Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2014/13075
Karar No: 2014/19651
Karar Tarihi: 16.12.2014

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2014/13075 Esas 2014/19651 Karar Sayılı İlamı

1. Hukuk Dairesi         2014/13075 E.  ,  2014/19651 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

    Taraflar arasında görülen tapu iptali, tescil davası sonunda, yerel mahkemece davacının ve asli müdahilin davalarının kabulüne, payları oranında (1/5"er) tapunun iptali ile adlarına yazılmasına, kalan payların davalı üzerinde bırakılmasına ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 16.12.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı ..., asli müdahil davacı ... geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin ve asillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

    -KARAR-

    Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
    Davacı ..., mirasbırakanı..."in 1912 ada 11 parsel sayılı taşınmazdaki 147/298 payını taşınmaz üzerinde inşa ettiği zemin ve 2 normal kattan ibaret üç katlı binayla birlikte her hangi bir bedel almadığı halde satış gibi göstererek 04/07/1994 tarihinde davalı oğlu İlhanbey"e bağışladığını, yapılan işlemin muvazaalı olduğunu ileri sürerek, dava konusu 1912 ada 11 parsel sayılı taşınmazdaki davalı adına kayıtlı 147/298 payın miras payı oranında iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
    Asli müdahil Kayabey, aynı sebepleri ileri sürerek kendi miras payı yönünden tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
    Davalı ..., işlemin gerçek bir satış olduğunu, muvazaalı işlem yapılmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece, tarafların mirasbırakanı ... ile davalı arasında yapılan satış vaadi sözleşmesinin muvazaalı olduğu gerekçesiyle, davacının ve asli müdahilin davalarının kabulüne, payları oranında ( 1/5" er ) tapunun iptali ile adlarına yazılmasına, kalan payların davalı üzerinde bırakılması karar verilmiştir.
    Dosya içeriği ve toplanan delillerden, mirasbırakan ...nın 02/03/2010 tarihinde öldüğü, geriye çocukları olan davacı ..., asli müdahil Kayabey, davalı ... ile dava dışı ... ve ..."ın mirasçı olarak kaldıkları; mirasbırakanın, dava konusu 1912 ada, 11 parsel sayılı 197,00 m² arsa nitelikli taşınmazdaki 147/298 payını 04.07.1994 tarihinde 47.000,00 TL bedelle satış yoluyla davalı oğlu İlhanbey"e satış yoluyla temlik ettiği, taşınmazın tapu kaydında A ile gösterilen binanın mirasbırakan ..."e ait olduğuna ilişkin açıklama bulunduğu, mirasbırakanın, ... 3. Noterliğinin 27/05/1994 tarihli 31838 sayılı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesiyle; dava konusu 1912 ada 11 parsel sayılı taşınmazda inşa ettiği 3 katlı binanın tamamını 50.000,00 TL bedel karşılığında davalı ..."e satış yapmayı vaad ettiği, ileride kat irtifakı kurulduğunda bu daire ve dükkanlara tekabül edecek arsa payı ile birlikte gerekli kat"i satış ferağ takririni vereceğini, satış bedeli olan parayı nakden, tamamen ve haricen aldığını beyan ettiği anlaşılmaktadır.
    Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
    Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu"nun 706., Türk Borçlar Kanunu"nun 237. (Borçlar Kanunu"nun 213.) ve Tapu Kanunu"nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
    Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
    Ne var ki, Mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılmadığı gibi, mirasbırakan ile davalı arasında düzenlenen, ... 3. Noterliğinin 27/05/1994 tarih 31838 yevmiyeli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin muvazaalı olduğu yönünde değerlendirme yapıldığı, mirasbırakan ile davalı arasından yapılan dava konusu 1912 ada 11 parsel sayılı taşınmazdaki 147/298 payın temliki yönünden bir değerlendirme yapılmaksızın infaza elverişli olmayacak şekilde hüküm kurulduğu tartışmasızdır.
    Öte yandan, hemen belirtilmelidir ki, açılan bir davaya konu edilen şey hakkında tarafların dışında hak iddia edilerek o şeyin kendisine ait olduğunu ileri süren ve harcını yatırmak suretiyle davaya dahil olan kimsenin hukuki durumu asli müdahilliktir. Asli müdahalede, dava edilen müddeabih esastır. Anılan müddeabihin dışına çıkılarak dava konusu edilmeyen hususta hak talebinde bulunulmasına asli müdahale yoluyla yasal olanak yoktur. Bir başka ifade ile asli müdahale dava konusuyla bağlantılı olarak tarafların dışında müstakil hak arama durumudur.
    Somut olaya bu ilkeler çerçevesinde bakıldığında; davacının miras payına yönelik açtığı eldeki davada asli müdahilin kendi payı bakımından isteğinin kabul görmeyeceği açıktır.
    Hâl böyle olunca, öncelikle asli müdahilin isteği müstakil bir dava olarak düşünülerek eldeki davadan tefrik edilip ayrı bir esasa kaydının yapılması, ondan sonra işin esası bakımından yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılması, davanın taraflarının bildirdikleri tanıkların yeniden dinlenmesi, mirasbırakan ..."in, ... 3. Noterliğinin 27/05/1994 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesiyle dava konusu 1912 ada 11 parsel sayılı taşınmazdaki 147/298 payı üzerinde inşa ettiği 3 katlı binanın satışını yapmayı vaad ettiği, daha sonra bu taşınmazdaki 147/298 payını 04.07.1994 tarihinde satış yoluyla davalı oğlu İlhanbey"e satış yoluyla temlik ettiği gözetilerek, mirasbırakanın davaya konu 1912 ada 11 parsel sayılı taşınmazdaki 147/298 payını 04.07.1994 tarihli resmi akitle satış yoluyla davalıya temlikinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olup olmadığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturlması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturmayla yetinilerek yanılgılı değerlendirmeyle infaza elverişli olmayacak şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
    Davalı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 1.100.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenden alınmasına, 16.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

















    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi