15. Ceza Dairesi 2015/4307 E. , 2018/3537 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : TCK"nun 158/1-d, 62, 52, 53. ve 207/1, 62, 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı"nın 23/06/2008 tarih, 2008/24511 Esas sayılı İddianamesi ile; sanığın müşteki ... adına kayıtlı... plakalı aracı tanık ..."na sattığı sırada verdiği, tanık ..."nun müşteki... tarafından aracın satışına yetkili kılındığına ilişkin ... Noterliği"nin 05.12.2006 tarihli... yevmiye sayılı vekaletnamenin sahte olduğu ve sanığın bu şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla TCK"nın 204/1-3. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında; aracın kiralaması sırasında verdiği sürücü belgesi aslının ele geçmediğinden bahisle açılmamış bir kamu davasından beraat kararı verildiği ve yargılama konusu resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulmadığı anlaşılmışsa da, bu konuda dava zamanaşımı süresince mahallinde karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Sanığın, müşteki ... adına kayıtlı ... plakalı aracı müşteki ..."nin işyerinden 24/11/2006 tarihinde ...adına düzenlenen ve üzerinde kendi resminin bulunduğu sürücü belgesi ile kiraladığı, aracı satmak istediğini söylediği tanık... vasıtasıyla tanık ... ile tanıştığı, tanık ..."nun aracı parası olmadığı için başlangıçta alamadığı, konuyu açtığı tanık ..."la aracı birlikte almaya karar verdikleri ve tanık ..."ten aldığı 1500 TL"yi 07/12/2006 tarihinde sanığa verdiği, kalan 1000 TL"yi daha sonra vermek üzere anlaştıkları, sanığın parayı aldığı sırada araca ait tescil belgesi, vergi dairesi ilişik kesme belgesi ve tanık ..."nun müşteki... tarafından aracın satışına yetkili kılındığına ilişkin vekaletnameyi verip teslim ettiği aracın, noterde tanık..."a devredileceği sırada vekaletnamenin sahte olduğunun tespit edildiği, sanığın tanıklar ... ve ..."a yönelik dolandırıcılık suçundan ayrı kamu davası açıldığı ve Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi"nin 11/04/2017 tarih, 2016/242 Esas, 2017/123 Karar sayılı kararıyla sanığın mahkumiyetine karar verildiği; sanığın ... adına düzenlenen sürücü belgesiyle araç kiralama sözleşmesi imzalamak suretiyle özel belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
I- Sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanık savunması, müşteki ve tanık beyanları ile dosya kapsamından sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin mahkumiyet yönünde kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın atılı suçu işlemediğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
II- Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz talebinin incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu"nun 04.03.2008 gün ve 2008/6-47-2008/43, 23.3.2004 gün ve 2004/6-41-2006/70 sayılı kararlarında açıklandığı üzere, yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkacak sonuçtan sanığın yararlandırılması, hakkaniyete aykırı sonuçlar doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin sakatlanmasına yol açacağından, CMK"nın 231/5 ve TCK"nın 51. maddesinin ceza miktarı gözetilerek uygulanmaması, açıklanan nedenle bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık savunması, müşteki ve tanık beyanları ile dosya kapsamından sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin mahkumiyet yönünde kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 22/02/2012 tarih ve 2011/12223 Esas, 2012/2068 Karar sayılı bozma ilamına konu edilen ilk hükümde sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 2 yıl hapis ve 5000 TL adli para cezasına hükmolunduğu ve bu hükmü yalnızca sanık müdafiinin temyiz ettiği de dikkate alınarak, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi gereğince kazanılmış hakkının korunması gerektiği gözetilmeden, 2 yıl 6 ay hapis ve 6000 TL adli para cezasına hükmedilerek sanığa fazla ceza tayin edilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, anılan maddenin verdiği yetkiye istinaden hüküm fıkrasına, “sanık hakkında verilen hükmün sadece sanık müdafii tarafından temyiz edildiği de dikkate alınarak, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK"un 326/son maddesi uyarınca sanık hakkında hükmolunan "2 yıl 6 ay hapis ve 6000 TL adli para" cezasının, "2 yıl hapis ve 5000 TL adli para" cezasına indirilmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.