1. Ceza Dairesi 2013/5841 E. , 2013/8096 K.
"İçtihat Metni"Tebliğname No: YE - 2013/343943
MAHKEMESİ :İZMİR 19 ASLİ CAZE MAHKEMESİ
TAİRİH NO :29/05/2013-2013/213E-2013/213K
SUÇ :KASTEN ADAM ÖLDÜRME
Y A R G I T A Y İ L A M I
(KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca ana tarafından şerefini kurtarmak saikiyle yeni doğmuş çocuğu öldürmek suçundan kimliği tespit edilemeyen şüpheli hakkında yürütülen soruşturma sonucunda, 22.04.2013 gün ve 2004/22382 soruşturma, 2013/20524 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve adli emanetin 2003/456 ve 2013/562 sırasında kayıtlı suç eşyalarının imhasına karar verilmesi için ilgili mahkemesine talepte bulunulduğu, talebi inceleyen İzmir 21. Sulh Ceza Mahkemesinin 22.04.2013 gün ve 2013/317 değişik sayılı kararı ile soruşturmaya konu eylemin adam öldürme suçunu oluşturup bu suça ilişkin dava zaman aşımı süresi olan 15 yıllık sürenin inceleme tarihi itibariyle dolmadığından bahisle talebin reddine karar verildiği, bu karara karşı Cumhuriyet Başsavcılığının 27.05.2013 tarihinde yaptığı itiraz üzerine İzmir 21. Sulh Ceza Mahkemesinin aynı gün ve 2013/323 değişik iş sayılı kararı ile imhası istenen eşyaların soruşturmanın tek kanıtı durumunda bulunduğu ve imhasına karar verilmesinin telafisi imkansız sonuçlar doğuracağı gerekçesi ile Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülmediğinden soruşturma evrakının itiraz merci olan İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesine gönderildiği, anılan mahkemenin de 29.05.2013 gün ve 2013/213 değişik sayılı kararı ile Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine kesin olarak karar verdiği;
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 11.10.2013 gün ve 946660652-105-35-8730-2013/15623/63303 sayılı yazısıyla ise İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesinin adli emanette kayıtlı bulunan eşyaların imhasına ilişkin talebin reddine yapılan itiraz üzerine verdiği itirazın reddine dair kararında isabet bulunmadığından bahisle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından kanun yararına bozma talebinde bulunulup Adalet Bakanlığının talebi doğrultusunda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 06.11.2013 gün ve 2013/343943 sayılı ve kanun yararına bozma konulu yazısıyla ekte gönderilen soruşturma dosyası incelenerek gereği konuşulup düşünüldü:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2004/22382 soruşturma, 2013/20524 karar sayılı soruşturma evrakının incelenmesinde; 20.04.2003 tarihinde Altındağ Kemalpaşa caddesi, mesleki eğitim merkezi karşısında bulunan boş arsadaki çalılıklar içerisinde kimliği belirlenemeyen yeni doğmuş bir erkek bebek cesedinin bulunduğu, aynı gün düzenlenen olay yeri inceleme tutanağında bebeğin göbeği üzerinde ağzı bağlı siyah poşet, bebeğe 70 cm mesafede üzerinde ariel autamat ibaresi yazılı yeşil-beyaz-kırmızı renkli içerisi kanlı 10 kg’lık ağzı açık deterjan naylon poşet, bu poşetin 10 cm yan tarafında 2 adet kırmızı renkli kanlı bez parçası, 1 adet üzerinde ördek resimleri bulunan kanlı bez parçası ile 1 adet siyah renkli eşofman ve bu delilin 220 cm güney istikametinde içerisinde kan lekeleri bulunan siyah renkli poşetin bulunduğunun belirlendiği, ayrıca bebeğin kanlı bulunan göbek bölgesi üzerinden gazlı beze emdirilmek sureti ile kan örneğinin alındığı, yürütülen soruşturma sırasında olay yerinden elde edilen eşyaların adli emanete alındığı ve adli emanette bulunan bu eşyalardan bir adet üzerinde adiel automat ibaresi bulunan yeşil-beyaz-kırmızı renkli içerisi kanlı 10 kg"lık ağzı açık deterjan naylon poşeti ile bir adet siyah renkli naylon poşet üzerinde kimyasal ve fiziksel işlemler uygulanarak 21.04.2003 gün ve olay yeri inceleme ve kimlik tespit şube müdürlüğünü ekspertiz raporu ile yapılan kimyasal ve fiziksel işlemler neticesinde söz konusu naylon poşetler üzerinde parmak izine rastlanmadığının bildirildiği, Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarları Dairesi Başkanlığının 20.05.2003 gün ve 2003/1058 sayılı raporu ile olay yerinden elde edilen 2 adet kırmızı renkli bez parçasının bir adedi üzerinde bulunan kan örneğinin bebeğe ait olduğu, diğerinin genetik analizlere cevap vermediği, olay yerinden elde edilen yeşil-beyaz-kırmızı renkli ördek resimleri bulunan bez parçasının kirlilik ve kokuşmaya bağlı olarak biyolojik delil özelliğini kaybettiği, kurtlanma meydana geldiği dolayısıyla biyolojik analizlere esas alınamayacağı, yine olay yerinden elde edilen bir adet siyah renkli eşofman altı üzerinde bulunan kan örneklerinin kirlilik ve kontaminasyonlar nedeni ile genetik özelliklerini kaybettiği ve yapılan genetik analizlere cevap vermediği, Adli Tıp Kurumu İzmir Grup Başkanlığının 06.05.2013 gün ve 2003/352 protokol numaralı otopsi raporuna göre ise bebeğin henüz yeni doğduğunu gösteren 400 gr. ağırlığındaki plasenta ile 40 cm uzunluğundaki göbek kordonunun bulunduğu belirlendikten sonra yapılan su deneyleri ve akciğerin morfolojik görünümlerine göre, bebeğin canlı olarak doğduğu ve yetersiz solunum yaparak çok kısa bir süre sonra öldüğü ile çürüme bulgularının ilerlemiş olması nedeni ile bebeğin kesin ölüm nedeninin belirlenemediğinin bildirildiği, cenaze üzerinden temin edilen kan lekelerinin incelenmesi sonucunda Ankara Kriminal Polis Laboratuarının 20.05.2003 gün ve 2003/1058 sayılı ekspertiz raporu ile bebeğin izole edilen DNA profillerinin çıkartıldığı, Bornova Emniyet Müdürlüğüne gönderilen 13.08.2003 gün ve 2003/6892 hazırlık sayılı müzekkere ile suçun asli faili veya faillerinin tespit edilerek yakalanmalarının talep edildiği, ancak Emniyet Müdürlüğü tarafından en son 30.03.2013 gününe kadar müzekkerenin akıbeti ile ilgili olarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına düzenli olarak bilgi verilerek faillerin yakalanamadığının bildirilmesi üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 22.04.2013 gün ve 2004/22382 soruşturma, 2013/20524 sayılı karar ile soruşturma konusu eylemin 765 sayılı TCK’nun 453. maddesinde düzenlenen şerefini kurtarmak saikiyle yeni doğmuş çocuğu öldürme suçunu oluşturduğu ve aynı kanunun 102/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık dava zaman aşımı süresinin dolduğu kabul edilerek kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği, bu karara karşı yasal süresi içerisinde itiraz yoluna başvurulmaması nedeni ile kararın şekli anlamda kesinleştiği anlaşılmıştır.
15.07.2003 gün ve 4928 sayılı kanunla değişik 765 sayılı TCK"nun 453. Maddesinde öldürme fiilinin, anası tarafından şerefini kurtarmak saikiyle yeni doğmuş bulunan çocuğa karşı işlenmesi halinin düzenlenip 8-12 yıl aralığında hapis cezasının öngörüldüğü, aynı kanunun dava zaman aşımını düzenleyen 102. maddesinin 3. fıkrasında ise beş seneden ziyade yirmi seneden az ağır hapis cezasını müstelzim cürümlerde 10 sene geçmesiyle kamu davasının ortadan kalkacağının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet Savcısının görevi başlığı altında düzenlenen 160. maddesinin 1. fıkrasında; “Cumhuriyet Savcısı ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimi veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar“ hükmünün yer aldığı, aynı kanunun kovuşturmaya yer olmadığına dair karar başlığı altında düzenlenen 172. maddesinde “Cumhuriyet Savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması halinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye gönderilir. Kovuşturmaya yer olmadığına karar verildikten sonra yeni bir delil meydana çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz” hükmünün yer aldığı, aynı kanunun kamu davasını açma görevi başlığı altında düzenlenen 170. maddesinin 2. fıkrasında “soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler” hükmü uyarınca da Cumhuriyet Savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet Savcısına ait olduğu belirtilmekte olup;
Yukarıda belirtilen kanun hükümleri ve soruşturma dosyası kapsamına göre; adli emanetin 2003/62 ve 2003/546 sıra numaralarında kayıtlı bulunan kimliği belirsiz erkek bebeği cesedi ile ilgili torba ve poşet içerisinde bulunduğu bildirilen eşyaların failin belirlenebilmesi için soruşturmanın kanıtı niteliği taşıdıklarında bir şüphe bulunmamakla birlikte, bu yönde eşyalar üzerinde yapılan incelemede mukayeseye elverişli parmak izi, biyolojik ve genetik kalıntılara rastlanılmadığının belirlendiği ayrıca bebek, anne ve babasının kimliğinin tespitine yarayacak DNA profillerinin elde edildiği, İzmir 21. Sulh Ceza Mahkemesince suçun adam öldürme suçunu oluşturduğu, inceleme tarihi itibariyle dava zaman aşımı süresinin dolmadığından bahisle adli emanette kayıtlı bulunan eşyaların imhasına karar verilemeyeceği aynı zamanda eşyaların soruşturmanın tek kanıtı niteliğinde bulunduğu gerekçe gösterilerek bu yöndeki Cumhuriyet Başsavcılığının talebi ret edilmiş ise de; mahkemece kesinleşmiş bulunan kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın içeriğine dair değerlendirme yapılamayacağı, suçun hukuki değerlendirilmesinin Cumhuriyet Savcısına ait bulunduğu ve yapılan hukuki nitelendirmeye göre dava zaman aşımı süresinin dolduğu ayrıca imhası istenen eşyaların, failin kimliğinin belirlenmesine yarayacak nitelik taşımadıkları böylece adli emanette bulunan eşyaların imhasının telafisi imkansız sonuçlar doğurmayacağı kanaatiyle İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesince İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının adli emanetteki eşyaların imhasına karar verilmesine dair İzmir 21. Sulh Ceza Mahkemesinin 22.04.2013 gün ve 2013/317 değişik sayılı kararına yönelik vaki itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken yerinde ve yasal olmayan gerekçelerle itirazın reddine karar verilmesi yasaya aykırı görülmüştür.
SONUÇ VE KARAR :
Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi yerinde görüldüğünden, İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 29.05.2013 gün ve 2013/213 değişik sayılı itirazın reddine dair kararının 5271 sayılı CMK’nun 309. Maddesi uyarınca BOZULMASINA; diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"na TEVDİİNE, 24.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.