1. Hukuk Dairesi 2013/15527 E. , 2014/701 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : EZİNE SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/11/2012
NUMARASI : 2012/432-2012/676
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi .. raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydında yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacının 118 ada 28 parsel sayılı taşınmazın mirasbırakanı R.. F.."na ait olduğunu ancak tapu kaydında mirasbırakanının soyisminin sehven Fıcıcı olarak yazıldığını ileri sürerek kaydın düzeltilmesi istemiyle eldeki davayı açtığı, 118 ada 28 parselin dava dışı S. C. 118 ada 26 parselin ise R.F.ı adına kayıtlı olduğu, mahkemece R.F.ile R.. F.."nun aynı kişi olduğundan bahisle 118 ada 26 parselin tapu kaydının düzeltilmesine karar verildiği ancak davacının, kararda 118 ada 26 parsel yazıldığını oysaki taşınmazın 118 ada 28 parsel olduğunu belirterek hükmün tashihi isteminde bulunması üzerine mahkemece maddi hata nedeniyle parsel numarasının 26 yazıldığı belirtilerek tashih ile 118 ada 28 parsele ilişkin kaydın düzeltildiği anlaşılmaktadır.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu tür işler, 6100 sayılı HMK’nin 382/9-ç maddesi gereğince çekişmesiz yargı usulüne göre sulh hukuk mahkemesinde ve taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan, aynı Kanunun 12. maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülür.
Tapuda kayıt düzeltilmesi ve tespit taleplerini, tapu maliki ile mirasçıları isteyebilir.
Bunun yanı sıra, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda murisin kimlik bilgileri ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu işlerin, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak talep eden kişinin de aktif dava ehliyeti vardır.
HMK"nin geçici birinci maddesi gereğince “Bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmayacağından” kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra yapılan taleplerin tapu müdürlüğüne ilgili sıfatıyla yöneltilerek yapılması gerekir.
Bu tür işlerde mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı ve kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir:
1-Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması veya tespiti istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak telep konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hâlâ kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında talebin kabulü yoluna gidilmelidir.
Tapu müdürlüğü ilgili sıfatıyla yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece tashih kararı ile 118 ada 28 parselin tapu kaydının düzeltilmesine karar verilmişse de bu parselin davacının mirasbırakanı ile bir ilgisi olmadığı, parselin dava dışı S.C. adına kayıtlı olduğu görülmektedir. Her ne kadar dosya kapsamından davacının iradesinin 118 ada 26 parseldeki kaydın düzeltilmesine yönelik olduğu anlaşılmaktaysa da bu parsel bakımından açılmış bir dava bulunmadığı gibi davacının da yargılama aşamasında 28 parsel sayılı taşınmazın dava dilekçesine yanlışlıkla yazıldığına ilişkin bir talebi veya maddi hataya yönelik bir beyanın da bulunmadığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca öncelikle davacıya talebinin hangi parsele yönelik olduğunun kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklattırılması, davacının beyanı doğrultusunda yukarıda belirtilen ilkeler ışığında inceleme ve değerlendirme yapılması, çekişme konusu parsele ilişkin kaydın oluşumuna dayanak teşkil eden kayıt ve belgelerin getirtilmesi ve taşınmazın bulunduğu yerde malikle aynı isimde başka kimse olup olmadığı da araştırılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalı tarafın temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü(6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 20.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.