat 16.49’da iletilmesi üzerine, tahmini mevkii belirlenerek arama kurtarma faaliyetinin başlatıldığı, kaza yerinin koordinat bilgisinin ulaşması üzerine de Valinin saat 17.30 sıralarında bölgenin havadan taranması için telefon görüşmeleri yapıp Emniyet Genel Müdürlüğü ve 2. Ordu Komutanlığından helikopter talep ettiği, bölgeye gönderilen hava araçlarının tahmini bölgelerde gözle arama yaptıkları, ancak meteorolojik koşulların kötü olması ve yüksek rakımlı tepelerde sis ve kar yağışı nedeniyle helikopterlerin buralarda uçuş yapamadığı, buna rağmen üç gün içinde yaklaşık kırk beş civarında sorti yapıldığı, enkazın bulunduğunun bildirilmesi üzerine havadan arama kurtarma çalışmalarına son verildiği,
    Arama ve Kurtarma Faaliyetlerine İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler;
    Emniyet Genel Müdürlüğü birimlerinin kendilerine verilen telefon numaralarını yer tespiti için TİB"e geç bildirdiği, Jandarma Genel Komutanlığı birimlerinin ise kendilerine iletilen...."e ve diğer yolculara ait telefon numaralarını yer tespiti için TİB"e bildirmediği, söz konusu birimlerce sıralı hiyerarşik düzen içerisinde bildirim yapılana kadar TİB"in kendisine başka kaynaklardan gönderilen cep telefonlarından kaza yerine ilişkin bilgileri makul bir sürede sağlayıp yetkili kurum temsilcilerine ilettiği, 112 görevlilerince bildirilen cep telefonu numaralarının, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı tarafından TİB"e saat 16.30’da ulaştırıldığı, gecikmenin 155, İstihbarat Şube Müdürlüğü, İl Emniyet Müdürlüğü ile Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı birimlerinden hangisinde yaşandığının gönderilen bilgi ve raporlardan tespit edilemediği, 155 kayıtlarının incelemesi sonucunda Emniyet Genel Müdürlüğü birimlerinin bu hususta yeterli hassasiyeti göstermediği ve olaya 112 görevlileri kadar ciddiyetle yaklaşmadığı, İl Jandarma Komutanlığınca söz konusu telefonların Adana Jandarma Bölge Komutanlığına ve Jandarma Genel Komutanlığına bildirildiğinin raporlarda belirtildiği, ancak bildirim saatinin raporlarda yer almadığı, TİB tarafından saat 16.25"te yapılan yer tespitinde kullanılan cep telefonlarının ve yer belirleme talebinin, Jandarma Genel Komutanlığı veya sıralı birimlerinden değil, Yozgat İl Jandarma Komutanlığı görevlilerinin aramasıyla TİB Jandarma Genel Komutanlığı Temsilcisi ...’dan ve Başbakanlık Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğünden geldiği, buna göre Jandarma Genel Komutanlığı sıralı birimlerinin kendilerine bildirilen cep telefonu numaralarını yer tespiti için TİB"e ilk tespitin yapıldığı süreçte bildirmediği,
    TİB’den alınan bilgilerin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığınca İl Emniyet Müdürlüğüne geç bildirildiği, İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığınca bilgilerin Vali ve kriz merkezine bildirilmediği, saat 16.30"da alınan cep telefonu kestirme bilgilerinin, olay yerindeki İstihbarat Şube Müdürü İsmail Duman’a saat 19.30 sıralarında ulaştırıldığı, İsmail Duman harita eşliğinde bu bilgileri paylaştığını ifade etmiş ise de, bu bilginin Vali ve diğer görgü şahitlerince doğrulanmadığı, bilgiler alındığında Jandarma Genel Komutanlığında konuyla ilgili personelin görevi başında olmaması nedeniyle yaklaşık 30 dakika beklenildiği, saat 16.55’te verilerin İl Jandarma Komutanlığına aktarıldığı, hem merkezde hem de il düzeyinde teknik elemanların harita üzerinde çalışmaya başladıkları ve saat 17.15 itibarıyla Turkcell verilerini ve görüş açısı çalışmalarını harita üzerine aktardıkları, jandarma personelinin normalde 47 kilometre olan yayı, yansımalardan dolayı biraz ihtiyat payı da ekleyerek 68 kilometre olarak çizdikleri, ...’nun İl Jandarma Komutanlığındaki personel ve .... ile telefonla konuşup yay üzerinde sisli ve karlı tepe olarak üç nokta olduğunu, buralara bakılması gerektiğini ilettiği, İl Jandarma Komutanının bu bilgilerden haberinin olmadığını söylemesinin Türk Silahlı Kuvvetlerinin disiplin ve teamüllerine ters düşmekte olduğundan kuşkulu görüldüğü, 156 kayıtlarından İl Jandarma Komutanının Göksun"a hareketinden önce koordinat bilgisini aldığı, Vali ve diğer resmi erkânın Sisne"de olduğu sırada TİB"in Avea hattından yeni veri elde ettiği, Avea ve Turkcell hatlarından kestirme yapılarak aranacak alan 15 kilometre boyunda 1 kilometre eninde bir alana indirilip saat 23.30’da İl Jandarma Komutanlığına ilettiği, bu haritaların İçişleri Bakanı, Vali ve kriz merkezi ile paylaşılmadığı, genel olarak 30 kilometre çapında bir alandan bahsedildiği, aramaların da bu harita bilgisine göre yapılmadığı,
    Kurucaova"da amatör bir Telsizcinin internet üzerinde işaret koyduğu noktanın saatlerce ve defalarca arandığı, söz konusu noktanın yanlış bir yer olduğu, bilginin hiçbir temelinin bulunmadığının Başbakanlık, Genelkurmay Başkanlığı, Sağlık Bakanlığı, Denizcilik Müsteşarlığı AAKKM, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü kriz merkezlerince ve burada çalışan ehil olmayan elemanlarca fark edilemediği, Genelkurmay Başkanlığınca İl Jandarma Komutanlığına bildirilen söz konusu noktanın iki gün boyunca aranmaya devam edildiği, özellikle Sisne bölgesinde enkaz yerine yaklaşıldığı sırada, Kurucaova’dan sinyal alındığı iddiası ortaya konularak kamu görevlilerinin yanıltılmasının, masum bir iyi niyet çabasından öte kazanın ilk saatlerinde ortaya konulan "Enkaza ulaşıldı" haberlerinin yayılması ile bağlantılı olabileceği kuşkusunun giderilemediği,
    Enkazın aranması amacıyla bölgeye gönderilen hava araçlarının, sinyal alınamaması nedeniyle tahmini bölgelerde gözle arama yaptıkları, meteorolojik koşulların çok kötü olması ve yüksek rakımlı tepelerde sis ve kar yağışı nedeniyle helikopterlerin buralara girememesi sonucunda herhangi bir netice alınamadığı, havadan arama kurtarma çalışmalarının yapılmasında ilk gün yeterince hızlı tepki verilemediği, muhtemel kaza mahalline en yakın noktalardaki hava araçları yerine daha uzak noktalardaki hava araçlarının görevlendirildiği, ilk anda Malatya"daki helikopterin gönderilmesi hâlinde saat 17.25 civarında bölgeye ulaşabileceği ve en azından hava kararmadan 45 dakika kadar arama yapılabileceği, ancak Hava Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezince İncirlik"ten görevlendirme yapılmasının havadan arama çalışmalarını asgari bir saat geciktirdiği ve hava karardığından etkisinin de azaldığı,
    Arama kurtarma çalışmalarında eldeki imkânlar etkinlikle kullanılmamış olup eldeki tek bilimsel veri olan TİB"den alınan bilgi ve bu bilgiye dayalı olarak oluşturulan haritaların arama kurtarma çalışmalarında dikkate alınmadığı, bilgi ve haritaların Vali ve İçişleri Bakanı ile paylaşılmadığı, aramaların büyük oranda görgü şahitlerince bildirilen ve doğruluğu yeterince araştırılmayan yanlış alan ve yerlerde yapıldığı, enkazın Karayakup bölgesinde olduğuna ilişkin görgü şahitlerinin beyanları ile diğer görevlilerin ikazlarının da yeterince dikkate alınmadığı ve TİB verileri ile birlikte değerlendirmesinin yapılmadığı, Sisne köyünden...."ın, helikopterin köyleri üzerinden geçip Kızılöz köyüne doğru gittiğini söylediği, jandarmanın öğrendiği bu bilgileri Vali, İlçe Kaymakamı ve diğer arama kurtarma ekiplerine iletmediği, bu nedenle diğer ekiplerin Hacıömer köyü ve Tüllücetepe mevkiinde gereksiz aramalar yaptıkları, gönderilen raporlarda, Sisne bölgesi ile ilgili ilk bilginin 112"yi arayan vatandaşların beyanları üzerine saat 19.00’dan sonra Çardak Karakolundaki Valiye ulaştığı, neticede Sisne köylülerinin helikopterin kendi üzerlerinden Kızılöz"e doğru gittiğini, Kızılöz köylülerinin de helikopterin kendi köylerine gelmediğini, Karayakup Tepesi tarafından sesini duyduklarını, az bir süre sonra da sesin kesildiğini beyan ettikleri, bu bilginin cep telefonu sinyalleriyle de birebir çakıştığı, sonuç olarak, cep telefonu sinyallerinin yanında çok sayıda vatandaş ve bu vatandaşların ihbarlarını değerlendiren kamu görevlilerinin, enkazının Karayakup Tepede olduğu yönünde ihbar ve ikazlarda bulundukları, ancak bu ikaz ve ihbarların yeterince dikkate alınmadığı,
    Enkazın bulunduğu en muhtemel yer olan Karayakup Tepesinin hiç aranmadığı, cep telefonu sinyallerinden tespit edilen 1 kilometre eninde 15 kilometre boyunda kestirme alana ilişkin kısmi alanların (cep telefonlarının çekmediği alçak irtifalar) bazı ekiplerce arandığı, amatör bir TRAC görevlisinin internet üzerinde muhtemel enkaz yeri diye işaretlediği bölgenin dokuz kez arandığı, Ilıca, Hacıbudak, Kurucaova ile Sisne mezrasının güney bölgelerinde yüzlerce kilometrekarelik alanın gereksiz yere tarandığı, sonuçta enkazın kendiliğinden aramaya çıkan on yedi vatandaş tarafından bulunduğu, bu esnada, arama kurtarma çalışmalarını planlayan başta Adana Jandarma Bölge Komutanı .... olmak üzere bazı askeri personelin TİB verilerince belirlenen enkaz bölgesinin aranması konusunda gerekli dikkat ve titizliği göstermediği, Çardak İlçe Jandarma Karakolundaki değerlendirmelerde TİB"den alınan veriler ve haritaların Valiye sunulmadığı, Göksun Kaymakamlığına ulaştırılan vatandaş ihbarı değerlendirilerek saat 22.00 sıralarında Sisne mevkiine hareket edildiği, Kızılöz ve Sisne köylülerinin beyanlarıyla helikopterin bu iki köy arasındaki kayalık bölgeye düştüğünün kriz merkezi yöneticilerince de öğrenildiği, Göksun İlçe Jandarma Komutanının Kızılöz köyüne gittiği, ancak buradan alınan bilgilerin Vali ve kriz merkezine aktarılmadığı, Sisne-Kızılöz arasındaki bölgede 22.00-24.00 saatleri arasında bazı aramalar yapıldığı, ancak edilen veri ile bölgenin telefonların çektiği bir yerde olmasının dikkate alınmadığı, resmi aramaların yol kenarlarında ve telefonların çekmediği arazinin alçak kesimlerinde, enkazın muhtemel yeri Sisne-Kızılöz yolunun batısı iken yolun doğu kısmında gerçekleştirildiği, yüksek kesimlere çıkılmamasında o esnada bölgeye gelen birliklerin yeterli donanıma sahip olmamasının da etkili olduğu, Avea hattına ilişkin elde edilen yeni veriler ile kestirme yapılarak aranacak alanın 15 kilometre boyunda 1 kilometre eninde bir alana indirildiği, bu bilgilerin saat 23.30’da İl Jandarma Komutanlığına iletildiği, buna göre TİB verileri, Kızılöz ve Sisne köylülerinden alınan bilgiler, Tüllücetepe"de baz istasyonunun görüş açısı çerçevesinde helikopter enkazının Karayakup Tepesinde olduğu ve aranacak alanın sadece 1 kilometrekareye indirildiğinin kesin bir şekilde belirlendiği, Adana Jandarma Bölge Komutanı .... başkanlığında yapılan toplantıda da enkazın bu bölgede olduğu hususunda bir görüş birliğine varıldığı, hâl böyle iken, saat 00.30’da Sisne bölgesindeki aramaların sonlandırıldığı, gece şartlarında arama yapılamayacağından bahisle birliklerin Kurucaova’ya kaydırıldığı, yapılacak aramalar için eldeki verilere göre bir planlama yapılmadığı, aramaların arazide sorumlu olarak atanan iki komutanın inisiyatifine bırakıldığı, 25.03.2009 tarihinde arama yapan ekiplerden hiç birinin Karayakup bölgesine ulaşamadığı ve bu bölgenin o gün için aranmadığı, Kurucaova bölgesindeki aramaları planlayıp yönlendiren Yarbay ....’nin enkazın Karayakup tarafında olduğunu bilmesine rağmen, ters taraftaki Kurucaova’da birlikleri araziye gönderirken "en kritik yer burası, en muhtemel yer de burası" şeklinde konuşmasının kuşkulu bulunduğu, 26.03.2009 tarihinde bölgeye gelen DAK timinin, helikopterle arazide ulaşılabilen bir bölgeye bırakılarak diğer ekiplerin ulaşamadığı yüksek yerlerde arama yapmasının planlandığı, DAK timinin gerektiğinde arazide kalabilecek donanım ve eğitime sahip olduğu, ancak DAK timinin 26.03.2009 saat 16.20"den itibaren 27.03.2009 günü akşam saat 21.30’a kadar herhangi bir arama yapmadığı ve kendilerine bu yönde bir görevlendirme de yapılmadığı, aynı şekilde 27.03.2009 tarihinde bölgeye getirilen Jandarma Genel Komutanlığı Dağ Timleri ve özel arama kurtarma birlikleri ile Hatay, Gölbaşı ve Nurdağı komando birliklerinin eldeki bilgi ve verilere rağmen Karayakup bölgesi yerine Sisne mezrasının güneyinde görevlendirildikleri, netice olarak 27.03.2009 tarihinde .... tarafından; TİB verileri ve görgü şahitlerinin beyanlarına göre enkazın bulunduğu en muhtemel yer olan Karayakup bölgesine önce planlama yapılmadığı, enkazın, bilimsel verilerle ve görgü tanıklarının ifadesine göre bir kilometre karelik bir alanda olduğu bilgisine rağmen, bu bilginin İçişleri Bakanı ve Valiye iletilmediği,
    Arama kurtarma faaliyetlerine ilişkin olarak hazırlanan ve diğer birimlere gönderilen raporlarda, ihmali ve gecikmeyi saklamak için değişiklikler ve ilaveler yapıldığı, ilk güne ilişkin olayların saatlerinin genel olarak bir saat geri alındığı, raporlarda bir çok tutarsızlıklar bulunduğu, faaliyet sonuç raporunda arama kurtarma faaliyetlerinin büyük bir kısmının birer saat geriye alınarak kaydedildiği, İl Kriz Merkezinin, Valinin talimatı ile saat 15.50"te faaliyete geçirildiğinin belirtildiği, Alpaslan Kavaklıoğlu"nun TBMM Araştırma Komisyonuna yaptığı açıklamalara göre, Başbakanlık Müsteşarı ...."nın saat 16.30 sıralarında aradığında Valinin kazadan haberinin olmadığının anlaşıldığı, saat 16.18"de 155"i Valilikten arayan Basın Müdürünün helikopterin düştüğü yönünde basın mensuplarınca arandığını ve bir bilgi olup olmadığını sorduğu, buna göre kriz masasının en erken saat 16.30 sıralarında oluşturulmasının mümkün görüldüğü, genel olarak birer saat geri almanın burada yapılmış olması da muhtemel olduğundan kriz merkezinin saat 16.50"de faaliyete geçtiğinin kabulü gerektiği, raporlarda ve tutanaklarında İl Jandarma Komutanın saat 16.25"te, Vali ile İl Emniyet Müdürünün de on dakika kadar sonra Göksun"a hareket ettikleri, ancak İl Jandarma Komutanlığı ceride kayıtlarında İl Jandarma Komutanının saat 17.25"de hareket ettiği bilgisinin yer aldığı, ilk hazırlanan ve valilik dosyaları arasında Kurula gönderilen imzalanmamış ham raporda da bu yönde bilgi bulunduğu, 155 kayıtlarında da İl Emniyet Müdürünün saat 17.32’de çıktığı, saat 17.43’te Valinin evinden çıkmak üzere olduğunun anons edildiği, ayrıca, çeşitli televizyon kanallarının saat 17.30 sırasındaki canlı telefon bağlantılarında Valinin makamından çıkmak üzere olduğunu bildirdikleri, yine 155 kayıtlarında Valinin saat 18.53’te Göksun"a giriş yaptığının anons edildiği, buna göre Valinin saat 17.45, İl Jandarma Komutanın da saat 17.25’te Göksun"a hareket ettiği, ancak bu durumun kayıtlara birer saat geriden geçirildiği, ilk güne ilişkin kayıtlarda sivil savunma ekiplerinin, jandarma ekiplerinin ve Göksun Kaymakamlığının daha bir çok faaliyetinin saatlerinin birer saat geriye alındığı, bu şekilde derhâl olaya el konulduğu izlenimi verilmeye çalışıldığı, jandarma ceridesinin bazı sayfalarının sıralı komutanlarca imzalı, bazı sayfalarının ise imzasız olduğu, 25.03.2009 tarih ve 16.55 saatli kaydında "İlk çalışmalarda (36.9114- 379472) Hacıbudak coğrafi koordinatlarından sinyal alındığı tespit edilmiştir” notunun yer aldığı, söz konusu rakamların TİB tarafından gönderilen ve Avea hatlarından alınan sinyallere göre belirlenen koordinatları gösterdiği, bu koordinatlardan 36.9114 rakamının saat 16.30.33’te, 37.9472 rakamının ise saat 22.30.05"te yapılan taramalar ile elde edildiği, bu durumda ceride kayıtlarının anında yazılmadığı, saat 22.30’dan önce elde edilmesi mümkün olmayan koordinatın saat 16.55’te kaydedildiği, jandarma ceridesinin 25.03.2009 tarihli ve 17.00 saatli kaydında “Malatya 2. ordu Komutanlığından helikopter havalanmıştır”, 17.47 saatli kaydında ise “Malatya’dan gelen helikopter Göksun bölgesine yönlendirilmiştir” ibarelerinin yer aldığı, Genelkurmay Başkanlığınca gönderilen bilgilerde helikopterlerin Malatya Tulga Havaalanından saat 18.11 ve 18.34"te kalktıklarının bildirildiği, saat 17.00’de kalkan helikopterin İncirlikten gelen helikopter olduğu, 18.01 saatli kayıtta Çoğulhan Komando Bölüğünden üç timin Göksun"a çıkış yaptığının yazılı olduğu, ancak 156 kayıtlarında çıkış saatinin 18.59 olarak bildirildiği, 26.03.2009 tarihli 12.45 saatli kayıtta “Yarbay ...., Bozardı Sırtı (94-08), Karayakup Sırtı (94-06), Tansır Sırtı (94-03), Sisne Yaylası (98-03), Eşek Tepe (88-07), Kızılöz Köyü (96-09) noktalarında 25-26 Mart günlerinde A/T faaliyeti yapıldığını, havanın sisli ve görüş mesafesinin yer yer 2-3 metreye kadar düştüğü bilgisini vermiştir", 13.05 saatli kayıtta, “Kahramanmaraş Sivil Savunma ekiplerinin GKK mihmandarlığında 26.03.2009 günü 1. grup-Kızılöz köyü-Akpınar Yaylası ile 1942 Rakımlı tepe arasında kalan bölgeden Kızılöz köyüne, 2. grup-Kızılöz köyünden 93-07 karesinden tekrar Kızılöz köyüne, 3. grup-Kızılöz köyünden 94-07 karesinden tekrar Kızılöz köyüne, 4. grup-Kızılöz köyünden Karayakup sırtı bölgesinden yeniden Kızılöz köyüne, 5. grup-Kızılöz köyünden Karayakup sırtı (94-05) bölgesinden Kızılöz köyüne, 25.03.2009 günü gece ise Akpınar Yaylası, Karayakup Sırtı, Tansır Sırtı, Eşektepe Sırtı ve Kızılöz Köyü bölgelerinin arandığını faxla bildirilmiştir" ibarelerinin yer aldığı, söz konusu faksın Kahramanmaraş Valiliğinden istendiği, gelen yazıda, faksın jandarma tarafından sivil savunma ekiplerine gönderilen görevlendirme teklifi olduğunun bildirildiği, buna göre bir plan yapıldığı, ancak bu planın uygulanmadığı, sonradan “Karayakup Tepesi neden aranmadı” diye sorulacak suallere cevap olmak üzere görevlendirme öneri faksının "Arama yapıldı" şeklinde ceride kayıtlarına sonradan kaydedildiği şüphesini ortaya çıkardığı,
    Arama Kurtarma Faaliyetlerindeki Genel Yönetim Zaafiyetine İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler
    112 görevlilerinin kendilerine ulaşan kaza haberini ve edindikleri her türlü bilgiyi İl Sağlık Müdürlüğü, 155, 156 ve Sağlık Bakanlığı kriz merkezine derhâl bildirirken, Türk Arama Kurtarma Yönetmeliğinin 5. maddesinin (c) bendi uyarınca kazanın derhâl bildirilmesi gereken Denizcilik Müsteşarlığı AAKKM, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Hava AKKM ve Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü Yardımcı Hava AKKM (Esenboğa-FIC)’ye bildirilmediği, olayın Valiye geç bildirildiği, bu durumun kaza yerinin bir an önce bulunması ve yaralılara müdahale edilmesi ile ilgili faaliyetlerin bir koordinasyon içinde yapılmasını geciktirdiği, kazanın haber verilmesi gereken merkezlerden hiç birisinin öncelik alarak tüm komuta kontrolünü ele almadığı, bilgi ve verilerin bir yerde toplanmadığı ve paylaşılmadığı, bu nedenle kaos ve kargaşa ortamının hasıl olduğu, jandarma ve emniyet birimlerinin kendilerine ulaşan TİB verilerinden elde ettikleri bilgileri başka birimlerle ve kriz merkezleri ile paylaşmadıkları, Denizcilik Müsteşarlığı AAKKM ve İl Jandarma Komutanlığı dışındaki diğer kriz merkezlerinde düzenli bir kayıt sisteminin olmadığı, alınan ve iletilen bilgilerin neler olduğunun sonradan yapılan incelemelerde tespit edilemediği, arama kurtarma faaliyetlerinin Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü YAKKM tarafından koordine ve icra edilmesi hükmünün uygulanamadığı, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü YAKKM"nin sadece bilgi topladığı ve bu topladığı bilgileri başka kurumlara aktardığı, herhangi bir analiz ve değerlendirme ile yönlendirme yapmadığı, Denizcilik Müsteşarlığı AAKKM"nin kazanın haber alınmasından cesetlere ulaşılıp arama kurtarma görevi sona erene kadar konuyla ilgili kurumlar arasında bilgi iletişimini sağladığı, alınan bilgilerin değerlendirilmesine, faaliyetlerinin yönlendirilmesine ve koordinasyonuna yönelik bir çalışmada bulunmadığı, DHM Esenboğa Yardımcı Hava Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezince ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünce bir olay yeri koordinatörü atanmadığı, bu görevin Vali, Adana Jandarma Bölge Komutanı ve İl Jandarma Komutanınca üstlenildiği, Kahramanmaraş"ta bilinen ve beklenen çerçevede bir kriz merkezi oluşturulmadığı, Valilik bünyesinde bir haberleşme masası kurulduğu, arama kurtarma ekiplerini komuta edip yöneten Valinin ve İl Jandarma Komutanının sürekli hareket hâlinde olmalarından bir nevi seyyar bir kriz merkezi ortaya çıktığı, Adana Bölge Komutanının gelmesi ile birliklerin sevk ve idaresinin bu Komutanca üstlenildiği,
    MECLİS ARAŞTIRMASI KOMİSYON RAPORUNA GÖRE;
    Kazanın....’in 112"yi araması sonucu resmî makamlar tarafından öğrenildiği, helikopterin düştüğü yerin tespiti ile arama ve kurtarma çalışmalarının eş zamanlı olarak başlatıldığının ilgili kurum kayıtları ile bilgisine başvurulan kişilerin ifadelerinden anlaşıldığı, Valilik bünyesinde bir vali yardımcısı başkanlığında kriz merkezi oluşturulduğu, ardından Vali ile birlikte arama kurtarma çalışmalarında görev yapacak yetkililerin muhtemel kaza yeri olarak tahmin edilen Göksun"a gittikleri, kazaya ilişkin elde edilen bilgi ve bulguların daha iyi değerlendirilip arama ve kurtarma çalışmalarının yerinde komuta ve kontrolünün sağlanması için Göksun"da da kriz merkezi oluşturulduğu, İçişleri Bakanı ...."ın, 26.03.2009 tarihinde saat 02.30 sıralarında Göksun"a ulaşmasıyla birlikte buradaki kriz merkezinin komuta ve kontrolünü devraldığı, kazanın öğrenilmesi ile birlikte Başbakanlık bünyesinde de kriz merkezinin oluşturulduğu ve arama çalışmalarının devamı süresince mevcut kriz merkezlerinin koordinasyon içerisinde çalışmalarını yürüttükleri, helikopterde bulunan ELT cihazının aktif durumda olmasına rağmen anteninin kırılması nedeniyle sinyal gücünün uyduya ulaşmadığı ve bu nedenle ELT cihazıyla kaza yerinin tespit edilemediği, TİB"in kendilerine iletilen telefon numaralarından elde ettiği sinyal bilgilerini saat 16.25 itibarıyla kurumdaki Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı temsilcilerine ilettiği, ayrıca talep edilmesi üzerine aynı bilginin Başbakanlık Kriz Merkezi ve Genelkurmay Başkanlığı ile Ulaştırma Bakanlığına da ulaştırıldığı, Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Daire Başkanlığı tarafından bu bilgilerin olabilecek en kısa sürede değerlendirilerek oluşturulan haritaların Kahramanmaraş İl Jandarma Komutanlığına gönderildiği, neredeyse nokta şeklindeki konum bilgisinin gerek Ankara gerekse Kahramanmaraş’taki jandarma görevlileri tarafından komutanlarına aktarıldığı, fakat her nasılsa bu bilginin değerlendirme dışı tutulduğu gibi Arama Kurtarma Yönetmeliğine aykırı şekilde Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezine gönderilmediği, Kahramanmaraş Valiliğince ulaştırılan belgelerin incelenmesi sonucu, TİB ve Jandarma Genel Komutanlığınca kaza günü ve sonrasında üretilen harita ve krokilerin Göksun’da kurulan kriz merkezine ve dolayısıyla arama ve kurtarma ekiplerine ulaştırılmadığının tespit edildiği, bu kapsamda, Emniyet Genel Müdürlüğünün TİB tarafından gönderilen haritalarla ilgili olarak yazdığı yazıda kendilerine iletilen üç haritanın Kahramanmaraş İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğüne saat 22.39 sıralarında kurumun kullandığı elektronik ağ aracılığıyla gönderildiğinin ifade edildiği, İsmail Duman ve ....’in beyanlarına göre mezkur belgelerin arama kurtarma faaliyetlerinde bulunanlara önce telefonla daha sonra da Çardak Jandarma Karakoluna faks yoluyla gönderildiği ve söz konusu haritaların da Vali ile paylaşıldığının belirtildiği, ancak Kahramanmaraş Valiliği ile yapılan yazışma ve görüşmelerden belirtilen belgelerin iddia edildiğinin aksine Vali ve kriz merkezi ile paylaşılmadığı, arama kurtarma çalışmalarının Hacıömer ve Kurucaova köylerinde yoğunlaştırıldığı, arama ve kurtarma faaliyetleri icra edilirken her bilgi, belge, doküman ve ihbarın sağlıklı olarak değerlendirilmediği, eldeki tek teknik veri olan telefon sinyallerinin ciddi bir analize tabi tutulmadan sahada çalışma yapan ekiplere aktarıldığı, enkazın 26.03.2009 tarihinde gece yarısından itibaren, kazanın meydana geldiği yerle ilgisi bulunmayan ve cep telefonları sinyallerinden faydalanılarak elde edilen alanın dışında bulunan Kurucaova köyü yakınlarında aranmaya başlanması nedeniyle önemli ölçüde zaman kaybına sebebiyet verildiği, Kurucaova yakınlarında başlatılan aramaya esas teşkil eden bilginin yeterli değerlendirme ve analize tabi tutulmayan bir ihbardan kaynaklandığı, kazazedelere ait cep telefonlarından sinyal alınarak arama kurtarma faaliyetlerinin daha dar bir alanda icra edilebilmesi açısından ihtiyaç duyulan mobil baz istasyonunun, hava muhalefetinden dolayı en erken Turkcell tarafından 27.03.2009 tarihinde saat 17.00’de aktif hâle getirildiği, daha sonra sırasıyla Avea ve Vodafone tarafından mobil baz istasyonlarının olay mahalline yakın yerlerde aktif edildiği, baz istasyonlarının aktif hâle getirilmesinden önce helikopterin enkazına ulaşıldığı, kazazedelere ait cep telefonlarından en son 26.03.2009 tarihinde saat 02.30 civarında sinyal alınmasına rağmen, iletişim şirketlerinden mobil baz istasyonu talebinin 26.03.2009 tarihinde saat 07.30’da yapıldığı, cep telefonlarından sinyal alınabildiği süre içerisinde, bahsedilen mobil baz istasyonlarının bölgeye sevk edilerek kurulması durumunda, bölgedeki mevcut baz istasyonları ile kestirme yapılmak suretiyle sinyal alınan alanın oldukça daraltılması sonucu kazazedelerin bulunduğu yere çok daha kısa süre içerisinde ulaşılabileceği, helikopterin dağlık bir bölgede düşmesi ve havanın mevsim şartları itibarıyla yoğun kar yağışı, tipi ve sis altında, görüş mesafesinin düşük olması gibi nedenlerle havadan ve karadan yürütülen arama kurtarma çalışmalarının olumsuz etkilendiği, bölgeye gerek kamuya ait gerekse sivil kişilere ait arazinin zorlu şartlarına uyumlu olmayan araçların geldiği, kazanın öğrenilmesinden itibaren, kaza yeri olarak tahmin edilen bölgeye gerek Kahramanmaraş"tan ve gerekse çevre illerden yeterli miktarda arama kurtarma ekibi ile araç, gereç ve ekipman sevk edildiği,
    BAŞBAKANLIK TEFTİŞ KURULU BAŞKANLIĞININ RAPORLARINA GÖRE;
    TİB’den alınan TC-HEK işaretli helikopterin enkazına ve yaralılara ulaşılmasını sağlayacak verilerin yorumlanarak arama ve kurtarma faaliyetlerinde kullanılmak üzere kriz merkezlerine, Vali ve İçişleri Bakanına sunulması hususunda Emniyet Genel Müdürlüğü personeli ile Adana Jandarma Bölge Komutanlığı ve il jandarma komutanlığı personelinin görevini yerine getirmediği iddiası ile enkazın bilimsel verilerle ve görgü tanıklarının ifadesine göre 1 kilometre karelik bir alanda olduğu bilgisine rağmen, bu bilginin İçişleri Bakanı ve il valisine iletilmediği; yanlış yerlerin aranması ve/veya yanlış yerlerin aranmasına kayıtsız kalındığı; eldeki imkânların enkazın olması en muhtemel yer için etkin bir şekilde kullanılmadığı ve bu bölge için gerektiği kadar ekip görevlendirilmediği ve aramaların cep telefonu sinyallerinden belirlenen bölgede yapıldığı yönünde yanlış bilgi verildiği iddialarına ilişkin olarak; Devlet Denetleme Kurulu Raporunda yer alan tespitlere aynen iştirak edildiği, ayrıca aynı konu üzerinde araştırma yapan TBMM Komisyonunca da; “Arama kurtarma çalışmalarında eldeki imkanların (Binlerce asker, sivil savunma ekibi, korucu ve diğer vatandaşlar) etkinlikle kullanılmadığı, eldeki tek bilimsel veri olan TİB ’den alınan bilgi ve bu bilgiye dayalı olarak oluşturulan haritalar, arama kurtarma çalışmalarında dikkate alınmadığı, helikopter enkazının Karayakup bölgesinde olduğuna ilişkin görgü şahitlerinin beyanları ile diğer görevlilerin ikazlarının da yeterince dikkate alınmadığı ve TİB verileri ile birlikte değerlendirmesinin yapılmadığı” şeklinde yer verilen değerlendirmelerin ihmali açıkça ortaya koyduğu, görevi ihmal ve kötüye kullanma iddialarını da inceleyen Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca arama kurtarma faaliyetlerini yönlendirdikleri anlaşılan ve bu faaliyetlerin sevk ve idaresinde fiilen görev ifa edip sorumlulukları olduğu değerlendirilen Adana Bölge Jandarma Komutanı ...., Kahramanmaraş İl Jandarma Komutan Yardımcısı .... ve İl Jandarma Asayiş Şube Müdürü ...."in Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/35 nolu soruşturmasına dahil edilmesi gerektiği,
    Arama Kurtarma faaliyetlerine ilişkin olarak hazırlanan ve gönderilen raporlarda ve diğer belgelerde, ihmali ve gecikmeyi saklamak için değişiklikler ve ilaveler yapıldığı, ilk güne ilişkin olarak faaliyet saatlerinin genel olarak bir saat geri alındığı iddiası ile ilgili olarak; 155 kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde, saat 15.46"da Med Air Firmasının arandığı, helikopterin akıbeti hakkında bilgi talep edildiği, bu esnada haber merkezinin İl Emniyet Müdürü tarafından arandığının anlaşıldığı, şirket yetkililerinin pilotun telefon numarasını verdikleri, dolayısıyla olaydan bu vakitlerde haberi olduğu anlaşılan İl Emniyet Müdürünün Valiye olayı yaklaşık 50 dakika haber vermemesinin hayatın doğal akışına aykırı olduğu, 112 kayıtları incelendiğinde UMKE yetkilisinin saat 15.56 itibarıyla Sağlık Bakanlığı Kriz Merkezine kaza bilgisini iletmiş olduğu, bu durum dikkate alındığında, elde edilen bilginin bağlı oldukları Valilik yetkililerine de iletilmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiği, 112, 155 ve 156 kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde,.... tarafından 112’nin aranarak ilk ihbarın yapılmasını müteakip görevliler tarafından gerek üst makamlara bilgi verilmesi gerekse yer tespiti konusunda ilk bilgilerin değerlendirilmesine başlandığı, dolayısıyla bu mahiyetteki çalışmaların arama kurtarma faaliyetlerine başlandığını gösterdiği, bu bilgi ve tespitler çerçevesinde, Valinin saat 16.30’dan önce olaydan haberdar olduğu, emniyet, jandarma ve il savunma müdürlüğü yetkililerince arama kurtarma çalışmalarına başlanıldığı, dolayısıyla il kriz merkezinin Valinin talimatıyla saat 15.50"de faaliyete geçtiğinin kabul edilmesinin daha doğru bir yaklaşım olacağı,
    Raporlarda ve TBMM Araştırma Komisyonu tutanaklarında İl Jandarma Komutanın saat 16.25"te, Vali ile İl Emniyet Müdürünün yaklaşık on dakika kadar sonra Göksun"a hareket ettiğinin belirtildiği, oysa gerçekte Göksun’a hareket saatlerinin 1 saat ileri olduğu iddiası ile ilgili olarak; yapılan incelemeler sonucunda Devlet Denetleme Kurulu raporunda konuyla ilgili ulaşılan tespitlerin genel olarak teyit edildiği, kaza sonrası yürütülen faaliyetler hakkında genel raporun İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı alt raporları ile uyumlu olduğu, bu çerçevede saatlerin bir saat geriye alınarak yazılmasından bu alt raporlarda imzası olan dönemin İl Emniyet Müdürü ve İl Jandarma Komutanının sorumlu oldukları,
    İl Jandarma Komutanlığı Ceride Kayıtlarının sonradan yeniden yazıldığı şüphesi doğuran bazı tespitlere ulaşıldığı iddiası ile ilgili olarak; Devlet Denetleme Kurulu raporunda konuyla ilgili ulaşılan tespitlere iştirak edildiği, İl Jandarma Komutanlığı Asayiş Ceride Defterine ek olarak Adana Jandarma Bölge Komutanlığı Asayiş Ceride Defteri üzerinde yapılan incelemelerde de, 25.03.2009 tarihine ait iki ayrı kaydın bulunduğu, 150. sayfada bulunan kayıtların 151. sayfaya tekrar aktarıldığı, 150. sayfada bulunan helikopterin düştüğü bilgisinin yer aldığı 4 numaralı kaydın saatinin 16.45 olarak gösterildiği, aynı kaydın 151. sayfaya 4. sırada kaydedildiği, ancak bu sefer helikopterin düştüğü bilgisinin saat 15.45 olarak ceride kayıtlarına yazıldığı, ayrıca 150. sayfada olmayan dört yeni kaydın 151. sayfaya yazıldığının görüldüğü, bu tespitlerin ceride kayıtlarının sonradan yazıldığı iddiasını güçlendirir nitelikte olduğu, arama kurtarma faaliyetlerine ilişkin olarak hazırlanan ve gönderilen raporlarda, Vali, İl Emniyet Müdürü ve İl Jandarma Komutanının Göksun’a hareket saatlerinin bir saat geri alınarak yazılması ile özellikle olaya nasıl ve ne şekilde müdahale edildiğinin ve eldeki verilerin ne şekilde değerlendirildiğinin tespitine yönelik önemli bilgiler ihtiva ettiği değerlendirilen İl Jandarma Komutanlığı ceride kayıtlarının değiştirilerek yeniden yazılmasının olaya müdahalede ihmal ve gecikme olduğu iddiasına yönelik şüpheleri arttırdığı, bu hususun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2012/35 nolu hazırlık soruşturması kapsamında görevi ihmal iddiası ile birlikte değerlendirilmesinin uygun olacağı,
    ACİL DURUM YÖNETİMİNCE DÜZENLENEN RAPORA GÖRE;
    25.03.2009 tarihinde Sisne Yaylasından Domalak Mevkiine doğru harekete geçildiği, görüş şartlarının düşük olması, bölgeyi gösteren 1/25000"lik haritaların bulunmaması, enkazın görünmeden atlanabileceği ve müteakip aramalarda bölgenin aranmış kabul edilebileceği değerlendirilerek Vali ve İl Jandarma Komutanına bilgi verilerek dönüş yapıldığı, saat 23.50"de helikopteri en son gören kişiden helikopterin manevra yapmadan uçması hâlinde Sisne köyünden 340 derecede uzaklaştığı bilgisinin alındığı, Kurucaova bölgesinden sinyal alındığının öğrenilmesi üzerine tüm aramaların bu bölgeye yönlendirilmesinin kararlaştırıldığı, ancak bilgilerin değerlendirilmesi neticesinde Sisne bölgesinde arama yapılmak istendiği belirtilip, ekibin ikiye bölünerek arama faaliyetine başlandığı, kötü hava koşulları ve havanın kararması nedenleriyle arama çalışmalarına ara verilip dönüşe geçildiği, 27.03.2009 tarihinde bölge komutanı ...."nın ADY"nin teklif ettiği bölgede arama çalışmalarına devam edileceğini belirtmesi üzerine arama kurtarma ekiplerinin saat 08.30"da Elmalı köyüne gittikleri, enkazın ilk gün ADY tarafından tahmin edilen bölgede köylülerce bulunduğu, ilk gün hızlı hareket edilmesi durumunda enkaza 3-4 saat içerisinde ulaşılabileceğinin anlaşıldığı,
    ORMAN BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ RAPORUNA GÖRE;
    25.03.2009 tarihinde Göksun Kaymakamlığı tarafından bildirilen Hacıömer köyü civarında arama yapıldığı, arama yapılacak ikinci mevki olarak Kınıkkoz köyü civarının bildirildiği, saat 02.30"da Kınıkkoz köyü civarındaki arama faaliyetlerinin bitirildiği, aynı saatlerde memleket haritaları getirtilip durum değerlendirilmesinin yapıldığı, 26.03.2009 tarihinde arama kurtarma çalışmaları için dokuz ekip oluşturulduğu, üç ekibin Keş Dağını Karayakup Dağına, üç ekibin Kızılöz köyünden Karayakup Dağı Donalan mevkiine hareket ettikleri, üç ekibin ise Sisne köyünün kuzey batısındaki bölgeyi taramak için görevlendirildiği, yapılan görüşmelerde helikopterin Karayakup Dağı eteklerine düştüğünün değerlendirildiği, ilk ekibin yolun karla kaplı olması nedeniyle ilerleyemediği, talimat üzerine başka bir bölgeye gidildiğinde burada bulunan özel kuvvet ekiplerinin “Biz bu bölgeyi tarıyoruz, siz Kızılöz"e gidin” denildiği, bu nedenle birinci ekibin çalışma yapamadığı, arama çalışmalarını koordine eden askeri yetkililer ile yapılan görüşmede 26.03.2009 tarihinde Karayakup Dağının zirvesine çıkıldığının söylendiği, enkazın bulunması üzerine çalışmalara son verildiği,
    SİVAS İL SİVİL SAVUNMA MÜDÜRLÜĞÜ RAPORUNA GÖRE;
    26.03.2009 tarihinde Kızılöz köyüne gidildiği, arama kurtarma çalışmaları için bölgeye sevk edilecekleri söylendiği hâlde gönderilmedikleri, nedeni sorulduğunda Adıyaman"dan gelen özel harekat timinin beklendiğinin söylendiği, bir müddet sonra gelen ekiple birlikte Elmalı köyüne gidip saat 18.30"a kadar arama yapıldığı, ertesi gün hazırlıkları için beş kişilik tim oluşturulup şüphe edilen dağların zirvesine helikopter ile bırakılması şeklindeki tekliflerinin sıkıntı yaşandığında alınmasının zor olduğu gerekçesi ile kabul edilemediği,
    KAYSERİ İL SİVİL SAVUNMA MÜDÜRLÜĞÜ RAPORUNA GÖRE;
    26.03.2009 tarihinde Sisne köyü civarında arama çalışmalarında bulunulduğu, 27.03.2009 tarihinde tanıkların beyanları doğrultusunda arama taramanın Keş Dağı, Karayakup Dağı ve Donalan Yaylası civarlarında sürdürülmesi gerektiği değerlendirilerek durumun askeri yetkililere bildirildiği, ancak söz konusu bölgenin arandığının belirtildiği ve Sisne köyünün kuzey doğu istikametinde arama yapılmasının istendiği, tanık beyanlarına dayanılarak gönüllü kişilerden oluşan ekibin Keş Dağı, Karayakup Dağı ve Donalan Yaylası bölgelerine gönderildiği, görüş mesafesi ve hareket alanının darlığı, yoğun tipi ve sis nedeniyle Keş Dağı eteklerinden geri dönüldüğü, sonrasında helikopterin bulunduğunun öğrenildiği,
    KAHRAMANMARAŞ SİVİL SAVUNMA MÜDÜRLÜĞÜ RAPORUNA GÖRE;
    Kazanın Valiye bildirilmesi üzerine Valilik bünyesinde kriz merkezi oluşturularak saat 15.50 itibarıyla çalışmalara başlanıldığı, kazanın meydana geldiği mevki, nokta olarak belirlenemediği için helikopterin uçuş güzergahı üzerindeki ilçe kaymakamlarının bilgilendirilip, kolluk güçleri aracılığıyla muhtarlar ve vatandaşlar ile bağlantıya geçilmesi, kendi bölgelerinde yapılabilecek arama ve kurtarma çalışmaları için tüm unsurların hazırlanması ve kazazedelere tıbbi müdahalenin zamanında yapılabilmesi için tüm sağlık tesislerinin, araçlarının ve görevlilerinin hazır hâlde bekletilmesi, ihtiyaç duyulması hâlinde kullanılmak üzere, Çoğulhan, Pazarcık ve Nurhak Jandarma Asayiş Komando Bölük Komutanlıklarına da hazırlık yapmaları talimatları verildiği, saat 16.05 itibarıyla Göksun İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından Soğukpınar ile Mehmetbey, Kınıkkoz ile Ericek, Kınıkkoz ile Kızılöz, Kızılöz ile Elmalı köyleri arasındaki dağlık ve ormanlık alanların, Hacıömer, Çardak, Kızılöz köyleri ile Tüllücetepe civarında arama faaliyetlerine başlanıldığı, saat 16.25 itibarıyla İl Jandarma Komutanının Göksun"a hareket ettiği, saat 16.30 sıralarında kaza yeri ile ilgili tespit edilen koordinatların Hacıömer köyü olabileceğinin bildirildiği, koordinat bilgilerinin Valiye iletilmesi üzerine bu bölgede arama çalışması yapılması yönünde talimat verildiği, Valinin bölgenin havadan taranması için Emniyet Genel Müdürlüğü ve 2. Ordu Komutanlığından helikopter talep ettiği, ardından arama kurtarma çalışmalarını yerinde sevk ve idare etmek üzere İl Emniyet Müdürü ile birlikte saat 16.35 sıralarında Göksun"a hareket ettiği, saat 17.00’den itibaren bir uçak ve üç helikopterin Hacıömer, Temurağa köyleri ile Çardak-Ericek Beldesi civarlarında havadan arama faaliyetleri icra ettikleri, olumsuz hava koşulları nedeniyle helikopterlerin saat 22.25’te Malatya"ya döndükleri, saat 18.10’da Sağlık Bakanlığı Kriz Merkezinden Tüllüce Tepeden sinyal alındığının bildirilmesi üzerine sivil savunma müdürlüğüne bağlı ekipler ile UMKE’lerin Tüllüce Baz İstasyonu civarına yönlendirildiği, çalışmaların tamamlanmasına mütakip sivil savunma ekiplerinin Kızılöz köyüne geldikleri, Valinin saat 18.20 sıralarında Çardak Jandarma Karakol Komutanlığına ulaştığı, saat 19.30"da Çardak Jandarma Karakol Komutanlığında Vali başkanlığında, İl Jandarma Komutanı, İl Emniyet Müdürü ve diğer yetkililerin katılımı ile durum değerlendirmesi yapıldığı, saat 19.00 sıralarında kriz merkezine Kozcağız, Sisne ve Kızılöz köylerinde bir helikopterin alçaktan uçuş yaptığı ve ardından bir gürültü duyulduğu şeklinde yapılan ihbarın değerlendirmeye alınıp, daha önceden jandarma ve sivil savunma ekipleri tarafından da aranmaya başlanan bölgedeki çalışmaların yoğunlaştırılmasına karar verildiği, saat 23.15’te Adana Jandarma Bölge Komutanı ...."nın il jandarma komutanlığına intikal ederek görevli askeri birliklerin sevk ve idaresini ele aldığı, saat 23.20 sıralarında Genelkurmay Başkanlığı Harekat Merkezinden, Kurucaova köyünden sinyal alındığının bildirilmesi üzerine, söz konusu bölgede arama çalışmalarına başlandığı, arama faaliyetinde bulunan ekipleri takviye etmek amacıyla Adıyaman, Malatya, Osmaniye, Şanlıurfa, Hatay, Diyarbakır, Kayseri, Elazığ, Sivas, Gaziantep, Mersin ve Erzurum İl Sivil Savunma Müdürlüklerinden arama kurtarma ekipleri talep edildiği, 26.03.2009 tarihinde arama faaliyetlerine Kızılöz ve Kurucuova köylerinde olmak üzere iki bölgeden başlanıldığı, olumsuz hava şartlarına rağmen gün içerisinde üç uçak ve yedi helikopterin arama çalışmalarına destek verdikleri, gün boyu süren arama çalışmalarının olumsuz hava şartlarından ötürü güçlükle sürdürüldüğü, Kurucaova bölgesi teferruatlı olarak arandığından buradaki askeri unsurlar ile sivil savunma ekiplerinin Sisne"de devam eden arama faaliyetlerine katılmak üzere bölgeye yönlendirildikleri, kriz merkezinde yapılan değerlendirmeler sonucunda hazırlanan faaliyet planı kapsamında 27.03.2009 tarihinde saat 05.00’ten itibaren Sisne, Elmalı, Keş Dağı, Kurucuova ve Kızılöz bölgelerinde arama çalışmalarına başlanıldığı, saat 14.28’de helikopterin enkazının Sisne Mahallesi Kanlıçukur mevkiinde olduğunun vatandaşlar tarafından bildirildiği, verilen bilgiler değerlendirilerek enkazın koordinatının tespit edildiği, kaza bölgesine teknik beceri sahibi ve yeterli donanımı bulunan askeri birlikler ile sivil savunma ekiplerinin gönderilmesi kararlaştırılıp saat 20.40’ta harekete geçildiği, hava şartlarının kötü ve bölgenin coğrafi şartlarının ağır olması nedeniyle gece enkaza ulaşılamadığı, 28.03.2009 tarihinde 10.10 sıralarında kaza bölgesine ulaşıldığı, çalışmalar sonucunda ilk etapta dört kişinin, kısa bir süre sonra enkazın 10 metre uzağında ....’nun cesedine ulaşıldığı,....’in bulunması için arama çalışmalarına devam edildiği, ancak hava şartları nedeniyle ekiplerden bir kısmının Kızılöz köyüne dönmek zorunda kaldıkları, Dağ Arama Kurtarma Timlerinin....’i arama faaliyetlerine gece boyunca devam ettikleri, 29.03.2009 tarihinde arama kurtarma ekiplerinin enkaz bölgesinde yaptıkları aramada sonuç elde edemedikleri, saat 23.00"te Valinin Emniyet Genel Müdürlüğü ile görüşerek arama köpeği talep ettiği, 30.03.2009 tarihinde arama köpekleri ile birlikte çalışmalara kaldığı yerden devam edildiği, saat 13.00 sıralarında...."in cesedine enkazın 400 metre uzağında ulaşılması üzerine çalışmalara son verildiği, bölgenin 25 kilometre genişliğinde ve 20 kilometre derinliğinde, coğrafi bakımdan sarp ve dağlık olması, bölgeye ulaşımın zorlukla yapılması ve çalışmalar süresince yoğun kar yağışı, tipi ve sisten dolayı görüş mesafesinin az olması nedenleriyle havadan ve karadan yapılan çalışmaların güçlükle sürdürüldüğü,
    İL JANDARMA KOMUTANLIĞI RAPORUNA GÖRE;
    Helikopterin düştüğünün saat 15.33 sıralarında jandarmaya bildirildiği, ardından saat 15.37’de....’e ait telefon numaralarının Adana Jandarma Bölge Komutanlığına ve Jandarma Genel Komutanlığına bildirildiği, saat 15.50 sıralarında, helikopterin düştüğü bilgisinin netleşmeye başlamasıyla durumun İl Jandarma Komutanı tarafından Valiye iletildiği, ardından kriz merkezi oluşturulup çalışmalara başlanıldığı, Valinin talimatı üzerine ilçe jandarma komutanlıklarına, kaza ile ilgili olarak arama çalışmalarına başlanılması emri verildiği, saat 16.05 itibarıyla jandarma unsurları gruplandırılarak helikopterin rotasına uygun muhtemel kaza alanı olabilecek dağlık ve ormanlık alanlarda arama faaliyetlerine başlanıldığı, saat 16.25 itibarıyla İl Jandarma Komutanının Göksun"a hareket ettiği, Valinin kaza bölgesinin havadan taranması için Emniyet Genel Müdürlüğü ile 2. Ordu Komutanlığından helikopter talep ettiği, saat 16.35 sıralarında Valinin, İl Emniyet Müdürü ile birlikte Göksun"a hareket ettikleri, arama ve kurtarma çalışmalarına havadan destek olmak amacıyla tahsis edilen helikopterlerin arama faaliyetleri yaptıkları, ancak olumsuz hava koşulları nedeniyle saat 22.25’te Malatya"ya döndükleri, saat 18.20 sıralarında Çardak Jandarma Karakol Komutanlığına ulaşan Valinin arama kurtarma çalışmalarının sevk ve idaresini ele aldığı, saat 19.00 sıralarında helikopterin llıca Beldesi üzerinden geçip Kozcağız köyü, Sisne Mahallesi ve Kızılöz köyü bölgesinde alçaktan uçuş yaptığı ve ardından bir gürültü duyulduğu yönünde ihbar gelmesi üzerine arama kurtarma faaliyetlerinde görev alan ekiplerin Kızılöz köyüne intikal ettikleri, saat 23.15’te Adana Jandarma Bölge Komutanı ...."nın İl Jandarma Komutanlığına gelip askeri birliklerin sevk ve idaresini ele aldığı, saat 23.20 sıralarında Genel Kurmay Başkanlığı Harekat Merkezinin Kurucaova köyünden sinyal alındığını bildirmesi üzerine söz konusu bölgede arama kurtarma faaliyetlerine başlanıldığı, gece boyunca devam eden arama/kurtarma çalışmalarından olumlu bir sonuç alınamadığı, 26.03.2009 tarihinde arama faaliyetlerine devam edildiği, ancak olumsuz hava şartları nedeni ile etkin görev icra edilemediği, Kurucaova bölgesinin teferruatlı araması yapıldığından bu bölgedeki arama kurtarma faaliyetlerine son verildiği, 27.03.2009 tarihinde arama kurtarma çalışmalarına devam edildiği, saat 14.27’de enkazın vatandaşlar tarafından bulunduğu, 28.03.2009 tarihinde Özel Kuvvetler Komutanlığı DAK timinin enkaz bölgesine bırakıldığı, aynı gün.... dışındaki kişilerin cesetlerine ulaşıldığı, yapılan aramalar neticesinde 30.03.2009 tarihinde...."in cesedinin bulunmasıyla arama çalışmalarına son verildiği,
    İL EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ RAPORUNA GÖRE;
    Saat 15.25"te 112 görevlisinin 155 polis imdat hattını arayıp helikopterin düştüğünü ve helikopterde bulunan...."in kaza yerini tarif edemediğini bildirdiği,...."e ait telefonların yer tespiti için İstihbarat Şube Müdürlüğüne bildirildiği, saat 15.46"da Med Air şirketi ile yapılan görüşmede helikopter ile irtibatta olup olmadıklarının ve radar ile yer tespiti yapıp yapmadıklarının sorulduğu, saat 16.01"de ise söz konusu şirket tarafından kazanın Ankara Esenboğa Hava Limanındaki arama kurtarma birimlerine ve askeri yetkililere bildirildiğinin öğrenildiği, kurtarma amaçlı ilk helikopterin saat 16.45’te Ankara"dan kalkış yaptığı, ancak olumsuz hava şartları nedeniyle saat 18.45’te Nevşehir Havaalanına geri döndüğü, İl Emniyet Müdürünün, saat 17.10 sıralarında Vali ile Göksun girişinde buluşarak Çardak Jandarma Karakoluna intikal ettiği, saat 19.00"da helikopterin Sisne civarında alçaktan uçarken görülüp bir süre sonra sesinin kesildiği şeklindeki ihbar üzerine durumun jandarma personeline bildirildiği, 26.03.2009 tarihinde saat 04.00"te ilave personelin bölgeye sevk edildiği, saat 04.30"da Kurucaova köyünün kuzeyinden sinyal alındığı bilgisi üzerine, dağlık alanda arama tarama faaliyetlerine başlanıldığı, ancak bölgenin sisli ve kar yağışlı, görüş mesafesinin düşük olması nedenleriyle saat 17.00 sıralarında çalışmalara ara verildiği, 27.03.2009 tarihinde arama kurtarma çalışmalarına devam edildiği, olumsuz hava koşulları nedeniyle havadan yapılan arama çalışmalarında istenilen sonucun elde edilemediği, saat 14.30"da helikopter enkazının bulunduğunun öğrenildiği, 28.03.2009 tarihinde saat 10.30’da bölgeye ulaşıldığı, 30.03.2009 tarihinde arama köpekleri ile birlikte yapılan aramada...."in naaşının bulunmasıyla çalışmalara son verildiği,
    AFAD UZMANLARI TARAFINDAN DÜZENLENEN 15.04.2013 TARİHLİ RAPORA GÖRE;
    Arama Kurtarma faaliyeti yapan kolluk kuvvetlerinin ihmal ve savsaklamalarının bulunduğu ve bu ihmali davranışlarla helikopterde bulunan kişilerin ölümüne neden olduğu iddiası ile ilgili olarak; 25.03.2009 tarihinde İl Jandarma Komutanlığına bağlı birliklerin teyakkuza geçirildiği, ardından 26.03.2009 tarihinde saat 09.00 Adana Jandarma Bölge Komutanlığı ve bağlı diğer birliklerin devreye sokularak arama faaliyetlerine devam edildiği, Adana Jandarma Bölge Komutanı, İl Jandarma Komutanı ve İl Emniyet Müdürünün Vali koordinatörlüğü ile kurulan kriz merkezinde bizzat görev aldıkları, arama kurtarma faaliyetlerinin bir bütün olarak kara olay yeri koordinatörü olan Vali emrinde yürütüldüğü, arama faaliyetlerinin arazide jandarma yetkilileri sorumluluğunda gerçekleştirildiği, dosya ve olay ile ilgili fotoğraflar incelendiğinde arazide bizzat arama faaliyeti gerçekleştiren kolluk kuvvetlerinin özverili çalıştıkları, arama faaliyetlerine katılan kişilerin ifadeleri incelendiğinde ise ihmal ve savsaklama şüphesine rastlanmadığı,
    Arama kurtarma çalışmalarının Arama Kurtarma Yönetmelik hükümlerine göre yapılmadığı, arama kurtarma faaliyetindeki eksiklik, yetersizlik ve ihmaller sonucu kişilerin öldüğü iddiası ile ilgili olarak; hava kazalarında arama kurtarma faaliyetlerinin AAKKM olan Denizcilik Müsteşarlığı, Hava AKKM olan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, YAKKM olan Devlet Hava Meydanlarınca koordine ve icra edilmesi gerektiği, söz konusu merkezlerin ilgili kazada sadece bilgi topladığı ve bu topladığı bilgileri başka kurumlara aktardığı, herhangi bir analiz değerlendirme ile yönlendirme yapmadıkları, olaya ilişkin müdahale aşamasının...."in 112"yi aramasıyla başladığının anlaşıldığı, 112 görevlilerinin konuyu saat 15.30"da emniyet, saat 15.33"de ise jandarmaya ilettikleri, ilk değerlendirmeler ışığında kazanın Kahramanmaraş il sınırlarında gerçekleştiği, helikopterin Çağlayancerit"ten kalktıktan kısa bir süre sonra düştüğü ve Göksun civarlarında olabileceği kanısına varıldığı, bu tespitlerin oldukça yerinde olduğu, kazazede ile yapılan görüşmelerde kısıtlı bilgiler alındığı, helikopterin yerinin tespitine yönelik saat 16.21"de 155"in Esenboğa Hava Limanı Uçuş Bilgi Merkezi ile irtibata geçtiği, COSPAS-SARSAT uydu sistemi kullanılarak helikopterin bulunmasına yönelik ilk çalışmanın saat 15.57’de Esenboğa Uçuş Bilgi Merkezinden alınan ihbar doğrultusunda başlatıldığı, buna göre 155"in yer tespiti talep etmesinden yaklaşık yarım saat önce uçuş bilgi merkezinin, farklı noktalardan gelen ihbar üzerine 155"ten önce harekete geçtiği,...."e ait cep telefonu numarası ve yer tespiti talebinin 155 görevlilerinden 15.30"da istendiği, ancak Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığınca yer tespit talebinin TİB"e saat 16.30"da bildirildiği, dolayısıyla bir saatlik gecikmenin yaşandığı, bu gecikmenin hiyerarşik yapının tek tek bilgilendirilmesi nedeni ile gerçekleşmiş olabileceği, TİB"in farklı kaynaklardan gelen bilgileri değerlendirip kaza yerine ilişkin verileri makul sürede jandarma ve emniyet temsilcilerine ulaştırdığı, öte yandan yer tespitine ilişkin elde edilen bilgilerin ilgili birimlere ulaştırılması konusunda ciddi koordinasyon eksikliklerinin görüldüğü, tespit ve ihbarların iyi analiz edilemediği, bu durumun kurtarma ekiplerini yer yer gereksiz alanlarda aramaya yönlendirdiği, verilerin tek bir merkezde iyi analiz edilip kriz merkeziyle paylaşılması durumunda daha etkili müdahale gerçekleştirilebileceği,
    Kaza haberinin alınmasından yaklaşık bir saat sonra İl Sivil Savunma Müdürlüğü bünyesindeki arama kurtarma ekipleri ile askeri unsurların arama faaliyetlerine başladığı, her ne kadar bir saatlik süre karadan intikal ve arama kurtarma faaliyeti başlatılması için makul bir süre gibi görülse de, kazazedelerin durumu ve iklim şartları dikkate alındığında; kazazedeler açısından bu sürenin uzun bir zaman dilimi olduğu, dolayısıyla havadan arama kurtarma ve noktasal yer tespitinin daha önemli hâle geldiği, Adana Valiliği ile irtibata geçilerek saat 17.40"da yardım talebinde bulunduğu, söz konusu ekibin saat 23.00 sıralarında bölgeye ulaştığı, daha sonra sırası ile Diyarbakır, Erzurum ve Ankara İl Sivil Savunma ekiplerinin de arama kurtarma faaliyetlerine kademeli olarak iştirak ettikleri, Kahramanmaraş"ın önce kendi imkânlarını kullanıp daha sonra bağlı olduğu Adana"dan yardım talebinde bulunduğu, sonrasında diğer illerden destek istediği, karadan yapılan intikal sürelerinin makul aralıkta olduğu, otopsi raporlarından.... haricindeki diğer kazazedelerin ilk yarım ve bir saatlik süre zarfında hayatlarını kaybettiklerinin anlaşıldığı, bu süre zarfında arama kurtarma çalışmalarının iklim ve arazi şartları düşünüldüğünde gecikmeli olacağı, kazaya ilişkin ilk bilgilerin ulaşmasını müteakip Valinin talimatı doğrultusunda çalışmalara başlandığı, arazide yeterli sayıda personel çalıştığı, ilk gün ve sonraki günlerde bölgeyi tanıyan çok sayıda köy korucusundan faydalanılmasının yerinde olduğu, kaza ile ilgili bilgi ve ihbarların iyi analiz edilemediği ve zaman zaman kurtarma ekiplerinin gereksiz yönlere sevk edildiği, mevcut iklim şartlarının çok ağır olduğu ve görüş alanını daralttığı, arama çalışmalarına katılan ekiplerin bazılarının eğitim ve donanım yönüyle yetersiz oldukları, bu durumun profesyonel ekiplerle karma çalışıldığı için yer yer faaliyetlerde aksamalara sebebiyet verdiği, düzgün analizler yapılıp daha profesyonel ekiplerin bölgeye yönlendirilebilmesi durumunda daha etkili sonuç alınabileceği, kurtarma ekiplerinin yönlendirilmesinde de hatalar yapılarak birçok yerde mükerrer arama faaliyeti gerçekleştirildiği, DDK Raporunda, ilk gün yapılan tüm çalışmaların saatlerinin bir saat öne alındığı tespitinin yer aldığı, böyle bir durumun arama kurtarma çalışmalarına geç müdahale yapıldığını düşündürdüğü, söz konusu iddianın daha detaylı araştırılmasının yerinde olacağı,
    Kaza mahalline ilk üç saat içerisinde hava aracı sevk edilmediği, sevk edildiğinde ise havanın kararmış olması bahanesiyle sahada sis olmamasına rağmen bölgeye hava aracı gönderilmediği, yetkililerin yetersizliği ve ihmali olduğu iddiası ile ilgili olarak; havadan ilk müdahale çalışmasının saat 16.49’da TSK Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezine iletilmesi ile başlanıldığı, bu doğrultuda saat 17.00"de Malatya 2. Ordu Komutanlığından yardım için iki helikopter havalandığı, bu helikopterin 17.47 itibarıyla Göksun Jandarma Komutanlığına yönlendirildiği ve saat 18.55 sıralarında Çardak Jandarma Komutanlığı bölgesine geldiği, helikopterlerin yakıt ikmali için saat 19.55’te dönüş yapıp saat 21.10"da tekrar bölgeye intikal ettiği, saat 22.25’te hava muhalefeti nedeni ile çalışmalarını erteleyerek döndüğü, Emniyet Genel Müdürlüğüne ait helikopterin saat 16.45’de hareket ettiği, fakat hava muhalefetinden dolayı Nevşehir Tuzköy Hava Limanına dönüş yaptığı, 10. Tanker Üs Komutanlığına ait arama kurtarma helikopterinin saat 17.03"te bölgeye hareket ettiği, ancak yoğun sis ve kar yağışı sebebiyle geri döndüğü, Diyarbakır’dan kalkan uçak ile Merzifon"dan bir helikopterinin bölgeye sevk edildikleri, bölgeye ulaşabilen uçak ve helikopterlerin kar yağışı ve yoğun sise rağmen görev yaptıkları, sadece yakıt ikmali için bölgeden ayrıldıkları, kazada öncelikle düşünülmesi gereken yöntemin havadan müdahale olması gerektiği, havadan ilk müdahalenin 16.40-17.00 saatleri arasında gerçekleştirildiği, Valilik tarafından hazırlanan raporda saat 15.50 itibarıyla kriz merkezi oluşturulduğunun belirtildiği, buna göre hava unsuru desteğinin daha mâkul bir sürede talep edilebileceği, müdahalenin gecikmesinde hava muhalefetinin de etkili olduğu,
    Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığının ilk yarım saat içinde telefon sinyalleri ile sinyal alan baz istasyonlarının çakıştırılması sonucu elde edilecek harita için talepte dahi bulunmadıkları iddiasına ilişkin olarak; arama kurtarma faaliyetinde koordinat karmaşası yaşandığı, GSM operatörlerinden alınan ham bilgilerin tam anlamıyla analiz edilemediği, Turkcell ve Avea"ya ait ilk verilerde 30 kilometre uzunluğunda 1 kilometre genişliğinde bir alanın belirlendiği, sonrasında arama yapılacak alanın 15 kilometre boyunda l kilometre eninde alana indirildiği, arazi yapısı ve hava şartları dikkate alındığında karadan yapılan arama kurtarmada net koordinat bilgisinin ne kadar önemli olduğunu ortaya çıkardığı,
    Kriz Merkezinin usulüne uygun olarak oluşturulmadığı, kazadan 24 saat sonra oluşturulan kriz merkezinin Türk Arama Kurtarma Yönetmeliği hükümlerine aykırı olarak oluşturulduğu, bunda da yetki ve tahsis edilen imkânlar itibariyle yetersiz kalındığı iddiasına ilişkin olarak; oluşturulan il kriz merkezinin iddia edildiği gibi "Türk Arama Kurtarma Yönetmeliği" hükümlerine göre değil “Başbakanlık Kriz Yönetimi Merkezi Yönetmeliği” hükümleri uyarınca ve il kriz merkezi yönergesi doğrultusunda Valinin talimatı ile 16.00-16.30 saatleri arasında oluşturulduğu, bu uygulamanın yerinde olduğu, Göksun"daki kriz merkezinin bölge kriz merkezi olarak tüm müdahale çalışmalarını yönlendirdiği, kriz merkezinde bulunması gereken kişi ve kurum temsilcilerinin de katılımının sağlandığı,
    TELEKOMÜNİKASYON UZMANI TARAFINDAN DÜZENLENEN 26.12.2013 TARİHLİ RAPORA GÖRE;
    İsmail Güneş ait telefonların marka/modeli hakkında dosyada açık bir bilgi bulunmadığı, hatların internet aboneliğinin olmaması göz önüne alındığında online internet navigasvonu kullanamayacağı, HTS dökümlerinden hatların Tüllüce Tepe baz istasyonundan sinyal aldıkları ve bu baz istasyonu üzerinden aradığı/arandığının anlaşıldığı, bildirilen GSM hatlarının, koordinat tespiti yapılması için İl Jandarma Komutanlığı tarafından Adana Jandarma Bölge Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığına bildirildiği, saat 15.41"de İl Emniyet Müdürlüğünün, telefon numaralarını İl İstihbarat Şube Müdürlüğüne iletip, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanıyla temasa geçerek koordinatlar üzerinde çalışma yapılmasını istediği, saat 16.11"de Yozgat İl Jandarma Komutanlığınca ..."ın aranıp pilota ait telefon numarasının yer tespitinin istendiği, l6.20-16.25 saatleri arasında bildirilen telefon numaralarına ait sinyal bilgilerinin son konumlarının elde edildiği, elde edilen verilerin Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezine, Jandarma Genel Komutanlığına ve Emniyet Genel Müdürlüğüne şifahi olarak TİB"de görevli temsilciler aracılığı ile bildirildiği, verilerdeki koordinatların olay yerini göstermediği, enkazın 1 kilometre eninde ve 30 kilometre boyunda bir bölgenin içinde olabileceği, tam nokta tespiti yapılamadığı, verilen koordinatların çalışma yapılarak yorumlanması gerektiği hususlarında kurum yetkililerinin uyarıldığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığının ilk yarım saat içinde telefon sinyalleri ile sinyal alan baz istasyonlarının çakıştırılması sonucu elde edilecek harita için talepte dahi bulunmadıkları, kazanın meydana geldiği saat 15.30"dan itibaren yer tespit talebinin başlatıldığı ve saat 16.05"te TİB"e iletildiği, söz konusu talebin telefon sinyalleri ile sinyal alan istasyonların çakıştırılması sonucu elde edilecek harita şeklinde olmayıp, tahmini yer tespiti şeklinde yapıldığı, kaza yeriyle ilgili bir veri olmadan telefon sinyalleri ile sinyal alan baz istasyonların çakıştırılabileceğinin önceden bilinmesinin mümkün olmadığı, bu sonuca göre TİB"in enkaz noktasını kesin tespit edemediği, kesin yer tespiti için birden fazla baz istasyonundan sinyal alınması gerektiği, iddia, enkaz alanında sinyal alan telefonların baz istasyonlarının çakıştırılması sonucu elde edilecek harita oluşturulmalıydı şeklinde değerlendirildiğinde; kazazedelere ait telefonların HTS kayıt dökümlerinden de görüldüğü gibi tespit edilen numaraların sadece Tüllüce Tepe baz istasyonundan sinyal aldıkları, dolasıyla kayıtlar itibarıyla başka baz istasyonlarından sinyal almadıklarından baz istasyonu sinyallerin çakıştırılması ile enkaz tespitinin mümkün görülmediği, tahmini enkaz yeri ve alanının, saat 16.55"te alınan bilgilerle takriben saat 17.15 sıralarında İl Jandarma Komutanlığı tarafından haritalara aktarıldığı, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığınca, TİB"in hazırladığı verilerin saat 19.30"da Kahramanmaraş İstihbarat Şube Müdürlüğüne ulaştırıldığı, saat 24.00 sıralarında TİB"in gönderdiği Turkcell ile Avea verileri kullanılıp Kızılöz ve Sisne köylülerinden alınan bilgilerle enkazın Tüllüce Tepe görüş açısı içinde Karayakup Tepesinde olduğunun tespit edilip aranacak alanın 1 kilometre kareye indirildiği, enkaz alanından Tüllüce Tepe Vodafone baz istasyonundan sinyal alan cep telefonu da bulunduğu, ancak TİB"in sadece Avea ve Turkcell numaraları üzerinden çalışmalar yaptığı, Tüllüce Tepedeki Turkcell ve Avea baz istasyonlarının anten yönlendirme açılarının farklı olması nedeniyle TİB"in, sinyal alınan telefonun kapsadığı hücre alanının hangi dilimde olduğunu belirlemek için yaptığı ölçümde, 550 metre genişliğinde bir yay alanı içinde olması gereken bölgeyi 1 kilometre olarak belirlediği, ancak CGI/TA metoduna göre antenden uzaklaşıldığında sinyal zayıfladığından tespit mesafenin de arttığı, buna göre tespit edilen 1 kilometre hücre dilim alanının doğru olabileceği, cep telefonundan sim kart çıkarıldığında, telefonun sadece 112"ye operatör farkı olmaksızın ulaşabildiği, bu durumun operatörlerin hücresi içinde olması hâlinde yer tespitinde kolaylık sağladığı,...."in iki telefona sahip olmasına rağmen bu imkânın kullanılmadığı, Devlet Denetleme Kurulu raporunda yer alan “daha net yer tespiti yapılması amacı ile hizmet alınan baz istasyonları operatörlere kapattırılmış, ancak başka baz istasyonundan hizmet alınmadığı görülmüştür. Sonraki saatlerde de sekiz civarında telefon numarasının taraması yapılmış, bunlardan konum bilgisi elde edilen üç tanesinin baz ve yay bilgileri aynı çıkmıştır..." şeklindeki tespitte, hangi baz istasyonlarının kapatıldığı ve hangi numaralardan sinyal alındığının açıkça belli olmadığı, cep telefonlarının Tüllüce Tepedeki Avea, Vodafone ve Turkcell"in baz istasyonlarından sinyal aldığı, TİB"e sadece Avea ve Turkcell numaralarının bildirildiği, Vodafone numarası bildirilmesi hâlinde, TİB"in kaza yerini bulma çalışma alternatifinin artabileceği, kaza yerinin ve buradaki baz istasyonunun konumları tespit edilmeden ilk yarım saat içinde telefon sinyalleri ile sinyal alan baz istasyonlarının çakıştırılması sonucu elde edilecek harita için talepte bulunulamayacağı, TİB"in kaza yerine ilişkin tespit çalışmasında, ilk bilgileri Jandarma Genel Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğüne ulaştırmasının yerinde bir davranış olduğu, ancak hazırlanan bilginin 1 kilometre genişliğinde ve 30 kilometre uzunluğunda bir alanı kapsadığı ve bu alanda arama kurtarma çalışmalarının çok uzayacağını değerlendirerek, öncelikle GSM şebekesi üzerinden kaza yerinin tespit edilebilmesi için TİB yetkililerinin inisiyatif alıp, hayatta olan kazazedenin iki telefonundan birinin sim kartını çıkarttırarak hem dışarıdan gelen aramaların engellenmiş olacağı hem de sadece 112"yi arama imkânı ile telefonun uzun süre kullanılmasının sağlayacağı, ayrıca çevredeki baz istasyonları bakımından sim kart bilgisi gerekmediğinden kapsamı alanında olduğu diğer baz istasyonlarından yapılacak kaza yerini bulma çalışmalarının hızlanacağını önermesinin gerektiği, kaza bölgesindeki cep telefonlarının, Tüllüce Tepe baz istasyonu susturulduğunda diğer baz istasyonlarından sinyal alabileceği, böylelikle sinyal alınan noktanın yeni bir sektör içindeki yay alanı belirlenip önceden elde edilen verilerle çakıştırılarak sinyal alınan noktanın daraltılmış koordinatının belirlenebileceği, sadece TİB verileriyle kaza yerine ulaşılmasının uzun süreceği, soruşturma dosyasındaki bilgilerin, kazanın bildirildiği zaman ve enkazın bulunmasına kadar geçen süreçte bir arada bulunmadığı gerçeği göz önüne alındığında; kaza sonrası GSM şebekesi üzerinden kaza yerinin tespitinde, GSM teknolojilerine çözümler üretecek teknik bir koordinatörün/koordinasyonun olmadığı, bu nedenle arama kurtarma çalışmalarının uzadığı,
    Anlaşılmaktadır.
    Tanıklar Abidin Karadaş, Ramazan Kuzgun, Hacı Kuzgun, Ekrem Karas, Mustafa Kuzgun, Yılmaz Dilki, Fatih Gökçek, Cumaali Gök, Zekeriya Koca, Osman Bolat Mustafa Karaesma, Cihangir Karadaş, Oruç Gök, Alaattin Akpınar, Remzi, Gök ve Abdullah Göllü; köylerinin yakınlarındaki dağlık araziye helikopter düştüğünü televizyondan öğrendiklerini, düşen helikopterden haber alınamaması üzerine Perşembe günü gönüllü bir grup oluşturup Cuma günü helikopteri aramaya çıktıklarını, dağlık arazide kar yağdığını, yüksek kesimlerde de tipi ve yoğun sis olduğunu, görüş mesafesinin 10 ilâ 50 metre arasında değiştiğini, helikopterin yüksek rakımlı bir yere düşmüş olabileceğini değerlendirerek bu bölgelerde arama yaptıklarını, saat 14.30 sıralarında helikopterin enkazına ulaştıklarını, 156"yı arayıp enkaz yerini bulduklarını söylediklerini, olay yerinin yerleşim yerlerinden oldukça uzak ve engebeli olduğunu, kazanın gerçekleştiği yerde cep telefonlarının çektiğini, ancak aşağı kesimlerde çekmediğini,
    Tanıklar...., ...., .... ve ....; Sisne köyünde ikamet ettiklerini, saat 15.00 sıralarında köylerinin üzerinden Kızılöz köyüne doğru alçaktan uçan bir helikopter gördüklerini, helikopteri gözden kaybolana kadar izlediklerini, Keş ve Karayakup Dağları istikametlerinde kar ve sis olduğunu, helikopterin gittiği tarafta yüksek bir dağın bulunduğunu, helikopterin kavak ağaçlarına değmemek için yükseldiğini fark ettiklerini,
    Tanık Mustafa Saltık; Kızılöz köyü imamı olarak görev yaptığını, saat 15.00 sıralarında camiye giderken Karayakup Tepesinden helikopter sesi duyduğunu, ancak helikopterin sesinin bir süre sonra kesildiğini, daha sonra helikopterin düştüğünü öğrendiğini, akşam camiye giderken köyde arabaları görüp yanlarına gittiğini, gelen partililere helikopter sesinin nereden geldiğini anlattığını, muhtarın konuyu jandarmaya bildirdiğini, yatsı namazından sonra sivil savunma ekipleri ve İlçe Jandarma Komutanına helikopter ile ilgili bildiklerini anlattığını, helikopterin sesini ilk duyduğunda Kızılöz köyünün güney tarafının sisli olduğunu,
    Tanıklar Ali Taşır, Rüstem Taşır, Ali Doğan, Ferhat Kıvrak ve Muhammet Taşır; Kozcağız köyündeki evlerinde otururken saat 15.30 sıralarında kırmızı renkli bir helikopterin alçaktan uçup Sisne köyüne doğru gittiğini gördüklerini,
    Tanıklar Nuran Çakmak, Hacı Bayram Bolat, Fatma Kuzkaya, Tuğba Çetin ve Aynur Kavak; 112 komuta kontrol merkezinde çalıştıklarını,.... ile kazanın nasıl olduğu ve nerede bulundukları konusunda görüştüklerini, aynı anda emniyet müdürlüğü ile de irtibat hâlinde olduklarını, emniyet görevlilerinin yer tespiti için telefonun açık tutulmasını istemeleri üzerine.... ile sürekli konuştuklarını,...."in kazanın etkisinden dolayı sorulara sağlıklı cevap veremediğini, Çağlayancerit ekibi ile irtibata geçip kaymakamlık ve emniyetten bilgi almalarını istediklerini, olay ile ilgili emniyet, jandarma ve kurumlarındaki amirlerine bilgi verdiklerini,
    Tanık ....; İ1 Jandarma Komutanlığı Asayiş Şube Müdürlüğü Hareket Merkezinde işlem astsubayı olarak görev yaptığını, görevinin 156’ya gelen ihbar, şikâyet ve istekleri ilgili şube müdürüne arz edip verdiği emirler doğrultusunda hareket etmek olduğunu, helikopter kazası ihbarı üzerine aşırı bir yoğunluk olması nedeniyle normal mesai saatleri dışında, gece geç saatlere kadar diğer arkadaşları ile birlikte görev yaptıklarını, 112’den gelen ihbarı alay komutanına ilettiğini, ilk ihbar ve sonrasındaki tüm gelişmeleri ceride talimatı doğrultusunda en kısa sürede kayıt ettiğini, 156’ya ihbar, şikâyet, istek şeklinde gelen telefonlara kim cevap veriyorsa talebe ilişkin ceride kaydını da en kısa sürede o kişinin deftere işlediğini, ceride kayıtlarının nöbet değişiminde Asayiş Şube Müdürü ...."e sunulduğunu ve adı geçenin imzasının alındığını, ...."in arama kurtarma çalışmaları için Göksun"a gitmesi nedeniyle, ...."nin harekat merkezini yönlendirmek üzere alayda en kıdemli subay olarak kaldığını, bulunduğu süre içerisinde ceride kayıtlarının sonradan yazıldığını hatırlamadığını, bu konuda kendisine herhangi bir baskı yapılmadığını, yeniden yazılması için talimat verilmediğini, ceride defterinin 156, 158, 162 ve 163. sayfalarında parafının olmamasının yoğunluktan kaynaklandığını, 156. sayfada yer alan ceride kayıtlarına ait yazının kim tarafından kaleme alındığı ve arama kurtarmayla ilgili bazı faaliyetlerin bir saat öne çekilerek yazıldığı hususlarını hatırlamadığını, sayfadaki yazının kendisine ait olmadığını, 26.03.2009 tarihinde 12.45 ve 13.05 saatlerinde kayıt edildiği görülen arama kurtarma faaliyetlerine ilişkin bilgilerin kendisi tarafından yazılmadığını, belirtilen saatlerde yemek istiharatinde olduğunu, jandarma komutanının emriyle öğleden sonra Göksun’a hareket ettiğini, yoğunluk olduğu için 156’ya gelen ihbar, şikâyet ve gelişmelerin not alınarak kısa bir süre sonra ceride defterine yazılmış olabileceğini,
    Tanık Hasan Çoban; 25.03.2009 tarihinde harekat merkezinde nöbetçi astsubay olarak görev yaptığını, 12.00-13.30 saatleri arasında 156 merkezinde sorumluluğun kendisinde olduğunu, harekat merkezinde yapılan işlemleri ceride defterine işlediğini, mesai saatinin başlamasıyla birlikte Ömer Cengiz"in görevi devraldığını, helikopterin düşmesi üzerine harekat merkezinde görev yapmaya başladığını, kaldığı süre içerisinde harekat merkezinde yapılan ilgili işlemleri ceride defterine kaydettiğini, tüm işlemlerin talimatlara ve yönergeye uygun olarak yapıldığını, kayıtların düzgün tutulmasıyla ilgili İl Jandarma Komutanının kendisini telefonla arayarak uyardığını, ceride defterinin 156 ve 157. sayfalarına ait kayıtların kendisine ait olmadığını, bu nedenle imzasının bulunmadığını, Jandarma Genel Komutanlığı Harekat Merkezi ile görüşme yapıp koordinatları aldığını ve Afşin Komanda Bölük Komutanlığı ile Asayiş Şube Müdürü ...."e bildirdiğini,
    Tanık ....; olay tarihinde İl Jandarma Komutanlığında Asayiş Şube Müdürü olarak görev yaptığını, enkazı ilk olarak Çardak-Hacıömer-Kızılöz köylerinde aramaya başladıklarını, helikopterin Keş Dağı istikametinde kaybolduğunun söylenmesi üzerine saat 17.00-18.00 sıralarında Kızılöz köyüne, oradan da Kızılöz-Sisne arasındaki yola gittiklerini, bulundukları yerde telsiz ve telefon irtibatı kuramadıklarını, ekipleri üç ayrı bölgede aramaya gönderdiklerini, ancak yoğun kar yağışı, rüzgar, tipi ve sis nedenleriyle yüksek yerlere ulaşamadıklarını, saat 01.00 sıralarında Göksun’a dönüp ertesi gün yapılacak aramaların planlamasını yaptıklarını, gün içinde Duranın Yaylası, Kızılöz köyü, Karayakup Sırtı, Çakıldaşı Yaylası ve Sisne Mahallesi arasındaki bölgenin aranmasının emredildiğini, Karayakup Sırtı şeklinde özel bir yer bildirilmediğini, havanın karlı, rüzgarlı, sisli ve soğuk olmasından ve yukarıya çıkıldıkça karın yoğunlaşmasından dolayı bazı birliklerin yollarını kaybettiğini, bazı birliklerin de hedeflere ulaşamadan geri döndüklerini, kendisine Turkcell ve Avea sinyallerinin kesiştiği daha dar bir bölgeden bahsedilmediğini, 26.03.2009 tarihinde saat 10.00 sıralarında Orman Bölge Müdürünün Karayakup Sırtlarından şüphelendiğini söylemesi üzerine “bölgeye birlik gönderdim, isterseniz sizde gidebilirsiniz” dediğini, Kayseri Sivil Savunma Müdürlüğü raporunda yer alan “helikopterin Karayakup Sırtlarında olabileceğini söyledik, ancak bizi Sisne ile Kınıkkoz arasında bir bölgeye gönderdiler” şeklinde ifadenin doğru olmadığını, helikopterin Sisne"den Keş Dağına doğru gitmesi nedeniyle, Kızılöz-Sisne yolunun doğusuna hiçbir ekip göndermediğini, 26.03.2009 tarihinde saat 12.45"te ceride defterine yazılan "Bozardı Sırtı (94-08), Karayakup Sırtı (94-06), Tansır Sırtı (94-03), Sisne Yaylası (98-03), Eşek Tepe (88-07) Kızılöz Köyü (96-09) noktalarında 25-26 Mart günlerinde A/T faaliyeti yapıldığı" şeklindeki ifadeyi bu bölgelerde hâlen aramanın devam ettiği anlamında kullandığını, sözlerinin cerideye "arandı" diye yanlış yazıldığını, Sisne bölgesinde yapılan aramaların bölge komutanı tarafından yapılan planlamaya göre gerçekleştirildiğini, bu kadar çok birliğin şüphelenilen bölgenin dışında yer alan daha güneydeki bir yere gönderilmesine şaşırdığını, Erzurum Dağcılık ekibini Keş Dağı ile Karayakup arasına gönderdiğini, 27.03.2009 tarihinde saat 14.30 sıralarında köylülerin enkaza ulaştığını,
    Tanık ....; olay tarihinde İl Jandarma Komutan Yardımcısı olarak görev yaptığını, kazanın olduğu ilk saatlerde helikopterin düştüğü yerle ilgili herhangi bir bilgiye sahip olmadıklarından helikopterin güzergahı üzerinde bulunan karakollara haber verilip araştırma yapılmasının istendiğini, telefon sinyallerinin Hacıömer ve Sarıgüzel köyleri ile Tüllüce Tepe bölgesinden geldiğinin bildirilmesi üzerine bu üç bölgenin arandığını, helikopterin geçtiği köylerde yaşayan vatandaşlardan alınan bilgiler çerçevesinde birliklerin Kızılöz-Sisne bölgesine gönderildiğini, İl Jandarma Komutanının bizzat bölgeye gidip köylülerle konuştuğunu, Turkcell hatlı telefon sinyalleri kullanılarak hazırlanan haritanın kendisine ulaştırıldığını, komutanlıktan arayan bir personelin “Üç tepeden şüpheleniyoruz, bu bölgede olabilir” şeklinde bir bilgi verdiğini hatırlamadığını, saat 23.00"te bölge komutanının gelmesi üzerine vatandaşlardan gelen ihbarları ve telefon sinyal bilgilerini kullanarak harita üzerinde değerlendirme yaptıklarını, enkazın Kızılöz köyü yakınlarındaki Karayakup Tepesi ve Keş Dağı arasındaki yamaçlarda olabileceği hususunda görüş birliğine varıldığını, komutanlıktan iletildiği belirtilen Turkcell ile Avea hatlarının sinyal verdiği alanı ve kesişme noktasını gösteren haritayı hatırlamadığını, 26.03.2009 tarihinde kendisine Kurucaova bölgesinin tümüyle aranması talimatı verildiğini, tüm sivil ve askeri ekipleri kendi inisiyatifi ile bölgenin genelini kapsayacak şekilde arama ve tarama yapmak üzere gönderdiğini, 27.03.2009 tarihinde ise harekat merkezinden gönderilen yazılı talimatlar çerçevesinde görevlendirildiği bölgelerde çalışmalar yaptığını, saat 20.00 sıralarında Tekir Karakoluna döndüğünde helikopterin bulunduğunu öğrendiğini,
    Tanık ....; olay tarihinde Adana Jandarma Bölge Komutanı olarak görev yaptığını, arama kurtarma faaliyetlerinde katılan askeri, kamu, özel kuruluşlar ile gönüllü kuruluş ve vatandaşların sevk ve idare sorumluluğunun Valilik bünyesinde oluşturulan kurtarma ve yardım komitesinde olduğunu, ihtiyaç duyulması hâlinde diğer illerden gelen takviye kuvvetleri sevk etme ve gelecek birliklerin koordinasyonunu sağlayarak arama kurtarma çalışmalarına yardım etmek amacı ile Kahramanmaraş"a geldiğini, Kurucaova bölgesinden sinyal bilgilerinin alındığının öğrenilmesi üzerine arama kurtarma faaliyetlerinde katılan ekiplerin söz konusu bölgeye gönderildiğini, olayın hemen sonrasında hava muhalefetine rağmen elde edilen ilk bilgiler doğrultusunda düşen helikopteri arama çalışmalarına derhâl başlandığını, Yarbay .... ile beraber sinyal bilgilerini, arazinin yapısını ve vatandaşlardan elde edilen bilgileri analiz edip helikopterin Sisne Kuzeyi, Keş Dağı ile Kızılöz köyü arasındaki dağlık bölgede düşmüş olabileceğini değerlendirdiklerini, saat 02.00 sıralarında emir verilmesi üzerine Kızılöz ve Keş Dağı arasında kalan bölgede arama kurtarma çalışmalarının yapıldığını, 26.03.2009 tarihinde faaliyetlerin icra edilerek İçişleri Bakanına arz edildiğini, helikopter enkazının Kızılöz, Karayakup Sırtları ve Keş dağı arasında olabileceği değerlendirildiğinden ...."e bölgenin aranmasının dikkatle yapılması konusunda emir verdiğini, tutulan ceride kayıtlarının bu hususu doğruladığını, kazanın meydana geldiği andan itibaren zor arazi ve hava şartlarına rağmen tüm birliklerin insanüstü çaba sarf edip helikopter enkazına bir an önce ulaşabilmek için gayret gösterdiklerini, arama kurtarma faaliyetleri ile ilgili sorumluluğunun il merkezinde bulunduğunu, bazı alanların birkaç kez arandığı hususunun doğru olduğunu, ancak olayla ilgili birçok duyarlı vatandaş tarafından çok sayıda ihbar yapıldığını, bunların çoğunun asılsız olduğunu, hatta istihareye yatanların rüyasında gördükleri bölgelere dahi BBP yetkilileri, helikopterde bulunanların yakınları ve bazı siyasilerin ısrarları üzerine birlik göndermek zorunda kaldığını,
    Tanık Cemalettin Demircioğlu; olay tarihinde Göksun Kaymakamı olarak görev yaptığını, saat l5.50’de Vali Yardımcısı ..."ün kazayı bildirilmesinin ardından emrindeki tüm kolluk birimlerini arayarak çalışmalara başlanması talimatı verdiğini, İlçe Jandarma Komutanının olaydan haberdar olduğunu ve tüm korucuları teyakkuza geçirdiğini öğrendiğini, arama kurtarma çalışmalarında kendisine verilen emirleri yerine getirmeye gayret ettiğini, ilk koordinatları aldıktan sonra saat 17.00 sıralarında Hacıömer köyüne gittiğini, bölgede uçak ve helikopter sesi duyduğunu, ilk anlarda kazanın nerede olduğu konusunda kesin bir bilgi bulunmadığını, ilçede kriz merkezine benzer bir yapılanmaya gidildiğini,
    İfade etmişlerdir.
    Şüpheli ...; olay tarihinde Kahramanmaraş İl Valisi olduğunu, helikopter kazasının bildirilmesini müteakip talimatı ile arama kurtarma çalışmalarına başlanıldığını, arama kurtarma faaliyetleri için ilin tüm imkânlarının seferber edildiğini, diğer illerden gelen takviye arama kurtarma ekipleri ile bölgenin havadan taranması için hava aracı talebinde bulundurulduğunu, hemen kriz merkezi oluşturulup yirmi dört saat esaslı çalışma düzenine geçildiğini, arama kurtarma faaliyetlerinin Türk Arama ve Kurtarma Yönetmeliği ve buna dayalı olarak çıkarılan tebliğ hükümlerine uygun olarak gerçekleştirildiğini, kazanın meydana geldiği tarihte ve takip eden günlerde kötü hava koşulları, bölgenin dağlık olması, ulaşımı sağlayan yol ağının az oluşu, bölgenin karla kaplı olması ve çığ riski bulunması nedenleriyle enkaza kısa sürede ulaşılamadığını, bölgenin havadan taranması için valilik tarafından hava aracı talep edildiğini, ancak hava koşulları nedeniyle araçların istenilen ölçüde kullanılamadığını, il kriz merkezinin ... başkanlığında çalışmalara başladığını, saat 15.50’den itibaren kazanın meydana geldiği mevki nokta olarak bilinmediği için helikopterin uçuş güzergahı üzerinde bulunan bölgelerdeki sivil ve askeri tüm unsurların teyakkuza geçirilmesi amacıyla çalışma başlatıldığını, bu çerçevede ilçe kaymakamlarına kaza ile ilgili gelen veya gelecek olan ihbarların değerlendirilmesi, kolluk kuvvetleri aracılığıyla köy muhtarları ile bağlantıya geçilmesi, kendi bölgelerinde yapılacak arama ve kurtarma çalışmaları için tüm unsurların hazırlanması ve görevlilerin hazır hâlde bekletilmesi talimatlarının verildiğini, il sivil savunma müdürlüğünden gerekli hazırlıkları yapılmasının istendiğini, kriz merkezinin Türk Arama Kurtarma Yönetmeliğine uygun olarak kurulduğunu ve çalışmalarını buna uygun olarak gerçekleştirdiğini, arama kurtarmaya katılan tüm ekiplerin helikopterdeki kişileri kurtarmak maksadıyla, güç arazi ve olumsuz hava şartlarında özverili ve gayretli çalışmalarda bulunduklarını, saat 16.30 sıralarında, İl Jandarma Komutanı ve İl Emniyet Müdürü ile aşağı yukarı eş zamanlı olarak Göksun"a doğru hareket ettiğini, saat 18.20 sıralarında Çardak Jandarma Karakol Komutanlığına ulaşarak arama kurtarma faaliyeti ile ilgili tüm unsurların sevk ve idaresini devraldığını, kara olay yeri koordinatörü olarak talimatları doğrultusunda Türk Arama Kurtarma Yönetmeliği ve Ulusal Arama Kurtarma Tebliği çerçevesinde çalışmalar yapıldığını, ilgili Yönetmeliğe göre, arama kurtarma faaliyetlerinde görevli tek kuruluşun kazanın meydana geldiği il valiliği ve görevli tek kişinin de il valisi olmadığını, Yönetmeliğin 5. maddesine göre valinin kara olay yeri koordinatörü olduğunu, arama kurtarma faaliyetlerinde asıl yetki ve sorumluluğun Ulaştırma Bakanlığında bulunduğunu, Bakanlık bünyesindeki Denicilik Müsteşarlığı, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü ve Türk Telekom Genel Müdürlüğünün yanı sıra çok sayıda kurum ve kuruluşun sorumluluklarının da olduğunu,
    Şüpheli ...; olay tarihinde Kahramanmaraş Vali Yardımcısı olarak görev yaptığını, kazanın öğrenilmesi üzerine il merkezinde ve Göksun"da kriz merkezlerinin faaliyete geçirildiğini, arama kurtarma çalışmalarının hem Türk Arama ve Kurtarma Yönetmeliği hem de kriz mevzuatına uygun olarak gecikmeksizin yapıldığını, kötü hava koşulları ve bölgenin engebeli, dağlık, karlı ve yüksek rakıma sahip olması ile yol ağının az oluşu nedenleriyle enkaza kısa sürede ulaşılamadığını, kazanın öğrenilmesinden hemen sonra Valinin sözlü talimatı ile il kriz merkezinin çalışmalara başlayıp 24 saat esaslı çalışma düzenine geçtiğini, saat 15.50’den itibaren helikopterin uçuş güzergâhı üzerinde bulunan bölgelerdeki sivil ve askeri tüm unsurların teyakkuza geçirilmesi amacıyla çalışma başlatıldığını, kriz merkezi olarak yapılan çalışmaların kesintisiz devam ettiğini, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüne ve Esenboğa FİC’e bilgi verildiğini, kara olay yeri koordinatörü olan valinin talimatları doğrultusunda ihtiyaç duyulan personel, araç, teçhizat ve lojistik desteğin sağlandığını, saat 16.30 sıralarında Vali, İl Jandarma Komutanı ve İl Emniyet Müdürünün Göksun"a hareket edip, saat 18.20 sıralarında Çardak Jandarma Karakol Komutanlığına ulaşarak arama kurtarma faaliyetlerine başlayan ekiplerin sevk ve idaresini devraldıklarını, arama çalışmalarında kullanılmak üzere hava aracı talebinde bulunulduğunu, saat 16.05 itibarıyla arama faaliyetlerine başlanıldığını, Valilik ve Göksun Kriz Merkezinin kaza sonrasında ihtiyaçları belirleyip imkân dahilinde olmayanları üst makamlardan yazılı veya şifahi olarak talep ettiğini, Valinin saat 19.30’da Çardak Karakol Komutanlığında İlçe Kaymakamı, İl Jandarma Komutanı, İl Emniyet Müdürü ve diğer yetkililerin katılımıyla bir değerlendirme toplantısı düzenlediğini, kaza ile ilgili olarak iletilen her bilginin değerlendirilerek hem arama kurtarma faaliyetlerini koordine eden Valiye hem de ilgili diğer kuruluşlara iletildiğini, son kazazede buluncaya kadar arama ve kurtarma faaliyetlerinin devam ettiğini,
    Şüpheli ...; olay tarihinde İl Jandarma Komutanı olarak görev yaptığını, kaza ile ilgili olarak yapılan arama ve kurtarma faaliyetlerinde ihmal ve savsaklama söz konusu olmadığını, İçişleri Bakanının kaza meydana geldikten sonra Göksun"a gelip arama kurtarma faaliyetlerini bizzat yürüttüğünü, yapılan her türlü faaliyetten bilgisi olduğunu, bazı yerlerde araziye çıkarak aynı yerin birkaç defa daha aranması konusunda emirler verdiğini, Kurucaova bölgesinin dokuz defa aranması konusunda bizzat İçişleri Bakanının talimat verdiğini, kaza öğrenildikten sonra saat 16.05’oen itibaren Göksun ve çevresindeki ilçelere arama kurtarma ile ilgili hazırlık yapmaları konusunda emirler verilip düşen helikopterin yerinin öğrenilmeye çalışıldığını, konu hakkında Valiye bilgi vererek saat 16.35’te bölgeye hareket ettiğini, hemen arkasından Valinin de hareket edip Çardak Karakol Komutanlığına aynı saatlerde ulaştıklarını, yolda Valiyi arayıp 2. Ordu Komutanlığından helikopter talebinde bulunmasını istediğini, helikopterin düşebileceği yerler harita üzerinde değerlendirilip arama kurtarma faaliyetlerine devam edildiğini, bölge için hava aracı talep edildiğini, ancak yoğun sis nedeniyle bu araçların etkili şekilde kullanılamadığını, bölgede jandarma ekipleri dışında sivil savunma ekipleri, İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı ekipler, korucular ve diğer illerden gelen birliklerin görev yaptığını, ilk 24 saat içerisinde helikopterin Keş Dağı veya Karayakup Sırtlarına düştüğünün tespit edilmesi hâlinde tüm birimleri söz konusu bölgeye yönlendireceklerini, bu bölgenin de arandığını, ancak kar yağışı nedeniyle riskli hâle geldiğini, GSM hatları ile ilgili olarak yer tespit sorgulamalarının yapıldığını, kriz merkezinin il merkezinde ve Göksun"da kurularak işletildiğini,
    Şüpheli ...; olay tarihinde İl Emniyet Müdürü olarak görev yaptığını, Vali, İl Jandarma Komutanı ve kendisinin arama faaliyetlerini yerinden takip edip koordinasyonu sağlamak ve operasyon planını icra etmek için Çardak Jandarma Karakoluna gittiklerini, bu esnada silahlı kuvvetlere ait gece görüş donanımlı helikopterin çevrede havadan arama ve kurtarma amaçlı uçuşlarını gerçekleştirdiğini, yaptıkları değerlendirmede helikopterin gidiş istikametine göre bulunabileceği muhtemel yerleri ellerinde herhangi bir veri olmadan değerlendirdiklerini, İl Jandarma Komutanının duyumu üzerine Sisne Mezrasına gittiklerini, buradaki bir vatandaşın kendilerine helikopter sesi duyduğunu söylediğini, tarife göre helikopterin Kayseri istikametine doğru uçtuğunu, Sisne Mezrasında arama faaliyetlerine devam etmek üzere timler bırakıldığını, saat 02.30 sıralarında İçişleri Bakanı ve Bölge Komutanının gelmesi ile kriz merkezinde köylüden aldıkları duyumları ve tüm bilgileri değerlendirmeye aldıklarını, helikopterin gidiş istikametine göre geniş bir alanın arama tarama bölgesi tayin edilip birliklerin sevk edildiğini, kriz merkezindeki .... ile ..."ün Püren Geçidi denilen yerden sinyal alındığı şeklinde değerlendirme yaptıklarını, söz konusu bölgeye birlikler sevk edilip gün boyu arama yapıldığını, arama çalışmaları devam ederken helikopterin bulunduğunu öğrendiklerini, kaza mahallinin jandarma sorumluluk bölgesinde bulunduğunu, sinyal bilgileri, alınan duyumlar ve istihbaratların ilk olarak İl Jandarma Komutanı, Bölge Komutanı ve olay yerine gelen İçişleri Bakanına ulaştırıldığını, kendilerinin planlanan operasyon doğrultusunda yardımcı olduklarını, çalışmaların enkaz tespit edilene ve kazazedeler bulunana kadar aralıksız sürdürüldüğünü, arama faaliyetlerine havadan ve karadan tüm birimlerin seferber edilip gerekli çalışmaların organize bir şekilde yapıldığını, kriz merkezinin yönetmeliklere uygun olarak Vali Yardımcısı ... başkanlığında oluşturulduğunu,
    Şüpheli ...; olay tarihinde İl Sivil Savunma Müdürü olarak görev yaptığını, helikopter kazasını ..."den öğrendiğini, il sivil savunma arama kurtarma ekibini göreve hazırlayıp Göksun"a sevk ettiğini, 27.03.2009 tarihine kadar çalışmalarını il merkezinde devam ettirdiğini, arama kurtarma çalışmalarının yönetmeliklere uygun yapıldığını, il kriz merkezine paralel olarak Göksun"da da kriz merkezi oluşturulduğunu, kriz merkezinin Vali ve Vali Yardımcısının talimatları doğrultusunda çalıştığını, hava unsuru imkânlarından istifade edildiğini, helikopterin uçuş güzergahı üzerinde bulunan bölgelerdeki resmi, sivil ve askeri tüm unsurların teyakkuza geçirildiğini, arama kurtarma çalışmalarının...."in bulunmasına kadar devam ettiğini, helikopter kazasının Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüne bildirildiğini, saat 16.30 sıralarında Vali, İl Jandarma Komutanı ve İl Emniyet Müdürünün Göksun"a doğru hareket edip saat 18.20 sıralarında arama kurtarma faaliyetlerine başlayan ekiplerin sevk ve idaresini devraldıklarını, düşen helikopterdeki kişileri kurtarmak maksadıyla olumsuz hava şartlarında 25 kilometre genişliğinde ve 20 kilometre derinliğindeki dağlık arazi kesiminde çalışmalarda bulunulduğunu, arama ve kurtarma faaliyetlerinin Türk Arama ve Kurtarma Yönetmeliği ve bu Yönetmeliğe dayalı olarak uygulamaya konulan Ulusal Arama Kurtarma Planına İlişkin Tebliğ hükümlerine uygun olarak yapıldığını, olayın meydana geldiğinin öğrenilmesinden itibaren kısa bir süre sonra Adana Sivil Savunma Müdürlüğünden yirmi kişilik bir ekip talep edildiğini, Valinin talimatı doğrultusunda diğer illerden ve bakanlıklardan arama kurtarma ekipleri ile ihtiyaç duyulan araçların talep edilip olay mahalline sevklerinin sağlandığını, kriz merkezinde kaza ile ilgili olarak iletilen her bilginin değerlendirilip arama kurtarma faaliyetlerini koordine eden Vali ile ilgili diğer kuruluşlara iletildiğini,
    Şüpheli ...; olay tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü olarak görev yaptığını, kaza yapan kişilerin telefonlarının sinyal bilgilerinin tespiti ve baz istasyonlarının çakıştırılması isteklerinin çalıştığı birimin görev alanına girmediğini, konunun hassasiyeti nedeniyle yaralıların kurtarılması amacıyla bir takım girişimlerde bulunulduğunu, İstihbarat Dairesi Başkanlığının, GSM hatlarının baz istasyonu üzerinden son konumlarını anlık olarak belirlemeye imkân sağlayan teknik donanıma sahip olmadığını, helikopterde bulunan pilot ve gazeteciye ait GSM hatlarını saat 16.30 sıralarında TİB"de bulunan Emniyet Genel Müdürlüğü temsilcisi ...."a bildirdiğini, yapılan görüşmede adı geçenin TİB"den alınan konum bilgilerini kendisine ilettiğini, muhtemel koordinat bilgilerinin Kahramanmaraş"a aktarıldığını,
    Şüpheli ...; olay tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü temsilcisi olarak TİB"de görev yaptığını, helikopterin düştüğü alanın polis sorumluluk bölgesinde olmadığını, kazanın hassasiyeti nedeniyle İstihbarat Dairesi Başkanlığınca girişimlerde bulunulduğunu, saat 16.30 sıralarında telefon numaralarının son konum bilgisinin talep edildiğini, telefon numaralarının son konum bilgilerini TİB’deki görevliden alıp hemen İstihbarat Dairesi Başkanlığına şifahi olarak bildirdiğini, telefonların kendisinden önce TİB’deki jandarma temsilcisine saat 16.15 sıralarında ulaştığını ve TİB tarafından sorgulanarak son konum ve harita bilgilerinin saat 16.25 sıralarında jandarma temsilcisinin kendi kurumuna ulaştırdığını öğrendiğini,
    Şüpheli ...; olay tarihinde Jandarma Genel Komutanlığı temsilcisi olarak TİB"de görev yaptığını, saat 16.10-16.15 sıralarında Yozgat İl Jandarma Komutanlığından aranarak helikopterin düştüğü bilgisinin verildiğini ve telefon numaralarından yer tespiti konusunda yardımcı olmasının istendiğini, konuyu ilgili birime iletip sorgulama yetkisi bulunan kişiden telefon numaralarının son konum bilgilerini saat 16.25"te aldıklarını, aldığı bilgileri Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı Teknik İstihbarat Daire Başkanlığındaki ...’ya ilettiğini, ilettiği bilgilerin telefonun hizmet aldığı baz numarası, bazın bulunduğu X ve Y koordinatları, bazın açısı ve genişliği, hedef numaranın bazdan alması muhtemel en yakın ve en uzak mesafe bilgileri olduğunu, bu bilgilerin teknik personel tarafından analiz edilmesi gerektiğini, olayın kendisine bildirilmesinden 10-15 dakika sonra bilgileri ilgili kurumlara bildirdiğini, daha sonra TİB görevlisinin, Avea operatörüne ait bir numaranın yer konum bilgisini tespit ettiğini ve bu bilgileri ...’ya saat 22.30 sıralarında ilettiğini kendisine söylediğini, ...’yu arayarak konuyu teyit ettiğini, sinyal veren telefonların aynı yay üzerinde ancak açılarının biraz farklı olduğunu, sonuçta enkazın 1-1,5 kilometre genişliğinde ve yaklaşık 30 kilometre uzunluğunda bir yay içerisinde olabileceği kanaatine vardıklarını, kanuni bir sorumluluğu bulunmamasına rağmen vicdani sorumluluk duygusu nedeniyle ve TİB Başkanının onayıyla yer tespit taleplerine cevap verildiğini,
    Şüpheli ...; olay tarihinde Jandarma Genel Komutanlığında Bilgi Sistemleri Teknisyeni olarak görev yaptığını, saat 16.30 sıralarında ..."ın araması ile helikopter kazasını ve kaza yerinden bir telefona ait konum alındığını öğrendiğini, aldığı bilgileri ... ile görüşüp, teyit ettikten sonra harita üzerine işleyerek analiz işlemlerine başladığını, tek bazdan sinyal alan telefonunun bazdan 20-21 kilometre uzaklıkta 30 kilometrelik bir yayın içinde göründüğünü tespit ettiğini, alanı daraltmak için baz istasyonuna ait görüş ve sinyal analizlerini yaptıktan sonra oluşturduğu haritayı 17.30-18.00 saatleri arasında Kahramanmaraş İl Jandarma Komutanlığında görevli Ümit Mügaylaroglu’na ilettiğini, saat 22.30 sıralarında TİB’den Avea operatörüne ait bir telefonun konum bilgilerinin bildirildiğini, daha önceden hazırladığı haritanın üstüne yeni bilgileri işleyip, analizlerini yaptıktan sonra saat 23.00 sıralarında İl Jandarma Komutanlığına yeniden gönderdiğini, enkazın yerinin tespit edilmesine kadar TİB görevlisi ....ve İl Jandarma Komutanlığındaki .... ile sürekli bilgi alış verişi yaptığını,
    Savunmuşlardır.
    5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ikinci kitabının "Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler"e yer veren dördüncü kısmının "Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar" başlıklı birinci bölümünde "Görevi kötüye kullanma" suçu 257. maddede;
    "(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    (2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    (3) İrtikâp suçunu oluşturmadığı takdirde, görevinin gereklerine uygun davranması için veya bu nedenle kişilerden kendisine veya bir başkasına çıkar sağlayan kamu görevlisi, birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır" şeklinde düzenlenmişken, 19.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Kanunun birinci maddesi ile birinci ve ikinci fıkralarında yer alan "kazanç" ibareleri "menfaat", birinci fıkrasında yer alan "bir yıldan üç yıla kadar" ibaresi "altı aydan iki yıla kadar", ikinci fıkrasında yer alan "altı aydan iki yıla kadar" ibaresi "üç aydan bir yıla kadar" ve üçüncü fıkrasında yer alan "birinci fıkra hükmüne göre" ibaresi "bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile" biçiminde değiştirilmiş, 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 105. maddesi ile de üçüncü fıkra yürürlükten kaldırılmıştır.
    Türk Dil Kurumunun Türkçe Sözlüğüne göre ihmal; "yapmama, savsama" anlamına gelmektedir. Gecikme ise; işin, yapılması gereken zaman geçtikten sonra yapılmasıdır. Bu suç bakımından ihmal ve gecikme, kamu görevlisinin, kanunun veya sair mevzuatın ya da amirinin hukuka uygun olarak yapmasını zorunlu kıldığı eylemleri bilerek ve isteyerek yapmaması veya geciktirmesi olarak anlaşılmalıdır.
    Madde metninden de anlaşılacağı üzere, kamu görevlisinin, yapmakla görevli olduğu işi yapmaması veya kanuna göre yapılması gereken biçimde yerine getirmemesi ya da geciktirmesi suç sayılmıştır. Madde gerekçesinde belirtildiği gibi, öncelikle kamu görevlisinin hukuken yerine getirmek zorunda bulunduğu bir görevi bulunması gerekir. Kamu görevlisinin görevi kapsamında olmayan bir işi yapmamasından veya geciktirmesinden dolayı bu suçtan sorumlu tutulması mümkün değildir. Görevinin gerekleri kavramı, kamu görevlisinin yetki ve sorumluluğu kapsamına giren, hukuk düzeninin kamu görevlisinden yerine getirmesini istediği hususları ifade etmektedir. Bu suç kasten işlenebilen suçlardan olup, kamu görevlisinin görevini bilerek ve isteyerek ihmal etmesi veya geciktirmesi gerekir.
    Bununla birlikte failin cezalandırılabilmesi için norma aykırı davranış yetmemekte; bu davranış nedeniyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması ya da kişilere haksız bir kazanç ya da suç tarihinden sonra yapılan değişiklik sonrası haksız bir menfaat sağlanması gerekmektedir. Nitekim bu husus madde gerekçesinde; “Kamu görevinin gereklerine aykırı olan her fiili cezai yaptırım altına almak, suç ve ceza siyasetinin esaslarıyla bağdaşmamaktadır. Bu nedenle, görevin gereklerine aykırı davranışın belli koşulları taşıması hâlinde, görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği kabul edilmiştir. Buna göre, kamu görevinin gereklerine aykırı davranışın, kişilerin mağduriyetiyle sonuçlanmış olması veya kamunun ekonomik bakımdan zararına neden olması ya da kişilere haksız bir kazanç sağlamış olması hâlinde, görevi kötüye kullanma suçu oluşabilecektir” şeklinde, 6086 sayılı Kanunla yapılan değişikliğin gerekçesinde de; "bu suçun oluşabilmesi için, objektif cezalandırılabilme şartı olarak, görevin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması ya da kişilere haksız menfaat sağlanması gerekmektedir" biçiminde vurgulanmış, öğretide ise; “TCK’nun 257. maddesinde yer alan görevin gereklerine aykırı davranışın cezalandırılabilmesi, kişinin mağduriyetine, kamunun zararına neden olmasına ya da kişilere haksız bir menfaat sağlanmasına bağlı tutulmuştur. Bu hususlara yol açmayan bir hareket, görevin gereklerine aykırı ve suç olsa da bu hüküm kapsamında yaptırıma bağlanamaz.” (M. Emin Artuk-Ahmet Gökcen-A. Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, Ankara 2014, 14. Bası, s. 998) şeklinde açıklanmıştır.
    Norma aykırı davranışın maddede belirtilen sonuçları doğurup doğurmadığının saptanabilmesi için öncelikle “mağduriyet", "kamunun zarara uğraması" ve "haksız menfaat” kavramlarının açıklanması ve somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediklerinin belirlenmesi gerekmektedir.
    Mağduriyet kavramının, sadece ekonomik bakımdan uğranılan zararla sınırlı olmayıp, bireysel hakların ihlali sonucunu doğuran her türlü davranışı ifade ettiği kabul edilmelidir. Öğretide de; mağduriyetin sadece ekonomik bakımdan ortaya çıkan zararı ifade etmeyeceği, mağduriyet kavramının ekonomik zarar kavramından daha geniş bir anlama sahip olduğu, bireyin, sosyal, siyasi, medeni her türlü haklarının ihlali sonucunu doğuran hareketlerin ve herhangi bir çıkarının zedelenmesine neden olmanın da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilmiştir. (Mahmut Koca - İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, Ankara, 2013, s.772; Veli Özer Özbek-Mehmet Nihat Kanbur-Koray Doğan-Pınar Bacaksız - İlker Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 2. Bası, Ankara, 2011, s. 974).
    Kişilere haksız kazanç sağlanmasını da içine alan kişilere haksız menfaat sağlanması da, bir başkasına hukuka aykırı olarak maddi ya da manevi yarar sağlanması olarak ifade edilebilecektir.
    Bu aşamada uyuşmazlığın çözümü için arama kurtarma ve kriz yönetimi ile ilgili düzenlemelere de değinilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
    Arama kurtarma genel olarak; Ana ya da Yardımcı Arama ve Kurtarma Koordinasyon Merkezi tarafından, mevcut personel ve imkânların kullanılmasıyla tehlikede olan insanların yerinin tespit edilmesi ve bu insanların ilk tıbbi müdahale veya diğer ihtiyaçlarının sağlanarak güvenli bir yere ulaştırılmasıdır.
    Arama kurtarma hizmetlerinin temel bileşenleri; yasal bir çerçeve, sorumlu bir otorite, organize edilmiş mevcut kaynaklar, iletişim kolaylıkları ile koordinasyon ve operasyon kabiliyeti olan bir iş gücüdür.
    Arama ve kurtarma hizmetlerinin yürütülmesinde ilgili kurum veya kuruluşların görev ve sorumluluklarının tespiti, insan hayatını kurtarmaya yönelik faaliyetlerin ilgili ulusal mevzuat ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak yürütülmesini sağlamak amacıyla Bakanlar Kurulunca 20.09.2001 tarih ve 3275 sayı ile Türk Arama ve Kurtarma Yönetmeliği yürürlüğe konulmuştur.
    Bu Yönetmelik ile karada, denizde ve havada, arama ve kurtarma hizmetinin en üst düzeyde koordinasyonunu ve işbirliğini sağlamak amacıyla Denizcilik Müsteşarlığı bünyesinde Ana Arama ve Kurtarma Koordinasyon Merkezi (AAKKM), kıyılardan itibaren deniz sahalarındaki arama ve kurtarma faaliyetlerinin etkin bir şekilde organize edilmesinden ve arama kurtarma faaliyetlerinin icrasından AAKKM adına sorumlu olmak üzere Sahil Güvenlik Komutanlığınca oluşturulacak Deniz Arama ve Kurtarma Koordinasyon Merkezi (Deniz AKKM), kara ve adalar üzerindeki arama ve kurtarma faaliyetlerinin etkin bir şekilde organize edilmesinden ve icrasından AAKKM adına sorumlu olmak üzere Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünce de Hava Arama ve Kurtarma Koordinasyon Merkezi (Hava AKKM) oluşturulması hükme bağlanmıştır. Yönetmelikte ayrıca, deniz ve hava arama ve kurtarma merkezlerine bağlı olarak ve bu merkezler adına kontrol, koordine ve icrayı sağlamak üzere Yardımcı Arama Koordinasyon Merkezleri (YAKKM) oluşturulabilmesi ve bu merkezlerin de kendilerine bağlı olarak arama kurtarma birliklerinin bulunduğu merkezlerde Arama Kurtarma Alt Merkezleri (AKAMER) kurabilmeleri imkânı getirilmiştir.
    Yönetmelikte, arama kurtarma faaliyetlerinin gerekli her türlü teçhizatla donatılmış ve özel eğitim görmüş personelden oluşan Arama Kurtarma Birliklerince (AKBİR) gerçekleştirilmesi öngörülmüş, Yönetmeliğin 5. maddesinin (h) bendinde Kara-AKBİR istasyonlarının, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sivil Savunma Genel Müdürlüğü tarafından kurulması ve işletilmesi hükme bağlanmıştır.
    Yönetmeliğin 5. maddesinin (e) bendinde ayrıca Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünce kurulacak Hava AKKM"nin, uluslararası standartlarda uygun yeterli malzeme, teçhizat ve personel ile donatılması ve kara arama kurtarma faaliyetlerinin bu merkezce koordine ve icra edilmesi öngörülmüştür.
    Yönetmeliğin 6. maddesinde ise Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünce oluşturulacak Hava AKKM’nin görevleri; arama ve kurtarma bölgesinde mevcut arama kurtarma imkânları hakkında bütün bilgileri elinde bulundurmak; bunları tablo ve haritalar hâlinde muhafaza etmek, ilgili Bakanlık, kurum veya kuruluşlardan gelen bilgi ve belgelerle ilgili değişiklikleri işleyerek güncel hâlde muhafaza etmek, arama kurtarma faaliyetlerinin icra ve koordinasyonundan sorumlu merkez olarak, bilgi toplama, değerlendirme, planlama ve söz konusu bilgileri aktarma suretiyle kendi alt kuruluşları ve diğer ilgili kurum veya kuruluşlarla arama kurtarma faaliyetlerini AAKKM adına icra etmek, Yönetmeliğin 7. maddesinde belirtilen Bakanlık ve kurum veya kuruluşlar ile koordineyi sağlamak, tehlike haberlerini değerlendirip ayrıntılı bilgi toplamak, belirsizlik, alarm ve tehlike safhalarına ait mevcut bütün bilgileri ve hizmet ile ilgili gelişmeleri devamlı olarak AAKKM"ne aktarmak ve arama kurtarma bölgesindeki meteorolojik durumu devamlı takip etme olarak sayılmıştır.
    Yönetmeliğin 5. maddesinde; arama kurtarma hizmetlerine tahsis edilen bütün unsurların, YAKKM adına Arama Kurtarma Alt Merkezi ve Olay Yeri Koordinatörünün idaresinde AK faaliyetlerine iştirak edecekleri, kara olay yeri koordinatörünün, olayın meydana geldiği, arama kurtarma alt merkezi sorumluluk sınırları içerisinde bulunan ilin valisi veya valinin uygun gördüğü bir vali yardımcısı olacağı, olay yeri koordinatörünün, arama kurtarma faaliyetinde veya yapılacak arama kurtarma taleplerinde, ilgili kara YAKKM ile koordine kurup arama kurtarma faaliyetlerinin tüm sorumluluğunu YAKKM adına üstlenerek arama kurtarma faaliyetlerini icra edeceği, olay yeri koordinatörünün de YAKKM tarafından belirleneceği, ancak kaza meydana geldiği sırada olay mahallinde bulunan veya aldığı ihbar üzerine, arama kurtarma maksadı ile olay yerine ilk intikal eden gruptaki veya birlikteki en kıdemli personelin olay yeri koordinatörünün görev ve sorumluluklarını olay yeri koordinatörü tayin edilinceye kadar yürüteceği, AKBİR"ler her an bir arama kurtarma hizmetine katılabilecek hazırlık derecesinde bulunmaları gerektiği, arama kurtarmada görevlendirilmesi planlanan bütün personelin arama kurtarma usullerini bilmekle yükümlü oldukları, şartlar icap ettiği takdirde kazayı ilk öğrenen birimin, en kısa zamanda arama kurtarma faaliyetine başlayacağı ve en seri vasıta ile de AAKKM/AKKM ve ilgili YAKKM"ne bilgi vereceği, ayrıca bölgedeki kuruluş yöneticilerinin kendi kanallarından herhangi bir tehlike mesajı almaları hâlinde gerçek olsun veya olmasın, derhâl ilgili YAKKM"ni gelişmelerden haberdar kılacakları hüküm altına alınmıştır.
    Yönetmeliğin 7. maddesinin (I) bendinde; Denizcilik Müsteşarlığının arama kurtarma faaliyetlerine ilişkin görevlendirme, koordinasyon, teşkilat, muhabere ve eğitim konularını da içeren, Ulusal Arama Kurtarma Planını, ilgili bakanlık ve kurum veya kuruluşlar ile koordineli olarak hazırlayacağı hükme bağlanmış, bu çerçevede hazırlanan Ulusal Arama ve Kurtarma Planına İlişkin Tebliğ (Tebliğ) 11.07.2002 tarihli ve 24812 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Tebliğde genel olarak Yönetmelikte yer alan hükümler tekrarlanmış, ayrıca arama, kurtarma, haberleşme ve koordinasyon faaliyetlerine ilişkin daha detaylı hükümlere yer verilmiştir.
    Tebliğ ile Sahil Güvenlik Komutanlığınca dört adet Deniz YAKKM, Devlet Hava Meydanları İşletmesince de iki adet Hava-YAKKM kurulması öngörülmüştür. Deniz alanları söz konusu Deniz YAKKM"ne göre dört bölgeye ayrılmış, ancak Hava YAKKM’i için herhangi bir belirleme yapılmamıştır. Ancak fiili durumda Ankara"nın doğusu Esenboğa Uçuş Bilgi Merkezi, batısı ise Atatürk Uçuş Bilgi Merkezi bölgesi olarak uygulanmaktadır.
    Diğer yandan, 7126 sayılı Sivil Savunma Kanununun 32. maddesi ile; illerde sivil savunma arama kurtarma ekipleri ve doğrudan merkeze bağlı sivil savunma arama ve kurtarma birlik müdürlükleri kurulması öngörülmüş, İçişleri Bakanlığınca yürürlüğe konulan Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birlikleri ve Ekiplerinin Kuruluşu, Görevleri, Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönetmeliğin 7. maddesinde birlik ve ekiplerin görev ve yetkileri; arama ve kurtarma faaliyetlerine katılan yerli ve yabancı, kamu ve özel kuruluşların arama ve kurtarma ekipleri ile gönüllü kişi ve kuruluşların çalışmalarını koordine etmek ve afet bölgelerine en seri şekilde ulaşabilmek için haberleşme, toplanma, yükleme ve intikal tatbikatları yapmak olarak belirlendikten sonra, 8. maddesinde sivil savunma müdürünün görevi de eksik ve noksanlıkların zamanında giderilmesi için iş ve işlemleri takip etmek ve kamu ve özel sektör kuruluşlarıyla gerekli koordinasyonu sağlamak olarak düzenlenmiştir.
    Kriz merkezinin oluşturulmasına ilişkin esaslar ise, 09.01.1997 tarihli ve 22872 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi Yönetmeliğinde hüküm altına alınmıştır.
    Yönetmeliğin “Amaç” başlıklı 1. maddesi;
    “Bu yönetmeliğin amacı, kriz durumlarında faaliyet gösterecek olan Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi"nin, teşkilatlanmasını, tertiplenmesini, çalışma usullerini, görev ve sorumluluklarını belirlemek ve bu suretle, krize neden olan olayların başlangıcından bitimine kadar geçen süre içerisinde;
    a) Krizi yaratan olayın önlenmesi, ortadan kaldırılması veya milli menfaatler doğrultusunda sona erdirilmesi maksadı ile gereken hazırlık ve faaliyetlerin yönlendirilmesini,
    b) Hizmet ve faaliyetlerin yürütülmesinde; Genelkurmay Başkanlığı, ilgili Bakanlık, kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyon, işbirliği, sürat ve etkinlik sağlayarak krizin en az zararla ve milli menfaatlerimiz doğrultusunda atlatılmasını, sağlamaktır”,
    “Kriz Yönetimini Gerektiren Hâller” başlıklı 5. maddesi;
    “...
    c) Tabi afetler;
    ...
    (5) Büyük ölçekteki kazalar (Kara, deniz ve havada meydana gelen),
    ...”,
    “Kriz Yönetim Esasları” başlıklı 6. maddesi;
    “...
    a) Müessir bir kriz yönetimi için; kriz durumlarının zamanında teşhisi, kriz durumlarında takip edilecek usullerin önceden tespiti, işler olarak muhafazası ve kriz tedbirlerinin gecikmeden uygulamaya konması esastır. Kriz Yönetimi, bir kriz durumunun teşhisinden başlayarak, gerekli yönlendirici kararların alınmasına, uygulanmasına, takip ve kontrolüne kadar uzanan bir seri faaliyetlerin manzumesidir...
    ...
    e) Kriz esnasında, Kriz Merkezleri, kamu kurum ve kuruluşları ve özel kuruluşlar bilgi, haber ve istihbaratı periyodik raporlarla Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi"ne iletmekle yükümlüdür”,
    “Kriz Merkezleri ve görevleri” başlıklı 11. maddesi ise;
    “Kriz Merkezleri Genelkurmay Başkanlığı, bakanlıklar, ilgili kurum ve kuruluşlar ile krizin meydana geldiği il ve ilçelerden en üst düzey yöneticilerin başkanlığında kurulur. İl ve ilçelerde var ise ilgili kuruluş amirleri de Kriz Merkezi"ne dahil edilir.
    Kriz Merkezleri"nin görevleri şunlardır;
    (1) Krizle ilgili durumları izler ve değerlendirir, değerlendirme sonuçlarına göre kararlar alır ve uygular,
    (2) Sorumluluk alanındaki ihtiyaçları belirler, imkan dahilindeki ihtiyaçları karşılar, imkan dışındaki ihtiyaçları bir üst merkeze bildirir,
    (3) Birimler arası koordinasyonu sağlar,
    (4) Gelişme ve uygulamalarla ilgili hususları Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezine bildirir,
    (5) Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi"nin düzenleyeceği tatbikatlara katılır.”
    Şeklindedir.
    Yönetmelik ile Başbakanlıkta "Kriz Yönetim Merkezi”, Genelkurmay Başkanlığı, bakanlıklar, ilgili kurum ve kuruluşlar ile krizin meydana geldiği il ve ilçelerde de "Kriz Merkezi" kurulması, Bakanlık ve ilgili kuruluşların iki ay içinde, alt birimlerinin de ikinci iki ay içinde kriz merkezi yönergelerini yayımlamaları öngörülmüştür.
    Bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetleri Arama Kurtarma Yönergesi 1 Nisan 2000 tarihinde yürürlüğe konulmuş ve TSK bünyesinde altı tane arama kurtarma koordinasyon merkezi oluşturulmuştur.
    Olay tarihinde yürürlükte bulunan Kahramanmaraş Valiliği İl Kriz Merkezi Yönergesinde amacın; “...Kriz durumlarında İl kriz merkezinde görev alacak personel ile İl Kriz Merkezinin teşkilatlanmasını, tertiplenmesini, çalışma usullerini, görev ve sorumluluklarını belirlemek ve bu suretle, krize neden olayların başlangıcından bitimine kadar geçen süre içerisinde,
    a) Krizi yaratan olayın önlenmesi, ortadan kaldırılması veya milli menfaatler doğrultusunda sona erdirilmesi maksadı ile gereken hazırlık ve faaliyetlerin yönlendirilmesi,
    b) Hizmet ve faaliyetlerin yürütülmesinde; İçişleri Bakanlığı Kriz Merkezi, Komşu İllerin Kriz Merkezleri ve İlçelerde kurulacak Kriz Merkezleri arasında koordinasyon, iş birliği, sürat ve etkinlik sağlayarak krizin en az zararla ve milli menfaatlerimiz doğrultusunda atlatılmasını
    sağlamaktır” şeklinde açıklandığı, yönergenin uygulanmasından vali, hizmetlerin yürütülmesinden ise valinin görevlendirdiği vali yardımcısı ve birimlerin en üst amirlerinin sorumlu olduğu belirtilmiştir.
    Yönergede kriz yönetimini gerektiren hâller; dış tehdit, yaygın şiddet hareketleri, terör olayları, kanunsuz grev, lokavt ve işi bırakma eylemleri, etnik yapı, din ve mezhep farklılıklarından kaynaklanan olaylar, tabii afetler (deprem, sel baskını, çığ düşmesi ve toprak kayması), iltica ve büyük nüfus hareketleri, tehlikeli ve salgın hastalıklar, büyük yangınlar (bina ve tesis yangınları, orman yangınları ve gemi yangınları), radyasyon ve hava kirliliği gibi önemli nitelikli kimyasal ve teknolojik olaylar, ağır ekonomik bunalımlar ve diğer hâller olarak sayılmıştır. Yönergede; etkili bir kriz yönetimi için, kriz durumunun zamanında teşhisi, takip edilecek usullerin önceden tespiti ve kriz tedbirlerinin gecikmeden uygulamaya konulmasının gerektiği belirtilmiş, kriz emarelerinin belirlemesi ve başlaması ile birlikte Bakanlıktan veya Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezinden alınacak emir doğrultusunda ve valinin emri ile ilgili kurum ve kuruluşlardan vali tarafından seçilen kişilerden oluşturulmasıyla da kriz merkezinin faaliyete geçeceği düzenlenmiştir.
    Yönergeye göre kurulan kriz merkezi, vali tarafından verilen yetkiler çerçevesinde ve Bakanlık Kriz Merkezinin talimatları doğrultusunda teknik ve bürokratik çalışmaları yürütme, krize ilişkin haberleri değerlendirip alınacak önlemleri belirleme, uygulanması için girişimlerde bulunarak görevlendirme yapma, ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyon ve işbirliği sağlama, alınan kararların ve verilen direktiflerin yerine getirilmesini sağlayıp uygulanmasını takip etme, il kaynaklarından temin edilecek araç, gereç, personel ve diğer imkânların hizmete tahsisini yönlendirme ve imkân dışındaki ihtiyaçları Bakanlık Kriz Merkezine bildirme görevlerini yerine getirecektir.
    Gelinen bu noktada "kanun yararına bozma" kanun yolu, kanun yararına bozma sonrası yapılacak işlemler ve bu işlemleri gerçekleştirecek merciler ile bozma kararının etkileri konularının açıklanmasında yarar bulunmaktadır.
    1412 sayılı CMUK"nda “yazılı emir”, öğretide ise “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan bu olağanüstü kanun yolu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309 ve 310. maddelerinde “kanun yararına bozma” olarak yeniden düzenlenmiştir.
    5271 sayılı CMK"nun 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemelerce verilip istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya muhakeme hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, kanuni nedenlerini de açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ilgili ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi durumunda karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmemesi hâlinde ise istem reddedilecektir.
    Böylece ülke genelinde uygulama birliği sağlanacak, hâkim ya da mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar, toplum ve kişiler açısından hukuk yararına giderilmiş olacaktır.
    Bozma sonrası yapılacak işlemler ve bu işlemleri gerçekleştirecek merciler ile bozma kararının etkileri ise, bozulan hüküm veya kararın türü ve bozma nedenlerine göre ayrıma tabi tutularak maddenin dördüncü fıkrasında ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
    Buna göre bozma nedenleri;
    5271 sayılı CMK"nun 223. maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, 309. maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca kararı veren hâkim veya mahkemece gerekli inceleme ve araştırma neticesinde yeniden karar verilecektir. Bu hâlde, yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar da bulunmadığından verilecek hüküm veya kararda, lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir.
    Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne ya da savunma hakkını kısıtlama veya kaldırma sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin olması durumunda, anılan fıkranın (b) bendi uyarınca, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilecek, ancak bu hâlde verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacaktır.
    Davanın esasını çözen mahkûmiyet dışındaki diğer hükümlerin bozulması hâlinde ise, aynı fıkranın (c) bendi uyarınca aleyhte sonuç doğurucu herhangi bir işlem yapılamayacağı gibi, yeniden yargılama yapılması yasağı nedeniyle kanun yararına bozma kapsamında yeniden yargılama da gerekmeyecektir.
    Aynı kanun maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca, bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirmesi durumunda cezanın kaldırılmasına, daha hafif cezanın verilmesini gerektirmesi hâlinde ise bu hafif cezaya Yargıtay ilgili ceza dairesince doğrudan hükmedilecektir. Bu hâlde yargılamanın tekrarlanması yasağı bulunduğundan, Yargıtay ceza dairesince hükmün bozulması ile yetinilmeyip gerekli kararın doğrudan ilgili daire tarafından verilmesi gerekmektedir.
    Görüldüğü üzere, bir karar veya hükmün kanun yararına bozulmasının, ilgili aleyhine sonuç doğurup doğurmayacağı, bozma sonrasında kararı veren hâkim veya mahkemede yeniden inceleme, araştırma ve yargılama yapılıp yapılamayacağı, hangi hâllerde Yargıtayın doğrudan hükmetme yetkisinin bulunduğu, 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesinde sıralı ve ayırıcı biçimde düzenlenmiştir. Bu düzenlemede, kanun yararına bozmanın sonuçları ve bozma sonrasındaki uygulama saptanırken “karar” ve “hüküm” ayrımı gözetilmiş, ayrıca mahkûmiyet hükmü ile davanın esasını çözen veya çözmeyen diğer hükümler bakımından farklı uygulama ve sonuçlar öngörülmüştür.
    Uyuşmazlık konusu ile ilgisi nedeniyle valiler hakkındaki özel soruşturma usulünün, CMK”nun “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172. maddesi ile “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin incelenmesinde fayda bulunmaktadır.
    Valilerin görev suçları nedeniyle soruşturmaların hangi usule göre yapılacağı 4483 sayılı Kanunun 12. maddesinde düzenlenmiş olup bu madde ile; soruşturmanın genel hükümlere göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Başsavcıvekili tarafından yapılacağı, soruşturma sırasında hâkim kararı alınmasını gerektiren durumlarda Yargıtayın ilgili ceza dairesinin karar vermeye yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır.
    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172. maddesi;
    “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
    (2) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yeni delil meydana çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz
    (3) Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır.” şeklinde iken, 06.01.2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 680 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 10. maddesi ile bu maddenin ikinci fıkrası "Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz" olarak değiştirilmiştir.
    Aynı Kanunun “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesi ise;
    “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
    (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
    (3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
    (4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
    (5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz.
    (6) İtirazın reddedilmesi halinde; Cumhuriyet savcısının, yeni delil varlığı nedeniyle kamu davasını açabilmesi, önceden verilen dilekçe hakkında karar vermiş olan sulh ceza hâkimliğinin bu hususta karar vermesine bağlıdır.” biçiminde düzenlenmiş iken, 06.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 680 sayılı KHK"nun 11. maddesiyle de, maddenin altıncı fıkrası "İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 172. maddenin ikinci fıkrası uygulanır" şeklinde değiştirilmiştir.
    Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza muhakemesinin temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır. Cumhuriyet savcısının görevi maddi gerçeği ortaya çıkartmak ve adil bir yargılama yapılması için gerekli araştırmayı yaparak şüphelinin lehine veya aleyhine olan bütün delilleri toplamaktır.
    Cumhuriyet savcısı soruşturma evresinin sonunda toplanan delillere göre suçun işlendiği hususunda yeterli şüpheye ulaştığı takdirde iddianame düzenleyecek ve kamu davasını açacaktır. Buna karşın soruşturma işlemleri tamamlandıktan sonra, kamu davasının açılması için suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma imkânını ortadan kaldıran şüphelinin ölümü, af, zamanaşımı, şikâyet süresinin geçmesi, ön ödemenin yerine getirilmesi ve uzlaşmanın sağlanmış olması gibi durumlarda kovuşturmaya yer olmadığına karar verecektir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilecek, karar suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilecektir.
    CMK"nun 173. maddesinde suçtan zarar görenin, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kendisine tebliğ edildikten sonra on beş gün içinde, kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebileceği hüküm altına alınmıştır. Anılan maddenin 3. fıkrasında, sulh ceza hâkimliğinin, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesini gerek görmesi hâlinde, bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabileceği, kamu davasının açılması için yeterli nedenlerin bulunmaması durumunda istemi gerekçeli olarak reddedeceği, 4. fıkrasında ise, sulh ceza hâkimliğinin istemi yerinde görmesi hâlinde, Cumhuriyet savcısının iddianame düzenleyeceği hüküm altına alınmıştır.
    Cumhuriyet savcısının yeterli ve gerekli araştırmayı yapmasına karşın soruşturma evresinin sonunda kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde verdiği takipsizlik kararına itiraz hâlinde sulh ceza hâkimliğinin itiraz konusunda bir karar verebilmesi için, Cumhuriyet savcısının yaptığı soruşturmanın yanında ayrıca bazı yeni araştırmaların da yapılmasına gerek görmesi imkân dâhilindedir. Soruşturmanın genişletilmesine gerek duyulması hâlinde öncelikle eksik işlemler sulh ceza hâkimliğince açıkça belirtilip ilgili Cumhuriyet başsavcılığından bu yönde talepte bulunulması ve eksik olduğu belirlenen hususlar tamamlandıktan sonra, sulh ceza hâkimliğince kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulüne veya reddine karar verilmesi gerekmektedir.
    4483 sayılı Kanunun 12. maddesi ile 5271 sayılı CMK"nun 172 ve 173. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılacak itirazlar hakkında Yargıtayın ilgili ceza dairesi karar vermelidir.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    BBP Genel Başkanı ....’nun, 25.03.2009 tarihinde Esas Havacılık Turizm ve Ticaret Anonim Şirketinden kiralanan helikopter ile Çağlayancerit"e geldiği, burada düzenlenen mitingin bitmesinin ardından ...., ...., ...,.... ve ..."nın, ..."nin kullandığı helikoptere binip Kayseri Erkilet Havalimanında yakıt ikmali yaptıktan sonra Yerköy"e gitmek üzere saat 14.35 sıralarında yola çıktıkları, bir süre sonra helikopterin Sisne ve Kızılöz köyleri arasında bulunan Kanlıçukur mevki Keş Dağı bölgesine düştüğü,...."in saat 15.26"da 112"yi arayarak helikopterin düştüğünü bildirdiği, buradaki görevlilerce kazanın İl Emniyet Müdürlüğüne ve İl Jandarma Komutanlığına bildirildiği, bunun üzerine İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerinin helikopterin düştüğü yerin tespitinin yapılabilmesi için.... ile telefon görüşmesinin sürdürülmesini 112 görevlilerinden istedikleri, aynı zamanda kaza yerinin belirlenebilmesi amacıyla....’e ait telefon numaralarını amirlerine söyledikleri, İl Jandarma Komutanlığı görevlilerince de adı geçene ait telefon numaralarının Adana Jandarma Bölge Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığına iletildiği, TİB"in kendisine farklı kaynaklardan ulaşan kazazedelere ait GSM numaralarının son konum bilgilerinin sorgulamasını 16.20-16.25 saatleri arasında yapıp elde ettiği ve yetkili kurumlarca yorumlanması gerektiğini belirttiği bilgileri bünyesinde görevlendirilen şüpheliler ... ile ..."a bildirdiği, adı geçen görevlilerin de TİB"den aldığı teknik bilgileri mensubu oldukları birimlere ilettikleri, kazanın şüpheli ..."a bildirilmesi üzerine adı geçenin talimatı ile şüpheli ... başkanlığında İl Kriz Merkezinin oluşturulup faaliyete geçirildiği, bu merkez tarafından helikopterin uçuş güzergahındaki tüm kaymakamlıklar ile irtibata geçilerek konunun araştırılmasının istendiği, Jandarma Genel Komutanlığında görevli şüpheli ..."nun da TİB"den iletilen GSM hatlarının son konum bilgilerini değerlendirip helikopterin bulunabileceği muhtemel alanları gösterir haritayı düzenlediği ve Kahramanmaraş İl Jandarma Komutanlığına gönderdiği, devam eden süreçte şüpheliler ..., ... ve ..."in helikopterin Göksun ilçesi yakınlarına düştüğünü değerlendirmeleri üzerine burada bulunan Çardak Jandarma Karakol Komutanlığında toplandıkları, şüpheli ..."ın söz konusu karakola gelmeden önce bölgenin havadan taranması için Emniyet Genel Müdürlüğü ve 2. Ordu Komutanlığından hava aracı talep ettiği, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından TİB’den alınan bilgilerin Çardak Jandarma Karakolunda bulunan İstihbarat Şube Müdürü İsmail Duman"a iletildiği, oluşturulan kriz merkezinin talimatları doğrultusunda ilk olarak Hacıömer köyü ile Tüllüce Tepe bölgesinde arama ve kurtarma çalışmalarına başlandığı, Çardak Jandarma Karakol Komutanlığında şüpheli ..."ın başkanlığında ilgili kurum ve kuruluşların temsilcilerinin katılımı ile durum değerlendirilmesi yapıldığı sırada, helikopterin Sisne"den Kızılöz köyüne doğru alçak uçuş yaparak gittiği yönünde bilgi gelmesi üzerine, bahsi geçen bölgelerde arama ve kurtarma çalışmalarının yoğunlaştırıldığı, arama ve kurtarma çalışmalarına destek vermek amacıyla bölgeye ulaşan hava araçlarının olumsuz hava koşulları nedeniyle etkili bir şekilde kullanılamadığı, arama ve kurtarma çalışmaları devam ederken TİB tarafından öğrenilen kazazedelerden birine ait GSM hattının sorgulamasının yapıldığı ve elde edilen verilerin Jandarma Genel Komutanlığına bildirildiği, söz konusu kurum tarafından elde edilen bilgiler uyarınca oluşturulan ikinci haritanın da saat 23.30"da İl Jandarma Komutanlığına iletildiği, arama ve kurtarma çalışmaları devam ederken Genelkurmay Başkanlığı Harekat Merkezi tarafından helikopterin Kurucaova köyü civarından sinyal aldığının bildirilmesi üzerine, arama ve kurtarma ekiplerinin büyük bir kısmının söz konusu bölgeye yönlendirildiği, bu bölgede yapılan arama ve kurtarma çalışmaları sonucunda helikopterin enkazının bulunamadığı ve olumsuz hava şartları nedeniyle çalışmalara ara verildiği, 26.03.2009 tarihinde sabah erken saatlerde başlayan arama ve kurtarma çalışmalarının ağırlıklı olarak Kızılöz, Elmalı ve Kurucaova köyleri ve çevresinde gerçekleştirildiği, gün boyunca devam eden arama ve kurtarma çalışmalarından olumlu sonuç alınamadığı, 27.03.2009 tarihinde helikopterin ve kazazedelerin bulunmasına yönelik arama ve kurtarma çalışmalarının sürdürüldüğü, aynı gün saat 14.30 sıralarında arama ve kurtarma çalışmalarına destek olmak amacıyla bölgeyi iyi bilen vatandaşlarca oluşturulan gönüllü bir grubun, Kanlıçukur mevki Keş Dağı civarında helikopterin enkazına ulaşarak jandarma görevlilerine bilgi verdikleri, enkazın yerinin tespit edilmesiyle diğer bölgelerde devam eden arama ve kurtarma çalışmalarının sonlandırıldığı, enkazı bulan köylülerin arama ve kurtarma ekiplerinin bölgeye ulaşamaması ve hava şartlarının kötüleşmesi nedeniyle olay yerinden ayrıldıkları, saat 21.30 sıralarında Kızılöz köyüne gelen vatandaşların enkaz bölgesinin yerini görevlilere tarif etmesi üzerine arama ve kurtarma ekiplerinin söz konusu bölgeye hareket ettikleri, 28.03.2009 tarihinde arama ve kurtarma ekiplerinin saat 10.00 sıralarında helikopterin düştüğü yere ulaştıkları, burada yapılan aramada ...., ..., ... ve ..."nin cesetlerine, yaklaşık on beş dakika sonra ise ...."nun cesedine ulaşıldığı, adı geçenlerin cenazelerinin helikopterler ile Göksun"a gönderildiği, yapılan tüm aramalara rağmen...."e ulaşılamadığı, hava şartlarının kötüleşmesi nedeniyle çalışmalara ara verildiği, 29.03.2009 tarihinde yapılan çalışmalarda da...."in bulunamadığı, 30.03.2009 tarihinde helikopterin yaklaşık 400 metre uzağında...."in cesedine ulaşılması üzerine arama ve kurtarma faaliyetlerinin sonlandırıldığı olayda;
    Devlet Denetleme Kurulu ve Meclis Araştırma Komisyonu tarafından düzenlenen raporlarda; Emniyet Genel Müdürlüğü birimlerinin telefon numaralarını yer tespiti için TİB"e geç bildirdiğinin, Jandarma Genel Komutanlığı birimlerinin ise bildirmediğinin, TİB’den alınan verilerin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığınca, İl Emniyet Müdürlüğüne geç iletildiğinin, İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığınca da söz konusu bilgilerin Vali ve Kriz Merkezine söylenmediğinin, Jandarma Genel Komutanlığında TİB"in belirlediği bilgileri değerlendirecek ilgili personelin görev yerinde olmaması nedeniyle kaza yerinin tespitine yönelik yay şeklinde hazırlanacak haritanın oluşturulmasında gecikme yaşandığının, söz konusu haritayı düzenleyen jandarma personelinin normalde 47 kilometre olan yayı, yansımalardan dolayı ihtiyat payı da ekleyerek 68 kilometre olarak belirlediğinin, 25.03.2009 tarihinde TİB, Turkcell ve Avea verileri ile Kızılöz ve Sisne köylülerinden alınan bilgiler doğrultusunda enkazın Karayakup Tepesinde olduğunun ve aranacak alanın bir kilometrekareye kadar indirildiği hususunun kesin bir şekilde tespit edildiğinin, düzenlenen haritaların İçişleri Bakanı, Vali ve Kriz Merkezi ile paylaşılmadığının, amatör bir telsizcinin internet üzerinde işaret koyduğu noktanın defalarca arandığının, havadan yapılan arama ve kurtarma çalışmalarına kazanın öğrenildiği ilk saatlerde hızlı tepki verilemediğinin, arama ve kurtarma çalışmalarında daha uzak noktalarda bulunan hava araçlarının görevlendirildiğinin, arama ve kurtarma çalışmalarının doğruluğu yeterince araştırılmayan bölgelerde yapıldığının, enkazın Karayakup bölgesinde olduğuna ilişkin tanıkların ve diğer görevlilerin beyanlarının yeterince dikkate alınmadığının, 26.03.2009 tarihinde bölgeye ulaşan DAK Timi"nin, 27.03.2009 tarihi saat 21.30’a kadar arama ve kurtarma çalışmalarında görevlendirilmediğinin, arama ve kurtarma faaliyetlerine ilişkin raporlarda, ihmal ve gecikmenin ortaya çıkmasını önlemek için değişiklikler ve ilaveler yapıldığının, buna göre raporlar ve belgelerde arama ve kurtarma çalışmalarına ilişkin yapılan eylem ve işlem saatlerinin bir saat geri gösterildiğinin, İl Jandarma Komutanlığı ceride defterinin bazı sayfalarının sıralı komutanlarca imzalı, bazı sayfalarının ise imzasız olduğunun, yine ceride kayıtlarının anında yazılmadığının, arama ve kurtarma faaliyetlerinin daha küçük bir alanda gerçekleştirilebilmesi için mobil baz istasyonu kurulumunun olay tarihinde talep edilmediğinin, arama ve kurtarma çalışmalarında kullanılan araçların bir kısmının teknik özelliklerinin arazi ve hava şartlarına uygun olmadığının,
    Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığının raporunda Devlet Denetleme Kurulu ve Meclis Araştırması Komisyon raporlarında yer alan Valiye kazanın geç bildirildiğine ilişkin değerlendirme dışındaki diğer tespitlere iştirak edilip ek olarak; arama ve kurtarma faaliyetlerini yönlendirdikleri anlaşılan Adana Bölge Jandarma Komutanı ...., Kahramanmaraş İl Jandarma Komutan Yardımcısı .... ve İl Jandarma Asayiş Şube Müdürü ...."in Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmaya dahil edilmesi gerektiğinin, Adana Jandarma Bölge Komutanlığı Asayiş ceride defterinin 150. sayfasında bulunan kayıtların 151. sayfaya tekrar aktarıldığının, 150. sayfada olmayan dört yeni kaydın 151. sayfaya yazılmasının ceride kayıtlarının sonradan yazıldığı iddiasını güçlendirdiğinin, raporlarda Vali, İl Emniyet Müdürü ve İl Jandarma Komutanının Göksun’a hareket saatlerinin bir saat geri alınarak kaydedilmesinin ve İl Jandarma Komutanlığı ceride kayıtlarının değiştirilerek yeniden yazılmasının olaya müdahalede ihmal ve gecikme olduğu iddiasına yönelik şüpheleri arttırdığının,
    Acil Durum Yönetimi tarafından düzenlenen raporda; yaptıkları değerlendirmenin dikkate alınması hâlinde enkaza ve kazazedelere olay günü yaklaşık dört saatte ulaşılabileceğinin,
    Orman Bölge Müdürlüğü tarafından düzenlenen raporda; enkazın bulunduğu Karayakup Dağı civarında arama yapılmak istenilmesine karşın, askeri yetkililerce bölgede kendilerinin arama ve kurtarma çalışmalarını yürüttüklerini ve dağın zirvesine ulaştıklarını söyleyip söz konusu alanda çalışma yapmalarına izin verilmediğinin,
    Kayseri İl Sivil Savunma Müdürlüğü tarafından düzenlenen raporda; arama ve kurtarma çalışmalarının Keş Dağı, Karayakup Dağı ve Donalan Yaylası civarlarında sürdürülmesi gerektiğinin askeri yetkililere bildirilmesine karşın, yetkililerce söz konusu bölgelerin arandığı belirtilip Sisne köyünün kuzey doğu istikametinde arama ve kurtarma çalışması yapılması istendiğinin,
    AFAD uzmanları tarafından düzenlenen raporda; Devlet Denetleme Kurulu ve Meclis Araştırması Komisyon raporlarındaki tespitlere ek olarak; GSM hatlarından alınan sinyal bilgileri sonucu yer tespitine ilişkin elde edilen teknik verilerin ilgili birimlere ulaştırılması konusunda koordinasyon eksikliği görüldüğünün, arama ve kurtarma çalışmalarına katılan ekiplerden bir kısmının eğitim ve donanım yönünden yetersiz olduklarının, profesyonel ekiplerin bölgeye yönlendirilebilmesi durumunda daha etkili sonuç alınabileceğinin,
    Telekomünikasyon uzmanı tarafından düzenlenen raporda; kaza sonrası GSM hatları üzerinden olay yerinin tespitinde, GSM teknolojilerine çözümler üretecek teknik bir koordinatörün/koordinasyonun olmadığının, bu nedenle arama kurtarma çalışmalarının uzadığının,
    Belirtilmesi,
    Tanıklar...., ...., .... ve ...."in helikopterin Sisne"den Kızılöz köyüne doğru alçaktan uçtuğunu söylemeleri, diğer tanık ....ın ise ikamet ettiği Kızılöz köyünde bulunduğu sırada Karayakup Tepesinden helikopter sesi duyduğunu, ancak helikopterin sesinin bir süre sonra kesildiğini, durumu köylerine gelen jandarma görevlilerine aktardığını ifade etmesi,
    Şüpheliler ... ve ... ile helikopter kazasına ilişkin olarak Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma dosyasında, arama ve kurtarma çalışmalarındaki eylemleri nedeniyle şüpheli konumunda bulunan ...., .... ve ....hakkında FETÖ/PDY mensubu oldukları iddiasıyla soruşturma yapılması,
    Hususları birlikte değerlendirildiğinde; şüpheliler hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kamu davası açılabilmesi için yeterli şüphe bulunup bulunmadığının belirlenebilmesi bakımından, helikopter kazasıyla ilgili olarak Kahramanmaraş, Ankara ve Kayseri Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Genel Kurmay Askeri Savcılığında yürütülen soruşturma dosyalarının aslı ya da onaylı örneklerinin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından talep edilip getirtilmesi, söz konusu soruşturma dosyalarının incelenmesinden sonra Yargıtay 6. Ceza Dairesince şüpheliler hakkında atılı suçtan kamu davasının açılabilmesi için yeterli şüphe bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulüne ya da reddine karar verilmesi gerekirken, böyle bir araştırma yapılmaksızın ve yürütülen soruşturma genişletilmeksizin sadece Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı dosyasında yer alan bilgi ve belgelere bağlı kalınarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemi yerinde olduğundan Yargıtay 6. Ceza Dairesinin kararının CMK"nun 309/4-a maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasına karar verilmelidir.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
    2- Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 18.10.2016 tarihli ve 6-6 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine yönelik kararının 5271 sayılı CMK"nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca müteakip işlemlerin Özel Daire tarafından YERİNE GETİRİLMESİNE,
    3- Dosyanın, Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.07.2018 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.





    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi