3. Hukuk Dairesi 2014/11937 E. , 2014/15713 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : AFYONKARAHİSAR 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/01/2014
NUMARASI : 2012/184-2014/21
Taraflar arasında görülen menfi tesbit davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde taraflar ve vekilleri gelmediler. Evrak üzerinde inceleme yapılarak işin karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldü.
Belli saatte dosyadaki bütün kâğıtlar okunarak, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkili ile davalının hayvan ortaklığı için anlaşma yaptıklarını, bu ortaklıkta davalının hayvanların satın alınması işini, müvekkilinin ise hayvanların bakımı işini üstlendiğini, bu sözleşme nedeniyle müvekkilinin davalıya teminat olarak boş bono verdiğini, ancak yem masrafı, hayvanların alımı, satımı ve parasının paylaşımı gibi hususlarda tarafların anlaşamadıklarını, daha sonra davalı tarafça müvekkili aleyhine Afyonkarahisar 5. İcra Müdürlüğünün 2011/2473 takip sayılı dosyası ile 30.000 TL alacak için kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, takibe konu bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, ayrıca tarafların icra takibi devam ederken anlaşmaya vararak 8 maddeden ibaret sözleşmeyi imzaladıklarını, bu sözleşme ile ortaklığın sona erdirilerek; on adet inekten beşinin müvekkiline, beşinin ise davalıya ait olmasına ve ortaklığa girerken davalı tarafça verilen 25.445 TL" nin 01.03.2012 tarihinde davacı tarafından ödenmesinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirdiğini ancak davalının halen takibe devam ettiğini ileri sürerek; takip dayanağı olan bonodan dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, bu talepleri yerinde görülmez ise sözleşmedeki davalı ikrarı da nazara alınarak 4.550 TL borçlu olmadığının tespitine ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, davacı ile hayvancılık ortaklığı için anlaşma yaptığını, bu ortaklıkta müvekkilinin büyükbaş hayvanları satın alma işini, davacının ise hayvanların bakımı işini üstlendiğini, müvekkilinin hayvanları satın alarak davacıya teslim ettiğini, bunun karşılığında 30.000 TL bedelli bononun düzenlendiğini, bir süre sonra borcun ödenmemesi nedeniyle bu bonodan dolayı icra takibine başlandığını, davacının takip başlatıldıktan sonra müvekkili ile anlaşmak istediğini, bu nedenle davacı tarafça delil olarak dayanılan sözleşmenin imzalandığını, ancak davacının sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmemesi üzerine kesinleşen takip dosyası üzerinden haciz yoluna gidildiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; "...Davacı ile davalı arasında sözlü hayvan ortakçılığı sözleşmesinin bulunduğu, takibe dayanak bononun bu sözleşme nedeniyle davacı tarafından davalıya teminat olarak verildiği, ortaklığın davacının edimlerine uymaması nedeniyle son bulduğu, davalının alacağına karşılık teminat olarak verilen bonoyu takibe koyduğu anlaşılmaktadır. Taraflar başlatılan icra takibinden sonra bir araya gelerek kendi aralarında tarihsiz bir sözleşmedir başlıklı metin çerçevesinde anlaşmışlardır(...) Sözleşmenin 6. maddesinde belirtildiği üzere sözleşme, 2. maddede öngörüldüğü şekilde 5 adet ineğin davalıya teslimi ile yürürlüğe girecektir. Ancak davacı yargılama aşamasında bahsi geçen 5 adet ineğin davalıya teslim ettiğine dair bir beyanda ve iddiada bulunmamıştır. Aksine davalı vekili para ve ineklerin teslim edilmediğini bildirmiştir. 5 adet inek davalıya teslim edilmediği için sözleşme hükümsüz kalmıştır. Sözleşme gereğince davacı davalıya hayvan ortaklığından doğan 25.445,00 TL ana borcunu 01/03/2012 tarihine kadar ödemeyi de taahhüt etmiştir. Aynı tarihe kadar toplam 10 adet inekten geriye kalan 4 adet buzağı ve 1 adet simental dananın yem bedelleri de davalı tarafından karşılanmıştır. Davacının davalıya 25.445,00 TL ana borcu bulunduğu, bunun haricinde sözleşmenin 4. maddesi gereğince ana paraya eklenecek yem bedeli borcunun bulunduğu, ayrıca 5 adet ineği teslim borcu bulunduğu dikkate alındığında, bahsi geçen tüm borcun takibe dayanak 30.000,00 TL bono bedelli bono borcunu karşılamadığı açıktır..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, taraflar arasında kurulan adi ortaklığın eylemli olarak sona erdiği, bu ortaklığa davalı tarafça konulan sermaye nedeniyle verilen bononun tahsili için davacı aleyhine takip başlatıldığı anlaşılmakta olup, bu husus mahkemenin de takdirindedir. Uyuşmazlık, başlatılan takip sırasında imzalanan sözleşme uyarınca davacı tarafın borçlu olup olmadığı noktasındadır.
Bilindiği üzere, adi ortaklıkta ortaklar arasındaki hukuki bağ, tasfiye tamamlanmadan ortadan kalkmış kabul edilemez. Zira, tasfiye; tüm hesapların görülüp ortakların birbiriyle alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yolu ile ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaştırılması ya da satış yolu ile elden çıkarılması olup, ortaklık ilişkisinin tamamen sona erdirilmesine yönelik yasal usuldür.
Öte yandan, adi ortaklığın tasfiyesinde tamamen irade özerkliği ilkesi hakimdir. Bunun sonucunda ortaklar; adi ortaklıkta tasfiyenin nasıl ve kimler tarafından yapılacağını, ortaklık sözleşmesinde kararlaştırabilecekleri gibi, ortaklığın sona ermesinden sonra yapacakları bir anlaşmayla da düzenleyebilirler. Bu durum, TBK. nun 639/4 (BK. nun 535/4) maddesi uyarınca ortaklık ilişkisinin sona erdirilmesi olup artık kanuni tasfiye usulüne başvurulması gerekmez.
Somut olayda; tarafların davaya konu takibin kesinleşmesinden sonra bir araya gelerek ortaklığın tasfiyesi hususunda sözleşme imzaladıkları, ancak davacı tarafın bu sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmemesi üzerine davalı tarafça takibe devam edildiği ve bu nedenle ortaklığa ait olup davacı elinde bulunan hayvanların haczedilerek satıldığı dosya kapsamıyla sabittir.
Bu durumda mahkemece; öncelikle taraflarca imzalanan tasfiye sözleşmesi hükümleri uyarınca hak ve borçların belirlenmesi, ondan sonra sözleşmenin konusunu oluşturan hayvanların davalı tarafça haczedilerek satılmış olduğu gözetilmek suretiyle davacı tarafın davalı tarafa borçlu olup olmadığının belirlenmesi suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.