14. Hukuk Dairesi 2014/14319 E. , 2015/8761 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Devrek Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 13/02/2013
NUMARASI : 2007/557-2013/150
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 05.07.2007 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.02.2013 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar R.. Y.. ve M.. Y.. vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davacı, 51 parsel sayılı taşınmazı yararına, davalılara ait 53 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalılar vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 51 parsel sayılı taşınmaz lehine, 53 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü tüm davalılar vekilleri aracılığıyla temyiz etmiştir.
1- Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.
2- TMK’nın 747/2. maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumlarına göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
3- Geçit davalarında uygulanan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince yüzölçümü küçük olan taşınmazlar yerine öncelikle yüzölçümü daha büyük olan taşınmazlardan geçit kurulması tercih edilmelidir. Ayrıca ekonomik kullanım bütünlüğünün bozulmaması için aleyhine geçit kurulan parseller bölünmeksizin geçit tesisine karar verilmesi gerekir. Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Somut olaya gelince;
Dosya içerisindeki pafta sureti ile bilirkişi raporu ve krokilerine göre doğu taraftaki 50 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün, aleyhine geçit kurulan 53 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünden daha büyük olduğu açıkça anlaşılmaktadır.
Bu itibarla mahkemece öncelikle 50 parsel sayılı taşınmazın batı tarafından ve bu parsel bölünmeksizin davacıya ait 51 parsel sayılı taşınmaz lehine, 50 parsel sayılı taşınmaz üzerinden güneydeki yola ulaşacak şekilde geçit kurulup kurulamayacağı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bilirkişinin yeterli olmayan raporuna itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan bentler uyarınca davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 09.10.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.