1. Hukuk Dairesi 2020/21 E. , 2021/585 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TENKİS
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun kabulü ile Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.12.2017 tarih, 2017/148 Esas, 2017/405 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, muvazaa iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, ölünceye kadar bakma akdinin iptali ile tapu iptali ve tescil, aksi halde tenkis isteğine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakanı Sıdıka’nın 2811 ada 18 parsel sayılı taşınmazdaki 3 ve 5 nolu bağımsız bölümleri dava dışı oğlu .i’ye ölünceye kadar bakma akdi ile temlik ettiğini, daha sonra ...’nin ölümü ile çekişme konusu taşınmazların tek mirasçısı olan davalıya intikal ettiğini, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla ve muvazaalı olarak yapıldığını, dava dışı oğlu ...’nin mirasbırakana bakmadığını, mirasbırakanın bakımevinde kaldığını ve burada da öldüğünü ileri sürerek, çekişme konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tesciline, aksi halde tenkise karar verilmesini istemiştir.
Davalı, mirasbırakana gerek kendisi gerekse babası ... tarafından bakıldığını, kaldı ki mirasbırakan adına kayıtlı dava dışı çok değerli taşınmazların bulunduğunu, muvazaanın olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun kabulü ile Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.12.2017 tarih, 2017/148 Esas, 2017/405 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, muvazaa iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1924 doğumlu mirasbırakan ...’nun 16.09.2013 tarihinde ölümü üzerine geride mirasçı olarak davacı kızı Sevim ile kendisinden önce 24.03.2013’de ölen oğlu ...’nin kızı ...’nin kaldığı, mirasbırakan tarafından dava konusu 2811 ada 18 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 3 ve 5 nolu bağımsız bölümlerin 2013’de ölen oğlu ...’ye ölünceye kadar bakma akdi ile devredildiği, ...’nin ölümü üzerine tek mirasçısı olan davalı kızına intikal ettiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) m. 611. maddesine göre ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir akittir. (818 s. Borçlar Kanununun (BK) m. 511). Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer. (TBK m. 614 (BK) m. 514)).
Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. (TBK m. 19 (BK m. 18)). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu"nun 01.04.1974 gün ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.
Mirasbırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi için de, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.
Somut olaya gelince, davalının mirasbırakanı ...’ye temlik edilen taşınmazların dava tarihindeki toplam değeri 580.000,00 TL, halen mirasbırakan adına kayıtlı 8 parça taşınmazın dava tarihindeki değeri ise 895.000,00 TL olduğu, temlik edilen taşınmazların toplam değerinin mirasbırakanın geride kalan taşınmazlarının toplam değerine olan oranı gözetildiğinde makul sınırın aşıldığı, mirasbırakanın kendisine baktırmak için daha azını verebilecekken taşınmazlarının değer itibariyle önemli kısmını verdiği, mirasbırakanın davalının mirasbırakanı ... tarafından bakımevine yerleştirildiği ve burada öldüğü, mirasbırakanın amacının kendine baktırmak olmadığı, amacının kendisine baktırmak olsaydı kıymetli ve iki ayrı taşınmaz vermek yerine bir tanesi ile yetinebileceği açıktır.
Somut olgular yukarıdaki ilkeler ile birlikte değerlendirildiğinde temliklerin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapıldığı sonucuna varılmaktadır.
Hâl böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile reddine karar verilmesi doğru değildir.
Davacının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1-a maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, HMK"nın 373/2 maddesi gereğince dosyanın kararı veren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi"ne gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 04.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.