Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2015/1153
Karar No: 2018/548

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/1153 Esas 2018/548 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2015/1153 E.  ,  2018/548 K.

    "İçtihat Metni"


    Kararı Veren
    Yargıtay Dairesi : 4. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Asliye Ceza
    Sayısı : 35-43

    Silahla tehdit suçundan sanık ..."ın TCK’nın 106/2-a, 266, 62, 53 ve 54. maddeleri uyarınca 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve müsadereye ilişkin Karapınar Asliye Ceza Mahkemesince verilen 10.03.2011 tarihli ve 35-43 sayılı hükmün, sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 27.05.2015 tarih ve 16179-29808 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 09.07.2015 tarih ve 245977 sayı ile;
    “Sanığın aşamalardaki beyanlarında olay gecesi ikamet ettiği evine giderken evinin yanında daha önce tanımadığı üç kişinin ateş yakarak çevreyi rahatsız edecek şekilde gürültü yaptıklarını görmesi üzerine kendilerine yaklaşarak normal bir ses tonu ile saatin geç olduğunu ateşi söndürmelerini ve gürültü yapmamalarını, ayrıca evinin yaklaşık kırk metre mesafede olduğunu, evinde kalan annesinin hasta olduğunu, çevrede oturan insanların ve ailesinin rahatsız olabileceklerini söylemesi üzerine bu şahısların kendisine ters cevap vererek sinkaflı kelimelerle kendisine hakaret edip üzerine doğru yürümeleri nedeniyle yanında bulundurduğu tabancayı çıkartarak şahısları ikaz etmesine rağmen şahısların ısrarla hakaret eylemlerini sürdürmeleri ve üzerine doğru yürümeye devam etmeleri üzerine kendisini korumak amacıyla tabanca ile havaya iki el ateş ettiğini belirttiği ve tarafsız tanığı bulunmayan olayda, ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiği hususunda taraflar arasında farklı beyanlar bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli ve 2002/4-238-367 sayılı kararı Ceza Dairelerinin aynı doğrultudaki yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında da kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinden şüpheli kalan bu hâlin sanık lehine 5237 sayılı TCK"nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasının gerektiği" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
    5271 sayılı CMK"nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 4. Ceza Dairesince 05.11.2015 tarih ve 22392-37261 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    01.12.2009 tarihli olay ve görgü tespit tutanağına göre; olayın faaliyette olmayan oto yıkama dükkânının bahçesinde gerçekleştiği, bahçenin içinde sönmüş közlerin olduğu, belirtilen yerin mağdur ...’ın evine 200 metre mesafede olduğunun belirtildiği,
    01.12.2009 tarihinde saat 16.00’da düzenlenen adli muayene raporuna göre; mağdur ..."ın alkolsüz olduğu,
    01.12.2009 tarihinde saat 17.00’da düzenlenen adli muayene raporuna göre; sanık ..."ın alkolsüz olduğu,
    Olayda kullanılan N 9332 seri numaralı CZ-75 marka silaha ve 11 adet fişeğe 01.12.2009 tarihinde el konulduğu ve el koyma kararının Karapınar (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin CMK’nın 127. maddesi uyarınca verilen 02.12.2009 tarihli ve 262 sayılı kararı ile onandığı,
    Mağdur ... tarafından olayda kullanılan tabancaya ait biri deforme olmuş toplam iki adet boş kovanın emniyet görevlilerine teslim edildiği,
    İstanbul Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünün 01.07.2010 tarihli yazısına göre; suçta kullanılan silahın Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeline Görevlerinde Kullanılmak Üzere Bedeli Mukabili Zati Demirbaş Tabanca Satışına Dair Yönetmelik hükümleri uyarınca sanığa görevinde kullanmak üzere bedeli mukabili satışı yapılan zatî demirbaş tabanca statüsünde olduğu,
    Kağıthane İlçe Emniyet Müdürlüğünün 14.06.2010 tarihli yazısına göre; suça konu silahın Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından görevde kullanması için satış senediyle sanığa satıldığı,
    Anlaşılmaktadır.
    Mağdur ... soruşturma evresinde; olay gecesi tanık .... ile lokantada alkol aldıklarını, evinin yakınına geldiklerinde üşüdükleri için ateş yaktıklarını, sonradan tanık Ali’nin de kendilerine eşlik ettiğini, yanlarına alkollü olan sanığın da gelerek “Yazgan’ların Mahallesinde neden ateş yakıyorsunuz lan, dağılın, s...in gidin lan” dediğini, evlerinin bu civarda olduğunu söyleyince, sanığın hakaret içerikli sözlerine devam ettiğini, belinden çıkardığı silahı kalbine dayayarak tetik düşürdüğünü, silahın patlamadığını, korktuklarından kaçtıklarını, “O... çocuğu sensin” diyerek sanığa karşılık verdiğini, sanığın kendisine silahı doğrultarak arkasından iki el ateş ettiğini, daha sonra olay yerinden boş kovanları alıp polis memurlarına teslim ettiğini,
    Kovuşturma evresinde önceki beyanından farklı olarak; sanığın arkalarından havaya doğru iki el ateş ettiğini,
    Tanık ... soruşturma evresinde; olay gecesi arkadaşları olan mağdur ... ve tanık ..... ile.... Restoran isimli bir iş yerinde bir miktar alkol aldıklarını, eve giderken yaklaşık 50 metrelik mesafede ateş yakarak sohbet ettikleri bir sırada; hareketlerinden alkollü olduğunu anladıkları sanığın gelerek “Söndürün bu ateşi“ dediğini, kendilerinin üç kişi olmalarının verdiği güvenle “Ateşi söndürmeyiz” şeklinde cevap vermelerinden sonra sanığın yanlarına yaklaşarak silahını çıkarıp, mağdur ..."in kalbine dayayarak mekanizmayı kurmadan tetiği düşürerek kendilerine küfür ettiğini, bunun üzerine, sanığa bu mahallede oturduklarını söylediğini, silahtan korktukları için de yavaş adımlarla olay yerinden ayrıldıklarını, mağdur ..."in ateşi söndürmek için ateşin başında bir süre kaldıktan sonra yanlarına geldiğinde, sanığın iki el ateş ettiğini, olay sabahı sanığın ismini öğrendiklerini ve boş kovanları bularak mağdura verdiğini,
    Kovuşturma evresinde ise; daha önceki ifadesinin doğru olduğunu, ekleyecek herhangi bir husus olmadığını, ateş yakıp sohbet ederken sanığın yanlarına gelerek “Yazganların mahallesinden gidin” diye sinkaflı sözlerle hakaretlerde bulunduğunu, kendilerinin de bu mahallede oturduklarını söylediklerini, ancak sanığın belinden bir tabanca çıkarıp, mağdur ..."in kalbine dayayarak tetik düşürdüğünü, korktukları için yavaş yavaş kaçarken sanığın arkalarından iki el ateş ettiğini, mağdur ..."in sanık tetik düşürdükten sonra kaçarken sanığa küfürle karşılık verdiğini, ondan önce mağdur ..."in küfür etmediğini,
    Olay nedeniyle polis memuru olan sanık hakkında yapılmakta olan idari soruşturma sırasında; tanık sıfatıyla verdiği 22.07.2010 tarihli ifadesinde; mağdur ... ve tanık .....ile.... Restoran isimli iş yerinde ikişer bardak bira içip eğlendikten sonra eve doğru yürürken, evlerinin bulunduğu yerde ateş yakarak ısınmaya çalıştıkları sırada, tanımadıkları bir şahısın yanlarına gelerek “Ateşi söndürün” dediğini, mağdur ..."in ise “Söndüremeyiz sana ne” demesi üzerine sanığın “Duymuyor musunuz, ateşi söndürün“ dediğini, bu kezde kendisinin sanığa hitaben “Söndüremeyiz, istersen gel sen söndür“ dediğini, bunun üzerine sanığın silahını çıkararak mağdur ..."in kalbine dayayıp, tetiği düşürdüğünü, ancak silahın patlamadığını, kendisi ile tanık Ali"nin yavaş yavaş olay yerinden uzaklaşmaya başladıkları sırada sanığın mağdur ..."in kolundan tutarak “Söndür lan ateşi” dediğini, sanığın ayrıca kendilerine de küfür ettiğini, bir süre sonra mağdur ..."inde yanlarına geldiğini ve sanığa “O. çocuğu“ demesi üzerine sanığın iki el ateş ettiğini;
    Soruşturma evresinde ifadesi alınamayan tanık .....Kozanlı yargılama evresinde; olay gecesi, arkadaşları ile birlikte evlerinin yakınlarında mahalle arasındaki bir sokakta ateş yakarak ısındıkları bir sırada, tanımadıkları bir şahsın yanlarına gelerek "Niye ateş yakıyorsunuz" diyerek küfür ettiğini, sonra da silahı çıkarıp mağdur ..."in kalbine dayayarak tetiği düşürdüğünü, ancak silahın patlamadığını, kendileri olay yerinden uzaklaştıktan sonra sanığın arkalarından iki el ateş ettiğini,
    Polis memuru olan sanık hakkında yapılmakta olan idari soruşturma sırasında; tanık sıfatıyla verdiği 05.08.2010 tarihli ifadesinde; mağdurla akraba olduklarını, olay tarihinde mağdur ve tanık .... ile üşüdüklerinden dolayı mahallelerinde ateş yaktıklarını, yanlarına gelen sanığın “Neden ateş yakıyorsunuz” diyerek kendilerine sinkaflı bir şekilde hakaret ettiğini, sonrasında belinden çıkardığı silahı mağdurun kalbine dayayarak tetiğe bastığını, silahın ateş almadığını, olay yerinden uzaklaştıktan sonra arkalarından iki el ateş edildiğini,
    İfade etmişlerdir.
    Sanık ...; İstanbul’da polis memuru olduğunu, yıllık iznini kullanmak için olay tarihinde memleketine gittiğini, olay gecesi saat 00.10 civarında evine doğru giderken evine yaklaşık 40 metre uzaklıkta üç kişinin ateş yaktıklarını ve muhtemelen alkollü olan bu şahısların çevreyi rahatsız edecek şekilde gürültü yaptıklarını görünce ateşi söndürmelerini istediğini, ayrıca belirtilen yere yakın olan evinde hasta annesinin bulunması nedeniyle gürültü yapmamalarını söylediğini, ancak bu şahısların kendisine ters bir şekilde cevap verip üzerine yürüdüklerini ve sinkaflı bir şekilde hakaret ettiklerini, havanın sisli olması nedeniyle net olarak göremediği bir şahsın kendisine “Bacını, ananı avradını sinkaf edeceğim, seni bulurum o zaman seninle görüşeceğiz” demesi üzerine kendisinin de hakaret ederek karşılık verdiğini, sonrasında şahısları üzerine gelmemeleri konusunda uyarmasına rağmen üzerine doğru geldikleri için beylik tabancasını çıkarıp kendini korumak amacıyla havaya iki el ateş edince olay yerinden uzaklaştıklarını, şahısların arkasından gitmediğini, bu şahısların komşularının çocukları olduğunu ertesi gün öğrendiğini, suçlamayı kabul etmediğini savunmuştur.
    5237 sayılı TCK"nın 29. maddesinde haksız tahrik;
    "Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir" şeklinde, ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak hüküm altına alınmıştır.
    Ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak düzenlenen haksız tahrik, kişinin haksız bir fiilin kendisinde meydana getirdiği hiddet ya da şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi durumunda kusur yeteneğindeki azalmayı ifade etmektedir. Bu hâlde fail, suç işleme yönünde önceden bir karar vermeden, dışarıdan gelen etkinin ruhsal yapısı üzerinde meydana getirdiği karışıklığın neticesi olarak bir suç işlemeye yönelmektedir. Bu yönüyle haksız tahrik, kusurun irade unsuru üzerinde etkili olan nedenlerden biridir. Başka bir anlatımla, haksız tahrik hâlinde failin iradesi üzerinde zayıflama meydana gelmekte, böylece haksız fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altındaki kişinin suç işlemekten kendisini alıkoyma yeteneği önemli ölçüde azalmaktadır.
    Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış kararları ile öğretide de kabul gören görüşler doğrultusunda haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için;
    a) Tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunmalı,
    b) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı,
    c) Failin işlediği suç, bu ruhsal durumunun tepkisi olmalı,
    d) Haksız tahrik teşkil eden eylem, mağdurdan sâdır olmalıdır.
    01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda, 765 sayılı Kanun’da yer alan "ağır – hafif tahrik" ayırımına son verilerek; tahriki oluşturan fiilin, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilip, sanığın iradesine etkisi göz önünde bulundurulmak suretiyle, maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda cezasından makul bir indirim yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
    Haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi açısından, failin suçu ilk haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işleyip işlememesi önemlidir. Mağdur ya da maktulden gelen haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunan hâllerde, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerekmektedir.
    Yerleşmiş yargısal kararlarda kabul edildiği üzere; gerek fail, gerekse mağdur ya da maktulün karşılıklı haksız davranışlarda bulunması hâlinde, tahrik uygulamasında kural olarak haksız bir eylem ile mağdur ya da maktulü tahrik eden fail, karşılaştığı tepkiden dolayı tahrik altında kaldığını ileri süremez. Ancak böyle bir durumda, fail ve mağdurun bir diğeri yönünden tahrik oluşturan bu haksız davranışları birbirlerine oranla değerlendirilmeli, öncelik sonralık durumları ile birbirlerine etki tepki biçiminde gelişip gelişmedikleri göz önünde tutulmalı, ulaştıkları boyutlar, vahamet düzeyleri, etkileri ve dereceleri gibi hususlar dikkate alınmalı, buna göre; etki tepki arasında denge bulunup bulunmadığı gözetilerek, failin başlangıçtaki haksız davranışına gösterilen tepkide aşırılık ve açık bir oransızlık saptanması hâlinde, failin haksız tahrik hükümlerinden yararlandırılması yoluna gidilmelidir.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Olay gecesi yanında bulunan arkadaşları ile birlikte bir miktar alkol aldıktan sonra; evinin yakınlarında boş olan iş yerinin bahçesinde ateş yakarak sohbet ettiklerini beyan eden mağdurun; sohbet esnasında yanlarına gelen sanığın ateşi söndürmelerini isteyip kendilerine hitaben sinkaflı sözlerle küfür ettiğini, evlerinin bu civarda olduğunu söylemeleri üzerine de sanığın hakaret içerikli sözlerine devam ederek belinden çıkardığı silahı kalbine dayayıp tetik düşürdüğünü, ancak silahın patlamadığını, silahtan korkarak olay yerinden uzaklaşmaya çalışırken sanığın arkasından havaya iki el ateş ettiğini ileri sürmüş olması, mağdurun arkadaşları olan tanıkların da sonuca etkili olamayacak değişikliklerle aynı mahiyette açıklamalarda bulunmalarına karşın sanığın savunmasında; polis memuru olarak görev yapmakta iken yıllık iznini geçirmek amacıyla memleketinde bulunduğu sırada olay gecesi saat 00,10 sıralarında evine doğru giderken evinin çok yakınında daha önceden tanımadığı, ancak aynı mahallede oturduklarını sonradan öğrendiği mağdur ile tanıklar .....ve ...."in ateş yakarak konuştuklarını görmesi üzerine alkollü olan mağdur ile tanıklara, çevreyi rahatsız edecek şekilde gürültü yapmamaları ve ateşi söndürmeleri konusunda uyarıda bulunduğunu, ayrıca ateş yakılan yere çok yakın olan evinde hasta olan annesinin bulunduğunu söylemesine rağmen mağdur ile yanında bulunan tanıkların ters bir şekilde cevap vererek hakaret içerikli sözlerle üzerine yürümeleri nedeniyle kendisini korumak amacıyla üzerinde bulunun beylik tabancasını çıkararak havaya iki el ateş ettiğini beyan etmiş olması, sanığın savunmasının, olay nedeniyle yapılmakta olan idari soruşturma sırasında tanık olarak beyanına başvurulan tanık ...."in 22.07.2010 tarihli ifadesi ile kısmen desteklenmiş olması ve mevsim koşulları ile olay saati dikkate alındığında oldukça soğuk bir günde gecenin ilerleyen saatinde alkollü olduklarını kabul eden şahıslar tarafından yakılan ateşin, çevrede oturanlar üzerinde yaratacağı tedirginlik ile birlikte makul karşılanabilecek olan uyarıya rağmen ters cevap verilerek rahatsızlık verici gürültüye devam edilmesinin bir bütün hâlinde haksız hareket olarak kabul edilebileceği gibi gerek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun gerekse özel dairelerin yerleşik uygulamaya dönüşen içtihatlarında, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının belirlenemediği hâllerde dahi “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğinin kabul edilmesi karşısında; haklı nedene dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire onama kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanmaması isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı;
    "Yıllık iznini kullanmak için memleketinde bulunan polis memuru olan sanığın olay günü saat 00.10 sıralarında evine doğru giderken aynı mahallede oturan, ancak daha önceden tanımadığı mağdur ile tanıklar .....ve ....’in, mağdurun evine 200 metre uzaklıktaki olay tarihinde faaliyette bulunmayan oto yıkama dükkanının bahçesinde ateş yaktıklarını görmesi üzerine sinkaflı bir şekilde hakaret ettiği, ateşi söndürmelerini istediği mağdur ve tanıkların ateşi söndürmeyeceklerini söylemeleri üzerine sanığın belinden çıkardığı silahı mağdurun kalbine dayayarak tetik düşürdüğü, ancak silahın patlamadığı, korkarak kaçan mağdurun sanığa "O... çocuğu sensin" diyerek karşılık verdiği, bunun üzerine sanığın, mağdurun arkasından havaya iki el ateş ettiği olayda; mağdur ile tanıklar .... ve Ali’nin aşamalardaki beyanlarında ilk önce sanığın kendilerine hakaret ettiğini belirtmeleri, gerek sanığın gerekse mağdur ve tanıkların evlerine yakın olan yerde ateş yakılmasının çevrede tehlike yarattığına ve mağdur ile tanıkların gürültü yaparak başkalarını rahatsız ettiklerine dair sanığın beyanı dışında tanık veya başka bir delilin bulunmaması, olayda ilk haksız hareketin, mağdur ile tanıklar .... ve Ali’ye hakaret eden sanıktan gelmesi karşısında; yerel mahkemece sanık lehine haksız tahrik hükmünün uygulanmamasında bir isabetsizlik bulunmadığı" düşüncesiyle,
    Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Ceza Genel Kurulu Üyesi de; benzer gerekçelerle karşı oy kullanmışlardır.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
    2- Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 27.05.2015 tarihli ve 16179-29808 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
    3- Karapınar Asliye Ceza Mahkemesinin 10.03.2011 tarihli ve 35-43 sayılı hükmünün, sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanmaması isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 08.11.2018 tarihinde yapılan birinci müzakerede yeterli çoğunluk sağlanmadığından, 20.11.2018 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi