
Esas No: 2017/16495
Karar No: 2022/5931
Karar Tarihi: 06.04.2022
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2017/16495 Esas 2022/5931 Karar Sayılı İlamı
11. Ceza Dairesi 2017/16495 E. , 2022/5931 K."İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Sahte fatura düzenleme, defter, kayıt ve belgeleri gizleme, tefecilik
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Sanığın yokluğunda verilen hükmün, sorgusunda bildirdiği adresinde 27.11.2014 tarihinde Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi uyarınca muhtara tebliğ edildiği, ancak yapılan emniyet araştırmasında tebliğ evrakında kendisine haber verildiği belirtilen ... isimli bir komşunun bulunmadığı tespit edildiği gibi 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi ve muhatabın adresinde bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Yönetmeliği’nin 30/1. maddesi hükümlerine aykırı olarak, kendisine haber verildiği belirtilen komşunun imzası bulunmayan ve komşunun imzadan imtina ettiğine yönelik bir bilgi de içermeyen tebligatın usulsüz olduğu anlaşıldığından, sanığın öğrenme üzerine 13.01.2015 tarihli temyiz dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
A) “Sahte fatura düzenleme” suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.11.2018 tarihli, 2018/427 Esas ve 2018/517 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere sahte fatura düzenleme ve kullanma suçlarında suç konusu faturaların, 213 sayılı VUK'nin 230. maddesine göre yalnızca unsurlarının tespiti amacıyla incelenmesinde zorunluluk bulunmadığının anlaşılması karşısında, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş; aynı takvim yılı içinde birden fazla sahte fatura düzenleme eyleminin zincirleme suç oluşturduğu ve sanık hakkında TCK'nin 43. maddesi hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden eleştiri dışında usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA,
B) Defter, kayıt ve belgeleri gizleme ile tefecilik suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde;
1)Defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçunun oluşabilmesi için,"..varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olan" defter ve belgelerin, saklama zorunluluğu olan 5 yıllık süre içerisinde usulüne uygun olarak yapılan tebligata rağmen vergi incelemesi için yetkili memura ibraz edilmemesinin gerektiği, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 28.02.2013 tarihli iddianamesi ile 213 sayılı VUK’nin 367. maddesine göre dava şartı olan mütalaa ve vergi suçu raporuna uygun olarak sanık hakkında, "defter, kayıt ve belgeleri gizleme” suçundan da kamu davası açılmış ise de, defter belge isteme yazısının ve bu yazının tebliğine ilişkin tebliğ belgesinin dosya arasında bulunmadığının anlaşılması karşısında, defter ve belge isteme yazısı ve tebliğ belgesi asıllarının ya da onaylı suretlerinin ilgili vergi dairesinden getirtilerek hangi belgelerin hangi amaçla istendiğinin, istemin 5 yıllık saklama süresi içerisinde yapılıp yapılmadığının tespit edilmesinden sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile mahkûmiyet hükmü kurulması,
2)Birleşen Şanlıurfa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/1044 Esas sayılı dava dosyasının dayanağı olan 05.11.2013 tarihli iddianame ile birleştirme kararı okunmadan ve birleştirme kararına konu dosyanın iddianamesinde belirtilen tefecilik suçu anlatılmadan sanığın sorguya çekilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
3)Kabule göre de;
a)Sanığın, POS cihazlarını kullanım amaçları ve sözleşme koşulları dışında, kredi kartı sahiplerinin nakit ihtiyaçlarının karşılanması veya kredi kartı borcunun ertelenmesi amacıyla kullanmaktan ibaret fiillerinin, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 36. maddesinde düzenlenen gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi düzenleme suçunu oluşturduğu gözetilmeden tefecilik suçundan mahkumiyet kararı verilmesi yasaya aykırı,
b)5237 sayılı TCK'nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 06.04.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.