Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2017/442
Karar No: 2018/405

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/442 Esas 2018/405 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2017/442 E.  ,  2018/405 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 12. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Sulh Ceza
    Sayısı : 400-841

    Taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan sanık ..."in TCK"nın 89/1, 89/2-b-son, 62/1-2, 51/1-3 ve 53/6. maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, ertelemeye ve sürücü belgesinin 6 ay süre ile geri alınmasına ilişkin Antalya (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 16.10.2009 tarihli ve 1083-1458 sayılı hükmün, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 06.03.2012 tarih ve 11991-5372 sayı ile;
    "...Katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
    Sanığa isnat olunan suçun, 5237 sayılı TCK"nın 89. maddesi kapsamında kalıp 5271 sayılı CMK"nın 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşmaya tabi olduğu, 07.12.2007 tarihinde mağdura uzlaşma formu imzalatıldığı halde uzlaşma teklifine ilişkin beyanının alınmadığı, sanığın ise mağdurla uzlaşmak istediği ve bir kısım zararlarını giderdiğini beyan ettiği gözetilmeden, sanık ve mağdura uzlaşmanın koşulları ve sonuçları usulüne uygun olarak açıklanıp bildirilmeden yargılamaya devamla yazılı biçimde hüküm kurulması,
    Kabule göre de;
    1- Olay tarihinde sanığın sevk ve idaresindeki ticari taksiyle meskun mahalde gündüz saatlerinde tek yönlü ıslak yolda orta refüjden kontrolsüz olarak sol taraftaki tali yola girmek isterken karşı yönden gelen motosikletli mağdura aracının ön tarafıyla çarparak nitelikli yaralanmasına neden olduğu olayda, sanığın mağdurla uzlaşmak istediğini ve bir kısım zararlarını giderdiğini beyan etmesi, mağdurun da aynı şekilde ikrarla sanığın kendisine 500 TL civarında platin parası ödemesi yaptığını belirtmesi karşısında suçun işlenmesi sonucu sanık tarafından giderilmesi gerekli maddi zarar miktarının mağdurdan sorularak veya mahkemenin yapacağı basit bir araştırma ile belirlenecek miktarı ödemesi için sanığa imkân tanınmasından sonra sonucuna göre hüküm kurulması yerine, taraflara bu imkân tanınmadan ve giderilen zarar miktarı da dikkate alınmadan hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesindeki "hükmün açıklanmasının geri bırakılması"na ilişkin düzenlemenin sanık hakkında uygulanıp uygulanmayacağının tartışmasız bırakılması,
    2- Sonuç olarak 7 ay 15 gün hapse mahkûm edilen ve cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı TCK"nın 51/8 maddesi uyarınca denetim süresini iyi hâlli olarak geçirdiği takdirde cezanın infaz edilmiş sayılacağının kararda belirtilmemesi" isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Antalya (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesi ise 02.10.2013 tarih ve 400-841 sayı ile;
    "Bozmadan sonra yapılan yargılamada tüm dosya kapsamından sanığın katılanın zararını gidermediği açık olduğundan, sanığın eylemi sonucu kemik kırılmasına maruz kalan katılanın maddi zararının bulunduğunun ispatlanmasına gerek olmadığı, olay üzerinden 6 yıl gibi bir süre geçmesine rağmen katılanın zararını gidermeyen sanığın, bu zararı gidermeye ve katılanla uzlaşmaya niyetinin olmadığının açıkça belli olduğu, ceza mahkemesinin katılanın maddi zararının kesin miktarını araştırma gibi yükümlülüğünün bulunmadığı, sonuçta 2 bacağı kırılan katılanın zararının 500 TL"den fazla olduğunun bilindiği, sanığın katılanın maddi zararını gidermediği anlaşıldığından mahkememizde verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına kararı usul ve yasaya uygun olduğundan ve aradan 5 yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen sanıkla ile müştekinin uzlaşmadığı anlaşıldığından uzlaşmadıkları bu kadar belli olan tarafları uzlaştırmaya çalışmanın usul ve yasaya aykırı olduğundan ayrıca kararda 7 ay 15 gün hapis cezasına mahkûm edilen ve cezası ertelenen sanık hakkında TCK.nın 51/8 maddesi uyarınca denetim süresini iyi hâlli olarak geçirdiği takdirde cezanın infaz edilmiş sayılacağının kararda belirtilmemesi bozma nedeni olamayacağından, bu hususun yasa emri olduğundan mutlaka kararda belirtilmesi gerekmediğinden, infaz aşamasında bu hususun her zaman gözetilebileceğinden sonuçta mahkememiz kararı doğru olduğundan kararımızda direnilmesine ve ilk yargılamada olduğu gibi dosya içinde bulunan 07.12.2007 tarihli kaza tespit tutanağı, katılana ait 07.12.2007 tarihli kesin hekim raporu, katılan beyanı, mahallinde yapılan keşif, keşif sonrası düzenlenen ve mahkememizce de olayın oluşuna uygun bulunan 10.04.2009 tarihli bilirkişi raporu ve en son Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 09.07.2009 tarihli sanığın kusur oranını tespit eden kusur raporu ve tüm dosya kapsamı ile sanık ..."in üzerine atılı taksirle bir kişinin yaralanmasına sebebiyet verme suçunu işlemiş olduğu hususunda mahkememizde vicdani kanaat hasıl olduğundan dosya içinde bulunan 07.12.2007 tarihli kaza tespit tutanağı, katılana ait 07.12.2007 tarihli kesin hekim raporu, katılan beyanı, mahallinde yapılan keşif, keşif sonrası düzenlenen ve mahkememizce de olayın oluşuna uygun bulunan 10.04.2009 tarihli bilirkişi raporu ve en son Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 09.07.2009 tarihli sanığın kusur oranını tespit eden kusur raporu ve tüm dosya kapsamı ile sanık ..."in üzerine atılı taksirle bir kişinin yaralanmasına sebebiyet verme suçunu işlemiş olduğu hususunda mahkememizde vicdani kanaat hasıl olduğundan taraflar uzlaşmadıkları" gerekçesiyle bozma kararına direnerek sanığın önceki hükümdeki gibi cezalandırılmasına karar vermiştir.
    Direnme kararına konu bu hükmün de katılan vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.04.2014 tarihli ve 385274 sayılı "onama" istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 07.12.2016 tarih ve 222-767 sayı ile; 6763 sayılı Kanun"un 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanun"a eklenen geçici 10. madde uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 13.03.2017 tarih ve 157-1885 sayı ile; direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa ve katılana soruşturma aşamasında yapılan uzlaşma tekliflerinin usulüne uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkin olup uzlaşma tekliflerinin usulüne uygun olduğu sonucuna ulaşılması hâlinde; Yerel Mahkemece, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken gösterilen gerekçenin yasal ve yeterli olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekmektedir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    07.12.2007 tarihli trafik kazası tespit tutanağına göre; sanık ..."in ticari otomobili, katılan ..."ın ise motosikleti ile Atatürk Bulvarında, refüj ile ayrılmış yolda karşı yönlerden birbirlerinin istikametine doğru seyir hâlinde oldukları, sanık ..."in sevk ve idaresindeki otomobil ile kontrolsüz kavşaktan dönüş yaptığı sırada Serkan"ın sevk ve idaresindeki motosiklete çarpmak suretiyle yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, "kavşaklarda geçiş önceliğine uymama" kuralını ihlal eden sanık ..."in kazanın oluşumunda asli derecede kusurlu olduğu, katılan ..."ın ise kusurunun bulunmadığı,
    Antalya Fatih Polis Merkezi Amirliği tarafından sanık ..."le ilgili düzenlenen 07.12.2007 tarihli uzlaşma teklif tutanağına göre; sanık ..."e taksirle yaralama suçundan uzlaşma teklif edildiği, sanığın uzlaşma teklif tutanağını "istiyorum" şeklindeki açıklama ile imzaladığı,
    Antalya Fatih Polis Merkezi Amirliği tarafından düzenlenen ve katılan ..."a yapılan uzlaşma teklifine ilişkin 07.12.2007 tarihli tutanakta; katılanın "şüpheli" sıfatıyla imzasının olduğu ancak uzlaşmak istediğine ya da istemediğine ilişkin bir açıklamasının olmadığı,
    Sanığa ve katılana yapılan uzlaşma tekliflerine ilişkin 07.12.2007 tarihli tutanaklarda, "Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren 3 gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır" ibaresi ile uzlaşmanın mahiyeti ile sonuçlarının yazılı olduğu ancak bu hususların kendilerine anlatıldığına ilişkin bir açıklamaya yer verilmediği,
    Antalya Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 26.03.2008 tarihli rapora göre; her iki bacağında tibia, fibula açık kırığı tespit edilen katılanın yaralanmasının, yaşamını tehlikeye sokan bir duruma neden olmadığı, basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyeceği, tespit edilen kemik kırıklarının kişinin hayat fonksiyonlarını ağır (6) derecede etkileyecek nitelikte olduğu,
    10.04.2009 tarihli bilirkişi raporuna göre; kazanın yerleşim yerinde, gündüz saatlerinde, açık havada meydana geldiği, trafiğin tek yönlü iki şeritli çalıştığı, yol yüzeyinin kuru asfalt olduğu, yolun düz ve eğimsiz olup genişliğinin 11 metre olduğu, yolda çizgi işaretlemesinin bulunduğu, sanık ..."in kontrolsüz kavşakta orta refüjde beklemekte iken güvenli geçiş konumu oluşmadan sola dönüş manevrası yaparak sağından gelen katılanın kullandığı motosikletle çarpışmak suretiyle karıştığı kazada "kavşaklarda geçiş önceliğine uyma" kuralını ihlal ettiğinden asli kusurlu, katılan ..."ın ise kavşakta ilk geçiş hakkına sahip olmasına rağmen görüşün açık, yolun düz olduğu bir kavşağa kontrollü bir şekilde yaklaşıp aracının hızını azaltmadığından tali kusurlu olduğu,
    Anlaşılmaktadır.
    Katılan aşamalarda; motosikleti ile cadde üzerinde seyir hâlinde iken otomobili ile tali yönden gelen sanığın aracını durdurmadığını ve gelip kendisine çarptığını, tedavisi sürecinde sanığın “geçmiş olsun” demek için bile yanına gelmediğini, 500 TL"nin kayınpederine platin parası olarak verilmiş olduğunu, sanıktan şikâyetçi olduğunu beyan etmiştir.
    Sanık aşamalarda; sevk ve idaresindeki ticari taksi ile Atatürk Bulvarı üzerinde seyir hâlinde iken kontrolsüz kavşak içerisine girip karşıya geçmek için hareket ettiğini, bu esnada hızla gelen katılan ..."ın idaresindeki motosikletle çarpıştıklarını, kavşağa girip hareket ettiğinde yolun boş olduğunu, motosikletin aniden geldiğini, kusurunun bulunmadığını, karşı tarafın 500 TL"lik zararını karşıladığını savunmuştur.
    02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun"un 34. maddesiyle yapılan değişikliğe kadar "uzlaşma" başlığı altında düzenlenen uzlaştırma kurumu, uyuşmazlığın yargı dışı yolla ve fakat adli makamlar denetiminde çözümlenmesini amaçlayan bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Uzlaştırma; bu kapsama giren suçlarda, fail ve mağdurun suçtan doğan zararın giderilmesi konusunda anlaşmalarına bağlı olarak, devletin de ceza soruşturması veya kovuşturmasından vazgeçmesi ve suçun işlenmesiyle bozulan toplumsal düzenin barış yoluyla yeniden tesisini sağlayıcı nitelikte bir hukuksal kurumdur.
    01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 73. maddesinin 8. fıkrasında, "Suçtan zarar göreni gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olup, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı bulunan suçlarda, failin suçu kabullenmesi ve doğmuş olan zararın tümünü veya büyük bir kısmını ödemesi veya gidermesi koşuluyla mağdur ile fail özgür iradeleri ile uzlaştıklarında ve bu husus Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından saptandığında kamu davası açılmaz veya davanın düşürülmesine karar verilir" hükmü ile uzlaşma kurumuna, aynı tarihte yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK"nın 253, 254 ve 255. maddelerinde ise, uzlaşmanın şartları, yöntemi, sonuçları, kovuşturma aşamasında uzlaşma ile birden fazla failin bulunması hâlinde uzlaşmanın nasıl gerçekleşeceğine ilişkin hükümlere yer verilmiştir.
    19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun"un 2. maddesiyle, 5237 sayılı TCK"nun 73. maddesinin başlığında yer alan “uzlaşma” ibaresi metinden çıkarılmış, 45. maddesiyle de aynı maddenin 8. fıkrası yürürlükten kaldırılmış, yine 24. maddesi ile CMK"nın 253. maddesi değiştirilmiştir.
    Yapılan bu düzenlemeye göre uzlaştırmanın bir ceza muhakemesi kurumu olduğu açık ise de birey ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi nedeniyle maddi ceza hukukunu da ilgilendirdiği tartışmasızdır.
    Suç ve karar tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK"nın 5560 sayılı Kanun"un 24. maddesi ile değişik 253. maddesinin;
    Birinci fıkrasında; "Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
    a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
    b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan;
    ...
    2. Taksirle yaralama (madde 89),
    ...
    suçları." şeklindeki düzenleme ile sanığa atılı taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçu uzlaşma kapsamındaki suçlar arasında sayılmış,
    Dördüncü fıkrasında; "Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması halinde, Cumhuriyet savcısı veya talimatı üzerine adlî kolluk görevlisi, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Cumhuriyet savcısı uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır.",
    Beşinci fıkrasında; "Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.",
    Denildikten sonra,
    Yirmi dördüncü fıkrasında da; "Uzlaştırmanın uygulanmasına ilişkin hususlar, yönetmelikle düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
    Soruşturma aşamasında yapılacak uzlaşma teklifinin usulüne ilişkin olarak suç ve karar tarihlerinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine de değinilmesi gerekmektedir.
    26.07.2007 tarihli ve 26594 sayılı Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren ve suç ve karar tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan Ceza Muhakemesi Kanununa Göre Uzlaştırmanın Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik"in, “Soruşturma Aşamasında Uzlaşma” başlıklı üçüncü bölümünün;
    “Uzlaşma teklifi” başlıklı 8. maddesinde;
    “(1) Soruşturma konusu suçun, uzlaşmaya tâbi olması ve işlendiği hususunda yeterli şüphenin bulunması hâlinde; Cumhuriyet savcısı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Cumhuriyet savcısının yazılı ya da acele hallerde sözlü tâlimatı üzerine, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene adlî kolluk görevlisi de uzlaşma teklifinde bulunabilir. Sözlü emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir.
    ...
    (3) Cumhuriyet savcısı veya adlî kolluk görevlilerince yapılacak uzlaşma teklifi, bu Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek 1/a veya Ek 1/b sayılı uzlaşmanın mahiyeti ile uzlaşmayı kabul veya reddetmenin hukukî sonuçlarının bulunduğu Uzlaşma Teklif Formlarının hazır bulunan ilgiliye imzalatılarak verilmesi ve formda yer alan bilgilerin açıklanması suretiyle yapılır. Cumhuriyet savcısı veya adlî kolluk görevlisi tarafından, bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirildiğine ve uzlaşma teklifinde bulunulduğuna ilişkin formun imzalı örneği soruşturma evrakı içine konulur.” şeklinde,
    “Uzlaşma teklifinde karar süresi” başlıklı 10. maddesinde ise;
    “Uzlaşma teklifinde bulunulanlardan herhangi biri, en geç üç gün içinde teklifi yapan adlî kolluk görevlisine ya da görevli Cumhuriyet savcısına kararını bildirmediği takdirde, uzlaşma teklifi reddedilmiş sayılır. Bu durumda, Kanunun 255 inci maddesi hükmü saklı kalmak üzere, ayrıca diğerlerine uzlaşma teklifinde bulunulmaz.” şeklinde,
    Düzenlemeler yer almaktadır.
    Suç ve karar tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan CMK"nın 253. maddesinin dördüncü fıkrasına göre, uzlaşmaya tabi suçlar açısından Cumhuriyet savcısı veya talimatı üzerine adli kolluk görevlisi tarafından şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunulması, reşit olmamaları hâlinde uzlaşma teklifinin yasal temsilcilerine yapılması, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulan kişinin ise teklif tarihinden itibaren üç gün içinde kararını bildirmesi gerekmektedir. Kanun, uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde uzlaşma ya da uzlaşmama yönündeki kararın bildirilmemesi hâlinde uzlaşma teklifinin reddedildiğini varsaymıştır. Aynı maddenin beşinci fıkrasında ise, uzlaşma teklifinde bulunulan kişiye uzlaşmanın kabul veya reddedilmesinin hukuki sonuçlarının anlatılması gerektiği belirtilmiştir. Suç ve karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Ceza Muhakemesi Kanununa Göre Uzlaştırmanın Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik"in 8. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, yapılacak uzlaşma teklifinin, aynı Yönetmelik"in ekinde yer alan ve içeriğinde uzlaşmanın mahiyeti ile uzlaşmayı kabul veya reddetmenin hukuki sonuçlarının yazılı olduğu uzlaşma teklif formlarının hazır bulunan ilgiliye imzalatılarak verilmesi ve formda yer alan bilgilerin açıklanması suretiyle yapılacağı bildirilmiştir.
    Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Sanığın olay tarihinde sevk ve idaresindeki ticari otomobili ile bölünmüş yolda seyir hâlinde iken kontrolsüz kavşağa yaklaştığı ve sola dönmek için orta refüjün yanındaki cebe girerek bölünmüş yolun diğer şeridinden gelen ve emniyetle durdurulamayacak kadar kavşağa yaklaşmış olan katılanın motosikletinin geçmesini beklemeden dönüş yaptığı sırada katılanın motosikleti ile çarpışmak suretiyle yaralamalı trafik kazasına sebebiyet verdiği, kaza sonucu katılanın, vücudunda kemik kırılması oluşacak şekilde yaralandığı, sanığın kavşaklarda geçiş önceliğine uymamak suretiyle asli kusurlu, katılanın ise tali kusurlu olduğu, sanığın eyleminin TCK"nın 89/1 ve 89/2-b-son maddesi kapsamındaki taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçunu oluşturduğu, sanığın soruşturma aşamasında kolluk tarafından yapılan uzlaşma teklifini kabul ettiği, katılanın ise uzlaşma teklifine olumlu ya da olumsuz bir cevap vermediği gibi teklifte bulunulduktan itibaren üç gün içerisinde de kararını bildirmediği, sanığa ve katılana imzalatılan uzlaşma teklif tutanaklarında uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içerisinde kararlarını bildirmedikleri takdirde teklifi reddetmiş sayılacakları hususu ile uzlaşmanın mahiyetinin ve uzlaşmayı kabul veya reddetmenin hukuki sonuçlarının yazılı olduğu, ancak bu hususların kendilerine anlatıldığına ilişkin bir kaydın olmadığı anlaşılmaktadır.
    Soruşturma aşamasında sanığa ve katılana yapılan uzlaşma teklifine ilişkin tutanaklarda “...kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren 3 gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır.” şeklindeki ihtarat ile uzlaşmanın mahiyetinin ve uzlaşmayı kabul veya reddetmenin hukuki sonuçları yazılı ise de; sanığa ve katılana yapılan uzlaşma tekliflerine ilişkin tutanaklarda kişiye uzlaşmanın mahiyetinin ve uzlaşmayı kabul veya reddetmenin hukuki sonuçlarının anlatıldığının belirtilmemesi karşısında, bu hususların sanığa ve katılana anlatılmadığı, bu nedenle uzlaşma tekliflerinin CMK"nın suç ve karar tarihlerinde yürürlükte bulunan 253/5. maddesine ve Ceza Muhakemesi Kanununa Göre Uzlaştırmanın Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik hükümlerine uygun olmadığı kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, Özel Dairenin bozma kararı isabetli olduğundan Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün, sanığa ve katılana usulüne uygun uzlaşma teklifinde bulunulmaması isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
    Ceza Genel Kurulunca, sanığa ve katılana usulüne uygun uzlaşma teklifinde bulunulmadığı sonucuna ulaşıldığından, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken gösterilen gerekçenin yasal ve yeterli olup olmadığı hususu değerlendirilmemiştir.
    Öte yandan, Yerel Mahkemece, kabule göre yapılan bozmalara da direnildiği belirtilmiş ise de; kabule göre yapılan bozmalar dosyanın mevcut durumuna göre uyarıcı, öğretici ve yol gösterici nitelikte olup direnmeye konu olmaları mümkün olmadığından Ceza Genel Kurulunca bu bozma nedenlerine ilişkin ayrıca bir değerlendirme yapılmamıştır.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Antalya (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 02.10.2013 tarihli ve 400-841 sayılı direnme kararına konu hükmünün, sanığa ve katılana usulüne uygun uzlaşma teklifinde bulunulmaması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
    2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 04.10.2018 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi