Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2016/1108
Karar No: 2018/531

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2016/1108 Esas 2018/531 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2016/1108 E.  ,  2018/531 K.

    "İçtihat Metni"



    Kararı veren
    Yargıtay Dairesi : 17. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Asliye Ceza
    Sayısı : 1119-525

    Sanık ..."ün hırsızlık suçundan TCK"nın 142/1-b maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası; mala zarar verme suçundan TCK"nın 151/1. maddesi uyarınca 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve her iki suç yönünden aynı Kanun"un 53. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna ilişkin Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 24.05.2011 tarihli ve 1119-525 sayılı hükümlerin, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 17. Ceza Dairesince 23.12.2015 tarih ve 7818-11538 sayı ile;
    "Sanığın, müştekiye ait evin kapı kilidini kırarak altınları çalması şeklinde eyleminin, hırsızlık suçunun yanında konut dokunulmazlığının ihlâli suçunu da oluşturduğunun anlaşılması karşısında, konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan zamanaşımı süresi içinde dava açılması olanaklı görülmüş; 5237 sayılı TCK"nın 53. maddesinin uygulanması sırasında aynı maddenin birinci, ikinci ve dördüncü fıkralarındaki bazı sözcüklerin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi"nin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı iptal kararının, anılan Kanun maddesinin birinci fıkrasındaki "hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak" hükmü gereğince infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, tekerrüre esas hükümlülüğü bulunan sanık hakkında TCK"nın 58/6-7. maddesi ile uygulama yapılmaması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır." açıklamaları ve eleştirisiyle onanmasına oy çokluğuyla karar verilmiş,
    Daire Üyeleri N. ÇATAK ve M. ÖZMEN; "Sanığın atılı suçları işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak ve yeterli delil elde edilemediği hâlde beraati yerine, tanıkların suç isnadına dayanılarak mahkûmiyetine karar verildiği" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 30.03.2016 tarih ve 265466 sayı ile;
    "...Katılanın evinden hırsızlık yapıldığı dosya kapsamına göre sübuta ermiş ise de, bu hırsızlık fiilini sanığın gerçekleştirdiği kuşkudan uzak bir şekilde açıklığa kavuşturulamamıştır. Nitekim, Yüksek Dairenin iki Sayın Üyesi de, sübut yönünden mahkûmiyetin onanmasına dair karara muhalif kalmışlardır. Gerçekten de sanık hiçbir aşamada atılı suçlamayı kabul etmemiş, eve gittiği tarihte ....."in kız arkadaşı...."in kız kardeşiyle arkadaş olduğu için onun vasıtasıyla eve gittiğini ancak altınları almadığını, bu kız arkadaşından daha sonra ayrıldığı için kız kardeş olan tanıklar.... ve ..... ile...."in arkadaşı olan ....."in beyanlarının suç atma mahiyetinde olduğunu savunmuştur. Dosya kapsamında, atılı suçu sanığın işlediğini gösteren parmak izi, DNA numunesi, cep telefonu HTS kayıtları gibi teknik bir delil bulunmamakta, mahkûmiyetin gerekçesi olarak tanık beyanları gösterilmektedir. Ancak tanık beyanları incelendiğinde de tanıkların doğrudan görgüye dayalı bilgilerinin olmadığı, beyanların dolaylı anlatım içerdiği görülmektedir. Evrensel hukuk ilkesi olan "kuşkudan sanık yararlanır" (in dubio pro reo) ilkesi gözetildiğinde, sanığı atılı suçtan mahkûm etmeye yetecek derecede objektif ve tereddütsüz delil bulunmamaktadır." düşüncesiyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
    CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece, 25.05.2016 tarih, 6527-7859 sayı ve oy çokluğuyla itirazın yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Özel Daire Çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı hırsızlık ve mala zarar verme suçlarının sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Katılan ..."ın, Gazi Mahallesi Çatallı Sokak No: 38 sayılı yerde bulunan evinden hırsızlık yapıldığı yönünde müracaatta bulunması üzerine soruşturmaya başlanıldığı,
    Görgü tespit tutanağında; hırsızlık yapılan dairenin giriş kapısının kilit göbeği sökülerek açıldığı, evin mutfak ve salon bölümlerinde herhangi bir karışıklık olmadığı, salonun yanında bulunan çalışma odasındaki yatağın kaldırılarak bazanın içindeki kutular ile çalışma masasının üzerinde bulunan kitap ve eşyaların karıştırıldığı, çalışma masasının çekmecesinin açık hâlde olduğu, katılanın beyanına göre içinde altınların bulunduğu kutunun boş olarak görüldüğü bilgilerine yer verildiği,
    Olay yeri inceleme raporunda; binanın birinci katında bulunan daireye çelik giriş kapısının kilit göbeği kırılarak girildiği, yatak odasının karıştırıldığı, yatak odasında karıştırılan ve yeri değiştirilen karton kutu üzerinden parmak izi tespit edildiğinin bildirildiği,
    Ekspertiz raporunda; karton kutu üzerinden elde edilen parmak izinin kimlik tespitine elverişli olduğu, ancak (AFİS) bilgisayar ortamında yapılan sorgulamada olay mahallinden elde edilen parmak izinin sistemde kayıtlı herhangi bir parmak izi ile aynı olmadığının anlaşılması nedeniyle faili meçhul olaylar veri tabanına kaydının yapıldığının belirtildiği,
    Olay tutanağında; tanık ..."in, sanığın yakalanmasını sağlamak amacıyla sanığı arayarak görüşebileceğini beyan ettiği, bunun üzerine buluşma yeri olan Kızılay SSK İşhanı karşısında güvenlik önlemi alındığı,.... plakalı araç ile buluşma yerine gelen sanığın, görevlileri fark edince geldiği araçla olay yerinden hızlıca uzaklaştığı, yapılan takip sonucunda aracın ara sokaklara girerek izini kaybettirdiği, aynı gün ifade vermek için ..., ... ve..... isimli şahısların karakola geldikleri bilgilerine yer verildiği,
    Anlaşılmıştır.
    Katılan ... soruşturma aşamasında 29.11.2008 tarihli beyanında; Ankara Eğitim Araştırma Hastanesinde doktor olarak görev yaptığını, hastaneye yakın bir evde ikamet ettiğini, hırsızlık olayının meydana geldiği evine de zaman zaman uğradığını, en son ifade tarihinden on beş gün kadar önce evini kontrol ettiğini, olumsuz bir duruma rastlamadığını, 29.11.2008 tarihinde komşularının arayarak kendisine haber vermesi üzerine evine gittiğinde, evin giriş kapısının kilidinin kırıldığını, kapının da açık hâlde olduğunu gördüğünü, çalışma ve yatak odası olarak kullandığı odanın dağıtıldığını, yatağın bazasının kaldırılarak içinin karıştırıldığını, çalışma masasının altındaki dolapta bulunan mücevher kutusu içindeki kolye, bileklik ve iki adet küpeden oluşan pırlantalı set ile aynı yerde kutu içinde bulunan 22 ayar işlemeli altın bileklik, beyaz altın künye, pırlanta işlemeli altın kolye, pırlanta tria yüzük, üzerinde “Duygu” yazılı olan altın kolyenin çalındığını tespit ettiğini, çalınan mücevherlerin hepsinin ayrı ve orijinal kutuları içinde bulunduğunu, toplamda 10.000 TL değerinde olan altınlarının kutularıyla birlikte çalınmış olduğunu, kimseden şüphelenmediğini,
    Soruşturma aşamasında 01.01.2009 tarihli ek beyanında ve kovuşturma aşamasında; görev yaptığı hastanede personel olarak çalışan ve arkadaşı olan ..."nun, 02.11.2008 tarihinde yanına gelerek bir süreliğine kalmak için eve ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine hırsızlık olayının meydana geldiği evinin anahtarını ..... Kutlu"ya verdiğini, daha sonra

    ..."nun kız arkadaşı olan ... ile birlikte bu evde kalmaya başladıklarını, anahtarı verdiği sırada evde altınların bulunduğunu ....."e söylediğini, ..... ve arkadaşının hırsızlık olayından on gün önce evden ayrılarak anahtarı kendisine teslim ettiklerini, onlar ayrıldıktan sonra evini kontrol ettiğinde olumsuz bir duruma rastlamadığını, 29.11.2008 tarihinde hırsızlık olayını öğrenince ..."ya bu durumdan bahsettiğini, ....."den öğrendiğine göre, ....."in, arkadaşı.... ile bu evde kaldıkları sırada zaman zaman eve...."in kız kardeşi .......... ile onun erkek arkadaşı olan ..."ün gelip gittiklerini, hırsızlık olayının açığa çıkmasından sonra...."in, sonradan tekin bir şahıs olmadığını öğrendiği ..."ü aradığını, bu şahsın da birkaç kişi ile birlikte eve gelerek kapıyı kırıp altınları çaldıklarını ve 7.000 TL"ye sattıklarını telefonda söylemiş olduğunu,...."in bu konuşmayı ....."e anlattığını, ....."in de bu durumdan kendisine bahsettiğini,
    Tanık ... aşamalarda; katılanın görev yaptığı hastanede personel olarak çalıştığını, bu nedenle tanıdığı ve arkadaşı olan katılandan kullanmadığı evinin anahtarını istediğini, 02.11.2008 tarihinden itibaren bir süreliğine kız arkadaşı olan ... ile birlikte burada kaldıklarını, tarihini hatırlayamadığı bir gün...."in kız kardeşi olan .......... ile onun erkek arkadaşı olan ve ilk kez gördüğü ..."ün eve geldiklerini, bir ara.... ile birlikte alışveriş yapmak amacıyla dışarı çıktıklarını, döndüklerinde sanığın kolunda katılana ait olan ve çalışma masasının çekmecesinde durduğunu bildiği kol saatini gördüğünü, kendisinin saati alıp yerine koyduğunu, sanığın saati alırken altınları görmüş olabileceğini, ..... ve sanığın, o gece misafir olarak kaldıkları evden ertesi gün ayrıldıklarını, kendisinin de yaklaşık on gün kadar burada kalmaya devam ettiğini, evden ayrılırken kapıyı kilitleyip anahtarı katılana verdiğini, katılanın evini kontrol ederek olumsuz bir durum olmadığını söylediğini, daha sonra katılanın evden hırsızlık yapıldığını anlatması üzerine kendisinin de...."i ve ....."ü arayarak sanıkla konuşmalarını istediğini,...."ten duyduğu kadarıyla sanığın önce olayı inkar ettiğini, daha sonra ise her ikisine de altınları çaldığını itiraf etmiş olduğunu,
    Tanık ... soruşturma aşamasında 01.01.2009 tarihli beyanında ve kovuşturma aşamasında; olay tarihinde arkadaşı olan ... ile birlikte katılanın evinde yaklaşık on beş gün kaldıklarını, bu süre içinde evde altınların olduğunu bildiğini, altınların evin yatak odasında bulunduğunu, evde kaldıkları sırada kız kardeşi olan .........."in yanında erkek arkadaşı olduğunu söylediği sanıkla birlikte kendilerini ziyarete geldiğini, kız kardeşinin sanıkla birlikte bu evde iki gün kaldığını, bir keresinde alışveriş yapmak amacıyla ..... ile birlikte dışarı çıktıklarını, eve döndüklerinde yatak odasındaki altınların yanında bulunan kol saatini sanığın kolunda gördüklerini, sanığa kızarak eşyaların kendilerine ait olmadığını söyleyip saati yerine koyduklarını, diğer değerli eşyaların ise yerinde durduğunu, kız kardeşine, tekin biri olmadığını öğrendiği sanıkla bir daha görüşmemesini ve sanığı eve getirmemesini söylediğini, daha sonra buradan ayrılarak anahtarı katılana teslim ettiklerini, birkaç gün sonra sanığın kendisini arayarak evde olup olmadığını sorması üzerine evden tamamen ayrıldıklarını söylediğini, bu konuşmanın üzerinden üç-dört gün geçtikten sonra da katılanın evinden hırsızlık yapıldığını öğrendiğini, şüphelenmeleri üzerine ..... ile birlikte sanığı aradıklarını, hırsızlık olayı ile bir ilgisinin olup olmadığını sorduklarını, sanığın önce olayı inkar ettiğini, daha sonraki bir görüşmede de ısrar üzerine “Kimseye bahsetme, eve dört kişi birlikte geldik, ben eve girmedim, yanımda götürdüğüm şahıslar eve girip altınları çaldılar ve 7.000 TL"ye bozdurduk” dediğini, kendisinin bu konuşmayı ....."e anlattığını, onun da durumu katılana bahsettiğini,
    Soruşturma aşamasında 15.04.2009 tarihli beyanında ise önceki beyanlarından farklı olarak; katılanın evinde bulunan altınları bir ara Bursa"ya gittiğinde yanında götürdüğünü ve takı olarak orada kullandığını, evden ayrıldıktan sonra sanığın kendilerini yemeğe davet ettiğini, çok miktarda para harcadığını,
    Tanık .......... soruşturma aşamasında 01.01.2009 tarihli beyanında; sanık ile arkadaş olduklarını, ailesinin evlenmelerine izin vermemesi üzerine evden kaçtığını, kalacak yeri olmadığı için ablası olan ..."in yanına gittiğini, ablasının ... ile birlikte yaşadığı bu evde iki gün kadar kaldıklarını, daha sonra başka yerde kalmak için buradan ayrıldıklarını, aynı gün akşam saatlerinde sanığın kendisini Ulus semtinde bulunan bir eve götürdüğünü, bir ara lavaboya gittiğini, geri dönüp odaya gireceği sırada sanığın “abi-dayı” diye hitap ettiği evin erkeğine “Bir ev var, doktorun evi, doktor o evde kalmıyor, orada para edebilecek altın var, beni tanırlar, birlikte gidip çalalım” dediğini, erkek şahsın “İçeriye nasıl girebiliriz” diye sorması üzerine sanığın “Binanın arkasında bir ceviz ağacı var, daire ikinci katta, ağaçtan tırmanırız” şeklinde cevap verdiğini, erkek şahsın “Tamam, bakarız” dediğini, kendisinin içeri girmesi üzerine daha fazla konuşmadıklarını, sonradan sanıktan ayrılarak ailesinin yanına döndüğünü, hırsızlık olayını öğrenince duyduklarını ablasına anlattığını,
    Kovuşturma aşamasında ise önceki beyanlarından farklı olarak; soruşturma aşamasındaki ifadesini kısmen kabul etmediğini, altınların kuyumcudan alınarak kendisine takılacak olduğunun, konuşmayı yanlış anladığının söylendiğini, ancak kendisinin bu konuşmayı ifadesinde belirttiği gibi anladığını,
    Tanıklar ..., ... ve..... aynı yöndeki beyanlarında; sanık ile mahalleden arkadaş olduklarını, sanığın bir yakınının yanına gitmek için arabaya ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine birlikte buluşma yerine gittiklerini, bayan şahsın yanlarına geldiğini, bu sırada sivil giyimli şahısları araca doğru koşarken gördüklerini, sanığın “Çabuk gazlayın, bu şahıslar mafya, bayanın yakınları” demesi üzerine korkarak oradan uzaklaştıklarını, daha sonra bu durumu sorduklarında sanığın sivil giyimli şahısların polis olabileceğini söylediğini, kendilerinin de durumu bildirmek için karakola geldiklerini,
    Beyan etmişlerdir.
    Sanık ... soruşturma aşamasında; arkadaşı olan .........."in kendisini arayarak ablası.... ile evden kaçtıklarını ve kalabilecekleri bir yer olduğunu söylediğini, kendisinin de...."in erkek arkadaşı ..... ve yeğeni ..... ile dışarıda bir yerde buluşarak hep birlikte katılanın Gazi Mahallesinde bulunan evine gittiklerini, toplamda beş kişi on gün kadar bu evde kaldıklarını, daha sonra...., onun erkek arkadaşı ve yeğeninin Bursa"ya gideceklerini söylediklerini, kendisinin de ..... ile birlikte buradan ayrıldığını, sonra kız arkadaşını ailesine teslim ettiğini,...."in Bursa"dan kendisini arayarak “Yüzükleri getir, sizi baş göz edelim” dediğini, ancak bir daha aramadığını ve kendisini tehdit etmeye başladığını, bu olaylar nedeniyle ailesiyle birlikte Antalya"ya taşındığını, suçlamaları kabul etmediğini, evde ziynet eşyası olduğunu...."in kendisine göstermesiyle öğrendiğini, hatta kendisinin “Bunları yerine kaldır, kaybolur, benim üzerime kalır” diyerek...."i uyardığını, ....."den ayrılması nedeniyle kendisine iftira atıldığını,
    Kovuşturma aşamasında önceki savunmalarına ek olarak; tanık...."in kendisini arayarak doktorun evine hırsız girdiğini anlattığını, kendisinin de “Kim girmiş” demesi üzerine...."in gülerek “Kim girecek, hırsızlar girmiş, sen girdin değil mi şerefsiz” dediğini, şaka mahiyetinde söylediği için kendisinin de “Ben girdim” şeklinde karşılık verdiğini, aralarındaki konuşmanın bu şekilde geçtiğini, altınları çalarak 7.000 TL"ye sattığına ilişkin bir beyanı olmadığını,
    Savunmuştur.
    Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate veya herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.
    Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
    Katılan ..."ın daire giriş kapısının kilidi kırılarak ikametinde bulunan ziynet eşyalarının çalındığı olayda; tanıklar ... ve ..."in arkadaşları olan katılanın Gazi Mahallesinde bulunan evinde 02.11.2008 tarihinden itibaren bir süreliğine kalmaya başladıkları, tanıklar ..... ve...."in burada kaldıkları süre içinde,...."in kardeşi tanık .......... ile onun arkadaşı olan sanığın katılanın evinde, birkaç gün misafir olarak kaldıkları, daha sonra buradan ayrıldıkları, tanıklar ..... ve...."in bir müddet daha bu evde kalmaya devam ettikleri, evden ayrılırken kapıyı kilitleyip anahtarı katılana teslim ettikleri, evini kontrol eden katılanın olumsuz bir durum olmadığını gördüğü, yaklaşık on beş gün sonra 29.11.2008 tarihinde komşularının haber vermesi üzerine evini kontrol eden katılanın daire giriş kapısının kilidi kırılarak içeri girilip hırsızlık yapıldığını tespit ettiği, katılanın araması üzerine hırsızlık olayını öğrenen tanık ....."in, tanıklar.... ve ....."ü arayarak sanıkla görüşmelerini istediği, bu aşamaya kadar olayların anlatıma uygun şekilde gerçekleştiğinde kuşku bulunmadığı, bu aşamadan sonra, her ne kadar tanık .......... soruşturma sırasında, katılanın evinden ayrılır ayrılmaz aynı gün akşam saatlerinde sanığın kendisini Ulus semtinde bulunan bir eve götürdüğünü, bir ara lavaboya gidip geri döndüğünde sanığın gittikleri evin sahibi olan erkek şahsa “Bir ev var, doktorun evi, doktor o evde kalmıyor, orada para edebilecek altın var, beni tanırlar, birlikte gidip çalalım” dediğini, erkek şahsın “İçeriye nasıl girebiliriz” diye sorması üzerine de sanığın “Binanın arkasında bir ceviz ağacı var, daire ikinci katta, ağaçtan tırmanırız” şeklinde cevap verdiğini duyduğunu beyan etmesine rağmen, kovuşturma sırasında, kolluktaki ifadesini kısmen kabul etmediğini, sanık ile evinde kaldığı erkek şahsın konuşmalarını yanlış anladığını, altınların kuyumcudan alınarak kendisine takılacak olduğunu söylediklerini ancak kendisinin bu konuşmayı ifadesindeki gibi anladığını beyan etmesi ve sanığın kendisini götürdüğünü söylediği Ulus semtinde bulunan evi gösterememesi; tanık ..."in, sanığın kendisini arayarak katılanın evinde kalıp kalmadıklarını sorduğunda sanığa evden ayrıldıklarını söylediğini, katılanın evinden ayrıldıktan sonra sanığın kendilerini yemeğe davet ettiğini, çok miktarda para harcadığını, hırsızlık olayını öğrenince sanığı arayıp bu durumu sorduğunda sanığın “Kimseye bahsetme, eve dört kişi birlikte geldik, ben eve girmedim, yanımda götürdüğüm şahıslar eve girip altınları çaldılar ve 7.000 TL"ye bozdurduk” dediği yönünde beyanda bulunduğu ancak sanığın, evde ziynet eşyası olduğunu...."in kendisine göstermesiyle öğrendiğini, hatta kendisinin “Bunları yerine kaldır, kaybolur, benim üzerime kalır” diyerek...."i uyardığını, ....."den ayrılması nedeniyle kendisine iftira atıldığını, tanık...."in kendisini arayarak doktorun evine hırsız girdiğini anlattığını, kendisinin de “Kim girmiş” demesi üzerine...."in gülerek “Kim girecek, hırsızlar girmiş, sen girdin değil mi şerefsiz” dediğini, şaka mahiyetinde söylediği için kendisinin de “Ben girdim” şeklinde cevap verdiğini savunarak tanık...."in iddialarını karşılaması, katılanın evine geldikleri tarihten beri evde altın olduğunu bilen tanık...."in soruşturma aşamasında, katılanın evinde bulunan altınları bir ara Bursa"ya gittiğinde yanında götürdüğünü ve takı olarak orada kullandığını beyan etmesi, adı geçen tanığın, katılanın rızası olmaksızın ziynet eşyasını şehir dışına götürüp orada kullandığının kendi beyanı ile de sabit olması; tanık ..."nun hırsızlık olayına ilişkin doğrudan bir bilgisi olmayıp, tanıklar.... ve ..... tarafından kendisine aktarıldığı şekilde anlatımda bulunması; katılanın çalışma odasında bulunan ve yeri değiştirilen karton kutu üzerinden elde edilen ve kimlik tespitine elverişli olduğu belirtilen parmak izinin, suç tarihi itibarıyla başkaca suçlardan sabıka kaydı olması nedeniyle (AFİS) ortamında bulunan sanığa ait parmak izi ile aynı olduğuna dair herhangi bir tespit işlemi yapılamaması, parmak izinin sanığa ait olduğu tespit edilse dahi sanığın suça konu evde iki gün kalması nedeniyle bu durumun hırsızlık olayını aydınlatmaya yeterli bir delil teşkil etmeyeceği hususları birlikte değerlendirildiğinde; tanıklar.... ve ....."ün çelişkili, birbirleriyle örtüşmeyen ve doğrudan görgüye dayalı olmayan beyanlarının tek başına mahkûmiyet için yeterli olmaması, sanığın hırsızlık yapıldığı tarihte katılanın evine girip çıktığını gören herhangi bir tanığın veya olayı aydınlatmaya elverişli bir görüntü kaydının bulunmaması, suça konu eşyanın sanıktan ele geçirilememesi ve sanığın tüm aşamalarda suçlamaları kabul etmeyip tanık ....."den ayrılması nedeniyle kendisine iftira atıldığını savunması karşısında; sanığın üzerine atılı hırsızlık ve mala zarar verme suçlarını işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraati yerine, dosya kapsamına uygun olmayan gerekçelerle mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırıdır.
    Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire onama kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükümlerinin, sanığın atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine mahkûmiyetine hükmolunması isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi; "İtirazın reddine karar verilmesi gerektiği" düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
    2- Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 23.12.2015 tarihli ve 7818-11538 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
    3- Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.05.2011 tarihli ve 1119-525 sayılı hükümlerinin sanığın hırsızlık ve mala zarar verme suçlarını işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    4- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 15.11.2018 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi