Ceza Genel Kurulu 2017/158 E. , 2018/529 K.
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 12. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Sayısı : 309-511
2863 sayılı Kanun"a muhalefet suçundan sanık ..."in CMK"nın 223/2-b maddesi gereğince beraatine ilişkin İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 25.02.2014 tarihli ve 479-98 sayılı hükmün, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 25.02.2016 tarih ve 23171-3071 sayı ile;
“İstanbul I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu"nun 13.09.1989 gün ve 1296 sayılı kararı ile, "yıkılırken, ilgili belediye başkanlığınca mühürlenerek kontrol altına alınan" ahşap yapının, korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edildiği, anılan kurulun 12.07.1995 tarih ve 6848 sayılı kararı ile kentsel ve tarihi sit sınırları içerisinde kalan taşınmazı yıkıp, otopark olarak işlettiği iddiasıyla sanık hakkında dava açıldığı, sanığın aşamalardaki savunmalarında, 1988 yılında meydana gelen yangın nedeniyle taşınmazın büyük kısmının kullanılamaz hâle geldiğini, arsa boş kalmasın, çöplük hâline gelmesin diye otopark olarak işletmeye karar verdiğini, otopark ruhsatı almak için, Eminönü Belediyesine başvurduğunu, belediye görevlilerinin taşınmazı yerinde incelediklerini ve arsanın köşesinde bulunan harabe durumdaki küçük dükkânın çevreye zarar verebileceğinden yıkılması gerektiğini, arsanın tamamen temizlenmesi durumunda ruhsat verilebileceğini söylediklerini beyan ettiği, buna karşılık, sanığın, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Ruhsat ve Denetim Müdürlüğüne başvurarak ruhsat talebinde bulunduğu 05.09.2012 tarihli dilekçede; "İlgi yazınızda açık otopark olarak faaliyet gösterilmek istenen iş yerim hakkında, parselimin tescilli olduğu, fonksiyonu dışında bir kullanıma izin verilemeyeceği, her türlü uygulama için İstanbul IV Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulundan onay alınması gerektiğinden bahsedilmekte, aksi durumda yasal işlem uygulanacağı belirtilmektedir. Ancak söz konusu tapulu parselim boş arsa hâlinde olup, üzerinde herhangi tarihi eser ya da iskâna esas yapı bulunmamaktadır. Arsamı açık otopark olarak değerlendirebilmem için gerekli olan çalışma ruhsatımı alabilmem adına, talebimin yeniden değerlendirilmesini arz ederim" şeklinde beyanların yer aldığı ve dilekçe ekinde sunulan aynı tarihli taahhütnamede sanık tarafından, açık otopark olarak faaliyet gösterilecek davaya konu arsa hakkında, Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu veya herhangi bir nedenden doğabilecek olumsuzluktan dolayı çalışma ruhsatının iptali hâlinde, arsanın otopark vs. faaliyetlerden arındırılarak, koşulsuz olarak boşaltılacağının, hiçbir hak talep edilmeyeceğinin beyan ve taahhüt edildiği, 15.03.2013 tarihinde yerinde yapılan denetimlerde, parsel üzerinde herhangi bir yapının bulunmadığının tespit edildiği anlaşılmakla, sanığın dava konusu parseli otopark olarak kullanmak amacıyla, üzerinde yer alan tescilli taşınmazı yıktığı ya da yıktırdığının tüm dosya kapsamı itibarıyla sabit olması karşısında, sanığın atılı suçtan mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesi ise 30.06.2016 tarih ve 309-511 sayı ile;
"Her ne kadar mahkememizin 2013/479 esas, 2014/98 karar sayılı kararı bozulmuş ise de, suça konu tescilli kültür varlığının dosya içerisinde bulunan 11.03.1988 tarihli yangın raporuna göre büyük bir ölçüde yandığı, dosya içerisinde bulunan 25.10.1991 tarihli tespit raporunda sadece bodrum kat ve zemin kat duvarlarının kaldığının tespit edildiği. Yine İstanbul Eminönü ilçesi Belediye Başkanlığının 21.05.1992 tarihli yazısına göre yangından sonra kalan kalıntı ve molozların son derece tehlikeli durum arz eden kalıntı ve molozların kaldırılmasının gerektiğinin bildirildiği, yine Fatih Belediye Başkanlığınca sanığa 14.02.2011 tarihinde geçici çalışma ruhsatı verildiği, sanığın tescilli taşınmazı yıktığına ya da yıktırdığına dair dosyada bir delil bulunmadığı gibi sadece molozları kaldırmış olabileceği" gerekçesiyle sanığın CMK"nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar vermiştir.
Bu hükmün de katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.10.2016 tarihli ve 363781 sayılı "onama" istekli tebliğnamesi ile dosyanın gönderildiği Yargıtay 12. Ceza Dairesince 09.02.2017 tarih ve 11566-921 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, sanığa atılı hakkı olmayan yere tecavüz suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliği"nin 27. maddesi uyarınca öncelikle, Yerel Mahkeme kararının “yeni hüküm” niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi;
a) Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak,
b) Bozma kararında tartışılması gerektiği belirtilen hususları tartışmak,
c) Bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme ya da toplanan yeni delillere dayanmak,
d) Önceki kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak,
Suretiyle verilen hüküm, direnme kararı olmayıp yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi hâlinde ise incelemenin Yargıtayın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamından;
Yerel Mahkemece “...Dosya içerisinde bulunan yangın raporuna göre kültür varlığının 11.03.1988 yılında yandığı, sanığın yangından sonra 1991 yılında taşınmazı edindiği, yangından artakalan molozların da belediye görevlilerince kaldırıldığı sabit olduğundan...sanığın üzerine atılı suçu işlemediği sabit olduğundan” şeklindeki gerekçe ile sanığın CMK"nın 223/2-b maddesi gereğince beraatine dair ilk hükmün Özel Dairece, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmasından sonra yapılan yargılama sonucunda önceki hükümde yer almayan; "Suça konu tescilli kültür varlığının dosya içerisinde bulunan 11.03.1988 tarihli yangın raporuna göre büyük bir ölçüde yandığı, dosya içerisinde bulunan 25.10.1991 tarihli tespit raporunda sadece bodrum kat ve zemin kat duvarlarının kaldığının tespit edildiği, yine İstanbul Eminönü ilçesi Belediye Başkanlığının 21.05.1992 tarihli yazısına göre yangından sonra kalan kalıntı ve molozların son derece tehlikeli durum arz eden kalıntı ve molozların kaldırılmasının gerektiğinin bildirildiği, yine Fatih Belediye Başkanlığınca sanığa 14.02.2011 tarihinde geçici çalışma ruhsatı verildiği, sanığın tescilli taşınmazı yıktığına ya da yıktırdığına dair dosyada bir delil bulunmadığı gibi sadece molozları kaldırmış olabileceği...” biçimindeki farklı gerekçe ile bu kez de sanığın CMK"nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu şekilde yeni ve değişik gerekçeyle hüküm kurulmak suretiyle verilen karar, direnme kararı niteliğinde değildir. Önceki hükümde yer almayan bu hususlar Özel Daire tarafından denetlenmemiş olduğundan, Özel Dairece denetlenmeyen bir konunun ilk kez ve doğrudan Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmesine kanunen imkân bulunmamaktadır.
Bu itibarla Yerel Mahkemenin son uygulaması, direnme kararı olmayıp yeni bir hüküm niteliğinde bulunduğundan, Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni hükmün doğrudan ve ilk kez Ceza Genel Kurulu tarafından ele alınması mümkün olmadığından, dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 30.06.2016 tarihli ve 309-511 sayılı karar, yeni hüküm niteliğinde olduğundan, dosyanın temyiz incelemesi yapılabilmesi amacıyla Yargıtay 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 13.11.2018 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.