Davacı,zorunlu Bağ-Kur sigortalılığının 2.1.2002 tarihinde sona ermesi nedeniyle Kuruma prim borcu bulunmadığının ve müracaat tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava, davacının oda kaydı ve vergi kaydının sona erdiği tarihler dikkate alınarak 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu Bağ-kur sigortalılığının 02.01.2002 tarihi itibari ile sona ermesi nedeni ile kuruma prim borcu bulunmadığının tespiti ile Sosyal Güvenlik Kurumlarında geçirdiği hizmet süreleri dikkate alınarak Kuruma müracaat tarihinden itibaren emekli sayılmasına karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, davacının Bağ-Kur prim borcu bulunmadığının ve SGK kurumlarında geçirdiği hizmet süreleri dikkate alınarak 01.06.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbitine.karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 10.03.1985-15.08.1985 tarihleri arasında vergi, 24.06.1997-02.01.2002 tarihleri arasında oda, 03.05.1988-28.12.2001 tarihleri arasında sicil kaydı bulunduğu, 11.11.1989 tarihli bildirgeye istinaden 03.05.1988 tarihi itibariyle kayıt ve tescil edildiği, 02.01.2002 tarihli İB formuna göre Bağ-kur sigortalılığının 02.01.2002 tarihinden itibaren sona erdirildiği 03.05.1988-02.01.2002 tarihleri arasındaki döneme ait prim borçlarının tamamının ödediği, 01.06.1972-31.05.2005 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında Zorunlu ve İsteğe bağlı sigortalı olarak toplam 2140 gün sigortalılığı bulunduğu bu sürelerden 01.01.1991-31.12.1993; 01.03.2002-31.05.2003 ve 01.02.2005-31.05.2006 tarihleri arasındaki dönemde İsteğe bağlı sigortalı olarak 506 sayılı Yasa kapsamında prim ödediği, Kurum memuru tarafından yapılan inceleme sonucu Şoförler Odası üye kayıt defterinde davacının isminin bulunduğu bölümde üyeliğinin sona erdiği ile ilgili kayıt bulunmadığı gibi Oda Yönetim Kurulu tarafından davacının üyeliğinin sona erdiği ile ilgili karar alınmadığının tespit edilmesi nedeni ile üyelik kaydının devam ettiği gerekçesiyle Kurum tarafından davacının Bağ-kur sigortalılığı 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı olarak çalışmaya başladığı 22.12.2003 tarihine kadar devam ettirilerek 311,12 YTL prim borcu çıkarıldığı, davacının sosyal Sigortalar Kurumuna verdiği 31.05.2006 tarihli dilekçe ile yaşlılık aylığı isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık davacının 02.01.2002-21.12.2003 tarihleri arasındaki dönemde 1479 sayılı Yasa kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olarak bağımsız çalışması bulunup bulunmadığı ve davacının farklı sosyal Güvenlik Kurumlarına tabi hizmetleri nedeni ile yaşlılık aylığı bağlanacak Kurumun belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
1479 sayılı Kanun"un 24. maddesi gereğince zorunlu Bağ-Kur sigortalılık statüsünün oluşması için vergi kaydının, Esnaf Odası veya Esnaf ve Sanatkarlar Sicil Memurluğu kaydının bulunması yeterlidir. Bu nedenle 02.01.2002 tarihinden sonra kendi adına bağımsız çalışması bulunup bulunmadığı davanın kamu düzenini de ilgilendirdiği gözetilerek büyük bir titizlikle araştırılmalıdır.
2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerinin Birleştirilmesi Hakkındaki Kanunun 8.maddesi hükmüne göre; birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden ilgililere son 7 yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, eşit olması halinde eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu Kurumca kendi mevzuatına göre aylık bağlanır. Bu bağlamda 2829 sayılı Yasa kapsamında birleştirilecek süreler; anılan yasanın 2. maddesi hükmünde sıralanan kurumlarda (T.C.Emekli Sandığı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu ile Sosyal Sigortalar Kurumu ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20. maddesine göre kurulan emekli sandıklarında) 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu ve 2926 sayılı Tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu hükümlerine göre kurumlarına emeklilik keseneği veya malüllük yaşlılık ölüm sigortaları primi ödenerek geçirilen sürelerdir.
İsteğe bağlı sigortalılık süresi fiili hizmet süresinden sayılmayacağından bu süre yaşlılık aylığı hesabında nazara alınsada davacının son yedi yıllık fiili hizmet süresi hesabında isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin aylık bağlamaya esas Kurumun belirlenmesinde değerlendirme kapsamına alınmaması gerekir.
Yapılacak iş; Davacının ticari faaliyette bulunduğu en son adreste Emniyet Müdürlüğü aracılığıyla ticari faaliyetine hangi tarihte son verdiğine ilişkin araştırma yapmak gerekirse komşu işyeri kayıtlarına geçmiş kişiler tespit edilerek tanık olarak beyanlarına başvurmak ayrıca odanın genel kurul faaliyetlerine katılıp katılmadığı ile ilgili de araştırma yapmak ve tüm deliller birarada değerlendirilerek çıkacak sonuca göre ihtilaf konusu 02.01.2002-21.12.2003 tarihleri arasındaki dönemde 1479 sayılı Yasa kapsamında Bağ-kur sigortalısı olup olmadığı araştırılmalı ve davacının 2.1.2002 tarihi ile 21.12.2003 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa"ya tabi sigortalı olup olmadığını belirlemek ve belirlenen sigortalılık süresine göre pirim borcu bulunup bulunmadığı araştırılarak , daha sonra 2829 sayılı Yasanın 8 maddesi dikkate alınarak son 7 yılda geçen isteğe bağlı 506 sayılı Yasa kapsamında ödediği primler fiili hizmet süresinin hesabına katılmayarak davacının 506 sayılı Yasa"ya göremi yoksa 1479 sayılı Yasa"ya göremi yaşlılık aylığına hak kazanacağını tespit ederek sonucuna göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır..
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.