Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2018/42
Karar No: 2018/356

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/42 Esas 2018/356 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2018/42 E.  ,  2018/356 K.

    "İçtihat Metni"



    Kararı veren
    Yargıtay Dairesi : 13. Ceza Dairesi
    Mahkemesi : ADANA 1. Çocuk
    Sayısı : 282-687

    Kamu malına zarar verme suçundan sanıklar ... ve ..."ın, TCK"nın 152/1-a, 31/3 ve 63. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve mahsuba ilişkin Adana 1. Çocuk Mahkemesince verilen 11.06.2013 tarihli ve 282-687 sayılı hükümlerin, sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 13. Ceza Dairesince 03.10.2016 tarih ve 9567-12988 sayı ile;
    "28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun"un 65. maddesiyle 5237 sayılı TCK"nın 152/1. maddesinde yapılan değişikliğin, suça sürüklenen çocuklar yönünden aleyhe olduğunun anlaşılması karşısında tebliğanmedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir" açıklamasıyla onanmasına karar verilmiştir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 14.12.2017 tarih ve 68730 sayı ile;
    "...28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun"un 65. maddesiyle 5237 sayılı TCK"nın 152/1. maddesinde yapılan değişiklik sonucunda cezanın üst sınırının "4 yıla" düşürülmesi ve mahkemece alt sınırdan ayrılarak hüküm kurulması karşısında suça sürüklenen çocukların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiği" düşüncesiyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
    CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece, 08.01.2018 tarih ve 6333-112 sayı ile itirazın yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Sanıklar hakkında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından verilen mahkûmiyet hükümleri Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme, kamu malına zarar verme suçlarından kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; 5237 sayılı TCK"nın 152/1-a maddesinde bir yıldan altı yıla kadar hapis cezası gerektiren kamu malına zarar verme suçundan hüküm kurulduktan sonra 6545 sayılı Kanun"un 65. maddesi ile atılı suça ilişkin ceza üst sınırının dört yıla indirilmesi karşısında, temel cezaları alt sınırdan uzaklaşılarak 3 yıl hapis cezası şeklinde belirlenen sanıklar hakkında yeniden bir değerlendirme yapılmasının gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Sanıkların,...İlköğretim Okulunun arşiv odasının demir kapısını yukarı doğru esnetmek suretiyle kapıya zarar verdikleri iddia olunarak kamu malına zarar verme suçundan cezalandırılmaları istemiyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, yerel mahkemece alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle atılı suçtan sanıkların cezalandırılmalarına karar verildiği anlaşılmaktadır.
    5237 sayılı TCK’nın “Mala zarar verme” başlıklı 151. maddesinin birinci fıkrasında;
    “Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hâle getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır” şeklinde mala zarar verme suçunun basit hâli düzenlenmiş,
    Suç ve karar tarihi itibarıyla suçun nitelikli hâlleri ise aynı Kanun"un 152. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;
    "(1) Mala zarar verme suçunun;
    a) Kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis veya diğer eşya hakkında,
    b) Yangına, sel ve taşkına, kazaya ve diğer felaketlere karşı korunmaya tahsis edilmiş her türlü eşya veya tesis hakkında,
    c) Devlet ormanı statüsündeki yerler hariç, nerede olursa olsun, her türlü dikili ağaç, fidan veya bağ çubuğu hakkında,
    d) Sulamaya, içme sularının sağlanmasına veya afetlerden korumaya yarayan tesisler hakkında,
    e) Grev veya lokavt hâllerinde işverenlerin veya işçilerin veya işveren veya işçi sendika veya konfederasyonlarının maliki olduğu veya kullanımında olan bina, tesis veya eşya hakkında,
    f) Siyasi partilerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve üst kuruluşlarının maliki olduğu veya kullanımında olan bina, tesis veya eşya hakkında,
    g) Sona ermiş olsa bile, görevinden ötürü öç almak amacıyla bir kamu görevlisinin zararına olarak,
    İşlenmesi hâlinde, fail hakkında bir yıldan altı yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
    (2) Mala zarar verme suçunun;
    a) Yakarak, yakıcı veya patlayıcı madde kullanarak,
    b) Toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olmak suretiyle,
    c) Radyasyona maruz bırakarak, nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanarak,
    İşlenmesi hâlinde, verilecek ceza iki katına kadar artırılır..." şeklinde gösterilmiş iken, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 65. maddesiyle 5237 sayılı TCK"nın 152. maddesinin birinci fıkrasındaki “bir yıldan altı yıla kadar hapis” şeklindeki yaptırım “bir yıldan dört yıla kadar hapis” olarak, ikinci fıkrasındaki “iki katına kadar” şeklindeki artırım oranı ise “bir katına kadar” olarak değiştirilmiştir.
    Görüldüğü gibi 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı TCK"nın 152. maddesinin uyuşmazlık konusuyla ilgili birinci fıkrasındaki mala zarar verme suçunun nitelikli hâli bakımından ceza süresinin alt sınırı korunmuş, üst sınırı ise dört yıla indirilerek bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.
    Temel cezanın belirlenmesine ilişkin ilkeler ise 5237 sayılı TCK"nın 61. maddesinin birinci fıkrasında;
    “(1) Hâkim, somut olayda;
    a) Suçun işleniş biçimini,
    b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,
    c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,
    d) Suçun konusunun önem ve değerini,
    e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,
    f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,
    g) Failin güttüğü amaç ve saiki,
    Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler...” şeklinde düzenlenerek kanun koyucu, cezaların kişiselleştirilmesinin sağlanması bakımından hâkime, olayın özelliği ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir şekilde gerekçesini göstererek iki sınır arasında temel cezayı belirleme yetki ve görevi yüklemiştir.
    Türk Ceza Kanununda suçlar için çoğunlukla sabit cezalar öngörülmemiş, alt ve üst sınırlar gösterilerek, bu sınırlar arasından hâkime temel cezayı belirleme yetkisi verilmiştir. Basamaklı ceza öngören suçlarda, iki sınır arasında cezayı belirleme konusundaki takdir yetkisi her somut olayın özelliğine göre kanunun genel amacı ve felsefesi gözetilerek 5237 sayılı TCK"nın 61. maddesinde sıralanan ölçütlere göre kullanılır. (Mahmut Koca-İlhan Üzülmez Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 4. Baskı, s.530)
    Öte yandan, 5237 sayılı TCK"nın “zaman bakımından uygulama” başlıklı yedinci maddesinde; ceza hukuku kurallarının yürürlüğe girdikleri andan itibaren işlenen suçlara uygulanacağına ilişkin ileriye etkili olma prensibi ile bu ilkenin istisnasını oluşturan, "failin lehine olan yasanın geçmişe etkili olması", “geçmişe etkili uygulama” veya “geçmişe yürürlük” ilkesine yer verilmiştir. Bu ilke uyarınca, suçtan sonra yürürlüğe giren ve fail lehine hükümler içeren yasa, hükümde ve infaz aşamasında dikkate alınmalıdır.
    Gerek öğretide gerekse yargısal kararlarda; “adli para cezasını öngören yasanın, hapis cezasını kabul eden yasaya göre”, aynı nev’i ceza içeren yasalardan; “üst sınırların aynı olması hâlinde alt sınırı az olan yasanın”, “alt sınırları aynı olması hâlinde üst sınırı az olan yasanın” “alt ve üst sınırlarının farklı olması durumunda ise üst sınırı az olan yasanın” lehe olduğu kabul edilmektedir.
    Lehe yasanın tespiti açısından bu ölçütlere yeni kriterler eklenmesi yönündeki görüş ve uygulamalar, öğreti ve yargısal kararlara da konu olmuş, değişen ceza mevzuatı karşısında dahi hâlen geçerliliğini koruyan 23.02.1938 tarihli ve 23–9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da, “Suçun işlendiği zamanın yasası ile sonradan yürürlüğe giren yasa hükümlerinin farklı olması hâlinde, her iki yasanın birbirine karıştırılmadan, ayrı ayrı somut olaya uygulanıp, her iki yasaya göre hükmedilecek cezalar belirlendikten sonra, sonucuna göre lehte olanı uygulanmalı” şeklinde, lehe yasanın tespitinde başvurulacak yöntem belirtilmiştir.
    Öğretide de anılan İçtihadı Birleştirme Kararındaki ilke benimsenerek, uygulanma olanağı bulunan tüm yasaların leh ve aleyhteki hükümleri birlikte ayrı ayrı ele alınarak somut olaya göre sonuçlarının karşılaştırılması gerekeceği ve sonunda fail bakımından daha lehe sonuç veren yasanın belirlenip hükmün buna göre verileceği görüşleri ileri sürülmüştür. (S. Dönmezer–S. Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, c. 1, 11. Bası, s. 167; S. Dönmezer, Genel Ceza Hukuku Dersleri, s. 64; M. E. Artuk- A. Gökçen– A. C. Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, c. 1, s. 221)
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Yerel mahkemece, sanıklar hakkında suç ve karar tarihi itibarıyla “bir yıldan altı yıla kadar” hapis cezası öngörülen kamu malına zarar verme suçundan alt sınırdan uzaklaşılarak 3 yıl olarak belirlenen temel cezadan yaş küçüklüğü nedeniyle indirim yapılıp sanıkların sonuç olarak 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği olayda; hapis cezasının üst sınırı “altı yıl” iken alt sınırdan ayrılmak suretiyle temel cezanın 3 yıl hapis olarak belirlenmesi ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren kanun uyarınca atılı suç için öngörülen hapis cezasının üst sınırının “dört yıla” indirilmesi karşısında, hâkimin, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen alt ve üst sınırlar arasında temel cezayı belirlemesi gerektiği hususu da dikkate alındığında, hakkında daha az ceza belirlenme olasılığı bulunan sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirmesinde zorunluluk bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
    Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire onama kararının sanıklar hakkında kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükümler yönünden kaldırılmasına, yerel mahkeme hükümlerinin, karar tarihinden sonra yürürlüğe giren kanun uyarınca sanıklara atılı kamu malına zarar verme suçunun cezasının üst sınırının dört yıla indirilmesi karşısında sanıklar hakkında yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması nedeniyle bozulmasına karar verilmelidir.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
    2- Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 03.10.2016 tarihli ve 9567-12988 sayılı onama kararının kamu malına zarar verme suçu yönünden KALDIRILMASINA,
    3- Adana 1. Çocuk Mahkemesinin 11.06.2013 tarihli ve 282-687 sayılı hükmünün, karar tarihinden sonra yürürlüğe giren kanun uyarınca sanıklara atılı kamu malına zarar verme suçunun cezasının üst sınırının dört yıla indirilmesi karşısında sanıklar hakkında yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması nedeniyle BOZULMASINA,
    4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 18.09.2018 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.





    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi