14. Hukuk Dairesi 2019/1446 E. , 2020/1905 K.
"İçtihat Metni"14. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.10.2014 gününde verilen dilekçe ile tapudaki şerhlerin terkini talebi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.09.2018 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı ..., duruşmasız olarak incelenmesi davalı ... vekili, davalı ... ... Yönetim A.Ş. vekili, davalı Vergi Dairesi Başkanlığı vekili, davalı ... vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 18.02.2020 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı asil ..., davalı ... vekili Av. ..., davalı ... Yönetim A.Ş. vekili Av. ..., davacı vekili Av. ..., davalı Hazine vekili Av.... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KA R A R
Dava, haciz şerhlerinin terkini istemine ilişkindir.
Davacı vekili 17/10/2014 tarihli dilekçesi ile; davacı adına kayıtlı 9 nolu bölümün davacının oğlunun vekalet görevini kötüye kullanması nedeni ile dava dışı ... adına 25.10.2007 tarihinde satıldığını, tapusunun iptali ve yeniden davacı adına tescili için 16.06.2009 tarihinde açmış olduğu davada 01.07.2009 tarihinde "davalıdır" şerhi ile birlikte 19.08.2009 tarihinde tapu kaydına tedbir şerhi verildiğini, davanın 26.05.2011 tarihinde reddedilmesi üzerine 1. Hukuk Dairesinin 12.04.2012 tarihli bozma ilamına uyularak ... 8. Asliye Hukuk Mahkemesi"nin 25/06/2014 tarih 2012/353 Esas ve 2014/327 sayılı Kararı ile davacı adına tesciline karar verildiğini, bu hükmün 15/08/2014 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiğini, 09.10.2014 tarihinde tapunun yeniden davacı adına tescil edildiğini ileri sürerek, 19.08.2009 tarihli ihtiyati tedbir kararından sonra tapu iptali ve tescil davalısı-dava dışı ... alacaklıları tarafından 9 nolu dairenin tapu kaydına yazılan bütün haciz ve takyidatların terkinini istemiştir.
Davalı ... ... Yönetimi A.Ş vekili, davaya dayanak olan ... 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/353 E. 2014/327 K. sayılı dosyasının dikkatle incelenmesi halinde borçlunun ve davacının muvazaalı işlemleri ile davacının mülkiyeti ele geçirdiğinin açıkça ortaya çıktığını, öyle ki önce yerel mahkemenin davanın reddi yönünde karar verdiğini; ancak, sonradan dosyaya sunulan bir protokol fotokopisi ile davanın kabulüne karar verilip gayrimenkulün bedelinin mahkeme veznesine yatırılarak adeta gayrimenkulün satışının mahkeme kanalı ile gerçekleştiğini, her iki tarafın kararı temyiz etmediğini, kararın Yargıtay denetiminden geçmeyerek kesinleşmesini sağladıklarını, tüm bu işlemler sırasında taşınmazlar üzerinde hacizler devam etmekte iken anlaşma akdedildiğini ve bu anlaşmaya dayanarak mahkemenin hükmünü verdiğini, öncelikle mahkemenin kararına dayanak olan 16.02.2011 tarihli protokolun davaya konu alacakların doğumundan çok sonra düzenlendiğini, taraflar arasında dava dışı ..."nın alacaklılarının hakkının gaspına yönelik bir muvazaa bulunduğunu, davacının taşınmaz üzerindeki hacizleri bilerek bu protokolü imzaladığını, hacizlerin terkininin mümkün olmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Vergi Dairesi Müdürlüğü vekili, dava dışı ..."nın müvekkili idareye 710.629,99 TL vergi borcunun bulunduğunu, bu borç nedeniyle 20/02/2012 tarihinde taşınmaz kaydına haciz konulduğunu, temyiz incelemesinden geçmeyerek kesinleştiğini, protokolün alacaklılardan mal kaçırma kastıyla muvazaalı olarak yapıldığını, 2012/253-2014/327 sayılı hükümde taraf olmadıklarını, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece ... 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/353-2014/327 sayılı dosyasında, taşınmazın tapu kaydına 19/08/2009 tarihinde tedbir şerhinin işlendiği anlaşılmaktadır. HUMK"un 101 ila 103. ve HMK"nun 189. ve devamı maddeleri gereğince davacı lehine ihtiyati tedbir şerhi işlenerek aleniyet kazandıktan sonra mevcut şerhe rağmen başkaca kısıtlamalar işlenmişse tapunun aleniyet prensibi gereği sonraki şerh lehdarlarının önceki şerhi gördükleri kabul edilir. Yargıtayın yerleşmiş uygulaması da bu doğrultuda olup, davacı lehine dava konusu taşınmaz kaydına 19/08/2009 tarihinde işlenen ihtiyati tedbir şerhinden sonra davalı-alacaklılar lehine yazılan şerhlerin terkinine, davanın kabulü ile 4. kat 9 nolu bağımsız bölümün tapu kaydındaki davalılara ait haciz şerhlerinin terkinine, alınması gerekli 93.095,45 TL harçtan (dava dilekçesi ile yatırılan 25,20 TL ve tamamlama harcı olarak yatırılan 46.340 TL olmak üzere toplam) 46.365,20 TL harcın mahsubu ile bakiye harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 64.835,11 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hükmün bir kısım davalılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13.06.2017 tarihli, 2017/2348 Esas - 2017/5020 Karar sayılı ilamı ile "...Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, tapu kaydında terkinine karar verilen şerhlerin hangi şerhler olduğu belirtilmemiştir. 6100 sayılı HMK"nun 297/2 maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu hali ile verilen karar 6100 sayılı HMK"nın 297/2. maddesine aykırı olduğundan usulüne uygun şekilde hüküm sonucu oluşturulması için kararın bozulması gerekmiştir. Bunun yanı sıra, dava konusu olan hacizlerin miktarları dikkate alınarak her bir davalı yargılama giderlerinden haciz miktarlarınca sorumlu olacağından her bir davalının haciz miktarları oranında sorumlu olduğu yargılama giderleri belirtilerek HMK 326. maddesi gereğince hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi de doğru değildir." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ..., davalı ... vekili, davalı ... ... Yönetim A.Ş. vekili, davalı Vergi Dairesi Başkanlığı vekili, davalı ... vekili temyiz etmişlerdir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davalı ..., davalı ... vekili, davalı ... ... Yönetim A.Ş. vekili, davalı Vergi Dairesi Başkanlığı vekili, davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davalı ..., davalı ... vekili, davalı ... ... Yönetim A.Ş. vekili, davalı Vergi Dairesi Başkanlığı vekili, davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, davacı yararına icra takibine konu alacaklar toplamı üzerinden vekalet ücreti ve harca hükmedilmiştir. Burada dava değerinin ne olduğu hususunun saptanması gerekir. Kesinleşmiş bir icra takibinin konusu olan belli bir para alacağının ödenmesini sağlamak için bu yolda talepte bulunana alacaklı lehine, söz konusu alacağı karşılayacak miktar ve değerdeki borçluya ait mal ve haklara icra müdürü tarafından hukuken el konulması olarak tanımlanan kesin hacizde haciz alacaklısı üzerine haciz koydurduğu hak ve alacaklar üzerinden alacağına ulaşmaya çalışır. Hemen belirtmek gerekirki üzerine haciz konulan taşınmaz ancak değeri kadar miktar ile borcu karşılayabilir. Bir diğer yönden değerlendirme yaptığımızda da şerhin terkinini isteyen kişi mülkiyetinde olan taşınmazın haciz alacağının karşılanması için taşınmazının satışını şerhin terkini ile engellemeye çalışmakta ve mülkiyet hakkını korumak istemektedir.
Kısaca söylemek gerekirse, haciz şerhlerinin terkinine karar verildiğine göre, alacak tutarları toplamı ile dava konusu taşınmaz malın değerinden hangisi az ise, o değer üzerinden nispi oranda karar harcı alınması ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir.
Mahkemece bu yön gözardı edilerek icra takibine konu alacakların tamamı üzerinden nispi harca ve vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Ayrıca, Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğu halde davalı Hazine"nin harçla yükümlü tutulması da doğru değildir.
Bu sebeplerle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı ..., davalı ... vekili, davalı ... ... Yönetim A.Ş. vekili, davalı Vergi Dairesi Başkanlığı vekili, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca davalı ..., davalı ... vekili, davalı ... ... Yönetim A.Ş. vekili, davalı Vergi Dairesi Başkanlığı vekili, davalı ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2.540,00TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ..."a verilmesine, 2.540,00TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Yönetim A.Ş."ye verilmesine, 2.540,00TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Hazine"ye verilmesine, peşin yatırılan harçların istek halinde yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.02.2020 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
(Muhalif)
KARŞI OY
Davacı, dava konusu taşınmazla ilgili olarak, açtığı tapu iptali davasında taşınmazın tapu kaydına “davalıdır” şerhi konulduğunu, kayıt maliki aleyhine açtığı dava sonunda tapu kaydının iptal edilerek adına tescil edildiğini, yargılama devam olunurken davalı kayıt malikinin borcu nedeniyle üçüncü kişi alacaklılar tarafından taşınmazın tapu kaydı üzerine hacizler konulduğunu belirterek, haciz lehdarları aleyhine haciz şerhlerinin kaldırılması için dava açmıştır.
Davalı haciz lehdarları, mahkeme kararına bu yönüyle değil, yargılama giderleri yönüyle temyiz itirazında bulunmuşlardır.
Haciz şerhi, “davalıdır” şerhinden önce konulmuş ve bu şerhin kaldırılması davacı tarafından talep edilmiş ise, kural olarak davalı haciz lehdarının iyi niyetli olduğu kabul edilir. Bu nedenle “davalıdır” şerhi konulmadan önce üçüncü kişi tarafından konulan haciz şerhi kaldırılamaz. Ancak davacı, konulan bu haczin alacaklı ile önceki kayıt maliki arasından muvazaalı olarak konulduğunu, aslında böyle bir alacağın bulunmadığını, kötü niyetli olarak konulan haciz şerhiyle açtığı tapu iptali ve tescil davasının neticesiz bırakılmasının amaçlandığını iddia ederek, haciz lehdarı ile önceki kayıt maliki aleyhine davasını açar ve bu iddiasını ispat ederse, uyuşmazlık hacze konu alacağın mevcudiyeti ve muvazaalı olarak konulup konulmadığı konusunda olacağından ve hüküm bu değer üzerinden sonuçlandırılacağından, harç ve vekalet ücreti alacak miktarına göre belirlenir; alacak miktarının taşınmazın değerinden fazla olması halinde ise taşınmazın değerine göre nispi karar ve ilam harcı ile nispi vekalet ücreti hesaplanmalıdır.
Davaya konu haciz şerhleri, “davalıdır” şerhinden sonra konulduğu için 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1010. maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davaya konu haciz şerhi, 4721 sayılı Kanunun 1010. maddesi uyarınca kaldırıldığından, mahkemece hacze konu alacağın miktarı ve alacağın gerçekten mevcut olup olmadığı tartışma konusu edilmemiştir. Hüküm, alacağın miktarına göre değerlendirilmediğinden vekalet ücreti ve harç hesaplanırken, davalılar aleyhine maktu vekalet ücretine ve maktu karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekir.
Dava konusu haciz şerhleri, tapu kaydına düşülen “davalıdır” şerhinden sonra konulduğundan, uyuşmazlık 4721 sayılı Kanunun 1010. maddesine göre çözümlenmiş; hacze konu alacağın gerçekten var olup olmadığı ve haciz şerhlerinin muvazaalı olarak konulup konulmadığı dava konusu edilmediği gibi bu konu hüküm altına da alınmadığından, vekalet ücreti ile karar ve ilam harcının nispi değil, maktu miktarlarda alınması gerekir. Yerel mahkeme kararının bu gereçlerle bozulması görüşünde olduğumdan, nispi oranlarda alınması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum.