12. Ceza Dairesi 2016/115 E. , 2016/4887 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle yaralama
Hüküm : TCK"nın 89/4, 22/3, 50/1-a, 52/4, 53/6. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli, 2013/12-698 esas, 2014/201 sayılı kararında vurgulandığı üzere, basit taksir ile bilinçli taksir arasındaki ayırıcı ölçüt; taksirde failin öngörülebilir nitelikteki neticeyi öngörememesi, bilinçli taksir halinde ise bu neticeyi öngörmüş olmasıdır. Bilinçli taksirde gerçekleşen sonuç, fail tarafından öngörüldüğü halde istenmemiştir. Gerçekten neticeyi öngördüğü halde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin hali, bunu öngörmemiş olan kimsenin hali ile bir tutulamayacağından, neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun, bu sonucu meydana getirecek harekette bulunmamakla yükümlüdür. Suçun bilinçli taksirle işlenip işlenmediğinin belirlenmesi açısından, olayda ölenin de kusurlu olup olmamasının ise hiçbir önemi bulunmamaktadır. Zira kusurun var olup olmadığının veya derecesinin tespiti, hakim tarafından manevi unsur saptandıktan sonra, temel cezanın belirlenmesi aşamasında yapılması gereken bir işlemdir.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; sanığın, 150 promil alkollü olarak sevk ve idare ettiği kamyonet ile bulutlu havada, gece vakti, aydınlatması mevcut meskun mahalde, bölünmüş, tek yönlü, asfalt kaplama, yüzeyi ıslak, düz ve eğimsiz caddeyi takiben geldiği kavşağa, fasılalı sarı ışığa rağmen hızını azaltmaksızın giriş yapıp, gidişine göre sağ taraftaki tali yoldan, “Dur” trafik levhasını ve fasılalı kırmışı ışığı dikkate almaksızın, geçiş önceliğine uymadan kavşağa giriş yapan otomobille çarpışarak otomobilde yolcu olarak bulunan iki kişinin yaralanmalarına neden olduğu olayda,
Meskun mahalde ve tek yönlü caddede, güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak miktarda alkollü olarak seyrederken, karşısına bir araç çıkabileceğini ve çarparak araçta bulunanların yaralanmalarına neden olabileceğini öngörmüş olan sanığın, şoförlük yeteneklerine ve şansına güvenerek sonucun gerçekleşmeyeceği yönünde yanlış düşünceyle hareket ettiği ve zamanında tehlikeyi fark edip, etkin tedbir almasını geciktirecek şekilde alkollü olarak araç kullanmak suretiyle öngördüğü sonucun meydana gelmesini engelleyecek olan objektif özen yükümlülüğüne uygun davranmadığı anlaşıldığından, meydana gelen trafik kazasında tali kusurlu olduğu tespit edilen sanığın eyleminde bilinçli taksirin koşullarının oluştuğuna dair yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın kusur durumuna, katılan vekilinin ceza miktarına ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, sanığa hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktarın belirlenmesi esnasında, uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK"nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi,
2- Sanığa hükmedilen adli para cezası taksitlendirildikten sonra, TCK"nın 52/4. maddesi gereğince, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceğinin ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin kararda belirtilmemesi,
3- Yaşı küçük katılan mağdur İrem"e CMK"nın 239. maddesi uyarınca baro tarafından vekil atanmasından dolayı 5320 sayılı Kanun"un 5560 sayılı Kanun"la değişik 13. maddesi gereğince Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin 2014 Yılı Tarifesi"ne göre tespit edilecek zorunlu vekillik ücretinin yargılama gideri olarak sanıktan tahsil edilmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususlarda aynı Kanun"un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hükmün 6. paragrafının, “Sanığa hükmedilen 8 ay hapis cezasının, sanığın sosyal ve ekonomik durumu ile suçun işlenmesindeki özelliklere göre, TCK"nın 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilerek, aynı Kanun"un 52/2. maddesi gereğince sanığın ekonomik durumu ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurulup, 1 gün karşılığı takdiren 20,00 TL olarak belirlenerek, sanığın neticeten 240 gün karşılığı 4.800,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,”; hükmün 7. paragrafının, “Sanığın ekonomik ve şahsi halleri nazara alınarak, hükmedilen adli para cezasının TCK"nın 52/4. maddesi gereğince birer ay ara ile 20 eşit taksitte ödenmesine, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceğinin ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa bildirilmesine,” şeklinde değiştirilmeleri, hükmün yargılama giderlerinin tahsiline ilişkin 11. paragrafındaki “115,00.-TL ile” ibaresinden sonra gelmek üzere hükme “yaşı küçük katılan mağdur İrem için baro tarafından atanan zorunlu vekil ücreti 320,00 TL ve” ibarelerinin eklenmesi ve aynı paragraftaki “toplam 191,15 TL.den” ibarelerinin hükümden çıkarılarak yerine “toplam 511,15 TL.den” ibarelerinin yazılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.