
Esas No: 2022/225
Karar No: 2022/472
Karar Tarihi: 24.01.2022
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2022/225 Esas 2022/472 Karar Sayılı İlamı
1. Ceza Dairesi 2022/225 E. , 2022/472 K."İçtihat Metni"
(KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)
Basit yaralama suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda... Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 08.10.2020 tarihli ve 2020/68225 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii... 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 13.11.2020 tarihli ve 2020/4987 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 25.10.2021 tarihli ve 2021/817 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.11.2021 tarihli ve 2021/132245 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, olay günü müştekinin karşıdan karşıya geçtiği esnada karşılaştığı ticari taksiden inen şüpheli ve diğer şahıslarla yaşadığı tartışma neticesinde üzerine yürüyen şüpheli ve diğer şahıslardan şikâyetçi olması üzerine, "...kamu davasının açılmasını gerektirir müştekinin soyut iddiası dışında her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli, hukuki ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden delil yetersizliği..." gerekçesiyle şüpheli hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86. maddesindeki "(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) (Ek fıkra: 31.03.2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur." şeklindeki düzenlemeye nazaran, kasten yaralama suçunun maddî unsurunun bir başkasının vücuduna acı veren yahut sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan seçimlik hareketlerden birinin işlenmesi ile gerçekleşeceği, bu itibarla mağdurun bedenine yönelik maddî hareketlerin yapılmasının yeterli olduğu, herhangi bir tıbbi müdahale ve harici bulgu bulunmayan hallerde de kişinin vücuduna acı veren durumların da yaralanma olarak kabul edilmesi gerektiği cihetle,
Somut olayda 17.04.2020 tarihli cd izleme tutanağına göre, ... isimli şahsın ticari taksinin sol arka kapısından inerek ...ya doğru yöneldiği ve birbirlerini ittirdiklerinin görüldüğünün tespit edildiği nazara alındığında, müştekiye karşı yapılan ittirme eyleminin, 5237 sayılı Kanun'un 86. maddesi kapsamında müştekinin vücuduna acı veren maddi hareket niteliğinde olduğu anlaşılmakla, şüpheli hakkında kamu davası açılmasına yeterli delilin bulunduğu cihetle, delillerin takdir ve değerlendirmesinin mahkemesince yapılması gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
TÜRK MİLLETİ ADINA
Müştekinin şüpheli tarafından yaralandığına dair şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında; şüpheli hakkında müştekinin soyut iddiası dışında her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli, hukuki ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden delil yetersizliği nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve verilen bu karara karşı yapılan itirazın, mercii tarafından reddedilmesi üzerine kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda;
“Madde 160 - (1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
(2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.
Madde 170 - (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir.
(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.
Madde 172 - (1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
Madde 173 - (1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren on beş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3) (Değişik fıkra: 18.06.2014-6545 S.K./71. md) sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik fıkra: 25.05.2005-5353 S.K./26.mad.) sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
(5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz.
(6) (Değişik: 2.1.2017-KHK-680/11 md.; Aynen kabul: 1.2.2018-7072/10 md.) İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 172 nci maddenin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere; Cumhuriyet savcısı kendisine yapılan suç duyurusu veya şikayet üzerine suçun gerçekten işlenip işlenmediğinin tespiti için hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı ve maddi gerçeğin ortaya çıkmasına yarayan tüm yasal yöntemlere başvurmalıdır. Toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açması, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermesi gerekmektedir.
Soruşturmaya konu olayda; müştekinin soyut iddiası dışında her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli, hukuki ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden delil yetersizliği nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de müştekinin beyanı, olay anına ait kamera görüntülerini izleme tutanağında birbirlerini iteklediklerine dair belirlemeye göre müştekinin adli raporunda travmatik bulgu olmadığı şeklindeki tespitin tek başına şüpheyi ortadan kaldırmadığı düşünülmeden verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı gerekçeler ile reddine karar verilmesinde hukuka uygunluk görülmemiş ve anılan kararın kanun yararına bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Bu nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden;... 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 13.11.2020 tarihli ve 2020/4987 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4. maddesi gereğince KANUN YARARINA BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.01.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.