1. Hukuk Dairesi 2013/13269 E. , 2014/536 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ADANA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/02/2013
NUMARASI : 2010/741-2013/77
Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından süresinde duruşma istekli olarak temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi ... raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, duruşma isteği değer yönünden reddedilip, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava; ecrimisil isteğine ilişkindir.Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; paylı mülkiyete tabi dava konusu 168 ada, 50 parsel sayılı taşınmazda davacı ve davalının dava dışı kişilerle paydaş oldukları, pasaj olarak işletilen kargir han niteliğindeki taşınmaz içerisinde yer alan bölümlerin, paydaşlar tarafından işyeri olarak kullanıldığı, tarafların payına isabet eden birbirine komşu 35 ve 36 nolu dükkânların zemin kat ve 35 nolu dükkanın içinden merdivenle çıkılan birinci ve ikinci katlardan ibaret olduğu, 36 nolu dükkânın zemin katının cep telefonu satış yeri, 35 nolu dükkanın zemin katı ile her iki dükkana ait birinci katın bir bütün halinde tuhafiye dükkanı, ikinci katın ise depo olarak kullanıldığı, davacının davalı aleyhine 04/02/2009 tarihinde "davalının bitişik dükkanını tecavüzlü kullandığı iddiasıyla elatmanın önlenmesi ve duvarların olması gereken sınıra çekilmesi isteği ile açtığı" davanın yapılan yargılaması sonucunda Adana Asliye 5. Hukuk Mahkemesinin 17/02/2010 tarih, 2009/362 Esas, 2010/87 sayılı kararı ile "..uyuşmazlığın müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmesi gereğine " değinilerek davanın reddine karar verildiği, anılan kararın henüz tebliğe çıkarılarak kesinleşmesinin sağlanmadığı, devamında da davacının Adana 9. Noterliği kanalıyla 24/06/2010 tarih ve 14516 yevmiyeli ihtarname ile ecrimisil isteğini bildirdiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere ; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı)
Ne var ki; yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli ve elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki; davacı yan her ne kadar taşınmazdaki paylarına isabet eden 35 ve 36 nolu dükkânların davalının kullanımında olduğu iddiası ile eldeki davayı açmış ve duruşmada dinlenen tanıkları da "...davalının, davacıya ait dükkanı da kiraya verdiğini, davacının kullanımını engellediği gibi kira gelirinden de yararlandırmadığını" beyan ederek davacının iddiasını teyit etmiş ise de davalı yanın da davacının payına isabet eden 36 nolu dükkanı kiraya vererek kullandığı savunmasında bulunduğu ve duruşmada dinlettiği tanığının da "...çekişmeye konu dükkanın davacının babası tarafından kiraya verildiği ve kira bedellerinin davacının babasına ödendiğini beyan ettiği, dolayısıyla davada dinlenen davacı ve davalı tanık anlatımları arasındaki çelişkinin giderilmediği, öte yandan her ne kadar mahkemece dava reddedilirken "taraflar arasındaki daha önce görülen elatmanın önlenmesi davasının reddedildiği ve intifadan men koşulunun gerçekleşmediği gerekçesine dayanılmış ise de anılan davanın "..davalının kendisine isabet eden dükkanı tecavüzlü kullandığı, aradaki duvarın olması gereken sınırına çekilmesi iddiasına dayalı " olduğu, dolayısıyla eldeki davaya dayanak teşkil edemeyeceği açıktır.
Öte yandan; paylı mülkiyete tabi taşınmazda tarafların paydaş olduğu, paydaşların ecrimisil isteğinde bulunabilmesi için intifadan men koşulunun gerçekleşmesi gerektiği nitekim davacı tarafından eldeki davadan önce elatmanın önlenmesi davası açıldığı, devamında ecrimisil isteği ile ihtarname keşide edildiği kaldı ki, çekişmeli bölümün kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olup intifadan men koşulunun aranmayacağı da kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca; uzman bilirkişiler aracılığıyla mahallinde yeniden keşif yapılması, bilirkişilerden uygulamayı gösterecek şekilde denetime elverişli rapor alınması, taraf tanıklarının yeniden dinlenmesi, çekişmeye konu edilen taşınmazda tüm paydaşları bağlayacak şekilde harici taksim ve/ veya fiili kullanma biçiminin oluşup-oluşmadığının, toplanan ve toplanacak delillerle kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya konulması, ecrimsile konu edilen dönemde hangi bölümün kim tarafından kullanıldığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, davacının payına karşılık kullandığı yer olup-olmadığının açıklığa kavuşturulması, tanık anlatımları arasındaki çelişkinin giderilmesi ve taraflar arasında görülmüş elatmanın önlenmesi davasındaki olguların da gözetilerek yukarıdaki ilkeler doğrultusunda elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde bir karar verilmiş olması isabetsizdir.
Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.