Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2017/952
Karar No: 2018/403

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/952 Esas 2018/403 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2017/952 E.  ,  2018/403 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 8. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Sulh Ceza
    Sayısı : 631-960

    Sanık ... hakkında 6136 sayılı Kanun"a muhalefet suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda Antalya (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesince 20.05.2010 tarih ve 975-646 sayı ile; sanığın 6136 sayılı Kanun"un 15/1, TCK"nın 62/1-2 ve 54. maddeleri uyarınca 5 ay hapis ve 400 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve müsadereye, CMK"nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş, bu karar itiraz edilmediğinden bahisle 14.09.2010 tarihinde kesinleştirilmiştir.
    Sanık hakkında 08.02.2011 tarihinde işlediği hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, sanığın her iki suçtan mahkûmiyetine ilişkin Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 16.03.2011 tarih ve 177-101 sayılı hükümlerin temyiz edilmeksizin 24.03.2011 tarihinde kesinleşmesini müteakip bildirimde bulunulması üzerine hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını ele alan Antalya (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesince 12.11.2012 tarih ve 825-1545 sayı ile; sanığın denetim süresi içerisinde yeni bir suç işlediğinden bahisle hükmün açıklanmasına, 6136 sayılı Kanun"un 15/1, TCK"nın 62/1-2, 50/1-a, 52/4 ve 54. maddeleri uyarınca hapisten çevrilen 3.000 TL ve doğrudan verilen 400 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapisten çevrilen adli para cezasının taksitlendirilmesine ve müsadereye karar verilmiştir.
    Hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 07.05.2013 tarih ve 3935-13947 sayı ile;
    "1- Sonradan değiştirilmesini önlemek, delil olma yeteneğini ve güveni sağlamak için hükme esas alınan bir kısım soruşturma evrakını ilgilendiren belge örneklerinin, Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik"in 26. maddesi uyarınca onaylanmış olması gerektiği gözetilmeden, onaysız belge fotokopilerine dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi,
    2- Sanığın, suça konu bıçağın kendisine ait olmadığını, bıçağın arkadaşı Paşa Aslan"a ait olduğunu savunması karşısında, Paşa Aslan ile bıçağı atıldığı yerde bulan 14.03.2008 tarihli tutanak düzenleyicileri tanık olarak dinlenmeden ve dinlenmelerine karar verilen tutanak düzenleyicilerinin dinlenmelerinden vazgeçilmeden yazılı biçimde karar verilmesi" isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Antalya (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesi ise 27.11.2013 tarih ve 631-960 sayı ile;
    "Tutanak düzenleyicileri tanık olarak 2 celse aranmış başka bir ile tayin edildikleri için zımmi olarak dinlenilmelerinden vazgeçilmiştir.
    Ayrıca tutanak düzenleyici polis memurlarının duruşmaya gelip düzenledikleri tutanağın aksine beyanda bulunmaları, yani gerçeğe aykırı tutanak düzenlediklerini söylemeleri yaşamın olağan akışına aykırı olduğundan dinlenmelerine gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle direnme kararı vermek gerekmiştir.
    Yine Paşa Aslan adlı çocuğun duruşmaya gelip ifade vermesi de sonucu değiştirmeyecektir. Bu kişi duruşmaya gelip bıçağın kendisine ait olduğunu beyan etse de sanığı korumak güdüsüyle hareket edeceğinden beyanına itibar edilmeyecek, sanığın hukuki durumunu değiştirmeyecektir. Bu nedenle bu tanığın dinlenmesine gerek olmadığından direnme kararı vermek gerekmiştir.
    Yine bir kısım belgelerin onaysız olduğundan kararın bozulmasına karar verilmiş ise de, dosyada yakalama tutanağı ve sanığın hazırlık beyanı dışında fotokopi belge yoktur, bu belgeler üzerinde de uyuşmazlık yoktur, ayrıca bu belgelerin onaysız olması bozma nedeni olmamalıdır. Çok daha ağır cezaların verildiği davalarda fotokopilerin onaylanması için dosyanın mahkemeye gönderildiği bir ortamda üzerinde uyuşmazlık bulunmayan iki adet belgenin onaysız olmasının bozma nedeni yapılması usul ve yasaya aykırı olduğundan direnme kararı verilmiş, Dosya içinde bulunan 15.03.2008 tarihli Antalya Polis Kriminal Laboratuvarının düzenlemiş olduğu ekspertiz raporu, dosya içinde bulunan 14.03.2008 tarihli yakalama tutanağı ve tüm dosya kapsamıyla sanık ... Aslan"ın üzerine atılı 6136 sayılı Yasa"ya muhalefet suçunu işlemiş olduğu, deneme süresinde yeni bir suç işlediği" gerekçesiyle bozma kararına direnerek sanığın önceki hükümdeki gibi cezalandırılmasına karar vermiştir.
    Direnme kararına konu bu hükmün de Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.12.2014 tarihli ve 68789 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 14.12.2016 tarih ve 812-1808 sayı ile; 6763 sayılı Kanun"un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun"a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 06.07.2017 tarih ve 421-8823 sayı ile; direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;
    A- Dosya içerisinde onaysız fotokopisi bulunan ve hükme esas alınan bir kısım evrakın aslının ya da onaylı örneğinin getirtilmesi,
    B- Tanık dinlenilmesi,
    Hususlarında eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulup kurulmadığı, eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulmadığı sonucuna ulaşılması hâlinde;
    1) CMK"nın 231. maddesi uyarınca hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanığın, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle hüküm açıklanırken, önceki hükmün aynen açıklanmasının gerekip gerekmediği, buna bağlı olarak hükmolunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilip çevrilemeyeceği,
    2) Temel hapis ve para cezaları alt sınırdan belirlenmesine rağmen hüküm fıkrasında “takdiren ve teşdiden” ibaresine yer verilmesinin çelişki oluşturup oluşturmadığı,
    3) Gün adli para cezası, adli para cezasına çevrilirken TCK"nın 52/2. maddesinin gösterilmemesinin kanuna aykırılık oluşturup oluşturmadığı,
    Hususlarının belirlenmesine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliği"nin 27. maddesi uyarınca öncelikle;
    a) Yokluğunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın ceza infaz kurumunda başka suçtan tutuklu/hükümlü olarak bulunan sanığa tebliğinin usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığının, buna bağlı olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleşip kesinleşmediğinin,
    b) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği kabul edilirse, sonraki kararların hukuki değerden yoksun olup olmadığının ve buna bağlı olarak dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin,
    Değerlendirilmesi gerekmektedir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Sanık hakkında 14.03.2008 tarihinde işlediği iddia olunan 6136 sayılı Kanun"a muhalefet suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucu, Antalya (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesince 20.05.2010 tarih ve 975-646 sayı ile, sanığın yokluğunda 6136 sayılı Kanun"un 15/1, 5237 sayılı TCK"nın 62/1-2 ve 54. maddeleri uyarınca 5 ay hapis ve 400 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve müsadereye, 5271 sayılı CMK"nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, bu kararın başka bir suçtan tutuklu/hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunan sanığa, "İlgi sayılı yazınız ile tebliğ edilmesi istenilen karar hükümlü/tutuklu......."a almak suretiyle tebellüğ ettim." ibarelerinin yer aldığı tutanak ile 19.08.2010 tarihinde tebliğ edildiği ve Yerel Mahkemenin sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını 14.09.2010 tarihinde kesinleştirdiği,
    Sanık hakkında 08.02.2011 tarihinde işlediği hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesince 16.03.2011 tarih ve 177-101 sayı ile, sanığın hırsızlık suçundan TCK"nın 142/2-b, 168/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, konut dokunulmazlığının ihlali suçundan aynı Kanun"un 116/1 ve 62. maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, her iki hüküm açısından hak yoksunluğuna ve cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, bu hükümlerin temyiz edilmediklerinden bahisle 24.03.2011 tarihinde kesinleştirildiği ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar veren Yerel Mahkemeye bildirimde bulunulduğu,
    Bu bildirim üzerine, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını ele alan Antalya (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesince 12.11.2012 tarih ve 825-1545 sayı ile, sanığın deneme süresi içerisinde yeni bir suç işlediğinden bahisle hükmün açıklanmasına, sanığın 6136 sayılı Kanun"un 15/1, TCK"nın 62/1-2, 50/1-a, 52/4 ve 54. maddeleri uyarınca hapisten çevrilen 3.000 TL ve doğrudan verilen 400 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve müsadereye karar verildiği,
    Bu kararın, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 07.05.2013 tarih ve 3935-13947 sayı ile, eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması isabetsizliğinden bozma kararı verildiği,
    Bozmadan sonra yapılan yargılamada, Antalya (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesince 27.11.2013 tarih ve 631-960 sayı ile, bozma kararına direnildiğinden bahisle sanığın 6136 sayılı Kanun"un 15/1, TCK"nın 62/1-2, 50/1-a, 52/4 ve 54. maddeleri uyarınca hapisten çevrilen 3.000 TL ve doğrudan verilen 400 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve müsadereye karar verildiği, bu kararın Cumhuriyet savcısınca temyiz edildiği,
    Ceza Genel Kurulunca 14.12.2016 tarih ve 812-1808 sayı ile, 6763 sayılı Kanun"un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun"a eklenen geçici 10. madde uyarınca gönderilen dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 06.07.2017 tarih ve 421-8823 sayı ile, dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verildiği,
    Sanığın sorgusunun 13.01.2010 tarihinde yapıldığı,
    Anlaşılmaktadır.
    Ön sorunların görüşülmesine geçilmeden önce kısaca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun hukuki niteliğinden, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi hâlinde sanığın tabi tutulacağı denetim süresinin ne zaman başlayacağından ve açıklanması geri bırakılan hükmün ne zaman açıklanması gerektiğinden bahsedilmesinde fayda vardır.
    Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca düşmesine karar verilecek, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde ise mahkeme hükmü açıklayacaktır.
    5271 sayılı CMK"nın 231. maddesinin 8. fıkrasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi hâlinde sanığın beş yıl süreyle denetime tâbi tutulacağı, bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilebileceği, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı; 10. fıkrasında, sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlememesi ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranması hâlinde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesi kararı verileceği; 11. fıkrasında ise denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde mahkemece hükmün açıklanacağı öngörülmüştür.
    CMK"nın 231/12. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir. İtiraz durumunda merci tarafından itirazın kabul edilerek kararın kaldırılması her zaman mümkündür. Bu nedenle denetim süresinin başlayabilmesi ve denetimli serbestlik tedbiri olarak öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmesinin istenebilmesi için kararın kesinleşmiş olması gerekir.
    Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesi ile kovuşturma geçici olarak durmakta olup ancak denetim süresinin sonunda yahut denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbiri olarak öngörülen yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ortadan kaldırılarak hüküm kurulabilmektedir.
    a- Yokluğunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın ceza infaz kurumunda başka suçtan tutuklu/hükümlü olarak bulunan sanığa tebliğinin usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı, buna bağlı olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleşip kesinleşmediği;
    Bu aşamada hâkim veya mahkeme kararlarının, serbest olmayan kişilere veya tutuklulara tebliği usulünün incelenmesi gerekmektedir.
    5271 sayılı CMK"nın “Kararların Açıklanması ve Tebliği” başlıklı 35. maddesi;
    "(1) İlgili tarafın yüzüne karşı verilen karar kendisine açıklanır ve isterse kararın bir örneği de verilir.
    (2) Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur.
    (3) İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar, kendisine okunup anlatılır." şeklinde düzenlenmiştir.
    Görüldüğü üzere, yoklukta verilen hâkim veya mahkeme kararlarının, ceza infaz kurumunda tutuklu veya hükümlü olarak bulunan kişiye bizzat tebliği yeterli olmayıp, kararın ayrıca kendisine okunup anlatılması da zorunludur. Bu durumda, tebliğe ilişkin belgede, kararın okunup anlatıldığına dair bir ibare bulunmaması hâlinde, yapılan tebligat işlemi usulsüz olacaktır.
    Bu açıklamalar ışığında ilk ön sorun değerlendirildiğinde;
    Yerel mahkemece verilen 20.05.2010 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunan sanığa "İlgi sayılı yazınız ile tebliğ edilmesi istenilen karar hükümlü/tutuklu KERİM ASLAN"a almak suretiyle tebellüğ ettim." ibarelerini taşıyan tutanak ile tebliğ edilmesi, tebliğe ilişkin tutanakta kararın sanığa okunup anlatıldığına ilişkin bir ibarenin bulunmaması karşısında, sanığa 5271 sayılı CMK"nın 35. maddesinin 3. fıkrasına aykırı şekilde yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu, bu nedenle sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği kabul edilmelidir.
    b- Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği sonucuna ulaşılmakla, sonraki kararların hukuki değerden yoksun olup olmadığı ve buna bağlı olarak dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği;
    TCK"nın 66. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça kamu davasının maddede yazılı sürelerin geçmesiyle ortadan kalkacağı düzenlenmiş, aynı maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda bu sürenin 8 yıl olacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun"un 67. maddesinin 4. fıkrası uyarınca kesen bir nedenin varlığı hâlinde zamanaşımı süresi, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeye başlayacak ve ilgili suça ilişkin olarak kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacaktır.
    Ceza Genel Kurulunun süreklilik arz eden birçok kararında açıkça vurgulandığı üzere, yargılama yapılmasına engel olup davayı düşüren hâllerden biri olan zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi hâlinde mahkeme ya da Yargıtay, resen zamanaşımı kuralını uygulayarak kamu davasının düşmesine karar verecektir.
    Bu açıklamalar ışığında ikinci ön sorun değerlendirildiğinde;
    Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı ve denetim süresinin başlamayacağı, denetim süresi başlamadığı için de denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlendiğinden bahsedilemeyeceği ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanma koşullarının bulunmadığı cihetle, Yerel Mahkemece verilen 12.11.2012 tarihli ve 825-1545 sayılı hükmün açıklanmasına ilişkin karar ile bozmadan sonraki 27.11.2013 tarihli ve 631-960 sayılı kararın, Özel Dairece verilen 07.05.2013 tarihli ve 3945-13947 sayılı, yine 06.07.2017 tarihli ve 421-8823 sayılı kararların hukuki değerden yoksun olduğu, hukuki değerden yoksun olan mahkûmiyet kararlarının dava zamanaşımını kestiğinden söz edilemeyeceği, dava zamanaşımını kesen son işlemin sanığın 13.01.2010 tarihli sorgusu olduğu kabul edilmelidir.
    Sanığa yüklenen, 6136 sayılı Kanun"a muhalefet suçunun yaptırımı, suç tarihinde yürürlükte bulunan 6136 sayılı Kanun"un 15/1. maddesi uyarınca altı aydan bir yıla kadar hapis ve yirmi beş günden az olmamak üzere adli para cezası olup TCK"nın 66. maddesinin 1. fıkrasının e bendi uyarınca suçun asli dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır.
    Daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan ve 14.03.2008 tarihinde gerçekleştirildiği iddia olunan eylemle ilgili olarak, zamanaşımını kesen en son işlem 13.01.2010 tarihli sorgu olup anılan tarihten sonra zamanaşımını kesen veya durduran hiçbir sebebin gerçekleşmediği gözetildiğinde, TCK"nun 66. maddesinin 1. fıkrasının e bendindeki sekiz yıllık dava zamanaşımı süresinin, Ceza Genel Kurulu inceleme tarihinden önce 13.01.2018 tarihinde dolduğu anlaşılmaktadır.
    Bu itibarla, hukuki değerden yoksun bulunan Yerel Mahkemenin 12.11.2012 tarihli ve 825-1545 sayılı açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına ilişkin kararı ile bu kararın bozulmasına ilişkin Özel Dairenin 07.05.2013 tarihli ve 3945-13947 sayılı kararının, Yerel Mahkemenin bozmadan sonra verdiği 27.11.2013 tarihli ve 631-960 sayılı kararın ve Özel Dairenin 06.07.2017 tarihli ve 421-8823 sayılı kararının kaldırılmasına, sanık hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK"nın 66. maddesinin 1. fıkrasının e bendi ve 5271 sayılı CMK"nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmelidir.
    Varılan sonuç itibarıyla, dosya içerisinde onaysız fotokopisi bulunan ve hükme esas alınan bir kısım evrakın aslının ya da onaylı örneğinin getirtilmemesi ve tanık dinlenilmemesi hususlarında eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulup kurulmadığına ilişkin uyuşmazlık konuları ile eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulmadığı sonucuna ulaşılması hâlinde görüşülecek olan CMK"nın 231. maddesi uyarınca hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanığın, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle hüküm açıklanırken, önceki hükmün aynen açıklanmasının gerekip gerekmediğine; buna bağlı olarak hükmolunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilip çevrilemeyeceğine; temel hapis ve para cezaları alt sınırdan belirlenmesine rağmen hüküm fıkrasında “takdiren ve teşdiden” ibaresine yer verilmesinin çelişki oluşturup oluşturmadığına; yine gün adli para cezası, adli para cezasına çevrilirken TCK"nın 52/2. maddesinin gösterilmemesinin kanuna aykırılık oluşturup oluşturmadığına ilişkin uyuşmazlık konuları hakkında bir değerlendirme yapılmamıştır.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Antalya (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 12.11.2012 tarihli ve 825-1545 sayılı açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına ilişkin kararı ile bu kararın bozulmasına ilişkin Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 07.05.2013 tarihli ve 3935-13947 sayılı kararının, yine Yerel Mahkemenin bozmadan sonra verdiği 27.11.2013 tarihli ve 631-960 sayılı kararın ve Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 06.07.2017 tarihli ve 421-8823 sayılı kararının KALDIRILMASINA, sanık hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK"nın 66. maddesinin 1. fıkrasının e bendi ve 5271 sayılı CMK"nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
    2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 04.10.2018 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi