12. Ceza Dairesi 2016/1795 E. , 2016/4850 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : 2863 sayılı Kanunun 70/1, CMUK"un 326/son, TCK"nın 53/1. maddeleri gereğince mahkumiyet.
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
... Jandarma Karakol Komutanlığına yapılan bir ihbar üzerine, kolluk görevlilerince Karahayıt Kasabası istikametinden, ... istikametine gelmekte olan 20 T 0226 plakalı ticari taksinin durdurulduğu, aracın şoförü olan tanık ... ile araç içerisindeki yolcular olan sanık ... ve mahkumiyet kararı temyiz incelemesine gelmeyen sanık ..."in araçtan aşağıya indirildiği, kolluk görevlilerince şahıslara yanlarında tarihi eser bulunup bulunmadığının sorulduğu, bu esnada sanık ..."in beyaz bir poşet uzatarak, bu poşeti sanık ..."in taksi içerisinde kendisine verdiğini beyan ettiği ve kendi rızası ile kolluk görevlilerine teslim ettiği, poşet içerisinden çıkan 1 adet kandil, 1 adet ördek biçiminde biblo ve 2 adet alçı kalıbın kolluk görevlilerince muhafaza altına alındığı, Müze Müdürlüğünden alınan 21.12.2011 tarihli raporda, eserlerden 1 adet pişmiş topraktan yapılan kandilin Geç Roma dönemine ait, 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli kültür varlığı olduğunun, diğerlerinin ise günümüz yapımı olup, 2863 sayılı Kanun kapsamında olmadığının tespit edildiği, bu tespitler üzerine sanıklar hakkında soruşturmaya başlandığı ve 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan davanın açıldığı, davaya konu eserler hakkında aldırılan 05.04.2013 tarihli bilirkişi raporunda da bir adet kandilin 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli eser olduğunun tespit edildiği, her ne kadar sanık ... verdiği ifadelerinde, davaya konu eserlerden haberdar olmadığını beyan etmiş ve üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de; sanık ..."in verdiği ifadesinde, sanık ... ile beraber taksiye bindiklerini, sanık ..."in ön koltuğa oturduğunu, yolda giderlerken sanık ..."in jandarmayı görünce elindeki poşeti hemen kendisinin yanına doğru attığını beyan ettiği, tanık sıfatı ile ifadesi alınan taksi şoförü ..."ın da verdiği ifadesinde, her iki sanığın koşarak taksisine doğru geldiklerini ve ..."ye gitmek istediklerini, davaya konu eserlerin bulunduğu poşetin kendi aracında daha önce olmadığını beyan ettiği, bu nedenle sanığın beyanlarının cezadan kurtulmaya yönelik olduğu
ve hayatın normal akışı karşısında inandırıcı olmadığı, ancak davaya konu eserlerin sanık tarafından ticari maksatla satın alındığına, kabul edildiğine ve satışa arz edildiğine dair dosyada somut ve kesin bir delil bulunmadığı, bu bakımdan sanığın eyleminin 2863 sayılı Kanunun 70/1. maddesinde düzenlenen “kültür varlığını izinsiz bulundurma” suçunu oluşturduğu ve yapılan yargılama neticesinde sanığın bu suçtan mahkumiyetine karar verilmesinde bir aykırılığın bulunmadığı anlaşılmakla,
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, bu nedenle beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının yanında belirlenen 5 birim gün karşılığı adli para cezasının, TCK"nın 52/2. maddesi uyarınca bir gün karşılığı olan miktarının tayin edilmesi ve sonuç adli para cezası miktarının belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi suretiyle, TCK"nın 52/1. maddesine aykırı davranılması
2-...3. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.09.2013 tarihli, 2012/113 esas, 2013/482 sayılı kararının sanığın lehine olması nedeniyle, infazın önceki kararda hükmedilen 6 ay hapis cezası üzerinden yapılmasına karar verilmesi gerekirken, sanık hakkında tayin edilen cezanın kazanılmış hak sebebiyle 6 ay hapis cezasına dönüştürülmesi,
3-Sanık hakkında TCK"nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete"de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun"un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hükmün 1. bendinin ilk parağrafından sonra gelmek üzere, “TCK"nın 52/2. maddesi gereğince sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak bir gün karşılığı adli para cezasının takdiren 20 TL olarak hesabıyla 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” cümlesinin eklenmesi, yine 1. bendin 4. parağrafında bulunan “sonuç olarak 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "infazın 6 ay hapis cezası üzerinden yapılmasına” ibaresinin eklenmesi, ayrıca hak yoksunluğu kararına ilişkin 1. bendinin 5. parağrafının hüküm fıkrasından çıkarılarak, yerine, “Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK"nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanun"un 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; TCK"nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanun"un 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilme tarihine kadar, diğer kişiler bakımından TCK"nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına, TCK"nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete"de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesine,” ibarelerinin eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.