Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2014/15425
Karar No: 2014/19648
Karar Tarihi: 16.12.2014

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2014/15425 Esas 2014/19648 Karar Sayılı İlamı

1. Hukuk Dairesi         2014/15425 E.  ,  2014/19648 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

    Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 16.12.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalı ... vekili Avukat, davalı ... gelmediler, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekiln sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

    -KARAR-

    Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
    Davacılar, mirasbırakanları ..."in, davaya konu 349 ada 5 sayılı parseldeki 3 nolu bağımsız bölüm ile 450 ada 11 sayılı parseldeki 8, 9 ve 11 nolu bağımsız bölümleri ikinci eşi olan davalı ..."ye satış suretiyle temlik ettiğini, ilk eşinden olma çocukları olmaları nedeniyle kendilerinden mal kaçırmak amacıyla, murisin, davalı eşi ..."den olma oğlu..."a verdiği vekâletname ile işlemin gerçekleştirildiğini; vekâletnamenin düzenlendiği ve temlik tarihinde mirasbırakanın ağır hasta olması nedeniyle hukuki ehliyetinin bulunmadığını, yapılan işlemin, mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, davalı ... tarafından da taşınmazların kısa bir süre sonra muvazalı biçimde diğer davalı ..."ye devredildiğini, ..."nin durumu bilerek hareket ettiğini ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile mirasçılar adına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
    Davalı ...; davacıların iddialarının yersiz olduğunu; davalı ... ise, taşınmazları parasını ödeyerek satın aldığını, durumu bilmediğini belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
    Mahkemece, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davada, ilk el durumundaki ... yönünden iddianın kanıtlandığı, ancak, ikinci el durumundaki ..."nin iyiniyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Dosya içeriği ve toplanan delillerden, mirasbırakan 1946 doğumlu ..."in, 07.10.2009 tarihinde öldüğü, geriye mirasçıları olarak davalı eşi ..., ilk eşinden olma davacı çocukları ... ve ... ile davalı ..."den olma dava dışı çocukları ... ve ..."ın kaldığı; dava konusu 459 ada 11 sayılı parseldeki 8, 9 ve 11 nolu bağımsız bölümler ile 349 ada 5 sayılı parseldeki 3 nolu bağımsız bölüm muris ... adına kayıtlı iken, oğlu .... tarafından vekâletnamesindeki satış yetkisine istinaden 17.08.2009 tarihinde toplam 33.000,00 TL bedelle davalı ..."ye satış yoluyla temlik edildiği; ..."nin de dava konusu bağımsız bölümlerin tamamını 23.09.2009 tarihinde toplam 36.000,00 TL bedelle diğer davalı ..."ye satış suretiyle devrettiği, taşınmazların satış tarihi ve dava tarihi itibariyle keşfen belirlenen toplam değerinin ise 211.023,00 TL olduğu anlaşılmaktadır.
    Bu olgulara göre, mirasbırakanın, alım gücü olmayan davalı eşine taşınmazları devretmesi için bir nedeninin olmadığı, işbu devrin diğer mirasçılardan mal kaçırmak için yapıldığının benimsenmesinde bir isabetsizlik yoktur.
    Ne var ki, ikinci el durumunda bulunan kayıt maliki davalı ..."nin ediniminde iyi niyetli olup olmadığının bir başka ifadeyle Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanamayacağı hususunda yapılan araştırmanın hükme elverişli ve yeterli olduğu söylenemez.
    Bilindiği gibi, hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alış verişte bulunmaları satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir.
    Bir devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise bunun kadar önemli olan ötekisi topraktır. İşte bu nedenle Devlet nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş, bunların aleniliğini ( herkese açık olmasını ) sağlamış, iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş; değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarak da tapuya itimat edip taşınmaz mal edinen kişinin iyiniyetini korumak zorunluluğunu duymuştur. Belirtilen ilke TMK"nin 1023. maddesinde "Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur" ve TMK"nin 1024. maddesinde; "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz" biçiminde öngörülmüştür.
    Tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin iyiniyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımakladır. Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse, diğer yanda ise kendisi için maddi, hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır. Bu nedenle, yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta, şeklen iyi niyetli gözükeni değil, gerçekten iyi niyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima gözönünde tutulması, bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim bu görüşten hareketle "kötü niyet iddiasının defi değil, itiraz olduğu iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden (re"sen) nazara alınacağı ilkeleri 8.11.1991 tarihli 1990/4 esas 1991/13 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında kabul edilmiş, bilimsel görüşler de aynı doğrultuda gelişmiştir.
    Hâl böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılması, taraf delillerinin toplanması, tanıkların dinlenmesi, toplanacak tüm delillerin davalı ... hakkında yapılan zabıta araştırmasında elde edilen bilgiler, temlikin kısa aralıkla gerçekleştirilmesi ve değerler arasında aşırı fark bulunması gibi mevcut olgularla birlikte değerlendirilmesi, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturmayla yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
    Davacılar vekilinin bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz edenler vekili için 1.100.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenlerden alınmasına, 16.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.






















    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi