12. Ceza Dairesi 2019/2275 E. , 2021/1495 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Hüküm : Davacının tazminat talebinin kısmen kabulü ile 72.431,63 TL gelir kaybı 4.074,00 TL cezaevi geliş masrafları olmak üzere toplam 76.505,23 TL maddi tazminat, 100.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihi olan 22/02/2010 tarihinden işletilecek yasal faiz ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine,
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 Esas – 2015/143 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının T.C. Hükümetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan 22/02/2010- 01/04/2010, 05/04/2010- 22/06/2010, 11/02/2011-19/06/2014 tarihleri arasında 3 yıl 8 ay 8 gün gözaltı ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK"nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla;
Davacının 277.820,00 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın ilk gözaltı tarihi olan 09/10/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesi talebine ilişkin söz konusu davada, yerel mahkemece 72.431,63 TL gelir kaybı 4.074,00 TL cezaevi geliş masrafları olmak üzere toplam 76.505,23 TL maddi tazminat, 100.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihi olan 22/02/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine hükmedildiği anlaşılmakla;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davalı vekilinin ve davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Dosya içeriğine göre, davacının 22/02/2010 tarihinde gözaltına alındığı, 24/02/2010 tarihinde tutuklandığı, 01/04/2010 tarihinde tahliye olduğu, daha sonra 05/04/2010 tarihinde yeniden tutuklanarak 22/06/2010 tarihinde tahliye olduğu, daha sonra 11/02/2011 tarihinde yeniden tutuklanarak 19/06/2014 tarihinde tahliye olduğu davacının ilk olarak gözaltına alınıp tutuklandığı tarihlerde Mehmetçik Vakfı Tınaztepe Gayrimenkul Yönetimi Ltd Şti sözleşmeli olarak çalıştığı, tutuklu iken 13/07/2010 tarihinde sözleşmesinin feshedildiği ve yine tutuklanmadan önce emekli olduğu dikkate alınarak, davacı hakkında söz konusu şirket ile davacı arasında yapılan sözleşme ve bu sözleşmenin süreli yaplıp yapılmadığı, davacının emekli olduğu tarih ilgili kurumdan sorulup tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirlenerek, sözleşme süreli ise sözleşmenin bitmesi gereken süre ile sözleşmesinin feshedildiği tarih arasında tutuklu ise tutuklu kaldığı sürede davacının net ücreti üzerinden hesaplanacak miktarın, sürenin bitimi ile tahliye olduğu tarih arasında tutuklu kaldığı süreye ilişkin olarak ise 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret üzerinden hesaplanacak miktarın, sözleşme süresiz ise de davacının net ücreti üzerinden hesaplanacak miktarın maddi tazminat olarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Davacının eşinin cezaevi ziyaretleri için yaptığı yol masraflarının 5271 sayılı CMK"nın 141 ve devamı maddelerine göre belirlenmesi gereken maddi zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinin dikkate alınmaması,
3- Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.
Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.
Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da üzerinde olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunması,
4-Davacı tarafça dava dilekçesinde hükmolunacak tazminata gözaltı tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebinde bulunulması karşısında, davacı hakkında üç farklı dönemde koruma tedbiri uygulandığı dikkate alınarak, her bir koruma tedbiri dönemi için ayrı ayrı tazminat miktarları belirlenip, belirlenen her bir tazminat miktarına ilişkin olduğu tarihten itibaren faiz işletilmemesi,
5-Gerekçeli karar başlığında ‘’Koruma tedbirleri nedenile tazminat’’ olan dava türünün ‘’Yakalama veya Tutuklama Sonrası KYO veya Beraat Kararı verilmesi Halinde Tazminat ’’ olarak ve “03/09/2015” olan dava tarihinin “22/02/2010” yazılması,
Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin ve davacı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 15.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.