Abaküs Yazılım
21. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/5793
Karar No: 2015/19208
Karar Tarihi: 27.10.2015

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2015/5793 Esas 2015/19208 Karar Sayılı İlamı

21. Hukuk Dairesi         2015/5793 E.  ,  2015/19208 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

    Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, 83.696.10TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davalı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 27/10/2015 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı vekili Avukat ... ile karşı taraf vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.

    K A R A R

    1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere kararın dayandığı gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
    2-Dava, 24.07.2005 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu %18,00 oranındaki sürekli iş göremezlik nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
    Yargılama sırasında davacı dava dilekçesini ıslah ile maddi tazminat miktarını artırmış ve ayrıca dava dilekçesinde yer almayan manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
    Mahkemece, maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin ise, dava dilekçesinde talep edilmediğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve bu karar süresinde taraflarca temyiz edilmiştir.
    Yerel mahkemenin maddi tazminatın belirlenmesine ve manevi tazminata ilişkin kararı aşağıda açıklanan nedenlerle isabetli değildir.
    Gerçekten HMK’nun 176. ve devam maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya istem sonucunun değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak

    yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir davanın açılması olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur. Öte yandan harca tabi davalarda her dava açılırken davalıdan başvurma harcı ile nispi harca tabi davalarda nispi karar ve ilam harcının dörtte biri peşin olarak alınır. Gerekli harçlar alındıktan sonra dava dilekçesi esas defterine kaydedilir ve dava, dava dilekçesinin esas defterine kayıt edildiği tarihte açılmış sayılır. İnceleme konusu olan bu olayda maddi tazminat isteminin artırımına ve manevi tazminat istemine ilişkin dilekçenin başvurma ve nispi harç yatırılmak suretiyle mahkemeye verildiği anlaşılmaktadır. Bu duruma göre de davacının ıslah dilekçesinde ileri sürdüğü, istemin yeni bir dava niteliğinde olduğunun giderek dilekçenin bu haliyle birleştirme istemli bir ek dava dilekçesi olarak kabulünün gerektiği ortadadır.
    Mahkemece, Yukarda belirtilen maddi ve hukuksal olgular gözetilmeden davacının manevi tazminat istemi ile ilgili olarak olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    Mahkemece dava dışı ...’ne %100 kusur veren kusur bilirkişi raporu hükme esas alınarak, davalı İmbat madencilik şirketi ile davacının olay tarihinde çalışanı olduğu ... şirketinin sahiplerinin aynı kişiler olması ve aralarındaki asıl işveren alt işveren ilişkileri ve... işyerinin tüm ekipman ve çalışanları ile birlikte fiilen devredilmiş olması da göz önüne alındığında davalı ... şirketinin meydana gelen bu maddi zarardan sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Davalının asıl işveren olduğuna ilişkin hukuki değerlendirme isabetlidir. Ancak hükme esas alınan kusur bilirkişi raporu somut olaya uygun düşmemiştir. Zararlandırıcı olaya maruz kalan işçinin davalıya ait maden ocağında taşeron işçisi olarak çalışırken, ayak arkası göçükten gelberi ile kömür çekerken sol ayağının yerinden fırlayan konveyör paleti ile emniyet direği arasında sıkışması ile meydana gelen iş kazasında yaralanarak %18,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğramıştır.
    İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu olay tarihinde yürürlükte bulunan İş Kanununun 77. maddesinin açık buyruğudur.
    04.02.2011 günlü bilirkişi raporunda; olayda dava dışı ...’nin %100 oranında kusurlu olduğu, davalı şirketin ise asıl işveren sıfatı bulunmadığından kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir.
    Oysa, hukuki nitelendirme hakime ait olup davalı şirketin asıl işveren sıfatına sahip olmadığına ilişkin değerlendirme isabetli olmadığı gibi, hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda; İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutularak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddeleri incelenmek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranının hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde, saptamadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, rücu davasında düzenlenen ve somut olaya ve hukuki değerlendirmeye daha uygun düşen 18.05.2013 günlü kusur bilirkişi raporu yerine, İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları içermeyen giderek hükme dayanak alınacak nitelikte bulunmayan 04.02.2011 günlü kusur bilirkişi raporunun hükme dayanak alınmak suretiyle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur.
    Hesap raporuna gelince; 10.05.2014 günlü hesap raporunda aktif devre sonuna kadar işyeri ücretleri ile hesap yapıldığı görülmektedir. Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan işçinin yeraltı maden işçisi olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, yeraltında çalışan maden işçisi ile yer üstünde çalışan işçinin zararlarının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
    Yeraltı maden işçilerinin zararlarının tespitinde; 50 yaşın ikmaline kadar yeraltındaki koşullar nazara alınarak yapılan ücretlerle, 50 ile 60 yaşları arasında ise yer üstünde asgari ücretle çalışıp gelir elde edeceği kazançların göz önünde tutulacağı Dairemizin giderek Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşleri gereğidir. Hal böyle olunca davacının 50 yaşını ikmalinden sonra da yer altı maden işçisi olarak çalışacağının kabul edilmek suretiyle tazminatının hesaplanmasının isabetsiz olduğu ortadır.
    O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı ile davalı yararına takdir edilen 1.100.00TL. duruşma Avukatlık parasının karşılıklı olarak birbirlerine yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 27/10/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.







    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi