21. Hukuk Dairesi 2015/14679 E. , 2015/20103 K.
"İçtihat Metni" Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya 2. İş Mahkemesi
TARİHİ : 14/05/2015
NUMARASI : 2012/181-2015/262
Davacı, malullük aylığına hak kazandığının tespitine, talep tarihinden itibaren malullük aylığının bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının maluliyet aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Dairemizin bozma kararında Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden davacının Bağ-Kur sigortalılığının başladığı 07.07.1997 tarihinde 2/3 oranında maluliyetinin bulunup bulunmadığını sormak, 2/3 maluliyetini gerektirir hastalıkla Bağ-Kur kapsamına girdiği konusunda Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu"nun raporu arasında arasında çelişki bulunması halinde raporlar arasındaki çelişkiyi Adli Tıp Genel Kurulundan bu konuda rapor alarak gidermek, davacının ilk defa sigortalı olduğu tarihde 2/3 oranla malul olmadığının anlaşılması halinde 2/3 orandaki maluliyete giriş tarihi Adli Tıp Kurumu raporu ile belirlenmesinin gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyularak Adli Tıp Genel Kurulundan da rapor alınmış, Genel Kurul 3. Daire raporunun aksine çalışma gücünün %60"ını yitirmediği bildirdiğinden 3. Dairenin raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulü ile Davacının 16/04/2008 tarihini takip eden aybaşı olan 01/05/2008 tarihinden itibaren malullük aylığına hak kazandığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre; davacının 07.07.1997 tarihi itibariyle 1479 sayılı Yasa"ya tabi isteğe bağlı sigortalı olarak tescil edildiği, SGK"nun 20.01.2010 tarihli yazısına göre 11.06.2005 tarihi itibariyle 7 yıl, 11 ay, 4 gün sigortalı olduğu ve prim borcunun da bulunmadığı; maluliyet aylığı için 11.05.2005 tarihinde Kuruma başvuruda bulunduğu ve maluliyetinin tespiti için hastaneye sevkinin sağlandığı, Bağkur Genel Müdürlüğü"nün 28.7.2005 tarihli yazı ile sigortalının 2/3 oranında malul olmadığı anlaşıldığından aylık isteminin red edildiği, Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulu"nun 01.05.2007 tarihli kararı ile de sigortalının 2/3 oranında malul olmadığının saptandığı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilimdalı Başkanlığının düzenlediği 27/08/2007 tarihli raporda, davacının mevcut haliyle vucüt çalışma gücünü %77,32 oranında kaybettiği, Bağ-Kur"a giriş tarihi olan 07/07/1997 tarihinde ise bu oranın %65,55 olduğu, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun düzenlediği 08/05/2009 tarihli raporda da sonuç olarak; davacının muayene tarihi olan 16/04/2008 tarihi itibariyle meslekte kazanma gücünü %82 oranında kaybettiğinin tespit edildiği, Bozma kararından sonra alınan Adli Tıp Genel Kurulunun düzenlediği 26.02.2015 tarrihli raporda sonuç olarak meslekte kazanma gücü oranı ile çalışma gücü kavramlarının farklı olduğu davacının çalışma gücünün % 60"ını kaybetmediğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.
.../...
Davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Yasanın 28. Maddesidir. 1479 sayılı Yasanın 28 nci maddesi hükmüne göre, bu kanunun uygulanmasında çalışma gücünün en az üçte ikisini yitirdiği tespit edilen sigortalının malul sayılacağı, bu Kanuna tabi sigortalılığın başladığı tarihte malül sayılacak derecede hastalık veya arızası bulunduğu önceden veya sonradan tespit edilen sigortalının bu hastalık veya arızası nedeniyle malullük sigortası yardımlarından yararlanamayacağı bildirilmiştir.
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 25/1. maddesine göre çalışma gücünün en az % 60"ını kaybeden kişinin malul sayılacağı, 26. maddeye göre de; 25. maddeye göre malul sayılıp ve 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödenmiş olması ve Kurumdan yazılı istekte bulunulması halinde malullük aylığı bağlanacağı hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan maluliyet halinin tespiti ve izlenecek yol da 5510 sayılı Yasa"nın 95. maddesinde belirtilmiştir. Anılan maddeye göre, "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usul ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usulüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu"nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Somut olayda; davacının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun raporunda % 82 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiğinin bildirildiği halde Adli Tıp Genel Kurulunun çalışma gücünün %60"ını kaybetmediğinin bildirildiği, meslekte kazanma gücünü yüksek oranda kaybeden davacının çalışma gücünün %60ını kaybetmemesinin gerekçeli şekilde açıklanması gerektiğinden yeniden Adli Tıp Genel Kurulundan ek rapor alınmadan karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, meslekte kazanma gücü kaybı oranı %82 olan davacının çalışma gücünü % 60 oranında kaybetmemiş olmasının gerekçeli olarak açıklanacak şekilde Adli Tıp Genel Kurulundan ek rapor aılınarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ohalde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.