Abaküs Yazılım
21. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/6480
Karar No: 2015/19397
Karar Tarihi: 03.11.2015

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2015/6480 Esas 2015/19397 Karar Sayılı İlamı

21. Hukuk Dairesi         2015/6480 E.  ,  2015/19397 K.
"İçtihat Metni"

Y A R G I T A Y İ L A M I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir 5. İş Mahkemesi
TARİHİ : 30/12/2014
NUMARASI : 2013/8-2014/844

Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 310.609.11.TL. maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacılar vekilince duruşmasız, davalılardan Ö.. Ş... Vekilince de duruşmalı olarak istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 03/11/2015 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılardan Ö.. Ş... vekili Avukat Yenal Özsüer ile karşı taraf vekili Burak Şahin geldiler. Diğer davalı ve İhbar Olunan adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacılar vekili ile temyiz eden davalı İnş. Malz. Mad. Tar. Ürn. Taş. San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 26.09.2010 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu 21.12.2010 tarihinde ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar davacılar vekili ile davalılardan Özkardeşler İnş. Malz. Mad. Tar. Ürn. Taş. San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yerel Mahkeme kararı aşağıda açıklanan nedenlerle isabetli değildir.
Davacılar murisinin ölümüyle sonuçlanan iş kazasında sigortalının kusurunun bulunmadığı davalı işveren İnş. Malz. Mad. Tar. Ürn. Taş. San. Tic. Ltd. Şti.’nin % 100 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Gerek mülga B.K"nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı T.B.K’nun 56. maddesi hükmüne göre Hakim: ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir. Hakimin manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da


- amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı eş yararına hüküm altına alınan 15.000,00-TL ile davacı çocuklardan her biri yararına hüküm altına alınan 10.000,00’er TL manevi tazminatın az olduğu açıkça belli olmaktadır.
Maddi tazminata gelince:
Maddi tazminatın hesabında esas alınan ücretin belirlenmesinde hataya düşüldüğü görülmektedir.
Kusurun aidiyeti ve oranı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, dava konusu olay nedeniyle maddi tazminatın hesaplanmasında esas alınacak ücretin belirlenmesine ilişkindir. İş kazası sonucu ölüm nedeniyle hak sahiplerinin maddi tazminatının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Öte yandan, gerçek ücretin ise; işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücret olduğu, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş ücret olmadığı Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. Davacının tecrübeli bir ağır vasıta sürücüsü olduğu dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden belli olmaktadır. Bu nitelikteki bir işçinin asgari ücretle çalışmasının hayatın olağan akışına ve yaşam deneyimlerine uygun düşmeyeceği, giderek, sigorta müfettişinin asgari ücret üzerinden yapmış olduğu saptamanın ve işyeri kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı açık-seçiktir. Nitekim davacı taraf da ücrete itirazda bulunmuştur. Davacının asgari ücretle çalışmadığının kabulü yerindedir. Ancak davacının olay tarihindeki ücretine ilişkin soyut tanık anlatımı ile davacı beyanı esas alınarak davacının olay tarihinde 1.100,00-TL net ücretle çalıştığının kabulü ile hesaplama yapılması hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, davacı işçinin tecrübeli bir ağır vasıta sürücüsü olduğu ve bu nitelikteki birinin asgari ücretle çalışmayacağı kabul edilerek, ilgili meslek kuruluşundan bilinen devrede sigortalının alabileceği ücretleri sormak, benzer işyerlerinde çalışan ve emsal işi yapanların ücretlerini araştırılmak suretiyle işçinin gerçek ücretini belirlemek, gerçek ücretle işçinin tazminatını yeniden hesaplatmak, hüküm tarihine en yakın tarihteki verilere göre SGK tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerini rücu edilebilir bölümü indirilmek, usuli kazanılmış haklar gözetilerek sonucuna göre karar verilmekten ibarettir.
Öte yandan; Mahkemece hükme esas alınan 02.12.2014 tarihli hesap bilirkişi raporunda sigortalının zararı hesaplanırken asgari geçim indiriminin dikkate alınması isabetlidir. Ne var ki bilinen devrede, tazminata esas alınacak davacı ücretinin belirlenmesi sırasında, önce net asgari ücretin bulunup, sonra bu ücretin belirlenen katsayı oranında artırılması ve en son asgari geçim indiriminin ilave edilmesi gerekirken, asgari geçim indirimi uygulanmış net asgari ücretin katsayı dahilinde artırıldığı, diğer bir deyişle asgari
.../...

- geçim indirimlerine de artırım uygulandığı ve bu şekilde artırılarak tespit edilen ücrete (Evli ve iki çocuklu olan davacı için) evli ve dört çocuklu için belirlenen asgari geçim indiriminin ilavesi suretiyle ücretin belirlendiği görülmektedir. Asgari geçim indiriminin hesaplanma şekli 5165 sayılı yasanın 2.maddesiyle değişik 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun “asgari geçim indirimi” başlıklı 32.maddesinde gösterilmiş olup, hesap yönteminin buna aykırı olduğu ortadadır. Hal böyle olunca ücretin bu yönüyle de hatalı tespit edildiği ve tazminatın belirlendiği hesap raporunun hükme esas alınmasının isabetsiz olduğu ortadadır.
Davacılar hüküm altına alınacak tazminatlara olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi talebinde bulunmuş mahkemede buna uygun olarak davalı işveren bakımından faizin olay tarihinden itibaren işletilmesine karar verilmiştir.
Öte yandan iş kazası sonucu ölüm nedeniyle hak sahipleri tarafından açılan tazminat davalarında faizin ölüm tarihinden itibaren yürütüleceği, ölümle birlikte hak sahipleri bakımından haksız eylemin gerçekleştiğinin giderek zarara yol açan bakımından temerrüde düşüldüğünün kabulünün gerektiği, Dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarındandır. Hal böyle olunca da davalı işveren şirket bakımından hüküm altına alınan tazminatlara, 21.12.2010 ölüm tarihinden itibaren faize karar verilmek gerekirken, 26.09.2010 olay tarihinden itibaren faize karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, manevi tazminatların takdiri ile maddi tazminatın hesabında esas alınacak ücretin belirlenmesinde ve hüküm altına alınan tazminatlara uygulanacak faizin başlangıcında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, Davacılar ile davalılardan Ö.. Ş... yararına takdir edilen 1.100.00.TL duruşma Avukatlık parasının karşılıklı olarak birbirlerine yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davacılar ve davalılardan Ö.. Ş..."ne iadesine,
03.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.



Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


Avukat Web Sitesi