Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2017/1172
Karar No: 2018/499

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/1172 Esas 2018/499 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2017/1172 E.  ,  2018/499 K.

    "İçtihat Metni"



    Kararı veren
    Yargıtay Dairesi : 15. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Ağır Ceza
    Sayısı : 327-7

    Sanık ... hakkında resmî belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından açılan kamu davasında yapılan yargılama sırasında eylemin resmî belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını oluşturabileceği gerekçesiyle İstanbul 6. Asliye Ceza Mahkemesince 25.11.2008 tarih ve 112-898 sayı ile verilen görevsizlik kararı üzerine dosyanın gönderildiği İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesince 04.11.2010 tarih ve 37-455 sayı ile; sanığın, resmî belgede sahtecilik suçundan TCK"nın 204/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası; nitelikli dolandırıcılık suçundan TCK"nın 158/1-f-h ve 52/2. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 36.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; her iki suç yönünden aynı Kanun"un 53. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
    Hükümlerin sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen (Kapatılan) 23. Ceza Dairesince 10.06.2015 tarih ve 1662-2453 sayı ile; resmî belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün onanmasına; nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün ise;
    "...1- Sanık hakkında 14.02.2008 tarihli iddianameyle resmî belgede sahtecilik ve basit dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı TCK"nın 157/1. ve 204/1. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı, İstanbul 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/11/2008 tarih ve 2008/112 Esas, 2008/898 sayılı kararı ile iddianamede anlatılan eylemin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dosyanın İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, bu mahkemece çıkarılan yakalama kararına istinaden yakalanan sanığın istinabe yoluyla savunmasının alındığı, ancak ifadesinin alınması sırasında görevsizlik kararının sanığa okunmadığı, yine Cumhuriyet savcısının sanığın resmi belgede sahtecilik suçunun yanısıra nitelikli dolandırıcılık suçundan da cezalandırılmasına yönelik mütalaasını açıkladığı oturumda sanığın ve sanık müdafisinin hazır bulunmadığı anlaşılmış olup bu şekilde ek savunma hakkı tanınmadan sanık hakkında yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle 5271 sayılı CMK"nın 226. maddesine muhalefet edilmesi,
    2- Katılan vekilinin soruşturma aşamasında verdiği şikayet dilekçesinde suça konu çekin sanık tarafından reklam hizmeti karşılığı olan borcuna mahsuben verildiğinin belirtilmesi, katılan ..."in de ifadelerinde suça konu çeki sanıktan yayınladıkları reklam ücreti karşılığı aldıklarını belirtmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, çekin sanık tarafından önceden doğan borç ilişkisi nedeniyle verilip verilmediği, bu kapsamda somut olayda dolandırıcılık suçunun unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılıp, irdelenmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
    Kabule göre de;
    a- Sanığın talimatla alınan savunmasında "suça konu çek karşılığında katılan şirket yetkililerine 35.000 TL’lik vadeler bölünmüş senetler verdiğini ve karşılığında ibraname aldığını" beyan etmesi karşısında; sanığın savunmasında ileri sürdüğü bu iddiasının gerçekliği araştırılmadan ve buna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK"nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerekip gerekmediği değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm verilmesi,
    b- Katılan vekilinin şikayet dilekçesinde suça konu çekin sanık tarafından 23.06.2005 tarihinde katılan firmaya verildiğinin belirtilmesi karşısında, suç tarihi bu tarih olarak ele alındığında, sanık hakkında atılı nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken 5237 sayılı TCK"nın 158. maddesinin 29.06.2005 tarihli 5377 sayılı Kanun ile değiştirilmesinden önceki halinin sanığın daha lehine olacağının gözetilmemesi,
    c- Suç tarihinin suça konu çekin sanık tarafından katılan firmaya verildiği tarih olan 23.06.2005 olarak kabul edilmesi gerekirken, gerekçeli karar başlığında 14.02.2008 olarak gösterilmesi,” isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Bozmaya uyulmasına karar veren Yerel Mahkemece 17.11.2015 tarih ve 145-355 sayı ile; nitelikli dolandırıcılık suçundan sanığın beraatine ilişkin verilen hükmün, katılan ...Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen (Kapatılan) 23. Ceza Dairesince 05.10.2016 tarih ve 6336-8566 sayı ile;
    “...Dairemizin 2015/1662 E. 2015/2453 K. 10.06.2015 tarihli ilamı ile mahkemenin 2009/37 E. 2010/455 K. 04.11.2010 tarihli kararı, sanık hakkında dolandırıcılık suçundan hüküm kurulur iken ek savunma hakkı tanınmadan mahkûmiyet hükmü kurulmak suretiyle 5271 sayılı CMK"nın 226. maddesine muhalefet edildiği ve suç tarihinin suça konu çekin sanık tarafından katılan firmaya verildiği tarih olan 23.06.2005 olarak kabul edilmesi gerekirken, gerekçeli karar başlığında 14.02.2008 olarak gösterilmesi bozma nedeni yapılmış iken Mahkemece bahsi geçen bozmaya uymasına rağmen usuli eksiklikleri gidermeksizin sanık hakkında beraat kararı vermesi,” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Yerel Mahkeme ise 19.01.2017 tarih ve 327-7 sayı ile önceki hükümde direnmiştir.
    Bu hükmün de katılan ...Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.10.2017 tarihli ve 12441 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesiyle dosya, kararına direnilen Yargıtay 23. Ceza Dairesi kapatıldığı için bu daireye ait işlerin devredildiği Yargıtay 15. Ceza Dairesine gönderilmiş, 6763 sayılı Kanunun 38. maddesiyle 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 10. madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 15. Ceza Dairesince 05.12.2017 tarih ve 34431-25874 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Sanık Serdar Kurtul hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan verilen mahkûmiyet hükmü Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme, Serdar Kurtul hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözülmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkin ise de, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle, aleyhe olan bozma kararına karşı sanığın beyanı alınmadan direnme hükmü verilip verilemeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Yerel Mahkemece, bozmadan sonra yapılan yargılamada sanık ve müdafisine bozma kararı ve duruşma günü davetiyesinin tebliğ edildiği, sanığın tebliğe rağmen duruşmaya gelmemesi üzerine sanık müdafisinin dinlenilmesi ile yetinilip, sanıktan aleyhe olan bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan önceki hükümde direnilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
    1412 sayılı CMUK"un 326/2. maddesine göre, hükmün aleyhe bozulması hâlinde davaya yeniden bakacak mahkemece, sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması zorunlu olup müdafisinin dinlenilmesi ile de yetinilemez. Aynı kurala 5271 sayılı CMK"nın 307/2. maddesinde de yer verilmiş olup anılan bu kanun hükümleri uyarınca sanığa, bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğurabilecek olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki delillerini sunma imkânı tanınmalıdır. Bu düzenleme, savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayandığından, uyulmasında zorunluluk bulunan emredici kurallardandır.
    Bu zorunluluk beraat hükmünde direnilmesi halinde de geçerlidir. Zira Ceza Genel Kurulunca yapılacak inceleme sonucunda Özel Dairenin aleyhe bozması isabetli bulunup yerel mahkeme hükmünün bozulması mümkündür. 1412 sayılı CMUK"un 326/3. maddesine göre ısrar üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymak mecburidir. Bu durumda sanıktan aleyhe bozmaya karşı diyeceği sorulmadan beraat hükmünde direnilebileceğinin kabulü savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurabilecektir. Savunma hakkı sanığın en önemli hakkı olup bu hakkın sınırlanması 1412 sayılı CMUK"un 308/8. maddesi uyarınca mutlak bozma nedenidir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun duraksamasız uygulamaları da ısrar edilen önceki hüküm beraat dahi olsa sanıktan aleyhe bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan direnme kararı verilemeyeceği yönündedir.
    Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün, aleyhe olan bozmaya karşı sanığın beyanı alınmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması isabetsizliğinden, sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.01.2017 tarihli ve 327-7 sayılı direnme kararına konu hükmünün, aleyhe olan bozmaya karşı sanığın beyanı alınmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
    2- Dosyanın, mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 01.11.2018 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.





    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi