
Esas No: 2016/1159
Karar No: 2020/254
Karar Tarihi: 05.03.2020
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2016/1159 Esas 2020/254 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “işçilik alacakları” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Kütahya 2. İş Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili 10.02.2014 tarihli dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılardan T.K.İ. Kurumuna bağlı S.L.İ. Müessese Müdürlüğünden ihale yoluyla iş alan alt işverenler bünyesinde işe başladığını, işyerinin 01.11.2012 tarihinde davalılardan Elektrik Üretim A.Ş. (...) tarafından devralındığını, 17.06.2013 tarihinde ise aynı işyerinin bu kez diğer davalı... ... Elektrik Üretim A.Ş.’ye (davalı... Şirketi) devredildiğini, iş sözleşmesinin davalıların alt işvereni olan dava dışı işveren bünyesinde çalışmakta iken haksız olarak feshedildiğini, davalı T.K.İ. Genel Müdürlüğünün asıl işveren, devir alan ...’ın işyerinin devir ve intikali hükümlerine ve ilgili mevzuata göre yine asıl işveren, diğer davalı... Şirketinin de yine asıl işveren olarak müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını belirterek kıdem tazminatının davalılardan sorumlu oldukları miktar ile sınırlı olmak kaydıyla müştereken ve müteselsilen; ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağının ise son asıl işveren davalı... Şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğü (davalı T.K.İ.) vekili cevap dilekçesinde; davacının talep ettiği tüm alacakların zamanaşımına uğradığını, müvekkili ile davacı işçi arasında iş ilişkisi bulunmadığından taraf sıfatlarının bulunmadığını, ... Linyitleri İşletmesi Müdürlüğünün müvekkili Kuruma bağlı olmayıp Yüksek Planlama Kurulu kararı ile önce davalı ...’a bağlanıp daha sonra özelleştirme sonucu diğer davalı... Şirketine devredildiğini, davalı ... ile müvekkili arasında düzenlenen protokolün 23.10.2012 tarihinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca onaylandığını ve söz konusu Yüksek Planlama Kurulu kararının yürürlüğe girdiğini, protokol ve karar ile müvekkili kuruma bağlı ... Linyitleri İşletmesi Müdürlüğünün bütün varlıklarının hak ve vecibeleri ile mükellefiyetlerinin de ...’a geçtiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
6. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının ... Linyitleri İşletmesi Müessese Müdürlüğünde çalışmaya başladığını, anılan müessesenin 03.09.2012 tarihli ve 2012/T-14 sayılı Yüksek Planlama Kurulu kararının 5. maddesi doğrultusunda düzenlenen devir protokolü ile müvekkiline bağlandığını, davacının 17.06.2013 tarihli özelleştirme sonucu devralan diğer davalı... Şirketinde çalışmakta iken iş sözleşmesinin sona erdiğini, müvekkilinin taraf sıfatının bulunmadığını, tamamı kamuya ait olan bir işyerinin özelleştirme işlemi sonucu başka bir işverene geçmesinin işyeri devri niteliğinde olduğunu, devir nedeniyle feshe bağlı hakların istenemeyeceğini, davacının özelleştirme tarihinden itibaren diğer davalı şirket bünyesinde aralıksız çalışmasına devam ettiğini, davacının iş sözleşmesinin müvekkilinden özelleştirme ile devralan bu şirket tarafından feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
7. Davalı... ... Elektrik Üretim A.Ş. (davalı... Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... bünyesindeki ... Linyitleri İşletmesini özelleştirme kapsamında 17.06.2013 tarihinde devraldığını, davacının çalışmasına ilişkin hiçbir bilgi ve belgenin müvekkili uhdesinde bulunmadığını, müvekkilinin 17.06.2013 tarihinde özelleştirme devir sözleşmesi ile işletmeyi devralması sonrasında ... tarafından diğer ... alt işverenlerine yapıldığı üzere sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini, müvekkili tarafından hâli hazırda işleyen ve faaliyetlerini durdurma imkânı bulunmayan işletmenin, devamlı bir organizasyon kurulana kadar ara vermeksizin çalışmanın devamını sağlamak amacıyla iş yapan alt işverenler ile 90 günlük iş protokolü imzalandığını ve belirtilen alt işverenler tarafından devir tarihi itibariyle 90 gün süre ile bu hizmetlerin yerine getirildiğini, devir tarihi olan 17.06.2013 tarihinden önceki çalışma dönemi bakımından müvekkilinin hiçbir ilgisinin bulunmadığını, 17.06.2013 tarihinde feshedilen ihale sözleşmesinden dolayı mevcut olan davacının iş sözleşmesi ve bu sözleşmeden kaynaklanan hakların sorumluluğunun alt işverenlere ve diğer davalı ...’a ait olduğunu, müvekkilinin yalnızca 90 gün için bu davacının asıl işvereni konumunda olduğunu ve çalışma hayatının genel prensiplerine göre davacının da 90 günlük yeni bir iş sözleşmesi ile çalıştığının kabulünün gerektiğini, 90 günlük sürenin sona ermesi nedeniyle davacının işvereni olan dava dışı alt işveren tarafından iş sözleşmesinin feshedildiğini, 90 günlük sürenin sona ermesi nedeniyle fesih üzerine davacının ihbar tazminatına hak kazanamayacağı gibi bir yılı doldurmaması nedeniyle de kıdem tazminatı ile yıllık izin hakkının da bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararı:
8. Kütahya 2. İş Mahkemesinin 03.08.2015 tarihli ve 2015/569 E., 2015/587 K. sayılı kararı ile; davalılar arasında işyeri devri olduğundan kıdem tazminatı bakımından devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluklarının bulunduğu, davalı... Şirketinin son asıl işveren olması nedeniyle tüm çalışma süresi çerçevesinde kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacağından sorumlu olacağı, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği ve yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığının ispat edilemediği gerekçeleriyle kıdem tazminatı yönünden davalıların belirtilen sorumluluk durumları dikkate alınarak, ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağı yönünden ise son asıl işveren davalı... Şirketinin sorumlu olduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
9. Kütahya 2. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
10. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 02.12.2015 tarihli ve 2015/29665 E., 2015/33400 K. sayılı kararı ile; "(1) nolu bentte davalı... Şirketinin tüm, diğer davalılar Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü ile Elektrik Üretim A.Ş. vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, (2) nolu bentte asıl-alt işveren ilişkisi ve işyeri devri ile ilgili açıklamalar yapıldıktan ve işyeri devrinin alt işveren yönünden sonuçlarına değinildikten sonra, davalı T.K.İ.’nin işyerini diğer davalı ...’a, davalı ...’ın ise aynı işyerini özelleştirme suretiyle diğer davalı... Şirketine devrettiği, bu itibarla iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı alacaklar bakımından davalılar ... ve T.K.İ.’nin asıl işveren oldukları dönemde doğmadıkları da dikkate alındığında anılan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluklarına karar verilmesinin isabetsiz olduğu" gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
11. Kütahya 2. İş Mahkemesinin 12.02.2016 tarihli ve 2016/18 E., 2016/32 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçelere ilaveten Özel Daire bozma karar tarihinden önce incelenen seri haldeki Kütahya 1. İş Mahkemesinin 6 adet dosyasında verilen bozma kararlarına anılan mahkemece uyulmakla bozma kararı lehine olan taraf yönünden usulü kazınılmış hak teşkil edeceği, bu nedenle aynı nitelikte davası olan işçiler hakkında aynı Daireden kaynaklı farklı kararlar çıkmasının önlenmesi, bireylerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarına duymaları beklenen güvenin zarar görmemesi amacının da gözetilmesi gerektiği, uyuşmazlık ile ilgili mahkemece yapılan araştırma sonucu ilgili makale ve tezlere değinildikten sonra, bu bilimsel makale ve tezin nazara alındığı, bozma kararında kıdem tazminatından davalı ... ve T.K.İ.’nin sorumlu olmadıklarına dair değerlendirmenin sadece muvazaa hâlinde sorumluluklarının kabul edilmesinin kanunun maksadına uymadığı, ayrıca devir protokollerinin hizmet alım ihalelerindeki rücu ilişkisini ve rücuya engel olan ilgili hükümlerin değerlendirilmesinin 5521 sayılı Kanun kapsamı dışında asliye hukuk mahkemelerinde görülecek davalı şirketlerin birbirlerine açacakları davalarda söz konusu olacağı, bozma kararının 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14/2. fıkrası kapsamında yapılması gerekirken rücu davalarını da kapsayacak şekilde karar verilmesinin yerinde olmadığı, 6552 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 112. maddesine getirilen yeniliklerin nazara alınmadığı, işçi lehine yorum ilkesinin ihlal edildiği belirtildikten sonra, işyeri devirlerinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 429. maddesinde işçi için öngörülen yazılı izin şartı gibi bu maddede öngörülen işçiyi koruyucu düzenlemeler, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 178. maddesinde sadece ticari şirketlerin birleşmesi durumunda işçiler lehine olan düzenlemeler ve işyeri veya işyerinin bir bölümünün devri kavramının yorumunda 1977/187 sayılı Yönerge, 19.06.1998 tarihli ve 98/50 sayılı yönerge değişikliği ve Avrupa Adalet Divanının 11.03.1993 tarihli Ayşe Süzen davasına ilişkin kararında belirtilen kıstasların hep işçiler lehine olan düzenlemeler olduğu, işçinin koruması ve iş güvencesi bağlamında risk taşıyan bir durumda tüm bu boşlukların kanunun ruhuna ve AB yönergelerine uygun doldurulması gerektiği, oysa bozma kararının işçi lehine yorum ilkesinin ihlali sonucunu doğurduğu gerekçeleriyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
12. Direnme kararı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
13. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; işyeri davalılardan Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu (... Linyit İşletmesi) bünyesinde faaliyet göstermekte iken Yüksek Planlama Kurulu kararı ve bu karara istinaden yapılan protokol sonucu davalılardan ...’a, daha sonra yapılan özelleştirme neticesinde de diğer davalı... Şirketine intikal ederek faaliyetlerine devam ettiği somut olayda; davalılar arasında işyeri devri hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı, burada varılacak sonuca göre de anılan işyerinde kesintisiz şekilde alt işveren işçisi olarak çalışmakta olan davacı işçinin kıdem tazminatından davalıların kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı olarak birlikte sorumlu tutulup tutulamayacağı noktalarında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
i. Davalı... ... Elektrik Üretim A.Ş. vekilinin temyizi yönünden;
14. Hukuki yarar dava şartı olduğu kadar, temyiz istemi için de aranan bir şarttır.
15. Davalı vekilinin Mahkemece verilen ilk karara yönelik tüm temyiz itirazlarının Özel Dairece reddedildiği görülmekle, direnme kararına yönelik temyiz isteminde hukuki yararı bulunmamaktadır.
16. O hâlde davalı... ... Elektrik Üretim A.Ş. vekilinin direnme kararına yönelik temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmelidir.
ii. Diğer davalılar vekillerinin temyizi yönünden;
17. İşyeri devri 4857 sayılı İş Kanunu"nun (4857 sayılı Kanun/İş Kanunu/Kanun) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;
"İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer.
Devralan işveren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür.
Yukarıdaki hükümlere göre devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludurlar. Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl süre ile sınırlıdır.
Tüzel kişiliğin birleşme veya katılma ya da türünün değişmesiyle sona ermesi halinde birlikte sorumluluk hükümleri uygulanmaz.
Devreden veya devralan işveren iş sözleşmesini sırf işyerinin veya işyerinin bir bölümünün devrinden dolayı feshedemez ve devir işçi yönünden fesih için haklı sebep oluşturmaz. Devreden veya devralan işverenin ekonomik ve teknolojik sebeplerin yahut iş organizasyonu değişikliğinin gerekli kıldığı fesih hakları veya işçi ve işverenlerin haklı sebeplerden derhal fesih hakları saklıdır.
Yukarıdaki hükümler, iflas dolayısıyla malvarlığının tasfiyesi sonucu işyerinin veya bir bölümünün başkasına devri halinde uygulanmaz.".
18. 4857 sayılı İş Kanunu"nun 2. maddesinin 1. fıkrasında belirtildiği üzere işveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birim olan işyerinin devrinden söz edebilmek için işyerini veya işyeri bölümünü oluşturan ekonomik birliğin kimliğini koruyarak devredilmesi gerekir.
19. İşyeri devrinin temel ölçütü ekonomik birliğin kimliğinin korunması olup, Avrupa Adalet Divanı kararlarına göre, maddî ve maddî olmayan unsurların devredilip devredilmediği ve devir anındaki değeri, işgücünün devri, müşteri çevresinin devri, işyerinde devirden önce ve sonra yürütülen faaliyetlerin benzerlik derecesi, işyerinde faaliyete ara verilmişse bunun süresi, işyeri devrinin kriterleri arasında kabul edilmektedir.
20. İşyeri bölümünün devrinde, mal imal eden işyerlerinde maddi unsurlar örneğin makine ve araçlar öne çıkarken, hizmet üreten işyerlerinde know-how, patent, lisans ve işgücü gibi unsurlar ön plandadır. Kimliğini koruyarak ekonomik birliğin devrinde önemli olan, devredilen üretim faktörleri arasında işlevsel bağlılığın korunması ve başka bir organizasyon yapısına dahil olduğunda, devralanın bu yolla aynı veya aynı tür ekonomik faaliyeti devam ettirmesidir (Süzek, S.: İş Hukuku, Yenilenmiş 18. Baskı, İstanbul 2019, s. 196).
21. Maddî ve maddî olmayan unsurların devri söz konusu olmaksızın da işgücünün önem taşıdığı sektörlerde ekonomik birliğin önemli unsuru olan işçilerin devri de, işyeri devri olarak kabul edilmelidir.
22. Devirden sonra işyerindeki ekonomik birliğin kimliğini koruyup korumadığının saptanabilmesi için, yürütülen faaliyetin devirden sonra yeni işveren tarafından aynı veya özdeş biçimde sürdürülmesi ölçütü yanında, işyerinin taşınmaz ve taşınır malları ile maddî olmayan varlıkların, işyerinde çalışan işçilerin sayı ve uzmanlık bakımından çoğunluğunun, bunun yanı sıra müşteri çevresinin devredilip devredilmediği, devir öncesi ve sonrasındaki faaliyetler arasında benzerlik olup olmadığı, devir sebebiyle işyerinde faaliyet askıya alınmışsa askı süresi gibi koşullar da göz önünde tutulmalıdır.
23. İşyeri devrinin işçilik alacaklarına etkisi ise İş Kanunu’nun 6. maddesinin 1 ilâ 3. fıkraları arasında düzenlenmiş olup, işyerinin devri hâlinde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralan işverene geçecektir. Devralan işveren hizmet süresinin esas alındığı hâllerde işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmak zorundadır. Bu durumda ihbar ve kıdem tazminatları ile yıllık izin ücreti gibi haklarda işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihten devralan işveren nezdinde çalıştığı ve bu hakları elde ettiği tarihe kadar olan çalışma süresinin toplamı üzerinden hesaplama yapılması gerekecektir. Devir tarihinden önce doğmuş ancak devir tarihinde ödenmesi gereken işçilik alacaklarından ise devreden ve devralan işveren müteselsilen sorumlu olup, bu sorumluluk devreden işveren açısından 2 yıllık süre ile sınırlıdır.
24. Buna karşılık 4857 sayılı İş Kanunu"nun 120. maddesi ile yürürlükte bırakılan 1475 sayılı İş Kanunu"nun kıdem tazminatını düzenleyen 14. maddesinin 2. fıkrasında devreden işverenin kıdem tazminatından sorumluluğu bakımından 2 yıllık süre sınırlaması bulunmamaktadır. Bu hâlde kıdem tazminatının tümü son ücret üzerinden devralan işveren tarafından ödenecek, devralan işveren ödediği tazminatın devreden işverenin işçiyi çalıştırdığı süre ve devir tarihinde aldığı ücret seviyesine göre belirlenecek kısmı için devreden işverene rücu edebilecektir.
25. Alt işveren ise bir işyerinde yürütülen mal ve hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde veya yardımcı işlerde, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren alanlarda iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini, sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise asıl işveren olarak adlandırılabilir. Bu tanımlamalara göre asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığından söz edebilmek için iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekmektedir.
26. İş Kanunu’nun 2. maddesinin 6. fıkrasına göre asıl işveren-alt işveren ilişkisinde asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.
27. Asıl-alt işveren ilişkisi açısından özellik gösteren bir durum, işçilerin aynı işyerinde değişik alt işverenler yanında kesintisiz çalışması ile ilgilidir. Bu durum özellikle kamu işyerlerinde söz konusu olmaktadır. Gerçekten kamu kurum ve kuruluşları ihale ile işyerindeki bazı işleri alt işverenlere vermekte, pek çok durumda işyerlerinde alt işverenlerin örneğin her yıl değişmesine rağmen işçiler yeni alt işveren yanında çalışmaya devam etmektedirler. Bu nedenle alt işverenlerin ve asıl işverenin bu işçilerin haklarından nasıl sorumlu olacakları konusunda uygulamada pek çok sorun yaşanmaktadır. Bu durumda işyeri devrine benzer bir durum söz konusu olduğundan İş Kanunu’nun 6. maddesinin kıyasen uygulanması yerinde olacaktır (Çelik, N./Caniklioğlu, N./Canbolat, T.: İş Hukuku Dersleri, Yenilenmiş 29. Bası, İstanbul 2016, s. 73).
28. Süresi sona eren alt işverenle yeni ihaleyi alan alt işveren arasında açık biçimde işyeri devrini öngören bir sözleşme yapılması da imkân dâhilindedir. Alt işverenin değişmesine rağmen yeni alt işveren nezdinde işyerinde çalışmaya devam edecek olan işçilerin belirlendiği hallerde, sözü edilen işçiler bakımından iş sözleşmelerinin devralan işverene geçtiği tartışmasızdır. Ancak yeni alt işverende çalışacak olan işçiler arasında gösterilmeyen ve süresi sona eren alt işveren tarafından başka bir işyerinde çalıştırılmak üzere bildirimde bulunulmayan işçilerin iş sözleşmelerinin devreden alt işveren tarafından feshedildiğini kabul etmek gerekir.
29. Alt işverenin asıl işverenle akdettiği çalışma süresinin sonunda veya süresinden önce alt işverenin, ilişkinin sonlandırılması nedenine dayalı olarak tüm işçilerine başka işyeri göstererek işyerinden ayrılması, ardından işin asıl işveren tarafından başka bir alt işverene verilmesi örneğinde alt işverenler arasında hukukî bir ilişki bulunmamaktadır. Hukukî ilişki, alt işverenler ile asıl işveren arasında gerçekleştiğinden belirtilen durum alt işverenler arasında işyeri devri olarak değerlendirilemez.
30. Alt işverenlerin değişmesi en yaygın biçimde, süresi sona eren alt işverenin işyerinden ayrılması ve işçilerin yeni alt işveren nezdinde çalışmaya devam etmeleri şeklinde gerçekleşmektedir. Bu eylemli durumun işyeri devri niteliğinde olup olmadığının tespiti ile hukukî sonuçlarının belirlenmesi önemlidir. Alt işverenlerin değişiminde olması gereken, süresi sona eren alt işverenin işyerinden ayrılması anında işçilerini de beraberinde başka işyerlerine götürmesi veya iş sözleşmelerinin sona erdirilmesidir. Bunun tersine alt işveren işçilerinin alt işverenin işyerinden ayrılmasına rağmen yeni alt işveren yanında aynı şekilde çalışmayı sürdürmeleri hâlinde, alt işverenler arasında İş Kanunu’nun 6. maddesi anlamında bir işyeri devrinin kabulü gerekir. Bu durumda yeni alt işverenin, devam eden iş sözleşmelerini de devraldığı aynı maddede hükme bağlanmıştır.
31. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; öncelikle mahkemece davalılar arasında işyeri devri hükümleri bulunduğu ve davalıların asıl işveren oldukları yönündeki kabulü ile davacının temyizinin bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde somut olayda muvazaa yönünden bir inceleme yapılmamıştır. Bu bağlamda davalı işyerinin davalılardan T.K.İ. Genel Müdürlüğü nezdinde faaliyet göstermekte iken Yüksek Planlama Kurulu kararı ile bu karara istinaden yapılan protokol uyarınca davalı ...’a, daha sonra ise özelleştirme sonucu diğer davalı... ... Elektrik Üretim A.Ş.’ye devredildiği, tüm bu aşamalarda davacının dava dışı değişen alt işverenler işçisi olarak davalı işyerinde kesintisiz olarak çalışmasını sürdürdüğü, davalı... ... Elektrik Üretim A.Ş. nezdinde dava dışı alt işveren işçisi olarak çalışmakta iken iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın feshedildiği anlaşılmıştır.
32. Davacının dava dışı alt işveren işçisi olarak davalı işyerinde kesintisiz çalışmasını sürdürmesi, işyerini en son devralan davalı... Şirketinin alt işvereni olan dava dışı alt işveren tarafından iş sözleşmesinin haklı neden olmaksızın feshedilmesi karşısında davacının feshe bağlı olan kıdem tazminatına hak kazandığı açıktır. Ayrıca 4857 sayılı İş Kanunu’nun 120. maddesi yollamasıyla hâlen uygulanmakta olan 1475 sayılı mülga İş Kanunu’nun 14/2. fıkrası uyarınca işyerini devreden davalılar T.K.İ. Genel Müdürlüğü ile ...’ın işyeri devri ve asıl-alt işveren ilişkisine ilişkin hükümler ile 1475 sayılı mülga İş Kanunu’nun 14/2. fıkrası uyarınca kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücretleri ile, son asıl işveren olan devralan davalı... Şirketinin ise davacının tüm çalışma dönemi ve fesih tarihindeki ücret üzerinden kıdem tazminatından sorumlu olacaklarından mahkemece bu yönde verilen direnme kararı isabetlidir.
33. Ne var ki; Özel Dairece davalılar T.K.İ. Genel Müdürlüğü ile ... vekillerinin davanın esasına yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.
IV. SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle;
1- Davalı... ... Elektrik Üretim A.Ş. vekilinin direnme kararına yönelik temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan REDDİNE,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
2- Direnme uygun bulunduğundan davalılar T.K.İ. Genel Müdürlüğü ve ... vekillerinin işin esasına ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 22. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,
Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 05.03.2020 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.